{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/797 - 2024/998<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/797 <br>KARAR NO\t: 2024/998<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK<br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/04/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/447 E.  -  2021/158 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/04/2021 tarih ve 2018/447 E. - 2021/158 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili, davalı şirket vekili ve davalı kurum vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin ... ve ... tarafından 1999 yılında kurulduğunu, o tarihten bu yana “...” markası ile faaliyet gösterdiğini, müvekkili markasının ve logosunun Türkiye ve dünyada tanınmış hale geldiğini, müvekkilinin markalarının muhtelif sınıflarda tescilli olduğunu, yine ticaret unvanında “...” ibaresinin yer aldığını, davalının36,39,43.sınıfta 2017/40370 sayılı \"... ...\"  ibareli marka başvurusuna karşı gerçekleştirdikleri SMK'nın 6/1, 6/5, 6/6, 6/9.maddelerine dayalı itirazlarının YİDK tarafından reddedildiğini, başvuruda  kullanılan “... ...” ibaresinin müvekkili için kabul edilemez olduğunu, \"... ...\" ibaresinin ilk defa müvekkili tarafından kullanıldığını, yine 35.sınıfta 2005 yılından tescilli markasının mevcut olduğunu, davalı şirketin anılan markayı tescil ettirerek müvekkili şirketin tanınırlığından faydalanmaya çalıştığını, davalı şirketler grubundan olan ... Grup Mimarlık. Ltd. Şti. firmasına karşı Bakırköy 2. FSHHM’de açılan 2015/57E – 2017/142K sayılı tecavüz davasında mahkemece tecavüzün varlığının tespit edildiğini ileri sürerek, 2018-M-8162 sayılı TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, başvuru konusu marka ile davacının markaları her ne kadar işaret anlamında düşük düzeyli benzer de olsa başvuru kapsamında yer alan hizmetlerin ya da benzerlerinin davacı şirketin itiraza konu markalarında yer almadığını, bu nedenle işaretler arasında iltibas tehlikesinin doğmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili,  müvekkili şirketin 2003 yılından kurulduğunu, davacının 36, 39 ve 43.sınıflarda tescilli bir markası bulunmadığı gibi bu alanlarda faaliyetinin da bulunmadığını,  davacının 2005/49971 ve 2010/34877 sayılı markaları ile sicil kaydına rastlanmayan 2010/74877 sayılı markalarını hiçbirinin müvekkili ile aynı sınıfta olmadığını, müvekkilinin ilk tescilinin 2006 yılında \"... grup\" şeklinde olduğunu, bu tescilden önce de uzun yıllar tescilsiz olarak markanın kullanıldığını, dolayısıyla müvekkilinin 2006 yılından gelen kazanılmış hakkının mevcut olduğunu, davacının tanınmışlık iddialarının ispata muhtaç olduğunu, kaldı ki davacı markasının tanınmış olmadığını, markanın kullanımını gösterir delillerin tanınmışlık için yeterli olmadığını, davacının bahsettiği Bakırköy 2. FSHHM’nin 2015/57E – 2017/142K sayılı dosyasının huzurdaki dava ile bir bağının olmadığını, anılan kararda markanın tescil edildiği şekliyle kullanılması gerektiğinin vurgulandığını, kararın istinaf incelenmesinde olduğunu, ayrıca kararda davacının markası ile müvekkili şirketin markasının sınıfsal farklılığının da vurgulandığını savunarak,  davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, markaların doğrudan ortak bir mal veya hizmet listesi içermediği, dava konusu marka kapsamında 43. sınıfta yer alan “yiyecek ve İçecek sağlanması hizmetleri” emtiası ile davacının \"... ...\" markasının emtia listesinde yer alan 29 ve 30. sınıftaki bir kısım gıda ürünlerinin ilişkili olduğu, yine yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinin verildiği geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetlerinin de Yargıtay kararları ile bağlantılı hizmet sınıfları olarak kabul edildiği, yiyecek içecek hizmetlerinin bağlantılı olduğu bu hizmet gruplarının da zayıf benzerlik gösterdiğinin kabulünün gerektiği, ayrıca dava konusu marka kapsamında yer alan 36. sınıftaki “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” ile davacı yanın 37. sınıfta yer alan “inşaat hizmetlerinin\"  benzer nitelikte, birbirini tamamlayan, aynı tüketici kitlesine hitap eden, her zaman olmasa da pek çok zaman aynı dağıtım kanalı ile tüketiciye ulaşabilen hizmetler olduğu, araçlara verilen hizmetlerin bir bütün halinde verildiği, günümüzde gelişen inşaat sektörü ile birlikte projeyi gerçekleştiren firmaların aynı zamanda dairelerinin satışlarını da gerçekleştirdiği, dava konusu marka ile davacı yanın \"... ...+şekil\"  markası ayniyet düzeyinde bir benzerlik taşımakla birlikte, davacı yanın  \"... ...