{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/620 Esas<br>KARAR NO: 2024/1034<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/11/2023<br>NUMARASI: 2023/139 E. - 2023/258 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Söz. Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin alanında yetkin ve deneyimli televizyon programı yapımcısı olduğunu, davalının talebi ve taraflar arasında varılan sözlü mütabakatlar ile müvekkili şirket tarafından hazırlanan, ...'in sunuculuğunu yaptığı ... isimli seyahat içerikli tv programının 142 yeni bölüm olarak hazırlandığını, davalıya teslim edildiğini ve bugüne kadar (tekrar yayınlar hariç) programın, davalının sahibi olduğu ... isimli televizyon kanalında 142 bölüm olarak yayınlandığını, programın isim, marka hakkı ve format hakkının müvekkili şirkete ait olduğunu, buna ilişkin FSEK kapsamında müvekkili şirketin yasal haklarının saklı olduğunu, gerek taraflar arasındaki tanışıklık ve iş ilişkisinin getirdiği müvekkilinden kaynaklı hoşgörü ve gerekse müvekkilinin iyiniyeti gereğince müvekkili şirkete bugüne kadar alacaklarının ödenmesi konusunda davalı tv kanalına fazlasıyla zaman tanıdığını, iyiniyet gösterdiğini, ancak müvekkili şirketin iyiniyet ve hoşgörüsü ve de alacaklarının ödenmesi konusundaki çaba ve gayreti netice vermediği için huzurdaki davanın açılmasının zaruret olduğunu, HMK kapsamında yasal dava şartı olması ve de müvekkili şirketin ihtilafın iyiniyetle karşılıklı çözülmesi amaç ve gayretini içeren şekilde müvekkili şirkete vekaleten arabuluculuk başvurularının da yapılmış olduğunu, ancak ticari arabuluculuk sürecinin de neticesiz kaldığını, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/672 esas, 2022/1153 karar sayılı dosyasında taraflarınca açılan davanın esastan görüldüğünü ve bilirkişi raporları dahil olmak üzere birçok delil toplandığını, ancak mahkemece Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik sebebiyle davanın usulden reddi kararı verildiğini, açıklanan nedenlerle, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/672 esas, 2022/1153 karar sayılı dosyasının fiziki olarak kül halinde işbu dosyaya celp edilmesini ve ilgili dosyadaki tüm iş, işlem ve delillerin işbu dava dosyalarında da kabul görülerek usul ekonomisi gereği dosyanın kaldığı yerden devam etmesini, mahkeme aksi kanaatte ise usul ekonomisi gereği en az işlem ve masraf ile davanın görülmesini, şimdilik 25.000,00 TL müvekkili şirket alacağının, işbu dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; aynı talep ve birebir aynı dava dilekçesi ile müvekkiline karşı Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/672 esas sayılı davasının açıldığını, mahkemece verilen görevsizlik kararının kesinleştiğini, davacı tarafından yasal süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, ancak henüz kesinleşmediğini, HMK 114/1-ı maddesi gereği dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, işbu davada arabuluculuk dava şartının bulunduğunu, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan tutanağın, bu dava yönünden ara buluculuk dava şartının gerçekleştiği sonucunu doğurmadığını, ilgili tutanağın 4 yılı aşkın süre önce düzenlendiğini ve ona istinaden Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/672 esas sayılı davasının açıldığını, aynı tutanak ile birden fazla davanın açılmasının mümkün olmadığını, bu dava yönünden kabul etmediklerini, dava şartı arabuluculuk başvurusunun dava açıldıktan sonra tamamlanabilecek hususlardan olmadığını, davanın bu gerekçe ile de usulden reddine karar verilmesini, belirsiz alacak davası olarak görülme imkanı olmayan bu davanın kısmi alacak davası olarak görülmesi gerektiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkili arasında karşı yanın iddia ettiği şekilde bir anlaşma mevcut olmadığını, davacının ticari defterlerinde dahi alacak kaydı olmadığını, davacının alacaklı olmadığının Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosyasındaki bilirkişi raporu ile de ortaya çıktığını, davacı yanın aktif dava ehliyeti bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle usulden, diğer tüm gerekçelere istinaden esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davacının Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ikamet ettiği ve nihai olarak karar