{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/652 Esas<br>KARAR NO: 2024/1082<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/01/2024  ara karar <br>NUMARASI: 2023/558 E. <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinde; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyası ile başlatılan takibin  şimdilik 100.000,00 USD üzerinden takibin iptaline, takibin teminatsız olarak durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, takibin durdurulması yönünde karar verilmemesi halinde teminatsız olarak icra dosyasında haczedilmiş olan taşınır ve taşınmazların satışının durdurulmasına, aksi halde dosyada bulunan paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, adli yardım talebinin kabulüne, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemenin 12/09/2023 tarihli ara kararı ile; \"...Davacının takibin tedbiren durdurulması talebinin davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olması nedeniyle reddine, tedbir talebinin kısmen kabulü ile, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72/3. maddesi hükmü uyarınca dava değeri 288.000,00 TL’nin yüzde %15'ine karşılık gelen (43.200,00TL) nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu şeklinde teminat gösterilmesi karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine, teminat yatırıldığında ve talep halinde bu hususta İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına müzekkere yazılmasına, güvence koşulu yerine getirildiğinde işbu ihtiyati tedbir kararının geçerli olmasına tedbir \" kararı verilmiştir. Davacı vekilinin 13/09/2023 tarihli talep dilekçesi ile; Davacı vekilinin mahkememizce verilen 12/09/2023 tedbir kararında teminat olarak hükmettiği nakit teminat ya da banka teminat mektubunun davacının maliki olduğu taşınmazın teminat olarak kabul edilmek sureti ile teminatın değiştirilmesi talebi yönünde olması nedeni ile mahkememizin  25/09/2023 tarihli ara karar ile; ''Mahkememizin 12/09/2023 tarihli tedbir kararının teminatı olarak tapuda İstanbul ili, Tuzla ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel, ... blok, ...-... kat ... nolu bağımsız bölüm olarak kayıtlı olan davacıya ait olan hissenin teminat olarak kabulüne'' karar verilmiştir. Davalı vekilinin 12/09/2023 tarihli tedbir kararına karşı itirazında; Menfi tespit davasının kısmi dava olarak ikame edilmesinin mümkün olmadığını, dava değerinin tamamlatılmadan yargılamaya devam edilerek İİK  72/3 uyarınca tedbir kararına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı yanca işbu dava ikame edilirken kısmi dava olarak ikame edildiğini, ancak Yerleşik Yargıtay İçtihatları uyarınca menfi tespit davalarının kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber, hacizli ve ipotekli taşınmazın teminat olarak kabul edilerek tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme tarafından  12/09/2023 tarihli tedbir kararının teminatı olarak tapuda İstanbul ili, Tuzla ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel, ... blok, ...-... kat ... nolu bağımsız bölüm olarak kayıtlı olan davacıya ait olan hissenin teminat olarak kabulüne karar verildiğini, işbu kararın hatalı olduğunu, taşınmaz üzerinde banka ipoteğinin bulunduğunu, taşınmaz değerinin dosya borcunu karşılamaya yetmediğini, icra dosyasının güncel borç tutarının 500.000 USD Asıl Alacak + Faiz + Masraflar ve Harçlarla birlikte TL karşılığı 17.000.000 TL'den fazla olduğu halde kıymet takdiri ile taşınmazın icra dosyasında mübrez 16.08.2023 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edilen rayiç değeri 9.000.000 TL olduğunu, taşınmazın değerinin dosya borcunu dahi karşılayamamakta olduğunu, İİK m. 72/3 uyarınca verilecek olan tedbirde teminat tutarı belirlenirken icra müdürlüğünden güncel dosya hesabı alınmasına,  kapak hesabında belirtilen tutarın tamamının icra müdürlüğü hesabına ödenmesini ve toplam alacağın yüzde 20'si tutarından gecikmeden dolayı müvekkilinin uğrayacağı zararın tazmini amacıyla teminata hükmedilmesinin gerekmekte olduğunu,şartları oluşmayan 25.9.2023 tarihli tedbir kararının itirazları  doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi 26/01/2024 tarihli ara kararı ile; \"...Davaya konu İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takibin 500.000,00 USD asıl alacak ve 13.184,95 USD işemiş faiz üzerinden başlatıldığı ancak eldeki menfi tespit davasının 100.000,00 USD üzerinden