{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/102 Esas <br>KARAR NO: 2024/879 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2017/916 Esas -  2021/367 Karar <br>TARİHİ: 07/06/2021<br>DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili tarafından davalıya çeşitli tarihlerde düzenlenen sözleşmeler gereğince nakliye, depolama ve çeşitli hizmetler verildiğini, sözleşmelerin davalı tarafın haksız ve eylemli olarak muhalefet etmesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, sözleşmelerden kaynaklı olarak tazminat taleplerinin bulunduğunu belirterek davanın kabulüne, muhakeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  taraflar arasında 4 adet taşıma ve 1 adet depolama sözleşmesinin bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan yurt için bobin taşıma sözleşmesi ve yurt için iplik taşıma sözleşmesinin süre sonunda sona erdiğinden ve yazılı olarak yenilenmediğinden bu sözleşmeler ile ilgili istemde bulunulmasının hukuksal olarak mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan depolama ve lojistik hizmet sözleşmesinin davalı tarafından sözleşmede öngörülen fesih ihbar süresine uyularak sona erdirildiğini, taraflar arasındaki kara nakliye sözleşmesinin davacı tarafından TBK 126 madde uyarınca tek taraflı olarak feshedildiğini, fesheden tarafın tazminat talebinin geçersiz olduğunu, davacının münhasır sözleşme olduğunu iddia ettiği yurt içi bobin, yurt içi iplik ve kara nakliye sözleşmelerinin gerçekte çerçeve sözleşme niteliğinde olduğunu, münhasırlık taşımadığından davalının serbest rekabet koşullarında başka taşıma firmalarından hizmet almasına engel olmadığını, sözleşmeler kapsamında davalıya verilen teminat mektubunun karşılıklı mutabakat sağlanıp iade edildiğinden davacının teminat mektubunun hükümsüzlüğü iadesi ve tedbir talebinin konusu kalmadığından reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/06/2021 tarih 2017/916 Esas -  2021/367 Karar sayılı kararında; \"Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. Dava taraflar arasındaki taşıma ve depolama konulu sözleşmelerin davacı tarafından haklı olarak feshedildiği iddiasıyla davacı tarafından açılan alacak ve tazminat talepli davadır, aynı zamanda sözleşmeler gereği verilen teminat mektuplarının da hükümsüz olduğunun tespiti talep edilmiştir. İddia, savunma, toplanan deliller ve tarafların ilişki dönemlerine ait davacı taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti sunmuş olduğu raporunda özetle; Mali Yönden Yapılan İncelemede ; kar kaybı talebinin kabul edilmesi halinde; ... Bobin Sözleşmesi için; 34.085,33 TL X 8 ay= 272.682,64 TL X % 4,72 =12.870,62 TL ... İplik Taşıma Sözleşmesi için; 34.375,20 TL X 8 ay= 275.001,60 TL X % 4,72 = 12.980,08 TL, ... Depolama Lojistik Sözleşmesi için; 110.483,70 TL X 11 ay- 1.215.320,70 TL X % 4,72 -57.363J 3 TL, Yurt İçi Nakliye Sözleşmesi için; 354.999,01 TLX21 ay- 7.454,979,21 TL x % 4,72 = 35l.875,02 TL olmak üzere 4 sözleşmeden doğan kar payının; 12.870,62 TL +12.980,08 TL +57.363,13 TL +351,875,02 TL = 435,088,85 TL olacağı, personel tazminat taleplerinin kabul edilmesi halinde; ... için 10.885,23 TL, ... için 727,26 TL, ...  için 9.286,06 TL tazminat ödemelerinin, davacı iddiasına göre sözleşmelerin feshi gerekçesi ile iş akdi sonlanmalarına dair ödenen tutarlar olduğu, davaya konu edilen diğer tazminat taleplerinin yukarıda açıklanan gerekçeler ile tespit edilebilir yanı olmadığı, Sözleşmeler Acısından İnceleme. Depolama ve Lojistik Sözleşmesi Açısından Yapılan Değerlendirmeler: Depolama ve Lojistik Sözleşmesi konusundaki uyuşmazlığın özünün sözleşmede (m. 12) yer alan fesih hakkına ilişkin hükmün yorumlanması vc bu doğrultuda davalıya hiçbir neden göstermeksizin fesih hakkı verip vermediğinin beliflenmesinden ibaret olduğu, sözleşmedeki sona ernıc düzeninin ikili bir ayrıma tabi tutulduğu, bunlardan ilkinin belirli süre otıccsinde bildirmek koşuluyla (haklı) bir nedene dayanma zorunluluğu olmaksızın fesih; ikincisi ısc her iki tarafça haklı bir nedene dayanarak fesih (bu ihtimalde esasen haksız feshin sonuçlarının düzenlenmesi şeklinde ifade edilmiştir) hakkı olduğu; ilkinin yalnızca ...'ya; ikincisinin ise her iki tarafa tanındığı, davalının süre sonunu beklemeden kendisine sözleşme m. 12/11I hükmünde tanınan süreli fesih hakkını, 14.4.2017 tarihli ihtarname ile kullandığı, bu bildirim sözleşmenin süresinden önce 17.7.2017 tarihi itibariyle ihtarnamenin muhataba ulaşması ile sona erdirildiği, davalının fesih ihbarının, davacının sözleşmeden doğan edimlerinin ifası için taşınmaz ve araç kiralarını bir yıllık olarak uzatılmasının hemen akabinde gerçekleştirildiğini; bu nedenle davacının zor durumda kaldığını beyan ettiği, bu beyanın Sayın Mahkeme tarafından dinlenebilir olduğuna hüknıedilmcsi halinde, davalının anılan şartlarda kendisine sözleşme ile tanınan fesih hakkının MK m. 2 Dürüstlük Kuralına uygun kullanılıp kullanılmadığı eş deyişle kendilerine sözleşmede tanınan hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı hususu Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,Sayın Mahkemenin davalının fesih hakkını kötüye kullanmadığı sonucuna varması halinde MK. m 2/1'dc yer alan yaptırımın uygulanmayacağı, fesih hakkı hüküm ve sonuç doğurmakla 17.7.2017 tarihinden itibaren sözleşmenin sona ereceği, bu tür sona ermenin, sözleşmede tanınan bir hakka dayanması sebebiyle davacının tazminat ve ceza koşulu talebinin reddi gerekeceği; Buna karşılık Sayın Mahkemenin, fesih hakkının kötüye kullanıldığı sonucuna varması halinde fesih hakkının kötüye kullanılması nedeniyle uğradığı kar yoksunluğunu ve fiili zararlarını (personele ödenen ihbar vc kıdem tazminatı) talep edilebilecek iken haksız feshin yaptırımı olarak düzenlenmiş ceza koşulunun talep edilemeyeceğinin düşünüldüğü; ancak sözleşmenin dili ve kullanılan ifadeler ile metin bir bütün olarak değerlendirildiğinde hakkın kötüye kullanılması kavramının da haksız fesih içinde değerlendirildiği sonucuna varılırsa bu halde cezai şartın talep edilmesinin dc mümkün olduğu; Bununla birlikte dosya kapsamında sözleşmenin sona ermesine ilişkin yazışmaların bulunduğu; Kenan özbostancı tarafından 17,8.2017 tarihinde ... (ve bazı çalınanlara) yollanan elektronik postada; cep depolarının 17.7.2017 tarihinde kapatıldığı, stokların fazlası ile davalı fabrikasına yollandığı, teminat mektubunun iadesinin istendiği; buna karşılık ...  tarafından ...  