\" markasının da yine esas unsurunun “...” ibaresi olmasından kaynaklı işaretler arasında yüksek düzeyli bir benzerlik bulunduğu, öte yandan davalının 2006/59610 sayılı başvuru kapsamında kazanılmış hak iddiasında bulunduğu ancak iki marka arasındaki benzerlik düzeyinin müktesep hak kriteri için aranılan düzeyde olmadığı, kazanılmış hak savunmasına itibar edilemeyeceği, davacının tanınmışlığını ortaya koyan yeterli delile  dosya içerisinde yer vermediği, ayrıca davalının kötüniyetine ilişkin somut olgu ve emare bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, TPMK YİDK'nın 2018-M-8162 sayılı kararının 36. Sınıftaki \"gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri\" ile 43. sınıftaki \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri \"  mal ve hizmet sınıfları yönünden iptaline, YİDK iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, hükümsüzlük talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı şirket adına tescilli  2017/40370 sayılı  \"... ... +Şekil\"  ibareli markanın tescilli olduğu 36. Sınıftaki \"gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri\" ile 43. sınıftaki \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri \"  mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine  karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilinin “... İÇ VE DIŞ TİCARET A.Ş.” unvanını kullandığını, ayrıca “...” ve “...” markalarının neredeyse tüm sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin \"...\" ibaresini seri marka olarak kullanarak meşhur ve maruf hale getirdiğini, markalarının tanınmışlığının dosyaya sunulan delillerle ispat edildiğini,  dava konusu markanın davalı şirket adına tescil edilen tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiğini, davalının, müvekkilinin kurumsallığından, kamuoyundaki bilinirliğinden ve değişik sektörlerdeki başarısından, keza aynı sınıfta değilse bile benzer sektördeki reklamlarından ve itibarından yararlanma ve davacı markalarına yanaşma gayreti içinde tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, her ne kadar taraf markaları işaret anlamında benzer olsa da, 6769 sayılı Kanunun 6/1 maddesi uyarınca iltibas tehlikesinden bahsedebilmek için mal ve hizmet benzerliğinin de bulunması gerektiğini, bu itibarla yapılmış olan incelemede taraf markaları kapsamında yer alan emtialar açısından iltibas tehlikesi bulunmadığını ileri sürerek,  yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkil şirketi de bünyesinde barındıran \"... Şirketler Grubu\"nun 2003 yılında kurulduğunu,  davacının müvekkiline yönelik daha önce de davalar yönelttiğini,  müvekkilinin her fırsatta “...” ibaresinin gerçek hak sahibinin kendisi olduğunu ispat ettiğini, yerel mahkemenin müvekkilinin tescilli dayanak markası olmasına rağmen bağlantısı son derece zayıf olan sınıfları göz önünde bulundurarak hatalı bir karar ihdas ettiğini,   müvekkilinin 2006/59610 numaralı “...” esas unsurlu markasının müktesep hak teşkil ettiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının müvekkili aleyhine olan hususlar bakımından kaldırılmasını ve davanın tümüyle reddini istemiştir.<br><br><br>GEREKÇE\t:Dava, marka tescil başvurusuna itirazın reddine dair YİDK karar iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, davalının başvurusuna konu ibarenin \"... ...+şekil\" olduğu, başvuru konusu ibarede karşılaştırmada esas alınacak unsurun \"...\" olduğu, zira \"...\" ibaresinin \"...\" ibaresine vurgu yaptığı, davacı markalarının da esas unsurunun \"...\" olduğu, bu durumda taraf markaları arasında asli unsurların ortak olarak bulunmasından kaynaklanan benzerlik bulunduğu, öte yandan dava konusu marka kapsamında yer alan 36.sınıftaki “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.\" ile davacının 37.sınıfta yer alan “inşaat hizmetleri\"nin benzer nitelikte, birbirini tamamlayan, aynı tüketici kitlesine hitap eden hizmetler olduğu, yine dava konusu marka kapsamında 43.sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile davacının markasının kapsamındaki 29, 30, 32 ve 33. sınıfta bir kısım gıda ve içecek maddeleri arasında benzerlik bulunduğu, yine karakteristik özellikleri itibarıyla “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri”nin de, yiyecek ve içecek sağlama hizmetleri ile bağlantılı olduğu, zira bu hizmetlerin aynı sektörde, aynı/benzer ihtiyaçları karşılamak için verildiği,  birbirini tamamlayan ve birbirini ikame edebilen hizmetler olduğu , müşterek alıcı kitlesi nezdinde, taraf markaları ve/veya işletmeleri arasında idari ya da ekonomik bir bağ olduğu izlenimini doğurarak karıştırma ihtimali yaratabileceği, bu benzerliğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin çeşitli kararlarında da benimsendiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 2019/2205 Esas, 2020/367 Karar ve 14/01/2020 Tarihli; 2019/35 Esas, 2019/7063 Karar ve 11/11/2019 Tarihli, 2020/2324 Esas, 2021/3559 Karar ve 12/04/2021 Tarihli.), öte yandan dosya kapsamı itibariyle davacı markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5.maddesindeki koşulların oluştuğunun ispat olunamadığı, davalı tarafından kazanılmış hakka mesnet olarak sunulan 2006/59610 sayılı marka ile başvuru konusu marka arasındaki benzerliğin, müktesep hak kriteri için aranılan düzeyde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekili, davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0'ar-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4087e96f03798d96","SID":"b66361b689187a2f"}}