açıldığı görülmüştür.Mahkememizin 12/09/2023 tarihli kararında her ne kadar teminatın yatırılması halinde icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde tedbir karar verilmiş ise de eldeki dava kısmi dava olarak açıldığından takibe konu tüm alacak yönünden tedbir kararı verilemesi orantılı olmayacağından davalının bu husustaki itirazı mahkememizce haklı görülmüştür. Mahkememizce davacının tedbire teminat olarak alınan taşınmazına ait kıymet takdir raporu ile belirlenen değer dikkate alındığında teminat olarak alınmasında bir sakınca görülmemiş, bu hususta ayrıntılı olarak kurulan ara karara davalının yaptığı itiraz mahkememizce kabul edilmemiştir.  Yine takip USD üzerinden yapılmışve dava USD üzerinden açılmış ise de, mahkememizce verilen ilk ihtiyati tedbir kararında teminat 288.000,00 TL üzerinden alınmış, mahkememizce verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından da bir itiraz olmamıştır. Bu sebeple de mahkememizce davalı itirazı değerlendirilirken ilk tedbir kararında teminatı alındığı tutar olan 288.000,00 TL üzerinden değerlendirme yapılmış ve davanın, kısmi dava olarak açıldığı dikkate alınarak tedbirin icra veznesine giren paranın 288.000,00 TL 'lik kısım ve buna isabet eden ferrilerinin alacaklıya ödenmemesi şeklinde tedbirin  uygulanmasına,\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.1.2024 tarihli \"Davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının Kısmen Kabulüne, Davanın kısmi dava olarak açıldığı dikkate alınarak tedbirin icra veznesine giren paranın 288.000,00 TL 'lik kısım ve buna isabet eden ferilerinin alacaklıya ödenmemesi şeklinde tedbirin  uygulanmasına,\" şeklindeki kararının kaldırılarak davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, -Türkiyede yerleşim yeri bulunmayan davacının öncelikle davaya devam edebilmesi için HMK md. 84 uyarınca teminat göstermesi gerekirken İİK md. 72/3 uyarınca tedbir kararına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, -Menfi tespit davasının kısmi dava olarak ikame edilmesinin mümkün olmadığını, öncelikle dava değeri tamamlatılmadan yargılamaya devam edilerek İİK md. 72/3 uyarınca tedbir kararına hükmedilmesinin hatalı olduğunu,  davacının teminat gösterme zorunluluğuna ek olarak davacının eksik harcı tamamlaması gerektiğini, -Takibe dayanak senedin teminat senedi olduğuna ilişkin iddiaların müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, yaklaşık ispat kuralı yerine gelmeyen davada ihtiyati tedbire hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Davacı tarafından takip konusu senedin teminat senedi olarak verildiği, müvekkili ile senedin lehtarı şirket yetkilisinin yakın ilişki içinde olduğu ve senedin teminat senedi olarak verildiğini bildiği iddia edildiğini, ancak  iddiaların soyut ve gerçeklikten uzak olduğunu, Müvekkilinin ticari bir ilişki içine girdiği şirketten kendisine ciro edilen senedi meşru hamil vasfı ile aldığını, senet üzerinden anlaşılamayacak şahsi defilerin üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, davacının ihtiyati tedbir için gerekli olan yaklaşık ispat şartını yerine getiremediğinden ara karar ile tesis edilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, -Hacizli ve ipotekli taşınmazın teminat olarak kabul edilerek tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğunu, Dava ikame edilirken davacı tarafından adeta yargıyı kandırmaya çalışır şekilde 2,88 TL döviz kuru karşılığı üzerinden dava değeri tespit edildiğini, döviz üzerinden ikame edilen davalarda, dava tarihindeki efektif döviz kuru üzerinden hesaplama yapılarak harca esas değerin tespit edilmesi gerektiğini, teminat olarak verilen taşınmaz üzerinde banka ipoteği de bulunduğu gibi taşınmaz değerinin dosya borcunu karşılamaya yetmediğini, icra dosyasının güncel borç tutarının  38.125.018,24 TL olup, kıymet takdiri ile taşınmazın tespit edilen rayiç değerinin 9.000.000 TL olduğunu, taşınmazın değerinin dosya borcunu dahi karşılayamadığını,  teminat tutarı ile müvekkilinin alacağına ulaşması gecikmekte olup, gecikme sonucunda oluşacak olan zararının da karşılanmasının mümkün olmayacağını, İcra müdürlüğünden güncel dosya borcu hesabı alınarak teminat tutarının işbu tutar üzerinden belirlenmesine karar verilmesi gerektiğini, kararın kaldırılarak davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, daire aksi kanaatte ise İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyasından güncel dosya hesabı alınarak  dosya hesabının tamamının icra müdürlüğü hesabına ödenmesine ve alacağın yüzde 20'si oranında teminatın mahkemeye yatırılması karşılığında tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ayni teminat olarak kabul edilen işbu taşınmazında dosya tarafı davalının haczinin bulunduğunu, taşınmaz hakkında 16.08.2023 tarihli kıymet takdiri raporunun hazırlanmış olması ve kıymet takdiri raporunda en az müvekkilinin hissesine 9.000.000,00 TL değer biçilmiş olması gibi sebepler ışığında ayni teminat mahkemenin takdiriyle kabul edilmiş olduğunu, müvekkilinin Türk Vatandaşı olduğundan teminat göstermesine gerek bulunmadığını, bu bağlamda davalının işbu yöndeki itirazlarının mesnetsiz olduğunu, istinafa konu edilen hükmün incelenmesi için de bir sebep kabul edilemeyeceğini,  İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.01.2024 tarihli ara kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir taleplerinin reddine hükmedilmesi halinde haklılığı sabit olan müvekkilinin yaşayacağı maddi ve manevi zorluklar tasvir dahi edilemeyeceğini, davalının istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talep, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemine ilişkindir. Dava, davacının, davalılara borçlu olmadıklarının tespiti ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyası ile başlatılan takibin  şimdilik 100.000,00 USD üzerinden iptali istemine ilişkindir.  Davaya konu İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takibin 500.000,00 USD asıl alacak ve 13.184,95 USD işlemiş faiz üzerinden başlatıldığı ancak eldeki menfi tespit davasının 100.000,00 USD üzerinden açıldığı görülmüştür.Mahkemece, icra veznesine giren paranın 288.000,00 TL 'lik kısım ve buna isabet eden ferilerinin alacaklıya ödenmemesi şeklinde tedbirin  uygulanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin menfi tespit davasının kısmi dava  olarak açılamayacağı, davacının Türkiyede ikameti olmadığından ve harcın noksan alındığına yönelik itirazlarının dava şartlarına ilişkin olup ilk derece mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği, bu hususta mahkemece verilmiş karar bulunmadığından, bu aşamada istinaf incelemesinin yapılamayacağı  anlaşılmıştır. Davacı vekilinin dava dilekçesinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyasına konu  500.000 USD bedelli senedin teminat senedi olduğunu ve senet nedeniyle borçlu bulunmadığını ileri sürmüş  ancak dava dilekçesi sunmuş ve istem kısmında şimdilik 100.000 USD borçlu olmadığının tespit ile  takibin bu miktar üzerinden iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Kısmi davaya ilişkin olarak HMK 109/1 maddesinde; talep konusunun niteliği itibariyle bilinebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir hükmü düzenlenmiştir. Dosyanın UYAP üzerinden yapılan incelemesinde davacı vekilinin 09/05/2024 tarihli dilekçesi ile dava değerini  takipte kesinleşen miktar üzerinden arttırdığı ve takibe konu borç yönünden borçlu bulunmadığının tespitini talep ettiği,  İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 24/04/2024 tarihli duruşmada dosyanın heyete tevdi edildiği,  İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi heyetinin 09/05/2024 tarihinde duruşmada, davacının adli yardım talebinin kabul edildiği ve  2 nolu duruşma ara kararı ile teminatsız olarak tedbir kararı verildiği anlaşılmakla, istinaf başvurusu konusuz kaldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,  davalı itirazı konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/01/2024  tarihli  2023/558 E sayılı ara kararının  6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Tedbir kararına ilişkin itiraz mahkemece daha sonra verilen 09/05/2024 tarihli ara karar nedeniyle  konusuz kaldığından, davalı vekilinin tedbire itirazı hakkında karar verilmesine yer olmadığına,4-İstinaf talebi kabul edildiğinden talep eden tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5-İstinaf yargılaması için talep eden tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 101,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.270,40 TL'nin ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7-6100  Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  06/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f5f88507f769d855","SID":"3b1b8708280f8562"}}