yollanan elektronik postada teminat mektubunun verilmesine neden olan Yurt İçi Kara Nakliye çerçeve sözleşmesi geçerliğini koruduğunu için iade edilmeyeceğinin bildirildiği; Şu halde ... bir taraftan sözleşmeyi sona erdirme beyanında bulunduğu diğer taraftan sona eren sözleşmeye dayalı teminat mektuplarını iade etmediği. Bu hususun MK m. 2 Dürüstlük Kuralı bağlamında takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Yurtiçi Bobin Taşıma Sözleşmesi Açısından Yapılan Değerlendirmeler: Bu sözleşme ile ilgili olarak ilk uyuşmazlığın sözleşmenin süresinin uzayıp uzamadığına ilişkin olduğu, sözleşmenin 9.2.2015 tarihinde kurulduğu 31.12.2ü 16 tarihine kadar yürülükte olacağının kararlaştırıldığı (m. 12), dosya kapsamıda yer alan davacı delilleri arasında dayanak yapılan elektronik postalarda yer alan ifadeler doğrultusunda, davalının, bobin taşıma sözleşmesinin uzatılmadığı ve sözleşmenin sona ermesinden sonra yaptırılan taşımaların yeni taşıma sözleşmesi kapsamında olduğu yönüdeki beyanının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmadığı, bobin taşıma sözleşmesinin (m. 12'deki koşullara uygun olarak) bir yıl süre ile uzatıldığının anlaşıldığı, bu süreci yöneten ... süreci yönettiği, enflasyon farkına müdahale ettiği ve talebi doğrultusunda yeniden düzenleme yapıldığı açıkça anlaşılmakla TBK m. 40/11 uyannea doğrudan temsilci olduğu, Sayın Mahkemenin dc yerinde görmesi halinde, bobin taşıma sözleşmesinin uzatıldığı ve Bobin Taşıma Sözleşmesinin, \"Sözleşmenin FeshF başlıklı m. 13 hükmü uyarınca, davalının sözleşmenin 3î.12.2016 tarihinde sona erdiği yolundaki beyanının, nedensiz ve ihtarsız fesih olarak değerlendirileceği» bu tür fesih için sözleşmenin m. 13 hükmünde aranan koşullar gerçekleşmediği için feshin haksız olarak niteleneceği, bu halde davacının kar yoksunluğu talebinin koşullarının oluştuğu sonucuna varılacağı, Yurtiçi İplik Taşıma Sözleşmesi ve Yurtiçi Kara Nakliye Sözleşmeleri açısından yapılan değelendirmeler: Taraflar arasındaki Yurtiçi İplik Taşıma Sözleşmesinin, 9.2.2015 tarihinde kurulduğu, M. 12.2016 tarihinde kadar yürürlükte kalacağının kararlaştırıldığı, 1.8.2015 tarihinde. Yurtiçi İplik Taşıma Sözleşmesinin m. 2-6 hükümlerinde değişiklik yapıldığı, Anılan ek protokodc sözleşmenin süresinin değiştirildiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, Davacının iplik taşıma sözleşmesinin 1 yıl süre uzatıldığını beyan ettiği, anılan sözleşmeye ilişkin yazışmaların sunulduğu eklerde (16-17) yer alan elektronik postalar tarafımızdan incelenmiş ve bu yazışmalarda enflasyon artışı başlıklı mesajlarda, bobin taşıma ve yurt içi iplik taşıma sözleşmelerinden bahsedildiği sonucuna ulaşıldığı, yazışmalar doğrultusunda (ayrıntılı olarak rapor metninde açıklandığı üzere) bubin taşıma közleşmesi ve iplik taşıma sözleşmelerinin bir yıl süre ile uzatıldığı sonucuna ulaşıldığı, Sayın Mahkemenin de kabul etmesi halinde, yurtiçi iptik taşıma sözleşmesinin bir yıl uzatıldığı, yurtiçi kara nakliye sözleşmesinin ise iki yıl süreli olduğu, yurt içi iplik taşıma sözleşmesinin 31.12.2016 tarihinde sona ermediği ve davalının bu tarihte sona erdiği yolundaki ifadesini içeren İhtarnamesinin hukuki sonuç doğurmadığı ve anılan sözleşmenin m. 12/(1 uyarınca, davalının sözleşmenin 31.12.2016 tarihinde sona erdiği yolundaki beyanının, nedensiz ve ihtarsız feshii olarak değerlendirileceği, İhtarsız fesih İçin sözleşmenin m. 13 hükmünde aranan koşullar gerçekleşmediği için feshin haksız olarak niteleneceği, bu halde davacının kar yoksunluğu talebinin koşullarının oluştuğu sonucuna varılacağı, aynı şekilde yurt içi kara nakliye sözleşmesi açısından da Sayın Mahkemenin de kabul etmesi halinde henüz süre sona ermeksizin davacıya iş verilmeyip haşka firmalarla anlaşılması halinde de davacı açısından buna dayalı olarak zararının tazmini gerektiği sonucuna ulaşıldığı\" şeklinde rapor sunmuşlardır.Tarafların itiraz ve beyanları sonrası yapılan değerlendirmede bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.Bilirkişi heyeti ek raporunda : Mali Yönden Yapılan İncelemede; Taraf itirazları irdelendiğinde kar kaybı lalebinin kabul edilmesi halinde: Lila Bobin Sözleşmesi için; 34.085,33 TL X 8 ay= 272.682,64 TL X % 4,72 = 12.870,62 TL, ... İplik Taşıma Sözleşmesi için; 34.375,20 TLX 8 ay= 275.001,60 TL X % 4,72 = 12.980,08 TL, ... Depolama Lojistik Sözleşmesi için; 110.483,70TLX 11 ay= 1.215,320,70TLX % 4,72 =57.363,13 TL, Yurt İçi Nakliye Sözleşmesi için;354.999,01 TLX 21 ay = 7.454,979,21 TL x % 4,72 = 351.875,02 TL olmak üzere 4 sözleşmeden doğan kar payının;12,870,62 TL +12,980,08 TL +57.363,13 TL +35I.875,02 TL = 435.088,85 TL olacağı, personel tazminat taleplerinin kabul edilmesi halinde: .... için 10.885,23 TL ...   için 727,26 TL,  ... için 9.286,06 TL tazminat ödemelerinin, davacı iddiasına göre sözleşmelerin feshi gerekçesi ile iş akdi sonlanmalarmda dair ödenen tutarlar olduğu. davaya konu edilen diğer tazminat taleplerinin yukarıda ve kök raporda açıklanan gerekçeler ile tespit edilebilir yanı olmadığı, kök raporda yapılan hesaplamaların davacı vekilinin itirazları irdelendiğinde sektöıcl bilirkişinin de kök rapor görücünü korumuş olduğundan bir değişiklik yapılamayacağı, Sonucuna varılmaktadır. Sözleşmeler Bakımından Yapılan Değerlendirmede,-Davalı çalışanı  ... temsil yetkisinin var olup olmadığı acısından yapılan değerlendirmelere yönelik itirazların değerlendirilmesi (alternatifli sonuçlar aşağıda sıralanmıştır). Mahkemenin yukarıda tespit edilen hususlar doğrultusunda, yapılan yazışmaların davalının ticari temsilcisi tarafından yürütüldüğü, ... temsil yetkisinin var olduğu, anılan davalı çalışanı tarafından yazılan elektronik postadan, \"...konuştuğumuz üzere bobin sözleşmesi 31 Aralıkta sona erdi, yeni ihaleye çıkmaktansa aynı fiyatlarla sizinle devam edelim demiştik\" ifadesi ile sözleşmenin 1 yıl süre ile uzatıldığı ve bu elektronik postanın sözleşmede yer alan yazılılık şartının gerçekleştirdiği sonucuna varması halinde bobin taşıma sözleşmesinin süresinin uzatıldığı ve \"Sözleşmenin Feshi başlıklı m. 13 hükmü uyarınca, davalının sözleşmenin 31.12,2016 tarihinde sona erdiği yolundaki beyanının, nedensiz ve ihtarsız fesih olarak değerlendirileceği, bu halde davacının kar yoksunluğu talebinin koşullarının oluşacağı; aynı şekilde Yurtiçi İplik Taşıma Sözleşmesinin bir yıl uzatıldığı, yurt içi iplik taşıma sözleşmesinin 31,12.2016 tarihinde sona ermediği ve davalının sözleşmenin 31.12.2016 tarihinde sona erdiği yolundaki beyanının, nedensiz ve ihtarsız fesih olarak değerlendirileceği, davacının kar yoksunluğu talebinin koşullarının oluştuğu sonucuna varılacağı, Ancak Sayın Mahkemenin yukarıda yer alan tespitler doğrultusunda, yazışmaların yürütüldüğü ...'ın temsil yetkisini haiz olmadığı, sözleşmelerin uzatılması bakımından yetkisiz olduğu, yazışmaların elektronik posta ile yapılmasının sözleşmelerin uzatılması için aranan yazılılık şartını gerçekleşlirmedığı kanaatine varması haliude ise sözleşmelerin sürelerinin uzatılmadığı, dolayısıyla sürenin soııa ermesi ile sözleşmenin de kendiliğinden sona erdiği ve kar kaybı talebinin koşullarının oluşmadığı sonucuna varılacağı,- Kök Raporda Sözleşmelere Yorum Yolu ile münhasırlık Tanındığı Yönündeki İtirazın Değerlendirilmesi (alternatifli sonuçlar aşağıda sıralanmıştır). Taraflar arasındaki sözleşmelerin müııhasırlığı ile ilgili tartışma ile ilgili olarak, somut olayda belirli bir süre taşıma işinin yapılmasının kararlaştırıldığı çerçeve sözleşmeler bulunduğu. Yurt İçi Kara Nakliye Sözleşmesinde, l yıl süreyle çerçeve nitelikli taşıma sözleşme yapıldığı, bu süre içinde sözleşmenin konusunda düzenlendiği m. 111 hükmünce, davalının ihtiyacı olduğunda nakliye işi yapılacağı vc müstakil taşıma sözleşmeleri kurulacağı, Sözleşmenin IV. Yüklenicinin Görev ve Sorumlulukları başlıklı hükmünün 3. Maddesinde, yüklenicinin (m. 2'de belirtilen) saatlerde mücbir sebep dışında araç tedariki sağlamayacağı durumlarda işlerinin kendisinin araç tedariki sağlayabileceğinin açıkça hüküm altına alındığı, Sayın Mahkeme, anılan hüküm doğrultusunda işverenin hiçbir sebep ileri sürmeksizin ve mücbir sebep de olmaksızın üçüncü kişilerden de araç tedarik