{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/623 <br>KARAR NO: 2024/941<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/12/2023<br>NUMARASI: 2022/801 Esas -  2023/906 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı araçla, vekil edenin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen 29/05/2017 günlü trafik kazasında müvekkili davacının ağır bir biçimde yaralanarak, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan 02/02/2021 günlü maluliyet raporuna göre %35 oranında malul kaldığını, davalı sigorta şirketince yeterli bir ödeme yapılmadığını ve arabuluculuğa ilişkin başvurunun da anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirterek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 4.000,00-TL'si sürekli iş göremezlik, 500,00-TL'si bakıcı gideri ve 500,00-TL'si de tedavi giderine ilişkin olmak kaydıyla toplam 5.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından aynı kazaya ve aynı hukuki nedenlere dayanılarak vekil edeni şirket aleyhine sigorta tahkim komisyonu nezdinde ... nolu dosya ile dava açıldığını, bu davanın sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, davacı tarafından bu başvurunun reddedilmesi üzerine yine sigorta tahkim komisyonu nezdinde aynı olaya dayanılarak ... nolu dosya ile başvuruda bulunulduğunu, bu başvurunun da kesin hüküm nedeniyle reddedildiğini, müteakip itiraz hakem heyetince de başvuranın itirazının reddine karar verildiğini, dolayısı ile görülmekte olan davanın esasa girilmeksizin kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, toplanan deliller, sigorta tahkim komisyonu kararları ve tüm dosya kapsamı gözetilerek; \" ...  davacı tarafından davalı sigorta şirketine sürekli ve geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri ve tedavi giderleri için  tazminatı istemli talepte bulunulmuş ise de; dava açılmazdan evvel davacı tarafından aynı olay nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyetine başvurulduğu, hakem heyetince istemin talebin yukurıda izah edildiği şekilde reddine karar verildiği, karara karşı davacı  tarafın  itirazi üzerine Sigorta Tahkim Komisyon İtiraz Hakem Heyeti tarafından talebin reddine kesin olarak karar verildiği, Sigorta Tahkim Komisyonu ve  İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen bu ret kararları işin esasına girilerek verilmiş olduğundan hakem heyeti kararının bu dava yönünden maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmekte olup, kesin hükmün de dava şartı olduğu dikkate alındığında davanın, dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerektiği...\" gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; davanın reddine dayanak gösterilen sigorta tahkim komisyonu kararlarının dava konusu kazaya ilişkin hukuk mahkemelerince inceleme yapılmasını engel teşkil edecek nitelik taşımadığı halde, hatalı değerlendirme sonucunda davanın yazılı biçim ve şekilde reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna yöneliktir.Dava; trafik kazası sonucunda meydana geldiği ileri sürülen, bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkin olup, davacı eldeki davada,  kalıcı iş göremezlik zararı, bakıcı gideri zararı ve tedavi gideri zararının davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Bilindiği üzere, kesin hüküm ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki açılan bir davada kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşulu olup, mahkemece resen gözetilmesini gerektirir. Bir hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (HMK.m.303) Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş bir karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi gerek ise şekli anlamda kesin hüküm, dava şartlarından olmakla hakim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hüküm nedeniyle sonradan açılan davanın reddi gerekir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; davacının eldeki davayı açmadan önce Sigortacılık Kanunu'nun kendisine tanığını seçimlik hakkını kullanarak, kendisi yönünden ihtiyari çözüm yolu olan Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla; 50,00-TL'si geçici ve 50,00-TL'si de sürekli iş göremezlik, zararına ilişkin olmak üzere toplam 100.00,-TLmaddi tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsili için 05/04/2019 tarihinde başvuruda bulunduğu Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakemince verilen 23/08/2019 gün 2019.E.2998-K.2019/69736 sayılı kararla bu başvurunun reddedildiği, bu karardan sonra davacı tarafından bu defa 4.000,00-TL'si sürekli iş göremezlik 1.000,00-'si de geçici iş göremezlik zararının tahsili amacıyla toplam 5.000,00-TL maddi tazminat talepli olarak Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde davalı sigorta şirketi aleyhine 23/07/2020 tarihinde