{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/50 Esas <br>KARAR NO: 2024/810 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2021/4 Esas - 2021/729 Karar<br>TARİHİ: 12/10/2021<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>ASIL DAVADA Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin iştigal konusuyla ilgili olarak çeşitli ürünler almak üzere davalı şirketle anlaştığını ve bu kapsamda uzunca bir süre cari hesap şeklinde işleyen muhasebe kayıtları ile ticari ilişkide bulunduğunu, bu kapsamda 12.08.2016 tarihinde ekte sunulu tahsilat makbuzuyla davalı şirkete 30.000,00 TL bedelli çekin avans olarak verildiğini, yine davalı şirkete 09.08.2016 tarihli, 4.720,00 TL tutarlı iade faturası düzenlendiğini, iade faturası ve faturaya konu kaynak makinesinin 15.08.2016 tarihinde ... Kargo Değirmendere Şb.'ne teslim edildiğini ve kargo şirketinin de kargoyu 17.08.2016 tarihinde davalıya teslim ettiğini, tam bu süreçte davalı şirketi de bünyesinde bulunduran ... Holding'e Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından el konularak İst. 2. Sulh Ceza Mah. Hâkimliği'nce kayyım olarak atandığını, müvekkilince bu süreçte davalı şirketle irtibat kurulmaya çalışıldığını, ancak davalı şirket yetkililerine ulaşılamadığını, en son Trabzon .... Noterliği' nin 29.11.2016 T. ...1 YN.' lu ihtarnamesiyle davalı şirkete, ... Holding' e ve TMSF' ye İhtarname gönderilerek avans olarak verilen çekin karşılığı ürünlerin tesliminin ya da çekin iadesinin talep edildiğini, bu ihtarnameye sadece TMSF' nin cevap verdiğini ve ... Makine'nin tüzel kişiliğinin devam ettiğinden tüm taleplerin davalı ... Makine'ye yönlendirilmesi gerektiğini bildirdiklerini, davalı tarafından oluşturulan ve müvekkili şirketin de internet üzerinden görüntü alabildiği muhasebe kayıt sisteminden 07.09.2016 tarihinde alınan kayıtta müvekkili şirketin davalı şirketten 30.861,49 TL alacaklı durumda bulunduğu, ancak davalı şirkete 17.08.2016 tarihinde teslim edilen 4.720,00 TL bedelli iade faturasının sisteme kayıtlı olmadığının görüldüğünü beyan ederek, davalı şirkete 12.08.2016 tarihinde verilen ve karşılığında hiçbir ürün alınmayan ... Bankası/Trabzon Gülbaharhatun Şb./31.01.2017 T./... Çek Nolu/30.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, menfi tespit davasına konu çek haricinde tarafların cari hesabında gözüken 5.581,47 TL' nin istirdadı ile bu bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirkete İst. And. 2.Sulh Ceza Hâkimliği' nin 2016/4284 D.İş Sayılı kararıyla TMSF yetkililerinin kayyım tayin edildiğini, hali hazırda devam eden FETÖ/PYD yargılaması sürecinde tutukluluklar nedeniyle şirket yetkililerine ulaşılamadığını, tüm evrak ve kayıtlara el konulduğunu ve inceleme yapıldığı için de sağlıklı kayıtlara ulaşmanın zor olduğunu, işbu menfi tespit davasında ispat külfetinin davacı taraf üzerinde bulunduğunu, dava dilekçesinde değinilen ve dilekçeye eklenen deliller incelendiğinde avans olarak müvekkili şirkete verildiği iddia edilen çek ile ilgili çekin avans olarak verildiğini gösterir hiçbir bilgi ve belgenin bulunmadığını, aksine imzalı tahsilât makbuzu karşılığında çekin verildiğinin görüldüğünü, dolayısıyla davacının borçlu olmadığını iddia ettiği çeki avans olarak verdiğini, davacı tarafın hangi ilişki kapsamında ve hangi malın siparişi veya alımı için avans olarak verildiğini yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini, davacı tarafın müvekkil şirkete önce 4.720,00 TL tutarında bir iade faturası kestiğini, fatura tarihinden sonra da kaynak makinesini müvekkili şirkete iade ettiğini, hem bu fatura bedelinden hem de cari hesaptan kaynaklanan bedeller toplamı 5.581,47 TL' nin taraflarına iadesini talep ettiğini, iade faturası kesildiği bildirilen malın müvekkil şirkete fiilen iade edildiğinin usulüne uygun yazılı delillerle ispatının gerektiğini, bu anlamda söz konusu iddianın ispatı olarak sunulan Kargo Gönderi kayıtlarının hiçbir anlamı olmadığını ve söz konusu kayıtlara itiraz ettiklerini, çünkü kargo kayıtlarından paket içerisinde ne olduğunun ve muhteviyatın açık ve kesin bir şekilde anlaşılamadığını, bununla birlikte malın ne sebeple iade edildiği, hukuken geçerli ve kabul edilebilir bir iade olup, olmadığı hususlarında da bir açıklık bulunmadığını, öte yandan müvekkili şirketin TTK anlamında aktif ve faal bir şirket olup, içerisinde bulunduğumuz OHAL nedeniyle sadece yönetiminin değiştiğini ve yönetimine TMSF yetkililerinin atandığını, bu hususiyet haricinde müvekkil şirkete ve yetkililerine ulaşamamak gibi bir durumun söz konusu olmadığını savunarak, davacı tarafından ikame edilen maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın tüm ferileriyle birlikte reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>BİRLEŞEN DAVADA Davacı vekili dava dilekçesi ile; asıl dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları tekrarla, Trabzon ATM. 2017/10 E. sayılı dosyayla dava dışı ... A.Ş.' ye 31.01.2017 T. ... Seri Nolu, 30.000 TL bedelli çek yönünden menfi tespit davası ikame edildiğini ve çekin ödenmemesi için tedbir kararı alındığını, daha sonra 03.02.2017 Tarihinde davalı ... A.