{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/519 <br>KARAR NO: 2024/1081<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/01/2024<br>NUMARASI: 2023/251 E. Ara karar <br>DAVANIN KONUSU:  İhtiyati Tedbir <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tedbir talepli dava dilekçesi ile, 1989 yılında Gaziantep'te kurulan müvekkil şirketin sektöründe lider ve tanınmış bir firma olduğunu, müvekkil şirket 2004 yılından beri \"...\" markası için yatırımlar yaptığını, Türk Patent nezdinde ... ve ... tescil numaralı markaları tescil ettirdiğini, davalı ... Gıda ve Anonim Şirketi haksız ve kötü niyetli olarak müvekkil şirketin büyük emek ve çabayla tanıttığı ürünün aynısını yaptığını,\"...\" markası altında piyasaya sürdüğünü, müvekkile ait  ürün ile davalıya ait ürün iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunu, davalı şirketin haksız kazanç elde ettiğini,  bu nedenle davalı tarafından üretilen ürünlerin müvekkile ait marka ve tasarım haklarına tecavüzün tespiti, durdurulmasına ve önlenmesine, dava konusu \"...\" markaları ürünlerin üretilmesinin, dağıtımının ve davalıya ait sosyal medya hesaplarında, internet sitesinde, elektronik ortamlarda, marketlerde ve her türlü yol ve yöntemlerle tanıtımının ve satışının durdurulmasına, bulundukları her yerde el konulmasına, tanıtım vasıtalarının toplatılmasına ve yayımının durdurulmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince verilen 03/01/2024 tarihli ara karar ile; \"..6100 sayılı HMK’nın 390. maddesinin 3. fıkrasına göre ihtiyati tedbir dilekçesinde bulunması gereken bazı hususlara yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. O halde ihtiyati tedbir talep eden taraf ihtiyati tedbire ilişkin vakıaları göstermeli, ihtiyati tedbir talebini haklı kılacak delilleri belirterek dilekçesine eklemeli ve talep ettiği ihtiyati tedbir türünü göstermelidir. Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesinde; dosyadaki mevcut deliller arasında bilirkişi vasıtasıyla yapılmış bir tespit ve rapor bulunmadığı, ayrıca delil tespiti veya rapor alınmasına yönelik bir talebi de olmadığı anlaşılmakla mevcut aşamada yaklaşık ispat kurallarının bulunmadığı anlaşıldığından ileride alınacak rapor sonrası yeniden değerlendirilmek üzere ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine,\"  karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan koşulların Sınai Mülkiyet Kanununun 159/1. maddesinde hükme bağlandığını, madde koşullarının işbu dava bakımından  gerçekleştiğini, Müvekkili şirketin sınai mülkiyet alanında yaptığı yenilik ve inovasyonlarının marka, tasarım ve patent tescil başvurularıyla korunduğunu, Müvekkili şirketin 2004 yılından beri tescilli olan “...” ibareli markalarının ve bu markalar altında üretilen ürünlerinin büyük emek ve çabalarla tasarlanıp ortaya çıkarılmış ve tüketiciye sunulmuş, tüketicinin beğenisini alarak kabul görmüş olduğunu, Müvekkili şirketin “...” ibareli markasının “...” alt markası ve ambalaj şekilleriyle birlikte TÜRKPATENT nezdinde ... sayılı ve ... sayılı dosyalarla tescil edildiğini,  “...” markalarının esas unsuru olan ve bu markalar altında satışa sunulan üzeri kalın marşmelov kaplı kek ürünü ... sayılı tasarım tesciliyle de korunduğunu, Müvekkilinin marka ve tasarım tescilleriyle korunan, özgün, yeni ve ayırt ev nitelikteki marşmelov kaplı bar ürününün davalının “...” markasında da aynı şekilde ve aynı konumda kullanıldığını, Davalı şirketin, haksız ve kötüniyetli olarak Müvekkilinin büyük emek ve çabalarla tanıttığı, büyük masraflar yaparak ortaya çıkardığı, tüketici nezdinde tanınan ve sevilen hale getirdiği ürünün birebir aynısını yaparak “...” markası altında yurt içinde ve yurt dışında piyasaya sürdüğünü, (Dava dilekçesi ekinde 12.06.2023 tarihinde marketlerden satın alınan ürün ve fiş sunulduğu) -Davalı ürünün aynısını yapmakla kalmadığını, ürünün görselini aynı biçimde konumlandırarak aynı boyutta, birebir aynı görünüşte ambalaj üzerinde kullandığını, ambalajın renk ve biçim unsurlarında da müvekkilinin markalarıyla iltibasa neden olacak derecede benzerlik yaratarak “https://www...com.tr/.../” alan adlı internet sitesinde satışa sunduğunu, Müvekkili şirketin yarattığı özgün ürün şekli, davalının ürün ambalajında birebir aynı biçimde (aynı büyüklükte, aynı açıyla, aynı şekilde Hindistan ceviziyle birlikte) kullanıldığını, ayrıca davalının ambalaj kompozisyonu ve ambalaj üzerindeki diğer tüm unsurların da müvekkili markasıyla iltibas yaratacak derecede benzerlik içerdiğini, ürünün üzerinin kalın marşmelov kılıf ile kaplı bar şeklinde, Bar şeklini veren dolgu iki kat ince dilim kek arasında akışkan çikolata ile kaplanmış,  zemin kısmı çikolata ile kaplı olup çikolata katmanı bir kılıf gibi tabandan yukarıya doğru ve marşmelov kılıfın Hindistan cevizi bulunmakta, kalın marşmelov kılıfın üzeri üzerine çıkarak kapatmış olduğunu, bu şekil unsurlarının tamamının ve birebir şekilde davalıya ait üründe de bulunduğunu, -Müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının, marka ve tasarım sicilinde kaydı