verilen davaya dair arabuluculuk başvurusuna, aradan geçen dört yıllık bir zamandan sonra yeni dava niteliğinde bulunan işbu dava için dayanamayacağı, bu nedenle TTK 5/A ve Arabuluculuk Kanunu 18 çerçevesinde arabuluculuk dava şartına tabi uyuşmazlık bakımından usulden red kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın usûlden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; arabuluculuk sebebiyle davanın usulden reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, nitekim arabuluculuk tutanağının davanın açılması nedeni ile meydana gelen bir husus olmamakla birlikte geçerliliği için de süre sınırının söz konusu olmadığını, Arabuculuk süreci yürütüldükten sonra dava açmak gibi bir zorunluluk olmayıp arabuluculuk bilindiği üzere dava açılmadan önce başvurulan bir uyuşmazlık çözüm süreci olduğunu, arabuluculuk sürecinden sonra dava açılması ya da açılmamasının arabuluculuk sürecinin hukuka uygun yürütülmesi noktasında herhangi bir etki yaratmayacağını,Yerleşik Yargıtay ve BAM kararlarının bu durumu doğruladığını,Arabuluculuk sürecinin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerine kesmesine ilişkin hükümlerine bakıldığında da arabuluculuktan sonra normal dava açma süresinin işlediği görülmekte olup arabuluculuk sonrası ayrıca bir dava açma süresi söz konusu olamayacağını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, telif bedelinden kaynaklanan alacak davasıdır. Davacının daha önce Asliye Ticaret Mahkemesinde ikame ettiği ve görevsizlikle sonuçlanan davadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunduğu, ancak eldeki davada arabuluculuk başvurusunda bulunmadığı anlaşılmış olup,  uyuşmazlık; daha önce görevsizlikle sonuçlanan davadan önce bulunulan arabuluculuk başvurusunun, eldeki aynı dava için geçerli sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır. İlk derece Mahkemesince HMK'nın 20.maddesine dayanılarak, davanın açılmamış sayılmasıyla, dava açılmasıyla meydana gelen sonuçların ortadan kalkacağı gerekçesiyle dava usûlden reddedilmiş, karar yukarıda belirtilen nedenlerle davacı yanca istinaf edilmiştir. Eldeki dava alacak davası olup, 6102 Sayılı TTK 5/A maddesi uyarınca dava arabuluculuk şartına tabidir. Davacının 12/07/2019 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurarak 17/09/2019 tarihinde Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde \"...\" isimli programın yayımı dolayısıyla alacak davası açtığı, yapılan yargılama neticesi 14/12/2022 tarihinde ilgili mahkemece uyuşmazlıkta Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri yetkili ve görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği, bu kararın istinaf incelemesinden geçerek 04/05/2023 tarihinde kesinleştiği ve davacının süresi içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi üzerine davanın 12/07/2023 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. HMK'nun 20/1.maddesinde; ''Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, (…) süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir.'' şeklindedir. Mahkemece her ne kadar davanın reddine karar verilmiş ise de; davanın açılmamış sayılması kararının doğurduğu sonuçların maddi hukuka ilişkin olarak (örn. zamanaşımı) geriye dönük sonuçlar doğurduğu kabul edilebilirse de, usûli yönden geriye dönük sonuçlar doğurmadığı, zira madde metninde de, bu kararın davanın açılmasıyla birlikte meydana gelen sonuçları ortadan kaldırdığı, oysa dava açılmadan önce özel bir dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmuş olması halinde, bu kararın sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı kanaatine varılmıştır.Kaldı ki, daha önce arabulucuğa başvurup, olumlu sonuç alamayan tarafları, tekrar arabuluculuğa başvurmak zorunda bırakmanın, usûl ekonomisine aykırı olduğu, bu durumun dosyaya bir hukuki yarar da sağlamayacağı anlaşıldığından, Mahkemece davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik ve hatalı inceleme ile karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince  esasa  münhasır  delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4-6 maddesi gereğince davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/11/2023 tarih, 2023/139 E. 2023/258 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f8f369fa4282bed9","SID":"1fc9f637f20eebb0"}}