Ş.' nin müvekkili şirketi arayarak çekin kendilerinde olduğunu ve ödenmediği takdirde takibe başlayacaklarını beyan ettiklerini, bilindiği üzere Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkındaki Yönetmelik' in 22/2 Maddesi hükmü uyarınca faktoring şirketlerinin kambiyo senetlerine dayalı olsa bile bir mal veya hizmet satışından doğmuş ve doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilmeyen alacakları satın alamayacakları veya tahsilini üstlenemeyeceklerini, faktoring şirketlerinin sadece alacağı temlik alabileceklerini, bu durumda davacı keşidecinin lehtara karşı ileri sürebileceği defileri davalı faktoring şirketine karşı da ileri sürebileceğini, faktoring şirketlerinin kambiyo senetleri korunma mekanizmalarından yararlanamayacağını ve iyi niyetli hamil iddiasında bulunamayacağını iddia ederek, bu dava ile Trabzon ATM.' nin 2017/10 E. Sayılı dosyasının birleştirilmesine, müvekkili şirketin ... Bankası/Trabzon Gülbaharhatun Şb./31.01.2017 T./... Çek Nolu/30.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin faktoring şirketi olup, firmaların mal ve hizmet satışlarından doğmuş veya doğacak vadeli, fatura veya fatura yerine geçen çek senet gibi bir belgeye dayanan alacakları temlik yoluyla finansman, garanti ve tahsilât hizmetlerini sunduğunu, dolayısıyla müvekkilinin faktoring işlemini gerçekleştirebilmek için temlik almış olduğu alacağın muhakkak belgeli olmasının şart olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin ... ile faktoring sözleşmesi imzalamış ve davacı tarafından ... emrine düzenlenmiş 30.000 TL tutarındaki çeki temlik aldığını, çekin mal satışından doğan bir fatura ile tevsik edilmesi üzerine temlik işlemini gerçekleştirdiğini ve çek bedelini ... Makine' ya ödediğini, üstelik ... ' dan fatura konusu borcun ifa edildiğine dair taahhüt de aldığını, nitekim sunulan faturada fiili sevk tarihinin 27.02.2016 tarihi olduğunun açıkça gösterildiğini, tüm bunların malın tesliminin gerçekleştiğini açıkça gösterdiğini, davacı tarafından dava dilekçesinde iddia edilen hususların şahsi bir defi olup, iyi niyetli hamil olan müvekkiline yönlendirilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, çeklerin karşılığı olan malların teslim edilmemiş olması halinde dahi davacının bu iddiasını ispatla mükellef olduğunu, soyutluk ilkesi gereğince çekin, keşide edilmesine neden olaydan bağımsız olduğunu savunarak, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 12/10/2021 tarih ve 2021/4 Esas - 2021/729 Karar sayılı kararında; \"Dava; açık hesap ticari ilişkide avans olarak verilen ve mal teslim edilmediğinden bedelsiz kalan çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile iade faturası ve açık hesap ticari ilişki nedeniyle asıl dava davalısından oluşan alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. (...) Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamından; asıl ve birleşen davaların davacı şirketin davalı şirketler aleyhine ikame etmiş bulunduğu menfi tespit davası olduğu, davaya konu ihtilafın, davacı şirketin avans olarak verildiği ileri sürülen çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve cari hesap alacağının tahsili/istirdadı istemine ilişkin olduğu, mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve davacının davalılara borçlu olup olmadığının, borçlu olması halinde tutarının tespiti için bilirkişi incelemesine karar verildiği, asıl dosya davalısı ... ve Faktoring şirketinin ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, asıl ve birleşen dosya davacısı şirketin defterlerinin usulüne uygun olduğu, asıl dava davalısının ticari kayıtlarını incelemeye sunmamış olması dolayısıyla davacının asıl dava davalısının muhasebe kayıtlarına internet üzerinden erişiminin mümkün olup olmadığının ve davacı tarafça sistemin kapatılmasından önce alındığı belirtilen kayıtlarının doğru olup olmadığının tespit edilemediği, asıl ve birleşen dosya davalısının ticari defterlerini incelemeye sunmaması ve davacı kayıtlarının davalı kayıtları ile karşılaştırılmasının engellenmiş olması sebebiyle davacı tarafın defterlerinin incelenmesi ve diğer delillerin toplanması ile sonuca gidilmiştir. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü  tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. (15.H.D. 2016/4087 E. 2017/261 K.,YHGK 2011/11-862 E. 2012/251 K. ) Asıl dava (Trabzon ATM 2017/10 Esas) yönünden; Mahkememizce taraflara ticari defterlerini sunmaları için kesin süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan kök bilirkişi raporu ile davacının asıl davalıya avans niteliğinde ileri tarihli ödemeler yaptığı, davaya konu çekin de avans olarak verildiği, davacı şirketin dava konusu 30.000 TL tutarındaki avans çekini davalı Nurkay Makina'ya keşide ederek edimini yerine getirdiği çelişkisiz olup, davalının malları teslim ettiğine ilişkin herhangi bir delil sunmadığı,  dolayısıyla gerek ticari defter kayıtları gerekse dosya kapsamından tespit edildiği üzere davalının sözleşme ile yüklendiği sipariş ürünlerin imalat ve teslimine ilişkin edimlerini yerine getirmeyerek dava konusu avans çekinin bedelsiz kalmasına sebebiyet verdiği, davacı şirketin davaya konu edilen çek bedeli 30.000 TL ve açık C/H bakiyesinden kaynaklanan 861,49 TL olmak üzere toplam 30.861,49 TL alacaklı durumda bulunduğu, 5.581,47 TL istirdat talebi içeriğinde yer alan 09.08.2016 tarihli, 4.720,00 TL tutarlı iade faturasının ve içeriği iade malların davalı şirkete teslimine ilişkin olarak dosyaya celp edilen aras kargo cevabi yazısı ve ekindeki genel teslimat bordrosunun söz konusu kargonun içeriğinin ne olduğunu ispatlamaya elverişli olmadığı, ayrıca bu iadenin yapılmasında ve konu iade faturasının düzenlenmesinde yasal iade koşullarının bulunup bulunmadığı, davalı şirketçe kabul edilip edilmediği hususlarının tespit edilemediği, 4.720,00 TL tutarlı iade faturasının davacı şirketçe yerine getirilmesi gereken ispat yükünün yerine getirilmediği ve davalı şirkete borç külfeti yüklemeyeceğinden davacının bu fatura bedelinin istirdadını talep edemeyeceği, istirdadını talep edebileceği tutarın 861,49 TL olduğu kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddesine göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Davacının defterlerine göre dava tarihi itibariyle davacının davalıdan davaya konu edilen çek bedeli 30.000 TL ve açık C/H bakiyesinden kaynaklanan 861,49 TL olmak üzere toplam 30.861,49 TL alacaklı olduğu, dolayısıyla davacının davaya konu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığını ve 861,49 TL alacaklı olduğunu ispat etmiş olduğu  anlaşıldığından, asıl dava (Trabzon ATM 2017/10 Esas) yönünden davacının ... Bankası Trabzon Şubesinin 31/01/2017 tarih ve ... seri nolu 30.