{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/750 <br>KARAR NO: 2024/868<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/563 <br>KARAR NO: 2021/99<br>KARAR TARİHİ: 28/01/2021<br>DAVA: Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali <br>KARAR TARİHİ: 12/06/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı kooperatifin 16.05.2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantısına katılarak kararlara olumsuz oy verdiğini, gündemin 3, 5, 6, 7. maddelerine itirazlarını yazılı şekilde ve divan üyelerine imzalatmak suretiyle divan başkanlığına sunmalarına rağmen bu hususların genel kurul toplantı tutanağına geçirilmediğini, bu nedenle toplantının yok hükmünde olduğunu, müvekkillerin sonradan öğrendiğine göre toplantı yeter sayısına ulaşılmak için aynı elin ürünü olan sahte vekaletname düzenlendiğini, kooperatifin anasözleşmeye aykırı olarak tasfiye sürecine girmediğini, ferdileşme işlemini yapmadığını, gündemin 7 maddesinde müvekkiller olumsuz oy kullanmasına rağmen tutanağa yönetim ve denetim kurulunun oy birliği ile ibra edildiğinin yazıldığını, yine gündemin 8, 11. maddelerine olumsuz oy kullandıklarını, müvekkillerinin bağımsız bir denetçi eliyle hesapların incelenmesini istediklerini iddia ederek; öncelikle usul bakımında genel kurulda alınan yok hükmünde olması nedeniyle iptal edilmesi, “gelir gider kayıtları ile bilanço üzerinde bilirkişi eliyle inceleme yaptırılarak hatalı ve usulsüz işlemlerin tespiti ile bu yönden alman kararların ve özellikle bütçe, gelir gider farkı hesaplarının ve bilançonun onaylanmasına ve yönetim ve denetim kurulunun ibrasına ilişkin kararların ve kooperatife ait arsanın otopark olarak yapılmasına ilişkin kararın yasaya ve usule aykırı olduğunun tespiti ve kabulü ile toplantıda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; sahte vekaletname iddiasının dayanağının olmadığını, bu üyelerden hiç birinin dava açmadığını ve itirazda bulunmadığını, genel kurulun tutanağının Bakanlık temsilcisinin gözetiminde divan başkamnın yönetiminde düzenlendiğini, şerh veren kişilerin şerhlerinin tutanakta mevcut olduğunu, oylamaların el kaldırılarak yapıldığını, gündem maddelerinin oylanarak karar bağlandığını, oylama sonuçlarının divan başkanı tarafından genel kurula okunarak tutanağa geçirildiğini, gündem maddelerine şerh koyan ortakların tutanağa işlendiğini, ferdileşme işlemlerini tamamlanmadığı için kooperatifin tasfiye edilmediğini, henüz ... ada ..., ..., ..., ... parselde bulunan bloklardaki çok sayıda taşınmazı kooperatif adına kayıtlı olduğunu, kooperatifin süresinin genel kurul kararıyla uzatıldığını savunmuş haksız, ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"...S.S. İstanbul Ayakkabıcılar Aykosan Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifinin 2016 yılı olağan genel kurul toplantısının Bakanlık temsilcilerinin gözetiminde 16.05.2017 günü, ortaklar cetvelinde kayıtlı 2032 ortaktan 202 ortağın asaleten 434 ortağın vekaleten hazır bulunmasıyla kooperatifin ortaklar cetvelinde kayıtlı 2032 ortaktan 202 ortağın asaleten 434 ortağın vekaleten toplantıda hazır bulunmasıyla yapıldığı, karara muhalif olan diğer üyelerin isimlerinin ve şerhlerinin genel kurul tutanağında yer aldığı, muhalefet yazılarının da ek olarak dosyaya eklendiği fakat olumsuz oy kullandığını iddia edilen davacıların yer almadığı, toplantının kalımcıları arasında bulunan iki davacının; bilgisayarda yazılmış, toplantıda hazır bulunmayan dava dışı diğer iki kişinin imzasıyla düzenlenmiş, gündemin 3,5,6,7,8,9,11 maddeleri hakkındaki değerlendirme, itiraz ve olumsuz oy kullanma konularına ilişkin açıklamalarını ihtiva eden bir yazıyı divan kuruluna imza karşılığı verdiği, ancak genel kurul tutanağında bu yazıya ve içeriğine dair herhangi bir ifadenin bulunmadığı, tutanağı ekinde de dilekçenin yer almadığı, davacıların divana imzalattıkları dilekçe hakkında Bakanlık temsilcilerinin dikkatini çektiklerine, okunmasını ve tutanağa geçirilmesini, tutanağa eklenmesini istediklerine dair bilgi ve belge bulunmadığı, genel kurul toplantısında hazır bulunan ortakların kararların iptali davasını açma şartı kararlara muhalif kalarak keyfiyeti tutanağa geçirtmiş olmaktır. Kooperatifler Kanunun 53. maddesinde Genel Kurul kararının iptalinin kimlerin, hangi şartlarda ve ne zamana kadar isteyebileceği belirtilmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere kooperatif üyesinin/pay sahibinin dava açabilmesi için şayet toplantıda hazır bulunmuş ise alınan kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirtmesi gerekmektedir. Davacılar vekili de dilekçesinde, müvekkillerinin toplantıya katılım sağlayarak iptalini istedikleri kararlara muhalefet şerhi koyduklarını ve olumsuz yönde oy kullandıklarını belirtmiştir. Ancak ibraz edilen Genel Kurul Tutanağı incelendiğinde; davacıların iptalini talep ettikleri Maddelere ilişkin Kooperatifler Kanunu tarafından belirtilen şekilde geçerli muhalefet şerhleri bulunmadığı, olayda, iyi niyet kurallarına aykırılığın, tartışılan durum kararın kendisi değil muhalefet şerhlerine ilişkin olduğu, sunulma işleminin iyi niyete aykırı olması kararın kendisinin de iyi niyet kurallarına aykırı olması gerektirmediği ve iptal yaptırımının söz konusu olamayacağı, bağımsız bir denetçi eliyle hesapların incelenmesi taleplerinin reddedileceği düşünülen tarafın TTK. 437/5 hükmünden yararlanabilme hakkında genel kurul kararının alındığı tarihte hakkının bulunduğu, TTK.413/2 maddesine göre, gündemde bulunmayan konular, kanuni istisnalar