{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/510 Esas<br>KARAR NO: 2024/678<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/02/2024<br>NUMARASI: 2023/512 Esas, 2024/113 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))<br>KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile  davalı arasındaki ticari satıma istinaden 31/07/2016 vade tarihli 38.340,00 EURO bedelli, 31/08/2016 vade tarihli 38.220,00 EURO bedelli, 30/06/2016 vade tarihli 23.305,00 EURO bedelli, 31/07/2016 vade tarihli 38.340,00 EURO bedelli faturaların  düzenlenip davalıya gönderildiğini, faturalara karşı davalı tarafından herhangi bir itirazda da bulunulmadığını, alacak miktarının kesinleştiğini, Kocaeli ... Noterliği'nin ... yevmiye numarası ile davalıya 27/07/2020 tarihinde borcun ödenmesi için son kez ihtarname keşide edildiğini, süre verildiğini, ilgili sürede ödenmemesi halinde temerrüte düşeceğine dair ihtarname tebliğ edildiğini, ihtara cevap vermediğini ve ödemede de bulunulmadığını, akabinde Gebze İcra Dairesi'ne ... numaralı iflas takibi açıldığını ve borlu süresi içerisinde iflas takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafından iflas takibine haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz edildiğini belirterek davalının itirazının kaldırılmasına ve iflasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının MÖHUK 48.maddesi uyarınca teminat yatırması gerektiğini, bunun için davacıya kesin süre verilmesi gerektiğini kesin sürede teminat yatırmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin icra takibine itirazı üzerine yapılan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde tarafların anlaştıklarını, bu anlaşma tutanağına icra edilebilirlik şerhi alındığını, davacının itiraz edilen ve arabuluculuk neticesinde tasfiye edilen Gebze İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden takibe devam etmesinin mümkün olmadığını, aldığı icra edilebilirlik şerhi ile birlikte yeni bir takip yapması gerektiğini, yine takibe devam edilmesi varsayımında dahi davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, müvekkiline gönderilen ödeme emrinin usulsüz olduğunu, bakiye borca itirazları mevcut olduğundan Mahkemece bu itirazın ön sorun olarak öncelikle incelenmesi daha sonra iflas talebinin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  davacının dava tarihinden önce gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmeleri sırasında 21/07/2022 tarihli 2022/71237 sayılı arabuluculuk anlaşmasının sağlandığı, Arabuluculuk Kanununun 18/3 maddesi uyarınca 21/07/2022 tarihli 2022/71237 sayılı arabuluculuk anlaşması ile ilgili olmak üzere Gebze Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/717 Esas 2023/787 Karar sayılı kararı ile icra edilebilirlik şerhi verildiği ve kararın 27/07/2023 tarihinde kesinleştiği, arabuluculuk görüşmeleri sonunda ilama bağlanan alacakla ilgili bu kez iflas takibine yapılan itirazın kaldırılması ve davalının iflasına karar verilmesine dair işbu davanın açıldığı oysa Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 10/07/2017 tarih 2017/2 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere ilama bağlanmış bir alacağın adi takip yoluyla iflas takibi yapılarak itirazın kaldırılması suretiyle yeniden ilama bağlanması ve takibin devam ettirilmesi isteminde davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile HMK'nın 114/1-h ve HMK'nın 115/2 maddeleri gereği davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkeme kararında belirtildiğinin aksine taraflarınca önce iflas takibi yapıldığını, akabinde borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini ve sonrasında arabuluculukta anlaşma belgesi düzenlendiğini, mahkeme tarafından sürecin yanlış nitelendirildiğini, iş bu davanın açılmasında davacı müvekkilin hukuki yararı bulunduğunu, zira adi iflas takibine itiraz sonrasında arabuluculuk anlaşması yapıldığını, anlaşma belgesine göre düzenlenen taksitleri borçlunun ödemediğini, böyle bir durumda davacı