{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/386 Esas<br>KARAR NO: 2024/667<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 05/12/2023<br>NUMARASI: 2023/147 Esas, 2023/975 Karar<br>DAVA: SİGORTA (Yangın Sigortası Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket nezdinde ... Sigorta Poliçesi ile sigortalı işyerinde, 24.09.2013 tarihinde santrifüj pompasının gövde kısmının patlaması sonucu su deposundan sızan sular nedeniyle hasar meydana geldiğini, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda sigortalıya 15.11.2013 tarihinde 119,416,50 TL ödendiğini, hasara neden olan pompanın davalı firma tarafından imal edilip devreye alındığını, pompanın henüz garantisinin de dolmadığını, bu nedenlerle davalının hasardan sorumlu olduğunu ileri sürürek 119.416,50 TL’nin 15.11.2013 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; söz konusu pompanın doğrudan davacının sigortalısına satılmadığını, üç kez el değiştirerek sigortalı tarafından kullanılmaya başlandığını, pompanın taşınırken ya da el değiştirirken zarar görüp görmediğinin belli olmadığını, eksper raporunun kesin delil niteliğinde olmadığını, eksper ve teknik servis raporlarında, pompanın patlama nedeni ve patlamanın üretici ya da imalat hatasından kaynaklı olup olmadığının tespit edilmediğini, pompadaki çatlağın, gövdenin imalatından ve kullanılan malzemeden kaynaklanmadığını, pompa ekipmanına müvekkili şirketin onayı dışında ve sistemin teknik özelliklerine aykırı olarak ekleme yapılması nedeniyle, pompa gövdesinin çatladığını ve hasara neden olduğunu, malın kullanma kılavuzuna aykırı kullanılmasından kaynaklı arıza garanti kapsamına girmese de, müşteri memnuniyeti ve ürünün yangın grubu olması nedeni ile pompa gövdesini değiştirdiklerini, yangın pompasının bulunduğu tesisat bölmesinde ürün bulunmaması ve bu kısmın binanın diğer bölümlerinden izole olması gerekmesine rağmen, bu kısımda sigortalının mallarının bulunmasının hasarın artmasına neden olduğunu, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, müvekkili şirket temerrüde düşürülmediğinden sigortalıya yapılan ödeme tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini savnarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi 02/05/2019 tarihli kararı ile; davalının imalatı olan pompanın gizli ayıplı olduğu, anılan pompanın  gövdesinin patlaması sonucu olayın meydana geldiği,  meydana gelen zararın 119.416,50 TL olduğu, sigortalının pompanın bulunduğu bodrum katını depo olarak kullanması ve buraya ürünlerini koymasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, bu durumun müterafik kusur olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF KARAR İLAMI Dairemizin 09/02/2023 tarih ve 2019/2769 Esas, 2023/146 Karar sayılı kararı ile; tekstil mühendisi bilirkişi de bilirkişi heyetine dahil edilerek, bilirkişilerden sigortalının olayda müterafik kusurlu olup olmadığı ve sigortalının gerçek zarar miktarı hususlarının da değerlendirildiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği değinilerek esası incelenmeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının imalatı olan pompanın gizli ayıplı olduğu, anılan pompanın kullanım için hazır beklerken gövdesinin patlaması sonucu olayın meydana geldiği,  meydana gelen zararın 119.416,50 TL olduğu, sigortalının müterafik kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 119.416,50 TL'nin 20/11/2013 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; kararın istinaf mahkemesinin kaldırma kararına aykırı olduğunu, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığını, bilirkişi heyetinin standart yönetmelik hükmünü dikkate almadığını,  sundukları belgelerin yok kabul edildiğini, pompanın kullanım klavuzunu sunmalarına rağmen mahkemenin kullanım klavuzunun sunulmadığına dair kabulünün dosya içeriğine aykırı olduğunu, bilirkişilerin varsayıma dayalı olarak ve dosya üzerinden müvekkilinin kusurlu olduğuna karar verdiğini, sigortalının tesisata yaptığı eklemenin gövde çatlamasına neden olup olmadığı hususunda uzman bilirkişi olmadan rapor hazırlandığını, olay yerinde inceleme yapılmadan düzenlenen raporda, tesisatın diğer kısımlarında bir hasar meydana gelmediğinin iddia edildiğini, hasara sigortalının tesisata yaptığı tekniğe aykırı müdahalenin neden olduğunu, yangın pompasının bulunduğu tesisat bölmesinin binanın diğer bölümlerinden izole olması ve sigortalının burada ürünlerini bulundurmaması gerekirken, sigortalının bu kısımda ürünlerini bulundurduğunu, bu nedenle sigortalının da olayda müterafik kusurlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, işyeri sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket nezdinde ... Sigorta Poliçesi ile sigortalı işyerinde, 24.09.2013 tarihinde, santrifüj pompasının gövde kısmının patlaması sonucu, su deposundan sızan sular nedeniyle hasar meydana geldiği, davacı sigorta şirketinin yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda sigortalıya 15.11.2013 tarihinde 119,416,50 TL ödediği ve ödenen bedelin rücuen tahsili için işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin yukarıda yazılı kararı ile sigortalının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve gerçek zarar miktarı hususunda da rapor alınması gerektiğine değinilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.Kararın kaldırılmasından sonra mahkemece, tekstil bilirkişisi de heyete dahil edilerek alınan rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, eksik inceleme ile karar verilip verilmediği, sigortalı işyerinde hasara neden olan su taşkınında davalının kusurlu olup olmadığı, olayda sigortalının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır.05/07/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; hasarın davalının üreticisi olduğu yangın pompasındaki döküm gövdesinin ayıplı olmasından kaynaklandığı, yangın söndürme sisteminin olduğu binaların tamamına yakınında pompa gruplarının bodrum kattaki kazan dairesinde olduğu, bodrum katın  büyük kısmının sosyal alan veya depo hatta ofis olarak kullanıldığı, mevzuata aykırı bir durum olsa bu şekildeki imar planların onaylanmayacağı, bu nedenle sigortalının bodrum katta mallarını bulundurmasında müterafik kusurunun bulunmadığı, sigortalıya ödenenen hasar tazminatının piyasa rayiçlerine uygun olduğu belirtilmiştir.Anılan rapor davalı vekiline tebliğ edilmesine rağmen, davalı vekili rapora itirazda bulunmamıştır.Uyuşmazlığın çözümü, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır.\"Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir.Bu  kurum davaların  uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.\" (Yargıtay HGK'nın 2018/10(21)-94 Esas, 2021/111 Karar sayılı kararı) HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur.Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753) Somut olayda 05/07/2023 havale tarihli bilirkişi raporu davalıya tebliğ edilmesine rağmen, davalı vekili rapora itiraz etmemiştir. Bu nedenle anılan raporda belirlenen kusur durumu ve zarar miktarı yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözetildiğinden, mahkemece 05/07/2023 tarihli rapor doğrultusunda, davalının imalatı olan pompanın gizli ayıplı olduğu, hasarda sigortalının müterafik kusurunun bulunmadığı ve sigortalının zarar miktarının 119.416,50 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/147 Esas,  2023/975 Karar ve 05/12/2023 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.039,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.611,9‬0 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalının yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d6cc700a7f74479a","SID":"07c865f5c0ad5505"}}