hariç Genel Kurulda müzakere edilemez ve karara da bağlanamaz hükmünün olduğu, ancak TTK 446/1-b bendinde düzenlenen durumların bu kuralın istisnası olduğu, bu hükme göre yetkisiz kişilerin yada temsilcilerin toplantıya katılıp oy kullandığının iddia edilmesi durumunda istenen pay sahipleri toplantıya katılsın yada katılmasın iptal davası açabileceklerdir. Dolayısıyla madde de sayılan aykırılıkların kararların alınmasına etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri alınan kararlara olumsuz oy kullanmış veya muhalefetlerini tutanağa geçirmemiş bile olsalar iptal davası açabileceklerdir. Genel kurula katılan yetkisi olmayan kişilerin toplantıya katıldıkları ve oy kullandıkları iddiası ile kararın iptal edilebilmesi için bu aykırılıkların kararın alınmasına etkili olması gerektiği, somut davada, Genel kurul tutanağına göre davacıların \"kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirtme\" şartını yerine getirmediği, divana imzalattıkları yazı ile bu şartı yerine getirdikleri kabul edilse bile yazı içeriğinde kararların, tespit ve ilan edilen gündeme, kanun ve anasözleşme hükümleri ile iyiniyet esaslarına aykırı olduğuna dair somut bir gerekçe gösterilmedikleri, bu nedenle davacıların dava açma şartlarını yerine getirmedikleri...\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Toplantı tutanağının gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini, müvekkillerinin muhalefet şerhlerinin, itirazlarının ve aleyhe oylarının tutanağa geçirilmediğini,  genel kurulda alınmış olan kararların kanun ve ana sözleşme hükümleri ile iyi niyet esaslarına aykırı olduğunu, toplantı yeter sayısında esas alınan vekaletnamelerin birçoğunun sahte imza ile hazırlandığını ve aynı kişinin eli ürünü olduğunu bu nedenle  genel kurul toplantısının yapılabilmesi için toplantı yeter sayısına ulaşılamadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava; davalı kooperatifin 16/05/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Eldeki dava kooperatif ortağı olan davacılar ... ve ... tarafından açılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 57 ve 58.maddelerinde ihtiyari dava arkadaşlığı düzenlenmiştir.  HMK'nın 57. maddesinde; \"Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması. b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri. c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması\", HMK'nın 58. maddesinde ise; \"İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.\" hükümlerine yer verilmiştir. Bu hükümler uyarınca birlikte dava açma hakkına sahip olanların her biri ayrı ayrı dava açabilecekleri gibi isterlerse birlikte de dava açabilirler ve davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı doğar. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 19/04/2012 tarihli 2011/4841 E. 2012/2972 K. sayılı kararında; \"Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Yasa'nın 53'ncü maddesinde, birden fazla bozma davası açılması halinde davaların birlikte görülmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bununla birlikte, genel kurul kararı aleyhine açılan her bir dava birbirinden bağımsız olup davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Davacılar arasında, ihtiyari dava arkadaşlığı mevcut olduğunda her davacının davası ayrıdır. Her bir davacının dava dilekçesinin ayrı ayrı harçlandırılması gerekir. Bu bakımdan asıl davada ve birleşen 2007/114 sayılı dosyada her davacı yönünden ayrı ayrı harç alınması gerekirken bahsi geçen davalarda tek harç alınarak davanın yürütülüp sonuçlandırılması doğru olmamıştır...\" şeklinde karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Her biri yönünden talep ayrı dava niteliğindedir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesi \"(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur.\" şeklinde düzenlenmiştir. Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığından, her birinin davası müstakil dava niteliğinde ve ayrı harca tabi olup dava açılırken davacıların her birinden ayrı ayrı başvurma harcı ile karar ve ilam harcı alınması gerekmektedir. Harçlandırma formu ve tevzi formu incelendiğinde ise tek başvuru harcı ile ilam harcı yatırıldığı, form üzerinde davacı \"...\" isminin yazılı olduğu anlaşılmış, diğer davacı ... yönünden harç yatırıldığına dair dosyada delil ya da belgeye rastlanmamıştır. Bu durumda mahkemece harç eksikliği ikmal edilmeden davaya devam edilerek esasa yönelik hüküm tesis edilmesi hatalı olduğundan öncelikle davacılar vekiline, diğer davacı ... yönünden de başvuru harcı ve maktu karar harcını yatırması için kesin süre verilmesi, harç yatırılmadığı takdirde davacı  ... yönünden usulüne uygun açılmış bir davadan söz edilmeyeceği için bu yönde karar verilmesi, harç yatırıldığı takdirde ise davanın esasına yönelik inceleme yapılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, harç eksikliği konusunda işlem yapmadan davaya devam edip delilleri esastan değerlendiren ilk derece mahkemesi kararı hatalı olduğundan davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun sair hususlar incelenmeksizin 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca kabulü ile kararın HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/563 E. 2021/99 K. sayılı 28/01/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davacılar tarafından yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 4-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davacıların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"949c7b43fc2c1a54","SID":"fef1e1a7c7519843"}}