{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/714 <br>KARAR NO\t: 2024/915<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                            K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/268 E.  -  2021/426 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ<br>DAVALI<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/11/2021 tarih ve 2020/268 Esas - 2021/426 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili adına tescilli \"...\" ibareli tescilli markaların ve marka başvurularının bulunduğunu, davalının ise 2019/113475 sayılı \"... ...\" ibareli markanın sahibi olduğunu, müvekkili markaları ile davalı adına tescilli marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiğini, aynı zamanda söz konusu markanın davalı adına tescilli olmasının haksız rekabet yol açtığını, davalı Şirketin marka tescil başvurusunda kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2019/113475 sayılı markanın 43. sınıfta yer alan hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı Şirket, süresi içinde davaya cevap vermemiş, süresinden sonra sunduğu dilekçesinde ise davacının, işbu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, müvekkilinin \"...\" unsurlu çok sayıda seri markanın sahibi olduğunu, davanın kötü niyetli olarak açıldığını, davacının, müvekkili markasının tanınmışlığından yararlanmak istediğini, davacının önceki unvanı ile yaptığı marka başvurularının, müvekkilinin itirazı üzerine reddedildiğini, müvekkilinin \"...\" markaları üzerinde öncelik hakkının olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı yanın, davaya cevap verme süresi sona erdikten sonra ibraz ettiği 14/12/2020 tarihli dilekçe içeriğinde, gerçek hak sahipliği ve müktesep hak savunmasında bulunmasının, hukuki mahiyeti itibariyle itiraz değil, def'i niteliğinde olduğu, bu nedenle davalının anılan savunmalarına itibar edilmeksizin yargılamanın yürütüldüğü, taraf markalarının kapsamlarındaki dava konusu hizmetlerin ayniyet düzeyinde benzer bulunduğu, markaların esas unsurunun müşterek olarak \"...\" ibaresi olduğu, davacıya ait 2012/23676, 2013/63732 ve 2019/00397 sayılı markaların, dava konusu marka ile benzer şekilde \"el yazısı\" ile oluşturulduğu, her ne kadar dava konusu marka ile davacıya ait söz konusu markaların kaligrafik olarak aynı şekilde dizayn edilmediği kabul edilse de, markaların detaylarını analiz etmeyen ortalama tüketici kesiminin, salt \"el yazısı\" ile yazılmış bu markalar arasında görsel anlamda ayrıca benzerlik kuracağı,  davacıya ait markalarla dava konusu marka arasında, davaya konu 43.sınıfta yer alan hizmetler bakımından SMK'nın 6/1 maddesi hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, dava konusu marka bakımından davacı markalarının tanınmışlık düzeyinden kaynaklı bir tescil engelinin ve tanınmışlık düzeyinden haksız yarar sağlaması, markanın itibarına zarar vermesi veya ayırt edici karakterini zedelemesi ihtimallerinden birinin söz konusu olmayacağı, davalı yanın kötü niyetli olduğu iddiasının ispatlanamadığı, davacının, davaya konu davalı markasının hükümsüzlüğü istemli davayı açmasının kötü niyet olarak yorumlanamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu 2019/113475 sayılı markanın 43. sınıfta yer alan \"Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.\" bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, müvekkilinin \"...\" esas unsurlu ve ibareli birçok seri markanın sahibi olduğunu, markalarını uzun yıllardan beri yoğun ve ciddi surette kullandığını, davacının kötü niyetli bir şekilde müvekkilinin uzun yıllardan beri kullanarak ayırt edicilik kazandırdığı tescilli markalarının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlerini kullandığını, eldeki davanın da kötü niyetli olarak açıldığını,<br>müvekkili tarafından açılmış davalar ile Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılmış itirazlar gözetildiğinde bu davanın reddinin gerektiğini, davacının, müvekkilinin \"...\" esas unsurlu markalarının bilinirliğinden yararlanmak istediğini, yaptığı marka başvurularında, müvekkili markalarını taklit ettiğini, davacının haksız kazanc sağlamak istediğinin açık olduğunu, bu durumun mahkemece re’sen nazara alınması gerekirken, davacının kötü niyetinin göz ardı edildiğini, davacı markalarının 43. sınıfta tescilli olmasına rağmen 29. ve 30. sınıf mallar üzerinde markaların kullanıldığını, davacının, müvekkilinin tanınmış markalarını sulandırma amacı güttüğünü, HMK'nın 128. maddesi gereğince davaya süresinde cevap verilmemesi nedeniyle tüm vakıaları inkar etmiş sayılmalarının gerektiğini, kötü niyetin itiraz mahiyetinde olduğunu, dolayısıyla davacının kötü niyetine ilişkin savunmalarının mahkemece dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, bu savunmalarının dikkate alınmamasının hatalı bulunduğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli ve esas unsurlu markalar yönünden öncelik hakkına sahip olduğunu, markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>  GEREKÇE\t: Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"... ...\" ibareli dava konusu marka ile davacı adına tescilli \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira söz konusu markaların asli unsurlarının  \"...\" ibaresinden oluştuğu ve davacı markaları karşısında dava konusu markaya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, davalının süresi içinde davaya cevap vermediği, dolayısıyla defi niteliğinde olan müktesep hak ve gerçek hak sahipliği savunmalarının mahkemece resen gözetilemeyeceği, bunun dışında davacı adına tescilli markaların tescillerinin kötü niyetli olduğu hususunun bu davada tartışılamayacağı ve davacının adına tescilli markalara dayalı eldeki davayı açmasının, kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 10/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/05/2024 <br>\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e8d873c18c5b37d","SID":"41b1269a3c358a01"}}