edebileceği sonucuna varırsa bu halde davalının üçüncü kişilerden araç tedarikinin borca aykırılık oluşturmayacağı; aksi kanaate varması halinde İse yüklenicinin araç tedariki sağlıyor olmasına rağmen davacıya iş verilmeyip başka firmalarla anlaşılmasının sözleşmeye aykırılık sayılacağı ve davacının sözleşmenin m. 13 hükmü uyarınca, yazılı ihtar sonrası 60 gün içinde sözleşmeyi fesih koşulları oluştuğu ve buna dayalı olarak zararının tazmini gerektiği,Davalının, Kök Raporda, sözleşmede taşıtan davalıya tek yanlı fesih hakkı tanınmasının MK m. 2 Dürüstlük Kuralına aykırı olduğu sonucuna varıldığını, TBK m. 26 hükmünde sözleşme özgürlüğünün düzenlendiğini, sözleşme taraflarının TİK m. 18/11 uyarınca, basiretli davranması gerektiğini, pacta sund servanda ilkesine uygun hareket edilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, oysa kök raporda, davalıya tanınan nedensiz fesih hakkının MK m. 2 hükmüne aykırı olduğuna ilişkin bir görüş bulunmadığı, itiraz dilekçesinde de belirtildiği üzere, tarafların TBK m, 27 deki sınırlamalara bağlı kalarak TBK m. 26 uyarınca sözleşme özgürlüğü ilkesinden hareketle diledikleri hükümlere sözleşmede yer verebileceği, Davalının sözleşmenin feshinde dayandığı m. 12 hükmünde, davalıya sözleşmenin 3 ay önceden fesih ihbar ile (bîr hukuki işlemle) soııa erdirilmesi hakkı tanındığı, dolayısıyla davalının hiçbir neden göstermeksizin sözleşmeyi feshedebileceği, davalının sözleşmede kendisine tanınan bu nedensiz fesih hakkını kullanmasının, haksız olarak değerlendirilemeyeceği, davalının fesihte haklı bir sebebe dayanmasına gerek bulunmadığı, feshedilen sözleşmenin 1.3.2016 tarihinde kurulduğu 1.3.2018 tarihinde kendiliğinden sona ereceği, Davalının süre sonunu beklemeden sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği 1.3.2018 tarihinden yaklaşık 8 ay öncc 17.7.2017 tarihinde sözleşmeyi sonlandırdığı, başka ifadeyle kendisine sözleşme m. 12/111 hükmünde tanınan süreli fesih hakkını kullandığı, Bunun HAKSIZ fesih olmadığı, davacının iddiasının ise davalının fesih ihbarının, davacının sözleşmeden doğan edimlerinin ifası için taşınmaz ve araç kiralanın bir yıllık olarak uzatılmasının hemen akabinde gerçekleştirildiğini: bu nedenle davacının zor durumda kaldığı olgularına dayandığı, davacının anılan beyanlarının Sayın Mahkeme tarafından dinlenebilir olduğuna hükmedilmedi halinde, davacının davalıya tanınan fesih hakkının MK m. 2 Dürüstlük Kuralına uygun kullanılmadığını iddia ettiği, her iki tarafın tacir olduğu, sözleşmede davalıya açıkça nedensiz fesih hakkı verildiği, davacının kabulü ile sözleşmenin kurulduğu ve davalının bu hakkını sözleşmede belirlenen koşullara uygun olarak kullandığı göz önünde tutulduğunda davacının anılan iddiasının yerinde olup olmadığı hususunda nihai takdirin Sayın Mahkemede olduğu\" şeklinde görüşlerini bildirmişlerdir.Mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre; taraflar arasında depolama ve lojistik sözleşmesi, Yurt içi Bobin Taşıma Sözleşmesi, Yurt içi İplik Taşıma Sözleşmesi ve Yurtiçi Kara Nakliye Sözleşmesi olmak üzere toplam 4 adet sözleşme bulunduğu ve dava konusu olan ihtilafın, bu sözleşmelerin feshinin haklı olup olmadığı, bu sözleşmeler dolayısıyla davacı tarafından talep edilen alacak ve tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Depolama ve lojistik sözleşmesi açısından, davalının sözleşme süresi sona ermeden sözleşme m. 12/11I hükmüne göre kendisine tanınan süreli fesih hakkını, 14/04/2017 tarihli ihtarname ile kullandığı, bu bildirimin sözleşmenin süresinden önce 17/07/2017 tarihi itibariyle ihtarnamenin muhataba ulaşması ile sona erdirildiği anlaşılmakla, davalının sözleşmenin feshinde dayandığı m. 12 hükmünde, davalıya sözleşmenin 3 ay önceden fesih ihbar ile (bîr hukuki işlemle) sona erdirilmesi hakkı tanındığı, dolayısıyla davalının hiçbir neden göstermeksizin sözleşmeyi feshedebileceği, davalının sözleşmede kendisine tanınan bu nedensiz fesih hakkını kullanmasının, haksız olarak değerlendirilemeyeceği, davalının fesihte haklı bir sebebe dayanmasına gerek bulunmadığı, feshedilen sözleşmenin 01/03/2016 tarihinde kurulduğu 01/03/2018 tarihinde kendiliğinden sona ereceği, davalının süre sonunu beklemeden sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği 01/03/2018 tarihinden yaklaşık 8 ay öncc 17/07/2017 tarihinde sözleşmeyi sonlandırdığı davacı tarafın bu sözleşmeden kaynaklı olarak talep ettiği 50.000,00 TL cezai şart alacağı talebinin ve yine bu sözleşmeden dolayı talep ettiği 77.534,42 TL'lik talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf davalının fesih ihbarının, davacının sözleşmeden doğan edimlerinin ifası için taşınmaz ve araç kiralarını bir yıllık olarak uzatılmasının hemen akabinde gerçekleştirildiğini ve bu nedenle zor durumda kaldığını beyan etmiş ise de, davacının bu hakkını sözleşme ile kendisine tanınan yetkiye dayanarak kullanmış olması ve fesih süresi dışında herhangi bir koşula bağlanmamış olması ve davacının da tacir olduğu göz önüne alındığında, davalının anılan şartlarda kendisine sözleşme ile tanınan fesih hakkının MK m. 2 Dürüstlük Kuralına aykırı olarak kullandığına dair bir kanaate varılmamıştır.Yurt içi Bobin Taşıma Sözleşmesi ve Yurt içi İplik Taşıma Sözleşmesi açısından, 05/01/2017 tarihinde davalı ... yetkilisi  ... tarafından davacıya yollanan mesajda,“en sözleşmenin XII. Maddesi gereği tarafların yazılı mutabukatı sonucu 1 yıl uzar\" ifadesinin hayata geçmesi için sana ayrıca bir duha yazı yazacağım ki hem senin hem bizim elimizde kayıt olsun” ifadelerinin yer aldığı, ... yetkilisi  ... tarafından aynı gün davacıya yollanan elektronik postadaki “...konuştuğumuz üzere bobin sözleşmesi 31 Aralıkta sona erdi, yeni ihaleye çıkmaktansa aynı fiyatlarla sizinle devam edelim demiştik, aşağıdaki mailden anladığım kadarıyla Akın mevcut fiyatlara enflasyon uygulamış” şeklindeki ifadesi ile ilk yazışmanın bobin taşıma sözleşmesine ilişkin olduğu, dosya kapsamında bulunan 01/07/2015 tarihli, 8853 Sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi, s. 715'te  ... Lojistik Grup Müdürü unvanı ile 11/06/2015 tarihinde tescil ve ilan olunan İç Yönerge kapsamında davalı ... C Grubu inıza yetkilisi olduğu belirtilmiştir. 17/06/2015 tarihli 8843 Sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 11/06/2015 tarihinde tescil edildiği ilan edilen iç Yönerge'de (4. Madde ile). biri en az A grubundan olmak üzere en az iki yetkilinin imzası aranan iş ve işlemler belirlenmiş ve C grubu da bu kapsamda A grubunun yanında imza alabilecek kimseler arasında sayılmış olduğu, taraflar arasındaki yazışmalarda enflasyon artışı başlıklı mesajlarda. bobin taşıma ve yurt içi iplik taşıma sözleşmelerinden bahsedildiği, Yurt içi Bobin Taşıma Sözleşmesi ile Yurt içi İplik Taşıma Sözleşmesinde yer alan özdeş “Sözleşmenin Süresi\" başlıklı m. XIVson cümlelerinde de sözleşmenin süresinin yazılı mutabakat ile uzatılabileceğinin  düzenlendiği, bilirkişilerce de yapılan bu tespitlere göre, yapılan yazışmaların davalının ticari temsilcisi olan ... tarafından yürütüldüğü, anılan davalı çalışanı tarafından yazılan elektronik postada, “...konuştuğumuz üzere bobin sözleşmesi 31 Aralıkta sona erdi, yeni ihaleye çıkmaktansa aynı fiyatlarla sizinle devam edelim demiştik” ifadesi ile sözleşmenin 1 yıl süre ile uzatıldığı ve