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalı  ... Şirketine borçlu olmadığının tespitine, 861,49 TL'nin dava tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir. Birleşen dosya (Trabzon ATM 2017/65 Esas) yönünden; birleşen davaya ilişkin olarak her ne kadar bilirkişi raporunda birleşen davada, davaya konu çekin davalı ... Makine tarafından birleşen davanın davalısı Faktoring şirketine mal satışından doğan bir fatura ile tevsik edilerek temlik işlemini gerçekleştirdiği ve Faktoring şirketinin de yasa ve yönetmeliğe uygun olarak temliki kabul ederek çek bedelini esas davanın davalısı ...’ya ödediğini ve davalı Faktoring şirketinin kambiyo senetlerine ilişkin soyutluk ilkesinden yararlanarak iyi niyetli 3.şahıs olarak çek bedeline hak kazandığı yönünde görüş bildirilmiş ise de; kambiyo senedinin ciro yolu ile alınmasının bir temlik işlemi olduğu, temlik işlemlerinde şahsi def'ilerin temlik alana karşı ileri sürülebileceği, Mahkememizce yapılan yargılama sırasında, faturaya dayalı malların davacıya teslim edilmediği ve çekin bedelsiz kaldığının anlaşıldığı, 6361 sayılı Finansal Kiralama Factoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/3. maddesine göre factoring şirketinin bile bile borçlunun zararına hareket ederek kambiyo senedini iktisap etmemiş ise şahsi defilerin factoring şirketine karşı ileri sürülemeyeceğinin hükme bağlandığı, ancak bu hükmün faktoring işleminin tarafları olan borçlu, önceki alacaklı ve temlik alan faktoring şirketi dışındaki kambiyo senedinde ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından getirilmiş bir hüküm olduğu, gerek 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 687/2. maddesi, gerekse 6361 sayılı Kanun'un 9/2. maddesi karşısında faktoring işleminin taraflarından olan kambiyo borçluları hakkında alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağı, aynı Kanunun 9/3 maddesi hükmünün ise faktoring işleminin tarafı olmayan ve ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından uygulanabileceğinden bilirkişi raporuna bu hususta itibar edilmemiştir. Yapılan yargılama ile davacının dava tarihi itibariyle asıl dosya davalısından alacaklı olduğu, davacının asıl davalıya avans niteliğinde ileri tarihli ödemeler yaptığı, davaya konu çekin de avans olarak verildiği, çek karşılığında teslim edilmesi gereken malın teslim edilmediği, dolayısıyla dava konusu çek bedelsiz olduğundan şahsi defilerin birleşen dosya davalısı faktoring şirketine karşı da ileri sürülebileceğinden Birleşen dosya (Trabzon ATM 2017/65 Esas) yönünden davacının ... Bankası Trabzon Şubesinin 31/01/2017 tarih ve ... seri nolu 30.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalı   ... Şirketine borçlu olmadığının tespitine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, \"1-Asıl dava (Trabzon ATM 2017/10 Esas) yönünden davacının ... Bankası Trabzon Şubesinin 31/01/2017 tarih ve 0011759 seri nolu 30.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalı  ... Şirketine borçlu olmadığının tespitine,2-861,49 TL'nin dava tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,3-Birleşen dosya (Trabzon ATM 2017/65 Esas) yönünden davacının ... Bankası Trabzon Şubesinin 31/01/2017 tarih ve 0011759 seri nolu 30.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalı ... Şirketine borçlu olmadığının tespitine,\" karar verilmiş ve verilen karara karşı asıl davada ve birleşen davada davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davalı ... Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesi ile; mahkeme huzurunda ikame edilen işbu menfi tespit ve iade konulu davada tüm ispat külfetinin davacı taraf üzerinde bulunmakta olup davacının davasını ispat edemediğini, davacı yanın avans olarak müvekkil şirkete verildiği iddia edilen çek ile ilgili bu çekin avans mukabili verildiğini gösterir hiçbir bilgi veya kayıt bulunmadığını aksine, tahsilat makbuzu imzası karşılığında çekin verildiğinin görüldüğünü;Davacı tarafın borçlu olmadığını iddia ettiği çeki, avans olarak verdiğini, hangi ilişki, hangi malın sipariş veya alımı veya hangi sebebe dayanak olarak avans verildiğini ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafça ispat edilmesi gereken bu konuların tamamen yazılı delillerle ispat edilmesi gerektiğini, yazılı olmayan tanık vb. delillere muvafakat etmediklerini ve etmeyeceklerini, davacı tarafın müvekkil şirkete önce 4.720 TL tutarında bir iade faturası kestiğini, fatura tarihinden sonra da bir kaynak makinasını müvekkil şirkete iade ettiğini iddia ederek, hem bu fatura bedelinden hem de cari hesaptan kaynaklanan bedeller toplamı olan 5.581,47 TL’nin iadesini talep ettiğini, iade faturasının kesildiği bildirilen malın müvekkil şirkete fiilen iade edildiğinin usulüne uygun yazılı delillerle örneğin teslim-tesellüm tutanağı gibi bir evrak ile ispat edilmesi gerektiğini, bu anlamda söz konusu iddianın ispatı olarak sunulan kargo gönderi kayıtlarının hiçbir anlamı olmadığını, söz konusu kayıtlara itiraz ettiklerini, kargo