müvekkilinin iflas talep etmesinden başka bir hukuki yolu bulunmadığını, zira iflas davası dışındaki hiçbir hukuki yol ve imkan davalının ödeme yapmaması durumunda iflasını sağlamayacağını, Yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararda gerekçe olarak sadece içtihadı birleştirme kararının gösterildiğini, referans gösterilen içtihadı birleştirme kararı ile huzurdaki davanın konusu arasında konu bakımından hiçbir benzerlik bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava; İİK'nun 156/3. fıkrası gereğince açılmış olan iflas yoluyla başlatılan takibe yapılan itirazın kaldırılması ile iflas istemine ilişkindir. Gebze İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine fatura alacağından kaynaklı 138.205,00 Euro asıl alacak, 3.527,27 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 141.732,27 Euro alacağın tahsili için 11.05.2022 tarihinde iflas yoluyla ilamsız takibe girişildiği, borçlunun süresinde borca ve tüm ferilerine itiraz ettiği, 17.05.2022 tarihli müdürlük kararıyla takibin durdurulmasına karar verildiği, tarafların, hukuki uyuşmazlıkta dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurdukları, 21.07.2022 tarihli toplantıda anlaşmaya varıldığı, tutanağa Gebze 1 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/717 E-787 K sayılı 05.07.2023 tarihli kararıyla icra edilebilirlik şerhi verildiği, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine kararın 27.07.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekili, davalı tarafından arabuluculuk anlaşma belgesindeki taksitlerin ödenmediğini, iflas takibi sonrasında davacıya 31.000 Euro ödeme yapıldığını kalan 105.066,21 Euro'nun muaccel olduğunu, davalı tarafından borç ikrar edildiğinden ve arabuluculuk anlaşma belgesi ilam niteliğinde belge olduğundan ve Mahkemenin verdiği icra edilebilirlik şerhine de davalı tarafından itiraz edilmeyip icra edilebilirlik şerhi kesinleştiğinden, İİK 158/2 uyarınca depo kararı verilmesini, depo kararına uyulmaması halinde davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir. Arabuluculuk Kanunun 18/2.maddesi \"Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır.\" düzenlemesini içermektedir. Yargıtay 6. HD'nin 2023/142 Esas, 2023/855 Karar sayılı kararında;\"...İcra ve İflas Kanununun 177. maddesinin 4. fıkrasında ilama dayalı alacağın icra emriyle istenmesine rağmen ödenmemesi halinde borçlu bakımından doğrudan doğruya iflas kararı verileceği hususu düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 301/2. maddesinde ise ilamın açıkça “Taraflardan her birine verilen hüküm nüshası” olduğu hususu yer almıştır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18. maddesinde “anlaşma tutanağı” ilam niteliğinde belge sayılmıştır. İİK nın 177/4. fıkrası “ilam” dan bahsetmektedir. İlam niteliğinde belgenin madde kapsamında değerlendirilmesi iflasın kamu düzeni niteliği ile bağdaşmaz. Bu itibarla arabuluculuk anlaşma tutanağı ile doğrudan doğruya iflas koşulları oluşmasına imkan bulunmamaktadır. Zira iflas hukuku kamu düzenine ilişkin olduğundan ve iflastaki uyuşmazlıklar tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği hususlardan olduğundan ne dava şartı olarak ne de genel arabuluculuk kurallarına elverişli olmadığı gibi anlaşma tutanağının iflas kararına dayanak edilmesi de mümkün değildir. Aksi düşünce ve yanılgılı gerekçelerle iflas kararı verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.\" denilmiştir. Somut olayda, 21.07.2022 tarihli ve 2022/71237 numaralı arabuluculuk anlaşmasının, 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18.maddesinin 3.fıkrası gereğince arabuluculuğa ve icraya elverişli olduğu ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile tüm taksitler muaccel hale geldiği gerekçesi ile arabuluculuk tutanağına icra edilebilirlik şerhi verildiği, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine kararın 27.07.