bu elektronik postanın sözleşmede yer alan yazılılık şartını gerçekleştirdiği ve Yurt içi  Bobin taşıma sözleşmesinin süresinin uzatıldığı ve “Sözleşmenin Feshi” başlıklı m. 13 hükmü uyarınca, davalının sözleşmenin 31/12/2016 tarihinde sona erdiği yolundaki beyanının geçersiz fesih olduğu, sözleşmenin m. 13 hükmünde aranan koşullar gerçekleşmediği için feshin haksız olduğu ve davacının bu iki sözleşme yönünden kar yoksunluğu talebinin koşullarının oluştuğu kanaatiyle, bilirkişi ek raporu mali inceleme kısmında belirlenen miktarlara göre Yurt içi bobin taşıma sözleşmesinden kaynaklı olarak  12.870,62 TL ve Yurt içi iplik taşıma sözleşmesinden kaynaklı talep edilen 12.980,08 TL kar mahrumiyeti tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir. Yurt İçi Kara Nakliye Sözleşmesi açısından, l yıl süreyle çerçeve nitelikli taşıma sözleşme yapıldığı, bu süre içinde m. 111 hükmüne göre, davalının ihtiyacı olduğunda nakliye işi yapılacağı vc müstakil taşıma sözleşmeleri kurulacağı, Sözleşmenin IV. Yüklenicinin Görev ve Sorumlulukları başlıklı hükmünün 3. Maddesinde, yüklenicinin (m. 2'de belirtilen) saatlerde mücbir sebep dışında araç tedariki sağlamayacağı durumlarda işverenin kendisinin araç tedariki sağlayabileceğinin açıkça hüküm altına alındığı, bu haliyle münhasırlık durumu bulunduğu, işverenin hiçbir sebep ileri sürmeksizin ve mücbir sebep de olmaksızın üçüncü kişilerden de araç tedarik edemeyeceği, yüklenici olan davacının araç tedariki sağlıyor olmasına rağmen davacıya iş verilmeyip başka firmalarla anlaşılmasının sözleşmeye aykırılık sayılacağı ve davacının sözleşmenin m. 13 hükmü uyarınca, yazılı ihtar sonrası 60 gün içinde sözleşmeyi fesih koşulları oluştuğu ve buna dayalı olarak zararının tazmini gerektiği, bu kapsamda bilirkişi raporunda hesaplanan yurt içi kara nakliye sözleşmesinden kaynaklanan 351.875,62.-TL ve çalışan   ...’na ödenen 727,26.00 TL ‘den oluşan 352.602,88 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Teminat mektupları açısından. Davacı şirket adına ... tarafından 17/08/2017 tarihinde Kenan Telli (ve bazı çalışanlara) yollanan elektronik postada; cep depolarının 17/07/2017 tarihinde kapatıldığı, stokların fazlası ile davalı tabrikasına yollandığı, teminat mektubunun iadesi istenmiştir. Buna karşılık ... tarafından 18/08/2017 tarihinde ...  yollanan elektronik postada teminat mektubunun verilmesine neden olan Yurt İçi Kara Nakliye çerçeve sözleşmesi geçerliğini koruduğu için iade edilmeyeceği bildirilmiştir. Davalının devam ettiğini belirttiği kara nakliye sözleşmesi davacı tarafından 09/10/2017 tarihli ihtarname ile feshedilmiştir. İhtarname davalıya 16/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, ihtarnamede teminat mektubunun iadesi için davalı tarafa 1 gün süre verilmiş ve 18/10/2017 tarihinde ise iş bu dava açılmıştır. Davalı cevap dilekçesinde, depolama ve lojistik hizmetlerinden kaynaklanan edimlerin teminatı olarak verilmiş olan 29/12/2016 tarihli, 200.000 TL bedelli teminat mektubunu karşılıklı mutabakat sonucu dava açıldıktan sonra 11/12/2017 tarihinde iade ettiğini beyan etmiş olup, bu husus ihtilaf dışıdır. Buna göre, dava dilekçesinde 200.000,00 TL bedelli teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesi talep edilmiş olmakla, dava konusu olan teminat mektubu, ihtarnamede verilen 1 günlük  süreden 1 gün sonra açılan işbu dava tarihinden  sonra davacıya iade edildiği de gözetilerek, konusuz kalan bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve dava tarihinden sonra davacıya verildiğinden bu hususta davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği kanaatiyle, buna yönelik talep açısından yargılama gideri davalı üzerinde bırakılmıştır.\"gerekçesi ile, \"1-Depolama ve lojistik sözleşmesinden kaynaklı olarak talep edilen 50.000,00 TL'lik cezai şart talebinin reddine,2-Depolama ve lojistik sözleşmesinden kaynaklı talep edilen 77.534,42 TL'lik talebin reddine,<br>3-Teminat mektuplarının hükümsüzlüğüne ilişkin talebin konusuz kalması nedeniyle, bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına,4-Yurt içi kara nakliye sözleşmesinden kaynaklı talep edilen 352.602,88 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Yurt içi bobin taşıma sözleşmesinden kaynaklı talep edilen 12.870,62 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Yurt içi iplik taşıma sözleşmesinden kaynaklı talep edilen 12.980,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, gerekçeli kararın 7/8 sayfasında yer alan hüküm başlıklı bölümün bir ve iki numaralı taleplerinde yer alan depolama sözleşmesine ilişkin isteklerinin mahkemece red edildiğini,  mahkemece yapılan değerlendirmeye göre,  depolama sözleşmesinin 12/III hükmüne göre davalıya fesih hakkı tanındığı, davalının da bu fesih hakkını kullandığının ifade edildiğini ancak kötü niyet iddialarının mahkemece değerlendirilmediğini, öncelikle sözleşmede davalıya tanınan tek yanlı fesih hakkının, davalıya keyfilik yapması hakkını vermediğini; tek yanlı fesih hakkının kullanılması için haklı ve geçerli bir sebebin bulunması gerektiğini, eğer her ne olursa olsun sözleşmede fesih hakkı tanınmış hak sahibi fesih hakkını kullanabilir, denilirse hukukun özü olan adalet fikrinden uzaklaşmış olunacağını; mahkemeninde aynen olaya böyle yaklaştığını, sözleşme hükümlerinin adalet fikrinden uzaklaşarak yorumlandığını; mahkemenin bu yorumu ile davalı taraf keyfilik ve kötü niyet içeren fesih yetkisini meşru kıldığını; mahkeme eli ile bir keyfiliğe izin vermenin kabul edilebilir bu husus olmadığını,   Nitekim Yargıtay 11 HD’sinin 2003/13367 E sayılı kararının da bu yönde olduğunu, keyfiliğin önüne geçmek için yasa koyucu çeşitli hukuk kuralları ihdas ettiğini, davalı tarafın tek taraflı fesih yetkisini kullanırken herhangi bir sebep göstermediğini; mahkemece tacir olan birinin basiretli tacir olarak işverenin tek yanlı fesih yetkisini hesaplaması gerektiğini ifade ederek davalı tarafı haklı bulunduğunu; basiretli tacirin hesap, kitabın içerisinde iş yaptığı partnerinin hile, hurda yapacağını hesaplaması beklenmeyeceği gibi, müvekkili firmada bu dosyada kendisinden yüz kat büyük bir firmanın hiçbir sebep yokken tek yanlı fesih etme yetkisini kullanacağını beklemediğini, müvekkili firmanın davalı tarafın tedarikçisi olduğunu, her ne kadar her iki firmada ticaret şirketi ise de, davalının büyüklüğü ile müvekkili firmanın küçüklüğünün kıyaslanamayacağını; davalı tarafın tek taraflı fesih yetkisini sahip bulunduğu ekonomik büyüklüğüne dayanarak aldığını; Neticede davayı kaybetse bile, ödeyeceği tazminatın onun için caydırıcı olmadığını, mahkemece kullanılan fesih yetkisinin zamanlamasının hiç dikkate alınmadığını, yaklaşık olarak 2016 yılı sonlarında müvekkili firmanın sözleşme sürelerinin sona erdiğini, ancak davalı tarafın müvekkil firma ile çalışma kararı aldığını; davalı tarafın yeni dönemden önce her bir sözleşme için tek tek teminat mektubu alırken, yeni dönemde tüm sözleşmeler için tek bir teminat mektubu alarak 2017 yılı için çalışma kararı aldığını; eldeki davada iade edilmeyen teminat mektubunun verilme öyküsünün de böyle olduğunu, 2017 yılında müvekkil firmanın tam 4 adet sözleşme için davalı ile çalışmaya başladığını, müvekkili firmanın işini yapmasında da davalı firmanın herhangi bir sorun yaşamadığını; sözleşmenin 