bulunan, aktif piyasa değeri olan müvekkiline ait ürünü bilmediği ya da bilebilecek durumda olmadığı düşünülemeyeceğini,  müvekkilinin ürünüyle olan tıpkılık derecesindeki bu benzerliğin tesadüf eseri olmasının mümkün olmadığını, Davalının, hak ihlali/marka taklidi yaratmak ve tasarım tesciline konu ürünün yüksek derecedeki yaratıcılık içeren unsurlarını birebir kullanmak amacı ile hareket ettiği ve basiretli tacir olarak davranmadığının açık olduğunu, -Davalı tarafından üretilen ürünün her kesimden tüketiciye hitap eden çikolata, kek ürünlerinden olduğunu, 30. sınıfta yer alan çikolata, kek, gofret gibi ürünler hızlı tüketilen ve satın alma sürecine az zaman ayrılan, görece ucuz emtialardan oluşan ve ortalama tüketici kitlesinin çoğunluğu çocuklardan oluşan ürünler olduğunu, yetişkinlerin de çikolata ve kek ürünlerini market aflarından hızlı şekilde ve ilk izlenime dayalı olarak yaptığını, müvekkilinin tescilli tasarımının, davalının ürün ambalajı üzerinde esas unsur olarak yer aldığını, ayırt edici unsur olarak kullanıldığını, bu koşullarda ortalama tüketicinin davalının ürününü müvekkilinin ürünüyle karıştıracak, müvekkili şirketle bağ kuracak ve bağlantılı şirket olarak algılayacağını, davalının müvekkilinin tasarım ve markaların tanınmışlığından kötüniyetli olarak yararlanmaya çalıştığını, -Davalının eylemlerinin TTK madde 54 ve devamında belirtilen aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet eylemleri olduğunu, Davalının eylemlerinin müvekkilinin tescilli marka haklarına tecavüz oluşturmakla birlikte, bu eylemi yine müvekkilin tescilli tasarımının aynısını üreterek ve tespite konu ambalaj markasının içinde satması, bununla birlikte ürün şeklini (tescilli tasarımın aynısını) ambalaj üzerine yerleştirmek suretiyle tasarım haklarına tecavüz ederek gerçekleştirdiğini, -Davalı şirkete 03.10.2022 tarihinde taraflarınca Beyoğlu ... Noterliği aracılığıyla ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, müvekkili şirketin tescilli marka ve tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan kötüniyetli eylemlerine son verilmesinin talep edildiğini, davalının, tecavüz oluşturan eylemleri hakkındaki ihtarlarına uymadığını ve eylemlerine devam ettiğini, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir taleplerinin reddi yönünde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinin reddi yönündeki kararının kaldırılmasına, dava dilekçesi ile birlikte talep ettikleri ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, marka ve tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i talebine ilişkindir.Uyuşmazlık konusu talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesi gereğince; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı) \"İhtiyati tedbir talebi ve ihtiyati tedbirin niteliği\" başlığını taşıyan 159. maddesinde, bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişilerin dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilecekleri, ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.Aynı Kanunu'nun 159. maddesinde öngörülen ispat şartı tam bir ispat değildir. Delillerin değerlendirilmesi sonucu ulaşılacak ön ispat tedbir kararı verilmesi için yeterlidir. Mahkeme tarafından ön ispatın tespiti, yargılama aşamasında Kanun gereği yapılması gereken bir tespit olup, ihsası rey olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Yine, ileride verilecek olan hükmün etkinliğini temin etmek üzere verilen ihtiyati tedbir kararının dava konusu ile aynı sonucu doğuracak bir ihtiyati tedbir kararı olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Somut olayda, tescilli bir tasarım ve marka  hakkına, davalı tarafından haksız eylemleri neticesiyle tecavüz edildiği belirtilmek suretiyle, ihtiyati tedbir talebinin kabulü, haksız fiil teşkil eden tasarım hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı talep edilmiş ise de, tasarım benzerliğine ilişkin davalarda, teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle, Hakim tarafından re'sen bu konuda değerlendirme yapılamayacağı, taraf iddia ve savunmalarının yargılamayı gerektirdiği, davacı tarafça her ne kadar dosyaya ekli görseller sunulmuş ise de, bu konuda rapor alınması gerekmekte olup, davacının bilirkişi inceleme talebinin bulunmadığı, 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. madde gereğince ihtiyati tedbir talebinde bulunulabilmesi için, talep eden tarafça haklılığının yaklaşık olarak ispatı gerektiği, talep edenin ihtiyati tedbir talepleri yönünden dosyadaki mevcut deliller arasında bilirkişi vasıtasıyla yapılmış bir teknik tespit ve rapor bulunmadığı, aidiyet yargılama ile belirleneceğine göre yaklaşık ispata henüz kanaat getirilmesi mümkün bulunmadığından tedbir talebinin mahiyeti gereği talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile talebin reddine dair ilk derece Mahkemesi kararı isabetli bulunmuştur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin  03/01/2024 tarih ve 2023/251 E., sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04bd7e57fabd4ac6","SID":"604f0c7474fe5fa6"}}