kayıtlarından paket içerisinde ne olduğunun muhteviyatın ne olduğunun açık ve kesin bir şekilde anlaşılamadığını, malın ne sebeple iade edildiği hukuken geçerli ve kabul edilebilir bir iade olup olmadığı ile ilgili olarak da dava dilekçesinde hiçbir izahat bulunmadığını, bu konuların izah ve ispat edilmeden sadece iade faturası ve içeriği belirsiz kargo fişleri ile iade alacağı olduğunun kabulünün mümkün olamayacağını;Hükme esas alınan 09.08.2021 tarihli bilirkişi ek raporunun eksik inceleme ürünü olup salt hukuki yorumdan ibaret olduğunu, Mahkeme tarafından verilen 22/11/2018 tarihli ilk kararın, İstanbul BAM Dairesi tarafından dosya esasına ilişkin yeterli inceleme yapılmadığından  bahisle kaldırıldığını,  buna ilişkin olarak dosya kapsamında  ek rapor tanzim edildiğini, tanzim edilen 09/08/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda bilirkişi tarafından dosyada farklı bir kanaat bildirilebilecek bilgi ve belge bulunmadığının tespit edildiğini, bu hususun yerel mahkemenin 22/11/2018 tarih  2017/775 E. - 2018/858 K. sayılı kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil etmediğini açıkça ortaya koyduğunu, davacının  iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu, davacı yanın ispat yükünü yerine getiremediğinin bilirkişi ek raporunda da tespit edildiğini, davacının haksız ve ispatlanamamış işbu davasının reddi gerektiğini, davacı tarafın davasını ispat edemediğini;Dosya kapsamında tanzim edilen 02.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda; “davacı şirketle davalı şirket arasında mutabakatsızlık konusu olan ve davalı şirket vekilince de kabul edilmeyen 09.08.2016 düzenleme tarihli, “2 adet PRO 270 PFC İnvertör Kaynak Makinesi” içerikli, KDV dahil 4.720,00 TL tutarlı iade faturasının dosyada mübrez. ... Kargo cevabı yazısından görüleceği üzere herhangi bir içerik bilgisine yer verilmeden 15.08.2016 tarihinde davacı şirketten alınarak 17.08.2016 tarihinde davalı şirkete teslim edildiği şeklinde cevaplandırılmış olduğu, ... Kargo cevabı yazısı ve ekindeki Genel Teslim Bordrosu söz konusu kargonun içeriğinin ne olduğunu ispatlamaya elverişli olmayıp, ayrıca bu iadenin yasal iade koşulları bulunup bulunmadığı, davalı şirketçe kabul edilip edilmeyeceği hususları belirsizdir.” denilmekle davacı yanın ispat yükünü yerine getiremediğinin açıkça tespit olunduğunu, dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan  bilirkişi incelemesinde de davacı yanın iddiasını ispatlar nitelikte somut bir delile dayanmadığının ve bu hususta davacı yanın iddiasını ispatlayamadığının ortaya konduğunu, İleri sürerek; yerel mahkeme kararındaki aleyhe hususların ortadan kaldırılarak davacı tarafından açılan haksız ve mesnetsiz davanın tümüyle reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkil bakımından davanın kabulüne karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, kararın kaldırılması ile yapılan yeniden yargılamada bilirkişinin herhangi bir inceleme yapmadan kök rapordaki kanaatlerini tekrar ettiğini, bu raporun hükme esas alınarak davanın kabul edilmesini anlamanın mümkün olmadığını, Dairemizin kaldırma kararı akabinde dosyanın bilirkişi incelemesine gönderildiğini, 09.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda; \"Dosya kapsamı incelendiğinde gerek 02.04.2017 tarihli kök rapordaki mali tespitlerim ve sonuç bölümünde belirtmiş olduğum görüş ve kanaatlerimi değişikliğe uğratacak herhangi bir bilgi ve belge sunumu olmadığı gibi heyetimizde yer alan bilişim bilirkişisi tarafından yapılan incelemelerle sonuç alınmadığı görülmekte 02.04.2017 tarihli kök raporumdaki görüş ve kanaatlerimde herhangi değişiklik bulunmamaktadır.\" denildiğini; BAM dairesinin kaldırma kararı gerekçesinin asıl davalı bakımından dosyadan araştırma yapılarak davacının iddialarını ispatlayıp ispatlamadığının değerlendirilmesinin istendiğini ancak inceleme ile sadece ... Makina'nın muhasebe sistemine girilmeye çalışıldığını, kullanıcı adı ve şifre bulunmadığından bahisle sisteme girilemediğinin ifade edildiğini, yapılan incelemenin sonuç vermediğinden bahisle kök raporda yer alan kanaatlerin tekrarlandığını, atıf yapılan kök rapordaki kanaatin; \"Davalı Faktoring Şirketi dava konusu çeki mal satışından doğan bir fatura ile tevsik ederek temlik almıştır ve çek bedelini esas dava davalısı ... Makine'ye ödemiştir.  Kambiyo senetlerine ilişkin soyutluk ilkesi uyarınca iyi niyetli 3. Şahış  olarak kendisine talep yöneltilemeyecektir. \" şeklinde olduğunu, kök rapordaki kanaatler tekrar edilmişse, mahkemenin niçin kök rapordaki bu kanaatin aksi yönde bir karar kurduğunun taraflarınca anlaşılamadığını, dosyadaki mevcut kanaati değiştirecek herhangi bir incelemenin de yapılmadığını hatta hiçbir inceleme yapılmadığını; Davacının iddia konusu yaptığı malların teslim edilmediği olgusunu, çekin avans karşılığı verildiği iddiasını kanıtlar hiçbir delili bulunmadığını, buna rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin dayanaksız olduğunu, tarafların ticari defterlerinin de malların teslim edilmediğini kanıtlama niteliğinden yoksun olduğunu, tarafların cari hesap olarak çalıştıkları görüldüğünden bahisle defter incelemesinden malların teslim edilemediğinin anlaşılamayacağını, aksine taraf defterleri ve dosya kapsamındaki belgelerden davacının davasını ispat edemediğinin anlaşıldığını, müvekkilinin fatura ile tevsik edilen alacağı usulüne uygun olarak faktoring ilişkisi çerçevesinde teslim aldığını;   Dosyada mübrez fatura ile davacı tarafından asıl davalıya bir mal teslim yapıldığının görüldüğünü hayatın olağan akışına uygun olarak da mal teslimi sonrası