12. Maddesinin son paragrafında” Sözleşmeyi taraflardan birinin haksız olarak tek taraflı feshetmesi durumunda sözleşmeyi haksız olarak tek taraflı fesheden taraf geçmiş bir yıl içerisinde Lila’ya düzenlenen fatura bedelleri tutarında tazminat ödemek zorundadır.” denildiğini; depolama ve Lojistik sözleşmesinin 12. Maddesinin 4. Paragrafında yer alan cezai şartın mahkemece kabul edilmesi gerekirken, red edilmesinin isabetsiz olduğunu; gerekçeli kararın hüküm kısmının bir numaralı bendinin kaldırılması gerektiğini,  ilamın hüküm kısmının iki numaralı bendinde yazan depolama ve lojistik sözleşmesinden kaynaklı zararları olan 77.534,42 TL’nin reddine ilişkin kararın isabetli olmadığını; Bilirkişiler tarafından zarar hesaplamasının hatalı yapıldığını, zararın daha fazla olduğunu, bu zararın motorine ve enflasyona gelecek artış ilişkin ciro ve mahrum kalınan kar hesaplamasının  yapılmadığını, bilirkişiler tarafından gelecek döneme ait ciro güncellemesi ve enflasyon artışı yapılmadığı için kar kaybının eksik hesaplandığını,  sözleşmelerde yer alan fiyat güncellemesi bilirkişiler tarafından dikkate alınmadığını, yapılması gereken artışların bilirkişiler tarafından dikkate alınmadığını,  sözleşme gereğince müvekkilinin taşıma işini eksiltme yöntemi ile alt taşeronlara vermekte ve onlardan komisyon geliri elde etmekte olduğunu, davalının tedarikçisi olan ... firmasına gönderilen malların taşıması ve teslimatının müvekkili firma tarafından yapıldığını, ancak ücreti bu sözleşme kapsamında ... firması tarafından ödenmekte olduğunu; bilirkişilerin izah edilen hususu anlamadığından dolayı ... firmasından oluşan ciro ve mahrum kalınan karları hesaba dâhil etmediklerini, bilirkişiler tarafından sektörel kar marjlarının eksik hesaplandığını,  bilirkişiler tarafından 2016 yılı kar marjı olan % 5.16 oranı üzerinden kar marjı hesaplandığını; bu oranın çok düşük olduğunu,  bir an için 2016 yılı kar marjı yeterli bulunsa bile, bu kar marjının enflasyon oranında ve motorin artışının yarısı bu marjın üzerine ilave edilmesi gerektiğini; bu halde 2017 yılı kar marjının 9.86’ya çıkacağını; 2018 yılındaki enflasyon ve motorin artışlarıyla % 14.14’e ulaşan bir kar marjını tespit etmiş olduklarını; Bilirkişilerin bu hususu hiç dikkate almadığını, taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren ... Tic.A.Ş.’nin faaliyet karı 2017 yılında % 24.60 iken, 2018 yılında % 28,73 olduğunu, İleri sürerek yukarıda açıklanan nedenlerle ve resen takdir edilecek sebeplerle;  hükmün bir ve iki numaralı bendinde yer alan depolama ve lojistik sözleşmesi yönünden red edilen 50.000 TL-TL'lik cezai şart ve 77.534,42-TL’lik talebin reddine dair kararların kaldırılarak, dava ve ıslah dilekçeleri doğrultusunda taleplerinin kabulüne karar verilmesini, kabul edilen taleplerinin ise, eksik kabul edilmesi nedeni ile bu eksikliğinde de bilirkişi raporundan doğmuş olması sebebi ile, gerçek zararlarının bilirkişi raporu ile yeniden tespiti ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin kısmen red kararı yerinde olmakla birlikte, kısmen kabul kararının hukuka tümüyle aykırı olduğunu, Taraflar arasında imzalanan \"Yurt İçi Bobin Taşıma\" sözleşmesi, sözleşme süresinin bitim tarihi olan  31/12/2016 tarihinde sona erdiğinden ve yazılı olarak yenilenmediğinden bu sözleşme ile ilgili istemde bulunulması hukuksal olarak mümkün değil iken ödemeye hükmedilmesinin hukuksuz olduğunu, bu  sözleşmenin, 12. maddesinde açıkça sözleşmenin bir ay öncesinden yazılı olarak uzatma şartına bağlanmış olduğunu, sözleşmenin şirket yetkilileri tarafından yazılı olarak uzatılmadığından sona erdiğini,   TBKnun 40. maddesi, yetkili temsilci tarafından yapılan işlemlerin temsil olunanı bağlayacağı hükmünü amir olduğunu, elektronik posta gönderen davalı çalışanı ... , şirketi tek başına temsil etme yetkisini haiz olmadığı gibi, davalı şirket yetkililerinin onay verdiğine ilişkin herhangi kanıt da bulunmadığını, bilirkişi Raporunun 13. sayfasında, \"01/07/2015 tarihli Türk Ticaret Sicil Gazetesinde  ... İç Yönerge kapsamında davalı şirketin C grubu imza yetkilisi olduğu, C grubu imza yetkilisinin ise A grubu imza yetkilisi ile birlikte atacağı imza ile birtakım iş ve işlemleri yapabileceğinin tescil ve ilan edildiği, sözleşmelerin özdeş olan \"Sözleşmenin Süresi\" başlıklı XII/son maddelerinde sözleşme sürelerinin yazılı mutabakat ile uzatılabileceği\" tespitlerine yer verildiğini, dolayısıyla davalı çalışanının bahse konu sözleşmelerin süresinin uzatılması konusunda yetkisinin bulunmadığı, elektronik posta yazışmalarının sözleşmelerin sürelerinin yazılı olarak uzatılmasını kabul olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşmenin uzatılmış olduğu kararına dayanak alınan mail mesajı gönderen şirket çalışanı ..., 05/01/2017 tarihli sadece davacı şirket yetkilisi  ... gönderdiği ve çalışmış olduğu şirketin hiçbir yetkilisinin isminin yer almadığı, \"özel\" ve \"samimi\" e-mailinde, sözleşme süresinin uzatıldığını beyan etmemekte ,  açıkça; \"... sözleşmenin 12. maddesi gereği, tarafların yazılı mutabakatı sonucu bir yıl uzar. İfadesinin hayata geçmesi için sana ayrıca bir daha yazı yazacağım ki hem senin hem bizim elimizde kayıt olsun ...\" demekte olduğunu, davacı delilleri arasında, bu mailin devamı olacak ve sözleşmenin uzatıldığını gösteren, sözleşmenin bitiminden 1 ay öncesine ait davalı şirket yetkililerinin onayını gösteren bir yazılı delil olmadığını, bir ay öncesinden yazılı olarak uzatma şartına bağlanmış \"ticari sözleşmelerin\" şirket yetkilileri tarafından yazılı olarak uzatılmadığından sona erdiğini, davalı eski çalışanı ... sözleşmeyi uzatmaya yetkili olan şirket yetkilisi olmayıp, yetkisiz temsilci olup tek taraflı elektronik posta yazışmasının müvekkili şirketi hukuken bağlamadığını; yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlemin, temsil olunan tarafından onanmamasının, işlemi kesin olarak geçersiz kılacağını, davacının, sona ermiş bu sözleşme ile uğramış olduğu zarar konusunda bir belirlemesinin de bulunmadığını; bu sözleşmeden kaynaklanan zarara ilişkin belirtme bulunmadan ve kısmi davanın ne kadarı bu dava içindir sorusu cevaplanmadan genel olarak bir tazminat talebi üzerine tazminata hükmedilmiş olmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu,   Yurt İçi İplik Taşıma sözleşmesi süresinin de yazılı olarak uzatılmadığını ve süresi bitmiş olduğundan, bu sözleşme ile ilgili istemde bulunulmasının da hukuksal olarak mümkün değil iken tazminata karar verilmesinin hukuksuz olduğunu,  işbu sözleşmenin, sona erme tarihinden bir ay önce yazılı olarak uzatma şartına bağlanmış ve sona erme tarihi olan 31/12/2016 tarihinden bir ay öncesinden yazılı olarak uzatılmadığından kendiliğinden sona erdiğini, sözleşme süresinin uzatılması şartının taraflar arasında \"yazılı mutabakatı\" zorunlu kıldığından, yetkisiz kişilerin mail vs. gibi yazışmaları ile  sözleşme süresinin yorum yolu ile uzatıldığının kabulünün hukuken temelsiz olduğunu,  sözleşmenin sona ermesi tarihinden sonra davacı şirkete yaptırılan bazı taşımalar var ise de, bu taşımaların, her birinin ayrı/bağımsız  taşıma işi olarak yaptırıldığını, sözleşme süresi sona erdikten sonra yapılan taşımaların davaya konu sözleşme çerçevesinde yaptırıldığı iddiasının temelsiz olduğunu,  taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi devam ederken, davalı tarafından 2016 yılı içinde ve 2017 yıllarında başka taşıyıcılara da iplik taşıtma işlemlerinin bir kısmının yaptırıldığını,  bu durumu bilen davacının herhangi bir itirazı olmamış iken, sözleşmenin yenilendiği ve münhasırlık ilkesinin ihlali iddiasında bulunması ve mahkemece münhasırlığın kabulü ile talep edilen tazminatın haklı bulunmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu,  bu sebeplerle, davacının bu sözleşmeye ilişkin de tüm tazminat taleplerinin reddi gerekirken tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Taraflar arasındaki Yurt İçi Kara Nakliye sözleşmesinin davacı tarafından, kendilerince yaratılan haklı sebep gösterilerek TBK'nun 126 maddesi uyarınca tek taraflı olarak feshedildiğini, fesheden tarafın tazminat talebinin kabulünün hukuksuz olduğunu, sözleşme ile davalının tüm taşıma işlerinin davacı tarafından münhasıran yapılacağının kararlaştırılmadığını, aksine sözleşmenin III. sözleşmenin konusu başlıklı maddesinde,  davacı yükleniciye \" İşveren taşıtanın… talebi üzerine mal sevkiyatları için; ihtiyaca göre araç tedarik edilmesi ile nakliye hizmetleri …\" taşıtma talebinde  yapması görevi verildiğini,  gerekçeli kararda belirtilenin aksine, davalı işverenin sözleşmenin IV. Yüklenicinin görev ve sorumlulukları başlıklı maddesinin 3. hükmünde; davacıya \"İletilen talepler\" ile ilgili düzenleme söz konusu olup, tüm taşıtma taleplerinin davacı yükleniciye yönlendirileceği şeklinde bir münhasırlık hakkı verilmediğini, davacı tarafından, Kartal ... Noterliği'nin 03/04/2017 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 01/01/2017 tarihli Yurt İçi Kara Nakliye Hizmet Sözleşmesinin münhasıran davalının taşıma işlerini kendilerine verdiğini, bu sözleşme için işçi istihdamı ve araç yatırımı yaptığını, davalının başka şirketlere taşıma yaptıramayacağını iddia ettiğini; dava dilekçesinde de aynı iddialarını ileri sürerek tazminat talep ettiğini, ancak, davalı tarafından sözleşmenin halen yürürlükte olduğu, sözleşmenin münhasırlık taşımadığı ve talep halinde taşıtma işlerinin yaptırılacağının Beşiktaş ...  Noterliği'nin 05/04/2017 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacıya bildirildiğini, davacının, Yurt İçi Kara Nakliye Sözleşmesini Bakırköy .... Noterliği'nin 09/10/2017 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile TBK md. 126 uyarınca feshettiğini,  borçlunun, borçlandığı edim zaman içinde sürekli bir davranışla yerine getirilecekse buna sürekli edim denmekte olduğunu, davacı tarafından Yurt İçi Kara Nakliye Sözleşmesi'nin TBK md 126 uyarınca feshedilmesinin  ve bu sebeple talep edilen tazminatın, sözleşmenin sürekli edimler ifa etmeyen davalı tarafından verilmiş bir taşıtma taahhüdü bulunmayan ve her taşıma işi vesilesiyle ayrı ayrı taşıma sözleşmesi doğuran çerçeve sözleşme niteliğinde olduğundan ve davacı zararını da bu sözleşmeye özgülememiş iken ve sözleşmenin feshinde haklı olmamasına rağmen tazminata karar verilmiş olmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu, Yerel Mahkemenin salt bilirkişi raporunu esas alarak Yurt İçi Kara Nakliye Sözleşmesinden kaynaklanan 351.875,62-TL davacı zararına ek olarak çalışan ... ödenen 727,26-TL personel ödemesinin davalı müvekkilden tahsiline karar verdiğini; sözleşmeler kapsamında araç ve eleman istihdamı tacir olan davacının basiretli olması zorunluluğunun bir gereği olduğunu; üstlenmiş olduğu taşıma işini yerine getirmek üzere gereken koşulları öngörüp sağlamasının kendi sorumluluğunda olduğunu; itiraz ettikleri ek bilirkişi raporunda kök rapora atıf yapılarak işten çıkarılan işçiler yönünden doğan işçilik alacakları davacı lehine kalemleri zarar olarak gösterildiğini; oysa bu işçilerin sadece davalı şirket işleri nedeniyle istihdam edilmiş olduğu iddiasının tümüyle temelsiz olduğunu; davacı şirket, iş akdi sona erdirilen işçilerin Yurt İçi Kara Nakliye Sözleşmesi için istihdam edildiğini iddia etmiş olup, bu sözleşmenin yürürlük süresi dikkate alındığında işçi istihdamını gerektiren bir hal olmadığı gibi, yürürlükte olmayan sözleşme için işçilik alacağı doğmayacağını, Sözleşmeler uyarınca alınmış teminat mektubu iade edilmiş olduğundan bu konuda ihtilaf kalmadığını, davalı şirketin, yerel mahkeme gerekçesinin aksine teminat mektubunun hükümsüzlüğü yönünden davanın açılmasına haksız olarak sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılması hükmünün yerinde olmadığını,  teminat mektubunun iadesi için teminat mektubu veren taraf sorumluluklarının ortadan kalkmış olması gerektiğini; inceleme sonrası teminat mektubu iade edilmiş olmakla bu talebin konusuz kaldığını, teminat mektubunun iadesinde mektup sorumlusunun sorumluluk varlığını/ yokluğunu araştıran davalı şirket aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu,  İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle; usule ve dosya kapsamına açık aykırılıklar içeren yerel mahkeme kararının kabul edilen kısım yönünden istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına ve davanın tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki 01/03/2016 tarihli depolama ve lojistik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası ile cezai şartın ve sözleşmenin  ifa edilmeyen  on bir aylık kısmı için kar mahrumiyetinden doğan müspet zararın tespit ve tahsili, taraflar arasındaki 01/01/2017 tarihli yurt içi kara nakliye sözleşmesi, 09/02/2015 tarihli yurt içi bobin taşıma sözleşmesi ve 09/02/2015 tarihli yurt içi iplik taşıma sözleşmelerinin davalının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle haklı olarak feshedildiği iddiası ile 09/02/2015 tarihli sözleşmelerin ifa edilmeyen sekiz aylık kısımları ve 01/01/2017 tarihli sözleşmenin ifa edilmeyen yirmi bir aylık kısmı için kar mahrumiyetinden doğan müspet zararın, ayrıca 01/01/2017 tarihli sözleşmenin ifası için işe alınan işçilerin fesih nedeniyle işten çıkartılmak zorunda kalınmaları nedeniyle işçilere ödenen kıdem ihbar tazminatlarının tespit ve tahsili, yine bu dört sözleşmenin teminatı olarak davalıya verilen 29/12/2016 tarihli 1423632 numaralı 200.000,00-TL bedelli teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile davacıya iadesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece davacının depolama ve lojistik sözleşmesine dayalı ileri sürdüğü istemlerinin reddine, diğer sözleşmeler bakımından ileri sürdüğü istemlerin talep arttırım dilekçesindeki tutarlar üzerinden kabulüne, teminat mektubuna ilişkin talep konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı yan; taraflar arasında yukarıda anılı sözleşmelerin bağıtlandığını, bu sözleşmelerin 31/03/2017 tarihine dek uygulanageldiğini, davalı yanın 31/01/2017 tarihinde gerçekleştirilen üç aylık değerlendirme toplantısında davacı yetkilisine sözleşmelerin tamamının ertesi günden itibaren feshedileceğini beyan ettiğini, bu hususun toplantı notlarına da dercedildiğini, davalı yanın 01/04/2017 tarihinden sonra  01/01/2017 tarihli yurt içi kara nakliye sözleşmesi, 09/02/2015 tarihli yurt içi bobin taşıma sözleşmesi ve 09/02/2015 tarihli yurt içi iplik taşıma sözleşmelerine istinaden davacıdan araç talep etmemeye başladığını, bu sözleşmeler ile davacının davalıya ait Çorlu'daki fabrikadan Ege, Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu Bölgelerine