{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/613 <br>KARAR NO: 2024/574<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/07/2020<br>NUMARASI: 2015/833 Esas, 2020/503 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 16/05/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında ticari iş ilişkisi kurulduğunu, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında davalı şirketin 10.489.28TL müvekkili şirkete borçlu olduğunu, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını ancak davalı şirketin herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini, haksız itiraz ettiğini savunarak davanın kabulü ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.,Davalı vekili, davacı şirketin davalı şirkete ait tersaneye Hollanda Profili (HP) büküm işi ve saç kesim işi yaptığını, belirlenen kalıplara göre bükülmek üzere Hollanda Profili malzemesinin ayıklanıp hazırlanarak davacıya ait işyerine gönderildiğini, davacı tarafın büküm işini hatalı yaptığını, malzemenin olması gerektiği şekilde işlenmediğini, kalıplara uygun işlenmediği için malzemelerin zayi olduğunu, kullanılmaz hale geldiğini, davacı tarafın hatalı yaptığı işlere ilişkin faturalara karşılık olarak da müvekkili şirketçe iade ve yansıtma faturaları kesilip davacı tarafa tebliğ edildiğini, davacı tarafın müvekkili şirketten hiçbir alacağı olmadığını , hatalı iş yapıp müvekkilini zarara uğratan davacı tarafın müvekkili şirket cari hesabına göre müvekkili şirkete 1.011,55Euro(3,016,64TL) borçlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia,savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,  taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden davacı tarafından davalıya ait profil büküm ve sac kesim işlerinin yapıldığı, yapılan işlerin 8.702,34-TL'lik kısmının davacı tarafından davalıya teslim edildiğini, davalı tarafın yapılan işlerin ayıplı olduğunu, uğramış oldukları zarara istinaden fatura tanzim ederek davacının alacağından mahsup ettiklerini beyan ettiğini, davalı tarafın bu kararının davacı tarafından onaylandığı hususunda dosyaya herhangi bir delil sunmadığını, davalı tarafından sunulan mail çıktısının davacıya hitaben yazıldığı, devamında da davalı şirket içinde iç yazışma olduğunun görüldüğünü, mailin kime gönderildiği dosyadaki çıktıdan anlaşılmamakla birlikte, davalı tarafa ayıp ihbarının davacıya ulaştırıldığına dair belge sunması için verilen süre içinde davalı tarafın bu hususta bir belge sunmadığını, davalı tarafından davacıya gönderilen mailin ayıp ihbarı niteliğinde olduğu ve ulaştığı kabul edilse dahi, TBK. m. 475'e göre davalının seçimlik hak olarak neyi tercih ettiğini açıkça beyan etmesi gerektiğini, mail ve fatura içerikleri incelendiğinde davalı tarafından tazminat niteliğinde tutarların fatura edildiği ancak bu tutarların davacı tarafından kabul edildiğine dair bir delil de bulunmadığı, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 8.702,34-TL alacaklı olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair belge sunulmadığından işlemiş faiz talebinin ve ispatlanamayan fazlaya dair talebin reddine, davalının takibe yapmış olduğu itirazın haksız olduğu anlaşıldığından ve alacak likit olduğundan, kabul edilen kısım üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, davacının ayıplı ifasından dolayı iade ve yansıtma faturaları düzenlediklerini, email yazışmaları ve fotoğraflar ibraz ettiklerini, bilirkişinin malzemenin zayi olduğunu tespit ettiğini, bazı irsaliyelerin imzasız olduğu ve ürünlerin teslimine dair itirazların mahkemece değerlendirildiğini, davalı ya eserin teslimi ve ne kadarlık kısmının teslim edildiği hususun açıkça anlaşılamadığını, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı yüklenici davaya konu icra takibi ile cari hesap alacağını talep etmiş, davalı ise imalatın hatalı yapıldığını, bu nedenle kendilerinin alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, mahkemece defter incelemesi sonucu alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece davacının alacağı usulünce belirlenmiş olup, davadaki uyuşmazlık hatalı imalat bulunup, bulunmadığına ilişkindir. Eser sözleşmesinde işin ayıplı yapıldığını, bunların yükleniciye süresinde ve usulünce bildirildiğini, ayıbın niteliğini ve derecesini, miktar ve bedelini ispat yükü iş sahibindedir. Tüm dosya kapsamına göre, davalı iş sahibi ayıplarla ile ilgili iddialarını belirtilen şekilde  ispatlayamadığından mahkemece verilen karar doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2015/833 Esas, 2020/503 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Alınması gereken 594,46-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 148,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 445,70  TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16.05.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d41e556f1bbd5697","SID":"c48e765c9c69018e"}}