uyuşmazlık konusu çekin asıl davalıya verildiğini hatta  çekle birlikte imzalı tahsilat makbuzunun verildiğini, tüm bunların müvekkilin usulüne uygun işlem yaptığını ve kendisine talep yöneltilemeyeceğini gösterdiğini, aksine davacının; faturaya itiraz etmediğini, söz konusu çek bedelini ticari defterlerinde Sipariş Avansları Hesabında değil, Satıcılar Ana Hesabına kaydettiğini, tahsilat makbuzunda çekin avans olarak verildiğine dair herhangi bir kayıt koymadığını, buna rağmen davacının davasının kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkile işbu davadaki kişisel def'inin öne sürülemeyeceğini tekrarla birlikte zaten davacının mal teslimi konusundaki iddialarını da ispatladığının söylenemeyeceğini; Davacının şahsi bir def'i niteliğinde olan avans iddiasını müvekkil şirkete karşı ileri sürebilmesi için müvekkil şirketin kötü niyetli bir şekilde borçlunun zararına hareket etmiş olması gerektiğini, dosya da böyle bir iddia dahi bulunmadığından bahisle müvekkilin birleşen davasının kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında; \"6361 sayılı Finansal Kiralama Factoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/3. maddesine göre factoring sirketinin bile bile borçlunun zararına hareket ederek kambiyo senedini iktisap etmemiş ise şahsi defilerin factoring şirketine karşı ileri sürülemeyeceğinin hükme bağlandığı, ancak bu hükmün faktoring işleminin tarafları olan borçlu, önceki alacaklı ve temlik alan faktoring şirketi dısındaki kambiyo senedinde ciro silsilesinde yer alan diger kambiyo borçluları bakımından getirilmiş bir hüküm olduğu, gerek 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 687/2. maddesi, gerekse 6361 sayılı Kanun'un 9/2. maddesi karşısında faktoring işleminin taraflarından olan kambiyo borçluları hakkında alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağı, aynı Kanunun 9/3 maddesi hükmünün ise faktoring işleminin tarafı olmayan ve ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından uygulanabileceğinden bilirkişi raporuna bu hususta itibar edilmemiştir. Yapılan yargılama ile davacının dava tarihi itibariyle asıl dosya davalısından alacaklı olduğu, davacının asıl davalıya avans niteliğinde ileri tarihli ödemeler yaptığı, davaya konu çekin de avans olarak verildiği, çek karşılığında teslim edilmesi gereken malın teslim edilmediği, dolayısıyla dava konusu çek bedelsiz olduğundan şahsi defilerin birleşen dosya davalısı faktoring şirketine karşı da ileri sürülebileceğinden\" şeklindeki gerekçe ile müvekkile karşı açılan davanın kabulüne karar verdiğini, bu gerekçenin lafzen net anlaşılmamakla birlikte açıklayacakları gibi sonuç bakımından hatalı olduğunu;6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/3 maddesinde; “Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.” hükmüne yer verildiğini, kanunun açıkça def'ilerin faktoring şirketlerine karşı ileri sürülemeyeceğine hükmettiğini, Yerel mahkemenin anlaşılamayan gerekçesinde; \"faktoring işleminin taraflarından olan kambiyo borçluları hakkında alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağı, aynı Kanunun 9/3 maddesi hükmünün ise faktoring işleminin tarafı olmayan ve ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından uygulanabileceğinden,\" bahsettiğini, müvekkilinin ne kambiyo borçlusu olduğunu ne de ciro silsilesinde yer aldığını, müvekkilin sadece günde yüzlerce çeki faktoring ilişkisi çerçevesinde temlik alan, kuruluşu buna özgülenmiş bir şirket olduğunu, kanun koyucunun da bu durumu güvence altına aldığını, el değiştirme fonksiyonuna sahip olan, diğer bir ifade ile tedavül ve ödeme araçları olarak işlem gören evraka güven zorunlu olduğundan, bu tür evrakların bir kez yaratılıp piyasaya sürüldükten sonra mümkün olduğu ölçüde itiraza uğramamaları gerektiğini;Ne bilirkişi raporlarında ne de daha önceki BAM kararında aksine bir değerlendirme bulunmadığı halde, dosyadaki mübrez fatura ile müvekkilin alacağı tevsik ettiği açık olduğundan bahisle müvekkilin şahsi def'iden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin ilgili çek bakımından başkaca bir araştırma sorumluluğu bulunmadığını, karşılığında bedel ödeyerek ve mevzuata uygun şekilde çeki devralan müvekkil davacının ispatlayamadığı def'isinden sorumlu tutulduğunu, dairemizin, asıl dava davalısı ... Makine bakımından yeterince inceleme yapılmadığından bahisle kararı kaldırdığını, müvekkilin birleşen davası bakımından herhangi bir hukuka aykırılık tespiti yapılmadığından bahisle davanın tekrardan reddi gerekmekteyken usuli müktesep hakkına aykırı olarak karar tesis edildiğini, müvekkil bakımından usulüne uygun devir alınan çek bakımından şahsi def'iler dinlemeyecekse de davacının zaten iddialarını ispatlayamadığını, 09.08.2021 tarihli bilirkişi raporundan görüldüğü üzere dosyada farklı bir kanaat bildirilebilecek bilgi ve belge bulunmaması ve kök rapordaki lehlerine kanaatlere atıf yapılması sebebi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verildiğini, İleri sürerek, tehiri icra talepli istinaf dilekçesinin kabul edilerek Yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Asıl dava; davacının taraflar arasındaki açık hesaba dayalı yürüyen ticari satış ilişkisi kapsamında davalıya keşide edilen 30.000,00-TL bedelli ve avans çeki olduğu iddia olunan çekten ötürü borçlu olunmadığının tespiti ile açık hesaba göre bakiye  5.581,47-TL alacağın davalıdan tahsili istemlerine, birleşen dava ise davalının faktoring sözleşmesi ile asıl dava davalısından temlik aldığı 30.000,00-TL bedelli çekten ötürü birleşen davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemenin asıl ve birleşen