sevkiyat işini münhasıran yapmayı üstlendiğini; ancak davalı yanın davacı bölgesindeki taşıma işlerini başka firmalara yaptırdığı duyumlarının alındığını, bunun üzerine davalıya sözleşmeye aykırılığın giderilmesinin e-mail yolu ile bildirilmesi yanında, ihlallerin 60 gün içerisinde giderilmemesi halinde sözleşmelerin haklı nedenle feshedileceğinin ihtar edildiğini, davalı yanın cevabi ihtarnameleri ile 09/02/2015 tarihli sözleşmelerin sürelerinin dolması 30/12/2016 tarihinde nedeniyle sona erdikleri, sonradan yaptırılan taşımaların sözleşme çerçevesinde yaptırılmadığı, bağımsız taşımalar oldukları, yine 01/01/2017 tarihli sözleşmenin ise halen yürürlükte olduğu, her üç sözleşme kapsamında davacıya münhasır taşıma yapma yetkisi verilmediği yönünde cevap verdiğini, oysa 09/02/2015 tarihli sözleşmelerin davalı şirket yetkilisi ... ile yapılan 05/01/2017 tarihli e-mail yazışmasının içeriği ile bu sözleşmelerin sürelerinin bir yıl uzatıldığının sabit olduğunu, davalının sözleşmeye aykırılıkları gidermemesi, davacıdan araç talep etmemesi ve davacı bölgesindeki taşıma işlerini başka firmalara yaptırması nedeniyle sözleşmelerin 09/10/2017 tarihli ihtarname ile haklı nedenle feshedildiklerini, yine davalı yanın 01/03/2016 tarihli depolama ve lojistik sözleşmesini, sözleşmenin 12 maddesine dayalı olarak tek taraflı 14/04/2017 tarihinde ve 17/07/2017 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde feshettiğini, ancak bu feshin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini ileri sürerek; dört sözleşmenin de ifa edilmeyen kısımları için uğranılan kar kaybı, haksız fesihler nedeniyle  sözleşmenin ifası amacıyla yaptığı ve boşa çıkan masraflar ile ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarından oluşan zararı için şimdilik 100.000,00-TL maddi tazminatın,  depolama ve lojistik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle sözleşmenin 12/4 maddesi uyarınca ödenmesi gereken cezai şartın şimdilik 50.000,00-TL lik kısmının davalıdan tahsilini,  29/12/2016 tarihli ... numaralı 200.000,00-TL bedelli teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile davacıya iadesini talep etmiştir. Davalı yan; taraflar arasındaki depolama ve lojistik sözleşmesinin sözleşmenin 12 maddesine uygun şekilde ve ihbar süresine uyularak tek taraflı ve sözleşmeye uygun şekilde feshedildiğini, sözleşme ile tanınan tek taraflı fesih hakkının kullanılması için bir gerekçe gösterilmesinin gerekli olmadığını, feshin haklı olması koşulunun da aranmayacağını, bu sözleşmeye dayalı taleplerin reddi gerektiğini, 09/02/2015 tarihli sözleşmelerin 31/12/2016 tarihinde sürelerinin bittiğini, sözleşmelerin XII maddeleri uyarınca süre bitiminden bir ay önce yazılı bir mutabakat yapılmadığını ve sözleşmelerin uzamadığını, davacının e-mail yazışması yaptığını belirttiği ...'ın C grubu imza yetkilisi olup, şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili olmadığını, kaldı ki e-mail yazışmasında bu sözleşmelerin süresinin uzatıldığına ilişkin bir açıklık da bulunmadığını, aksi kabul edilse dahi yetkisiz temsilcinin yaptığı işleme davalı şirket tarafından icazet verilmemiş olması karşısında davalının sözleşmelerin süresinin bir yıl uzatıldığına ilişkin iddiasının haksız olduğunu, süre bitimi nedeniyle sona eren bu sözleşmeler kapsamında herhangi bir tazminat talebinde bulunulamayacağını, 01/01/2017 tarihli yurt içi kara nakliye sözleşmesinin ise davacı tarafından tek taraflı feshedildiğini, fesih gerekçelerinin de haklı olmadığını, zira davacıya ne bu sözleşme ne de diğer taşıma sözleşmeleri kapsamında herhangi bir münhasırlık yetkisi verilmediğini, davalının sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde başka firmalardan da taşıma hizmeti alabileceğini,  sözleşmeyi tek taraflı ve haksız fesheden davacının tazminat talebinde bulunamayacağını, yine davacının sözleşmenin ifası için yaptığını iddia ettiği masrafları davalıdan talep edemeyeceği gibi, işten çıkardığını iddia ettiği işçilerin sırf dava konusu sözleşmelerin ifası için işe alındıklarını ispat etmedikçe, işçilik alacakları yönünden de bir talepte bulunmayacağını,  teminat mektubunun ise dava açıldıktan sonra, depolama ve lojistik sözleşmesinden kaynaklanan stok farkları ile ilgili karşılıklı mutabakat sağlandıktan sonra 11/12/2017 tarihinde iade edildiğini savunarak davanın tüm taleplerinin reddini istemiştir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, sözleşmeler, ihtarnameler ve tebliğ şerhleri, davalı ile dava dışı ... ve ... Lojistik firmaları arasındaki hesap dökümleri, e-mail yazışmaları ve bildirilen diğer deliller dosya arasında alınarak tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde iki mali müşavir bir makine mühendisi ve bir hukukçu bilirkişiden oluşan heyet marifetiyle kök, taraf itirazları üzerine ek rapor alınmış, davacı yana talep arttırım dilekçesini sunması ve harcını yatırması için süre verilmiş, talep arttırım yapılması akabinde tahkikat bitirilmiş, 01/03/2016 tarihli depolama ve lojistik sözleşmesinin sözleşmeye ve ihbar süresine uygun olarak feshedildiği, 09/02/2015 tarihli yurt içi bobin ve iplik taşıma sözleşmelerinin süresinin e-mail yazışmalarına göre bir yıl uzatılmış olduğu, bu nedenle davalı yanın sözleşmelerin 30/12/2016 tarihinde sürenin dolması nedeniyle sona erdiğine ilişkin beyanın haksız ve geçersiz fesih anlamına geldiği, her iki sözleşme bakımından davacının sekiz aylık kar mahrumiyeti talep edebileceği, yurt içi kara nakliye sözleşmesinde yer alan IV/3 maddesi uyarınca davalının bu sözleşme kapsamında mücbir sebep olmadıkça davacıdan araç tedarik etmek zorunda olduğu, ancak davalının mücbir sebep olmaksızın başka firmalara taşıma işi yaptırarak sözleşmeyi ihlal ettiği, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği  on bir aylık kar mahrumiyeti talep edebileceği, bu sözleşme için istihdam ettiği ve işten çıkarmak zorunda kaldığı işçisi ...'na ödediği 727,26-TL'yi de davalıdan tahsil edebileceği, davalının teminat mektubunu dava tarihinden sonra iade etmiş olması nedeniyle bu talep bakımından davanın açılmasına sebebiyet verdiği ve aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçeleri ile   depolama ve lojistik sözleşmesine dayalı cezai şart ve maddi tazminat talebinin reddine, konusuz kalan teminat mektubunun iadesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,  yurt içi kara nakliye sözleşmesine dayalı talep edilen  352.602,88 TL, yurt içi bobin taşıma sözleşmesine dayalı talep edilen 12.870,62 TL, yurt içi iplik taşıma sözleşmesine dayalı talep edilen 12.980,08 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile  davalıdan tahsiline karar verilmiş, teminat mektubuna ilişkin talep bakımından da davalı aleyhine yargılama gideri ve nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. \"Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, depolama ve lojistik sözleşmesinin haksız feshedildiğine yönelik iddialarının ve bu kapsamda istedikleri cezai şart ve maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, mahkemece tek taraflı fesih hakkının kötüye kullanıldığına yönelik itirazlarının dikkate alınmadığı, bilirkişilerce kar mahrumiyeti hesabının hatalı ve eksik yapıldığı, rapora itirazlarının karşılanmadığı yönündedir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; taraflar