{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2698 <br>KARAR NO: 2024/2234<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/11/2020<br>NUMARASI: 2019/353 Esas -  2020/746 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/06/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı yayın organının 22/10/2018 günlü sayısının 7.sayfasında \"...\" başlıklı haberde, müvekkili şirketin marka ve logosuna yer verildiğini ve www...com internet sitesinde müvekkili şirket hakkında oluşturulan sayfa görseli ile birlikte 2 adet şikayet örneği konulduğunu, dava konusu haberde \"Ekonomideki dalgalanma sonrasında dolardaki yükselişi bahane eden fırsatçılar haksız fiyat artışlarına giderken, vatandaşın şikayetlerinde de önemli oranda artış olduğunu, firmalarla yaşanan sorunları şikayet etmek amaçlı faaliyet gösteren ... adlı sitede de şikayetlerdeki artışın dikkat çektiğini, gıdadan perakendeye, telekomdan bankacılığa, zincir marketlerden online alışveriş platformlarına kadar pek çok markanın şikayet edildiği siteye 1 günde 3 bini aşkın şikayet geldiğini, haksız fiyat artışlarının yaşandığı son bir ayda vatandaşın en çok şikayet ettiği sektörlerin başında ... gelirken, kargo şirketlerinin de ikinci sırada yer aldığını, listenin, bankalar, teknoloji firmaları, perakende kuruluşları ve zincir marketler şeklinde uzayıp gittiğini, Türkiye'nin enflasyonla mücadele ettiği ve kampanya başlattığı bu dönemde marketlere yönelik gelen şikayetlerin başında fiyat oyunlarının geldiğini, şikayetler arasında sözde indirimler düzenlendiği, önce haksız zam yapılıp ardından indirim varmış gibi gösterildiği gibi yorumların dikkat çektiği\" şeklinde ifadelere yer verildiğini, haber içeriğinde herhangi bir firma adı zikredilmemişse de, haberin ortasında müvekkili şirket şeklindeki görsele yer verilmesi ile söz konusu haber ile müvekkili şirketin fırsatçılık yaptığı algısının yaratılmak istendiğini,  haberde kullanılan ifadeler ile birlikte söz konusu görsel değerlendirildiğinde sadece müvekkili şirketin marka ve logosuna yer verilerek, müvekkili şirketin fırsatçılık yaptığı algısının tüketici zihninde oluşturmanın amaçlandığı sonucuna varılacağını, söz konusu iddianın asılsız olduğu gibi, görünür gerçekliğe dahi uygun olmadığını belirterek, 250.000,00 TL manevi tazminatın haberin yapıldığı 22/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu haberin hukuka uygunluk kriterleri çerçevesinde tanzim edilmiş olup kamu yararına haiz olduğunu, müvekkili şirketin, halkın haber alma hakkından ve yasalardan kaynaklanan haber verme görevini yerine getirirken hiçbir  şekilde davacıyı hedef almadığını, herhangi bir karalama ve kişilik haklarını zarara uğratma kastı ile hareket etmediğini, davacı yanın ticari itibarını zedeleyecek herhangi bir hususun bulunmadığını, dava konusu haberde yalnızca www...com adresli internet sitesinde yer alan mesajlardan bahsedildiğini, bahse konu şikayetlerin kesinlikle gerçek olduğunun iddia edilmediğini, ayrıca kişisel bir yoruma yer verilmediğini, haber metni incelendiğinde davacı yanın özellikle hedef alınmadığının açıkça görüldüğünü belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddini karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"...  Açıklanan ilke ve yasal düzenlemelere göre,dava konusu yazıda ekonomideki dalgalanmalar nedeni ile fiyat artışlarının ve vatandaşların aldıkları ürünlere dair artan şikayetleri ile ilgili hususların gündeme getirildiği, davacının da hakkında şikayetler yapıldığının kabulünde olduğu, haberde kamu yararının bulunduğu , yazıda yer alan ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, hakaret içeren bir tabir ve kelime kullanılmadığı görülmekle, davacının şartları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine  ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava konusu  haber bütün olarak incelendiğinde, haber metninde genel olarak fırsatçılıktan söz edilirken, müvekkili şirket hakkındaki şikayetleri gösteren bilgilere yer verilmesinin yersiz olduğunu, ticari itibarı ve dolayısıyla kişilik hakları ihlale uğrayan müvekkili şirket lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Basın yoluyla kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum, halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda  meydana  gelen  ve  toplumu  ilgilendiren  konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır.  Basın; olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir.  Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması  ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel  basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; “...Sözleşme’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün,  demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen \"haber\" veya \"fikirler\" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın \"demokratik toplum\" olamayacağını ...” belirtmiştir. İfade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu unutulmamalıdır. Sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olması da gözetilmelidir. Somut olaya gelince; davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde,  kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, davacı şirkete yönelik olarak bir internet sitesinde  fiyatlar sebebiyle yapılan şikayetlerin haber konusu edildiği, haberin yayın tarihi itibari ile kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunduğu, konunun güncelliğini koruduğu, davacı hakkında kullanılan ifadelerin ağır eleştiri ve kişisel değer yargısı  niteliğinde olduğu ancak  kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2020 tarih,  2019/353 Esas - 2020/746 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle  Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"37c4370fafc131f6","SID":"cc5ace15225d3fa8"}}