davaların reddine dair verdiği 2017/775 esas, 2018/858 karar sayılı 22/11/2018 tarihli karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucu dairemizin 2019/725 esas, 220/1378 karar sayılı 26/11/2020 tarihli ilamı ile asıl davada usulüne uygun bir gerekçe yazılmadığından bahisle birleşen ve asıl davaya yönelik istinaf sebepleri bakımından esasa girilmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece dosya yeni esasa kaydedildikten sonra yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davalardaki menfi tespit istemlerinin kabulüne, asıl davadaki alacak isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen dava davalıları tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Asıl ve birleşen davalarda davacı yan; asıl dava davalısı ile aralarında açık hesap şeklinde yürüyen ticari satış ilişkisi bulunduğunu, uyuşmazlık konusu ... Bankası Trabzon Trabzon Gülbahar Hatun Şubesi nezdindeki davacı hesabından keşide edilen 30.000,00-TL bedelli 31/01/2017 keşide tarihli, ... çek numaralı çekin, 12/08/2016 tarihli tahsilat makbuzu ile asıl dava davalısına avans çeki olarak verildiğini, ne varki avans olarak verilen çek karşılığında mal teslimi yapılmadığını, çekin iadesi için gönderilen ihtarın sonuçsuz kaldığını,  yine asıl dava davalısından satın alınan ve bedeli ödenmiş bulunan makinenin 09/08/2016 tarihli 4.720,00-TL bedelli iade faturası ile asıl dava davalısına iade edildiğini, davacı cari hesabına göre bedelsiz kalan çek dışında asıl dava davalısına karşılığında mal teslimi yapılmaksızın 5.581,47-TL ödeme yapıldığını; hem çekten ötürü borçlu olunmadığının tespiti, hem de alacağın ödenmesi talepleri ile asıl dava davalısı şirkete karşı dava açıldıktan sonra, çekin birleşen dava davalısı faktoring şirketine temlik edildiğinin öğrenildiğini, bedelsiz çeki faktoring mevzuatına aykırı şekilde temlik alan birleşen dava davalısına karşı da çekten ötürü borçlu olunmadığının tespiti gerektiğini ileri sürmüştür. Asıl davada davalı yan; davacının çekin avans çeki olduğunu, iade faturasının ve fatura konusu makinenin davalıya tebliğ ve teslim edildiğini ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, iddiaları ispata elverişli herhangi bir delil bulunmadığını savunarak asıl davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davalı yan; dava konusu çekin 6361 Sayılı Kanunun 9/2 maddesi ile Yönetmeliğe uygun şekilde fatura karşılığında temlik alındığını, davacının aynı kanunun 9/3 maddesi uyarınca şahsi defilerini davalıya karşı ileri süremeyeceğini, kaldı ki çekin avans çeki olduğunu ispat yükünün de davacı üzerinde olduğunu savunarak birleşen davanın reddini talep etmiştir. Dairemizin ilk kaldırma ilamında;  asıl dava dilekçesinde davacının; davalı yetkilendirmesi ile internet üzerinden davalının muhasebe kayıt sistemine erişebildiğini belirterek, bu sistemden aldığını iddia ettiği 07/09/2016 tarihli davalı açık hesap dökümünü dosyaya  sunduğu, bu kayıtta davacının alacaklı göründüğü, mahkemece bu hususun değerlendirilmediği, söz konusu muhasebe kaydının davalıya ait olup olmadığı, davacının internet üzerinden davalının muhasebe sistemine ulaşıp kayıt alma imkanı bulunup bulunmadığı, davalı ticari defter kayıtlarına göre bildirilen tarih itibarıyla açık hesap ticari ilişkide davacının alacaklı olduğuna ilişkin kayıt bulunup bulunmadığının araştırılmadığı belirtilmiştir. Mahkemece dairemizin kaldırma ilamı doğrultusunda, asıl davada davalı vekilinin de hazır bulunduğu 22/04/2021 tarihli celsenin 2 nolu ara kararı ile asıl davada davalı vekiline; müvekkili tarafından oluşturulan ve davacı tarafça internet üzerinden erişilerek kayıt alınabilen muhasebe programlarının olup olmadığı, 07/09/2016 tarihinde alınan muhasebe kayıtlarının müvekkili şirkete ait olup olmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere 2 hafta süre verilmesine karar verildiği, davalı vekilinin herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine ilk derece mahkemesinin, aynı celsenin 3 nolu ara kararı ile; \" Davalı ... Makine şirketinin muhasebe kayıtlarının internet üzerinden erişiminin mümkün olup olmadığı, davacı tarafça sunulan 07/09/2016 tarihli muhasebe kayıtlarının asıl dosya davalısı ... Makinenin kayıtları olup olmadığına, olması halinde verilerin doğru olup olmadığı, davacının davalıdan talep edebileceği bir alacağının olup olmadığı ya da davalıya herhangi bir borcunun olup olmadığının tespiti için Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından davacı asıl dosya ve birleşen dosya davalıların  dava konusu talebi kapsayacak şekilde ilişkin tüm yasal ticari defterleri ve defterlerin bu uyuşmazlığa ilişkin dayanak kayıtları üzerinde mahkememizce daha önce görevlendirilen mali müşavir bilirkişisinin yanına bilişim uzmanı bilirkişisi  eklenmek suretiyle belirtilen hususların ve tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda  ek rapor tanzim edilmesinin istenmesine, incelemenin 28/05/2021 günü saat 10:45'da, Mahkememiz kaleminde bilirkişi incelemesi yapılmasına, Bilişim uzmanı bilirkişisi için 800,00 TL ücret takdirine, Mali Müşavir Bilirkişisi için 100,00 TL ek ücret takdirine, TTK.79-86.ve HMK. 222.maddeleri uyarınca her iki tarafın inceleme günü ve saatinde  tüm yasal ticari defterlerini ve dayanak kayıtlarını mahkeme kaleminde  incelemeye hazır bulundurmaları için kesin süre verilmesine, ancak talepleri halinde aynı gün ve saatte defterlerin şirket merkezlerinde incelemeye hazır bulundurulmasına, defter ibraz etmeyen tarafın TTK. 86.maddesi uyarınca ibrazdan kaçınmış sayılarak diğer tarafın defterlerinin incelenmesiyle sonuca gidileceğinin ihtarına (iş bu duruşma tutanağının  tebliği ile birlikte davacı ve birleşen dosya davalısına tarafa ihtarat yapılmış sayılmasına),\" karar verildiği, inceleme günü asıl dava davalısı tarafından ticari defter ve belgelerin ibraz edilmediği, mali bilirkişi tarafından kök raporda yer alan davacı şirket defterlerinde yapılan inceleme sonuçlarının tekrar edildiği, bilişim uzmanı bilirkişi tarafından ise, asıl dava davalısı şirketin davacıya gönderdiği e-mail ile bir portal giriş şifresi verdiği, ancak kullanıcı adı ve şifre ile portala giriş yapılamadığı hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır. Mali bilirkişi tarafından asıl birleşen davalarda davacı defterleri üzerinde yapılan ve asıl dava  tarafları arasındaki ticari ilişkinin incelendiği  kök ve ek bilirkişi raporu incelendiğinde;  taraflar arasında 2016 yılı öncesinden süre gelen ve açık hesap şeklinde yürüyen ticari satış ilişkisi bulunduğu, davacı tarafından sunulan hesap ekstresine göre, davacının davalıya süreklilik teşkil edecek şekilde ileri vadeli çekler keşide ettiği, bu ödemeleri 159 verilen sipariş avansları hesabında takip etmediği,  320 satıcılar ana hesabı altında yer alan 320-009 ... makine..a.ş. alt hesap kodunda kayıt altına aldığı, davalı tarafından da davacı adına muhtelif tarih ve tutarlarda satış faturaları düzenlendiği, dava konusu 31/01/2017 keşide tarihli  30.000,00-TL tutarlı çekin, davalı  tarafından düzenlenmiş 12/08/2016 tarihli, 0991 nolu tahsilat makbuzu karşılığında teslim alındığı, makbuzda çekin hangi sebeple verildiği bilgisinin olmadığı, çekin 19/08/2018 tarihinde davacının ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, yine davacı tarafından davalıya  12/08/2016 tarihli 992 nolu tahsilat  makbuzu karşılığında 3.000,00-TL nakit ödeme yapıldığı, bu ödemenin de  19/08/2016 tarihinde davacı defterlerine kaydedildiği, davacının kendi defterlerine göre 12/08/2016 tahsilat makbuzu karşılığı ödeme tarihi tarihi itibariyle davalı şirkete 8.223,93-TL borçlu göründüğü, davacının 15/08/2016 tarihinde defterlerinde davacı hesabına bir satış faturası ve iki iade faturasını borç kaydettiği, aralarında 4.720,00-TL bedelli iade faturasını da bulunduğu bu faturaların toplam bedelinin 10.805,40-TL olduğu, böylece davacının 15/08/2016 tarihinde davalıya olan borcunun kayden 2.138,53-TL'ye düştüğü, akabinde 12/08/2016 tarihinde davalıya makbuz karşılığı yaptığı toplam 30.000,00-TL'lik ödemeyi 19/08/2016 tarihinde defterlerine kaydeden davacının, davalıdan 35.581,47-TL kayden alacaklı konuma geçtiği, bu hesabın dava tarihine dek bu şekilde aktarıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından dosyaya sunulan ve asıl dava davalısının muhasebe kayıt sisteminden sadır olduğu iddia olunan 07/09/2016 tarihli hesap dökümünde ise davacı davalıdan 30.861,49-TL alacaklı gözükmektedir. Fark  4.720,00-TL bedelli iade faturasının bu kayıtta yer almamasından kaynaklanmaktadır. İlk derece mahkemesi tarafından asıl davada; yaptırılan mali bilirkişi incelemesi sonucu davacının davalıya  avans niteliğinde ileri tarihli ödemeler yaptığı, davaya konu çekin de avans olarak verildiği, davalının malları teslim ettiğine ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, davalının sözleşme ile yüklendiği sipariş ürünlerin imalat ve teslimine ilişkin edimlerini yerine getirmeyerek dava konusu avans çekinin bedelsiz kalmasına sebep olduğu,  davacının 4.720,00 TL tutarlı iade faturasını ve fatura muhtevasını davalıya tebliğ ve teslim ettiğini ispat edemediği gerekçesiyle; menfi tespit isteminin kabulüne, alacak isteminin kısmen kabulü ile 861,49-TL nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Birleşen davada;  davalı faktoring şirketinin çeki doğrudan müşterisi olan lehdardan ciro yoluyla aldığı, dolayısıyla çek, faktoring müşterisine hangi alacağın ödenmesi için verilmiş ise o alacağın da temlik alındığı, bu nedenle keşidecinin lehdara karşı ileri sürebileceği temel ilişkiden doğan şahsi def'ileri davalı faktoring şirketine karşı da ileri sürebileceği,  6361 Sayılı Kanunu 9/3 maddesinin somut olayda uygulanamayacağı, avans çekinin bedelsiz kaldığının tespit edildiği gerekçeleri ile birleşen davadaki menfi tespit isteminin kabulüne karar vermiştir. Asıl davada davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri cevap dilekçesindeki savunmalar ile aynı olup, istinaf dilekçesinde ayrıca davacı defterlerindeki kayıtlara dayalı olarak hüküm verilemeyeceği hususu ileri sürülmüştür. Birleşen davada davalı tarafından  ileri sürülen istinaf sebepleri cevap dilekçesindeki savunmalar ile aynı olup, istinaf dilekçesinde ayrıca, mahkemenin ilk kararı sonucu verilen istinaf ilamında birleşen davaya yönelik hukuka aykırılık tespit edilmediğinden,  birleşen davanın reddine yönelik ilk kararın usuli kazanılmış hak teşkil ettiği ileri sürülmüştür. Asıl davada davalı yan tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri değerlendirildirildiğinde; 6100 Sayılı HMK'nun 222 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Maddenin  ikinci fıkrasına göre; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Hükmün 28/07/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7521 Sayılı Kanun ile değişik üçüncü fıkrasına göre; ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında 22/04/2021 tarihli celsede verilen ara karar ile asıl dava davalısı vekiline ticari defterlerin HMK'nun 222 maddesi uyarınca inceleme günü ibraz edilmesi hususunda kesin süre verildiği, ibraz etmemenin sonuçlarının hatırlatıldığı, ibraz etmeme halinde diğer tarafın defterlerinin incelenmesi ile sonuca gidileceğinin ihtar edildiği, buna rağmen davalı yanın defter ibraz etmediği anlaşılmıştır. Şu halde mahkemece HMK'nun 222/2 fıkrasına göre usulüne uygun tutulmuş davacı defterlerindeki kayıtların hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı kendi defterlerine göre dava konusu çekin bedelsiz kaldığını ispatlamıştır. Zira çekin keşide edilip davalı yana teslim edildiği tarihte, çek tutarının tamamına denk düşen bir davacı borcu mevcut olmadığı gibi, çekin teslim tarihinden sonra davalı tarafça düzenlenmiş bir satış faturası bulunmadığı gibi dosyaya bu yönde bir delil ibraz edilmemiştir.  