arasındaki  01/01/2017 tarihli yurt içi kara nakliye sözleşmesinin davacı tarafından tek taraflı feshedildiği, feshin haklı olduğuna yönelik mahkeme kabulünün yerinde, sözleşmelerde davacıya taşıma yaptığı bölgelere ilişkin münhasır taşıma yetkisi verilmediği,  09/02/2015 tarihli yurt içi bobin taşıma  ve 09/02/2015 tarihli yurt içi iplik taşıma sözleşmelerinin süre bitimi nedeniyle ve sözleşmelerin uzatılmasına yönelik yazılı mutabakat yapılmadığından 31/12/2016 tarihi itibariyle sona erdikleri, şirketi tek başına temsile yetkili olmayan kişinin e-mail yazışması yorumlanarak sözleşme sürelerinin bir yıl uzatıldığının kabul edilemeyeceği,  davacının bu sözleşmelere dayalı tüm tazminat istemlerinin  istemlerinin reddi gerektiği, işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan zarar olarak talep edilemeyeceği, teminat mektubu dava sonrasında iade edildiği, teminat mektubunun iadesinde,  mektup sorumlusunun sözleşmelere dayalı sorumluluğu bulunup bulunmadığını araştırmak durumunda olan davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu yönündedir. Taraflar arasındaki 09/02/2015 tarihli yurt içi bobin ve yurt içi iplik taşıma sözleşmeleri incelendiğinde, sözleşmeler altında davalı şirketi temsilen kaşe üzerinde çift imza bulunduğu, her iki sözleşmenin süre başlıklı XII maddesinde; sözleşmelerin 09/02/2015 tarihinden 31/12/2016 tarihine dek geçerli olduklarının, tarafların sözleşme süresinin bitiminden bir ay önce, varsa sözleşmede değiştirilmesi istenen maddelerle birlikte, yazılı mutabakatları sonucu sözleşmeleri her defasında bir yıl süre ile uzatabileceklerinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından dosyaya sunulan ticaret sicil kayıtları ile imza sirküleri kapsamından, dava dışı  ... davalı şirkette C grubu imza yetkilisi olduğu, davalı şirketin dağıtım ve lojistik için yapacağı ve en az tek seferlik 50.000,00-TL ve üzeri, yıla yayılmış alımlarda toplam 100.000,00-TL ve üzeri her tülü malzeme, kira ve hizmet alımı sözleşmelerinin biri A ve biri B grubu imza yetkilisinin atacağı müşterek imza ile yapılacağı,  50.000,00-TL altı sözleşmelerde en az biri A veya B grubu imza yetkili olmak üzere iki yetkilinin müşterek imzası ile sözleşme yapılabileceği tespit edilmiştir. Davacı yan her iki sözleşmenin dava dışı ... ile yapılan 05/01/2017 tarihinde yapılan e-mail yazışmasından da anlaşılacağı üzere bir yıl süre ile uzadığını iddia etmektedir. Yukarıda anılan sözleşme maddeleri uyarınca dosyaya yazılı mutabakat sunulmuş değildir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalının 31/12/2016 tarihinde her iki sözleşmenin de sona erdiğini savunmuş olması karşısında  bu tarihten sonra taraflar arasında bu sözleşmelere dayalı ticari faaliyet de bulunulup bulunmadığına, hesap dökümleri de yapılarak sözleşmeler kapsamında karşılıklı faturalar kesilip kesilmediğine yönelik mahkeme ve kanun yolu denetimine açık bir mali inceleme bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında yazılı bir mutabakat olmasa dahi, bu iki sözleşmenin bir yıl süre ile uzatılmasına yönelik taraflar arasında zımni bir anlaşma bulunup bulunmadığının, yahut davalı şirketin bu iki sözleşmenin uzatılmasına yönelik yetkisiz temsilci tarafından yapıldığını iddia ettiği işleme zımnen muvafakat verdiği anlamına gelecek  ticari ilişki mevcut olup olmadığının mahkemece değerlendirilmemesi, yalnızca ... isimli C grubu imza yetkilisinin e-mail yazışmasına dayalı olarak sözleşmelerin bir yıl süre ile uzatıldığı sonucuna gidilmesi yerinde olmamıştır. Kabule göre de, şayet sözleşmeler bir yıl süre ile uzamış iseler bu sözleşmelerin içeriklerine göre davacının 09/10/2017 tarihli feshinin haklı olup olmadığı, yine sözleşmelerin bir yıl süre ile uzadıklarının kabulü halinde, normal sona erme sürelerinin 31/12/2017 tarihi olacağı,  fesih haklı ise sözleşmelerin ihtarnamenin davalı yana tebliğ edildiği 16/10/2017 tarihinde   sona ermiş olacakları olgusu karşısında, davacının her iki sözleşme için sekiz aylık kar mahrumiyeti talebinin dayanağının ne olduğunun tartışılıp değerlendirilmemesi isabetsiz olmuş, davalının bu iki sözleşme kapsamında ileri sürülen istinaf istemi haklı bulunmuştur. Mahkemece, dava konusu 01/01/2017 tarihli yurt içi kara nakliye sözleşmesinin  davacı tarafından haklı nedeniyle feshedildiği kabul edilmiş ve davacının on bir aylık kar mahrumiyeti zararı ile bu sözleşmenin ifası için istihdam edilen bir işçinin fesih nedeniyle işten çıkarılması nedeniyle davacının ödediği işçilik alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dava konusu sözleşmenin 31/12/2018 tarihine dek geçerli olduğunun sözleşmenin XII maddesinde düzenlendiği, sözleşmenin davacı tarafça feshedildiği 16/10/2017 tarihine dek yürürlükte olduğu tarafların kabulündedir. Mahkemenin kabulüne göre; bilirkişi heyetine bir sektör bilirkişisi de dahil edilerek, davacının benzer bir sözleşmeyi tekrar kurabileceği makul sürenin tespiti ve kar mahrumiyetine ilişkin talebin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, gerekçesi açıklanmaksızın on bir aylık kar mahrumiyeti talebinin kabul edilmesi yerinde olmamış, davalı yanın bu sözleşmeye yönelik istinaf sebebi de yerinde bulunmuştur. Dava tarihinden sonra iade edildiği ihtilafsız olan teminat mektubunun iadesi istemi bakımından karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur. Mezkur mektubun dava konusu dört sözleşmeden doğan alacakların teminatı olarak verildiği mektup içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki 17/07/2017 tarihinde sona erdiği tartışmasız depolama ve lojistik sözleşmesinin dokuzuncu maddesinde, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin ifası ve davalı alacaklarının temini amacıyla davalıya sözleşme süresini kapsayan 75.000,00-TL bedelli banka teminat mektubu getireceğinin, davacının sözleşme imzalanmadan evvel yapmış olduğu işler nedeniyle davalıya zarar verecek herhangi bir işlemi bulunmadığının, sözleşme öncesi yapılan iş ve hizmetler nedeniyle herhangi bir zararın doğması halinde teminat mektubunun bu zararları da kapsayacağının düzenlendiği, benzer düzenlemelerin yurt içi bobin taşıma ve yurt içi iplik taşıma sözleşmelerinin 20 ve 21 maddelerinde de yer aldığı, davalı yanın depolama ve lojistik sözleşmesi kapsamında stok mutabakatı yapıldıktan sonra teminat mektubunun iade edildiğini savunduğu anlaşılmış olup, mahkemece anılan sözleşme hükümleri ve davacının iddiası ve davalı savunması değerlendirilerek, dava tarihi itibariyle davalının teminat mektubunu iade koşullarının oluşup oluşmadığının, diğer ifade ile dava tarihindeki haklılık durumunun tespiti ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden buna göre karar verilmesi gerekirken, davalının davanın açılmasına sebep olduğuna yönelik yetersiz gerekçe ile davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacı yanın istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  07/06/2021 2017/916 Esas -  2021/367 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2- Davacı yanın istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,  4-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde davacı ve davalıya iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/05/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35e479e71e2e4ad1","SID":"bbacd44d61055ceb"}}