başvuruda bulunulduğu,  bu ikinci başvuru üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen 16/09/2020 gün 2020.E.56340-K.2020/73518 sayılı kararla; \" başvuranın talebinin kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı başvuranın yapmış olduğu itirazın da Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince değerlendirildiği ve 03/12/2020 günlü kararla kesin olarak reddedildiği ve bu ret kararından sonra eldeki davanın açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görülerek sonuçlandırılan bir davanın, şartları varsa genel mahkemelerde görülen dava bakımından kesin hüküm oluşturacağı konusunda herhangi bir duraksama bulunmamakta ise de; davacının Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yaptığı başvurusunun geçici ve kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin bulunduğu, eldeki davada ise kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin talep yanında tedavi gideri ve bakıcı gideri zararının da istenildiği; tedavi gideri ve bakıcı gideri zararına ilişkin olarak Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde bir başvuruda bulunulmadığı belirgin olduğundan; komisyonca verilen kararın tedavi gideri ve bakıcı gideri zararının tazminine yönelik talep bakımından hiçbir şekilde kesin hüküm oluşturmayacağı açıktır. Bunun yanında, bir kararın kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi için de, evvelce verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleştirilmiş olması zorunludur. Anayasa Mahkemesi'nin 2005/465 nolu başvuru üzerine yaptığı inceleme sonucunda verilen 12/09/2018 günlü kararda; hakem heyeti kararları ile ilgili olarak, kararın mahkemece tebliğ edilmesi gerektiğine hükmedilmiş ve bu kararla aynı mahiyette bulunan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2018 gün ve  2018/5787 E.- 2018/11726 K. Sayılı kararında; \"5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 23. fıkrasında, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı belirtilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın tahkim usulüne ilişkin tebligatı düzenleyen 438. maddesinde de, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligatın 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla hakem kararı kendisine verilen mahkeme, hakem kararının kendisine verildiğini ve kararın  neden ibaret olduğunu iki tarafa da yazılı olarak tebliğ etmelidir. Her iki taraf hakkında da temyiz süresi ancak bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.\" denilerek, sigorta tahkim komisyonu hakem kararlarına karşı istinaf/temyiz süresinin, mahkemesince tebliğinden itibaren başlayacağı kabul edilmiştir.  Yargıtay 11. HD. 31/05/2018 gün ve 2018/1476 E. - 2018/4167 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir. Eldeki davada; ilk derece mahkemesinin kesin hüküm saydığı Sigorta Tahkim Komisyonu kararlarının davacıya tebliğ edilip edilmediği anlaşılamadığı gibi eğer KEP bildirim belgesiyle tebliğ edilmiş olsalar bile söz konusu bu kararların, kararı saklamakla görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise, mahkemece saklama kararı yazılıp yazılmadığı ve yazılmış ise kararın taraflara mahkemece tebliğ edilip edilmediği araştırılıp belirlenmiş değildir. Kaldı ki fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak yapılan bir başvurunun miktar itibariyle kesin nitelikte olduğundan da söz edilemez. Bundan ayrı, bilindiği üzere aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce açılmış ve bu dava görülmekte (derdest) ise aynı konunun (uyuşmazlığın) yeni bir dava konusu yapılması da mümkün değildir.(HMK.m.114/ı) Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesince az yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen 23/08/2019 ve müteakip  İtiraz Hakem Heyetince verilen 03/12/2020 günlü kararların, usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılıp belirlenmesi, henüz kesinleşmemiş ise kalıcı iş göremezlik  zararına ilişkin talep bakımından anılan tahkim dosyalarının derdest dava niteliği taşıyıp taşımadığı da değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm bunlar yapılmadan ve herhangi bir ayrıma gidilmeden tüm talepler bakımından yazılı biçim ve şekilde davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olup, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK. m. 353/1-a/4-6 hükümleri uyarınca kaldırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle  KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2023 tarih ve 2022/801 Esas - 2023/906 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4 ve 6 madde hükümleri uyarınca  KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde kendisine İADESİNE, 4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"063d38945a84ed0a","SID":"3ea574d3c1b1c921"}}