Asıl davada menfi tespit isteminin kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacının alacak talebi 5.581,47-TL olup mahkemece talebin 861,49-TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Alacak talebi bakımından davalının istinaf konusu ettiği tutar  da 861,49-TL'dir. 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nun 341/2 maddesi hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu asıl ve birleşen davalarda yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00-TL olduğundan, mahkemenin alacak talebine yönelik kısmi kabul kararı kesin niteliktedir.  Kararda bu talebe yönelik verilen hüküm için kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonucu değiştirmeyecektir. Bu nedenle asıl davada davalının, hüküm altına alınan alacağa yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 341/2 ve 352 maddeleri uyarınca usulden reddi gerekmiştir.  Birleşen davada davalı yan tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri değerlendirildirildiğinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(19)11-259 esas, 2022/426 karar sayılı  30/03/2022  tarihli ilamında da belirtildiği üzere faktoring işleminin; faktoring hizmetlerini talep eden ve alacaklarını faktoring şirketine devreden (satan) işletme yanimüşteri, müşterinin alacaklarını devir ve satın alarak karşılığında nakit olarak ödeme yapan faktoring şirketi ve  müşterinin alacaklı olduğu kişi veya işletmeden oluşan üç tarafı bulunmaktadır.  6361 Sayılı Kanunun 9/2 fıkrası \"faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez.\" hükmünü amirdir. Aynı Kanunun 9/3 fıkrası ise; \"bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.\" hükmünü içermektedir.  Kanunda açıkça, faktoring şirketlerinin kambiyo senedine dayalı olsa bile, bir mal satışından veya hizmet arzından doğmayan alacakları devralamayacakları düzenlenerek, kambiyo senedinin içerdiği hakkın soyutluğu ilkesi ortadan kaldırılmıştır. Bu nedenle faktoring işlemi içinde yer alan kambiyo borçlusu, 6098 sayılı TBK'nun 188/1 fıkrası uyarınca temlik eden durumundaki önceki alacaklısına yani müşteriye karşı ileri sürebileceği def’i ve itirazları faktoring şirketine karşı da ileri sürebilir. Burada Kanunun 9/3 fıkrasında öngörülen  faktoring şirketinin bile bile borçlunun zararına hareket etmesi koşulu aranmayacaktır. Kanunu 9/3 fıkrasında öngörülen ve faktoring şirketine karşı kambiyo borçlularının şahsi def'i ve itirazlarını ileri süremeyeceklerine ilişkin kural ancak yukarıda açıklanan üçlü faktoring ilişkisinin tarafı olmayan kambiyo borçluları için geçerlidir. Somut olayda; dava konusu çekin lehdarı olan Nurkay Makine Şirketi, davacıdan olan alacağını davalıya temlik eden müşteri, davacı borçlu, davalı ise bu alacağı temlik alan faktoring şirketi olup, davacının lehdar ile aralarındaki temel ilişkiden doğan şahsi def'ileri bu arada bedelsizlik def'ini 6361 Sayılı Kanunun 9/2 ve TBK'nun 188/1 fıkrası uyarınca davalı faktoring şirketine ileri sürebileceğinde duraksama yoktur. Yukarıda asıl dava kapsamında yapılan açıklamalara atıfla, dava konusu çekin bedelsizliği ispat olunduğundan mahkemece bu gerekçe ile birleşen davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olup, aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece verilen asıl ve birleşen davaların reddine yönelik asıl ve birleşen dava davacısı tarafından yapılan istinaf başvurusunda, birleşen davanın esasına ilişkin istinaf sebepleri ile asıl davada ilamda belirtilen husular dışındaki esasa ilişkin istinaf sebeplerinin değerlendirilmediği, bu hususun da ilamda belirtildiği, kaldırma kararı ile asıl ve birleşen davada verilen kararın kül halinde ortadan kalktığı, bu nedenle mahkemenin birleşen davanın reddine yönelik ilk kararının birleşen davalı yönünden usuli müktesep hak teşkil etmeyeceği açık olup, aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği anlaşılmış olup; asıl davada davalı yanın menfi tespit kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, alacak kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 341/2 ve 352 maddeleri uyarınca usulden reddine; birleşen davada davalı yanın birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Asıl davada davalı yanın menfi tespit kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada davalı yanın alacak kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 341/2 ve 352 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE;3-Birleşen davada davalı yanın birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,4-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 2.108,15-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 513,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.595,15-TL harcın asıl davada davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 2.049,30-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 512,32‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.536,98‬-TL harcın birleşen davada davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"118f5f570d8ea1a4","SID":"a7fb56ae36a20c08"}}