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Özel kanunlarda belirtilen ilam niteliğinde belgelerden biri de Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu’nun 18/2. maddesi gereğince icra edilebilirlik şerhi içeren anlaşma belgesidir. Taraflar arasındaki 21.07.2022 tarihli ve ... numaralı arabuluculuk anlaşması tutanağına Mahkemece icra edilebilir şerhi verildiğinden, Arabuluculuk Kanunun 18/2.maddesi gereğince icra edilebilirlik şerhi içeren bu anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. Yukarıda Yargıtay kararında da açıklandığı üzere  İİK nın 177/4. Fıkrasının ilamdan bahsettiği, ilam niteliğinde belgenin madde kapsamında değerlendirilmesinin iflasın kamu düzeni niteliği ile bağdaşmayacağı, iflas hukuku kamu düzenine ilişkin olduğundan ve iflastaki uyuşmazlıkların tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği hususlardan olduğundan, ne dava şartı olarak ne de genel arabuluculuk kurallarına elverişli anlaşma tutanağının iflas kararına dayanak etmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle Mahkemece ilama bağlanmış bir alacağın adi takip yoluyla iflas takibi yapılarak itirazın kaldırılması suretiyle yeniden ilama bağlanması ve takibin devam ettirilmesi isteminde davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Diğer taraftan somut dava, iflas yolu ile takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile borçlunun iflasının karar verilmesi istemine ilişkindir.İİK'nun 156.maddesinin 3. Ve 4.fıkrasında;\"...Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinde isteyebilir. İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliğ tarihinden bir sene sonra düşer.\" düzenlemesi yer almaktadır. Bu nedenle davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.Dosya kapsamından, davacı alacaklının Gebze İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine iflas yolu ile takip başlatarak toplamda 141.732,27-Euro'nun tahsilini talep ettiği, davalı borçlunun ödeme emrinin tebliğ edildiği 13/05/2022 tarihinden itibaren yasal süresinde 16/05/2022 tarihinde takibe itiraz ettiği anlaşılmıştır.Dava dilekçesine ekli Arabuluculuk Son Tutanağının incelenmesinde, davacının temlik aldığı alacağına dair, müflis şirkete karşı arabuluculuğa başvurduğu, arabuluculuk sürecinin başlama tarihinin 16/07/2022, arabuluculuk sürecinin bittiği tarihin 21/07/2022 olduğu  anlaşılmıştır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun, dördüncü bölümünde, \"Arabuluculuk Faaliyeti\" üst başlığı ile 13. maddede, arabuluculuğa başvurma vd maddelere yer verilmiştir. 16. maddesi \"Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi\" dir. 16/2. Fıkrası; \"Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz\" hükmünü düzenlemektedir. Arabuluculuk sürecinin başlaması da 16/1. fıkrada düzenlenmiş ve arabuluculuk sürecinin, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru halinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, devamında ise dava açılmasından sonraki süreç belirtilmiştir. 6325 sayılı yasanın beşinci bölümünde ise \"Dava Şartı Olarak Arabuluculuk\" başlığı ile 18/A maddesinde, 1 .fıkrada ifade edildiği üzere, ilgili kanunlarda arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise sürecinde hangi hükümlerin uygulanacağı 20 fıkra şeklinde ifade edilmiştir. 18/A -15. fıkrada, 16/2. fıkraya benzer şekilde \"Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez\" düzenlemesine yer verilmiştir. Ödeme emrinin davalıya tebliğ tarihi, 13/05/2022 tarihidir.  Yasa gereğince arabuluculuk sürecinin başladığı 16/07/2022 tarihinden son tutanağın düzenlendiği 21/07/2022 tarihine kadar (5 gün) hak düşürücü süre işlemeyecektir. Bu durumda davacı itirazın kaldırılması ve iflas  davasını en geç 18/05/2023 tarihinde açması gerekirken  davasını bu süreden sonra  02/08/2023 tarihinde açmış olmasına göre dava hak düşürücü süre içerisinde açılmamıştır.Yargıtay 23. HD'nin 06.03.2017 tarih, 2016/8334; 687 ve 19.06.2014 tarih, 2014/1525; 4704 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca reddine karar verilmesi gerekir.  Açıklanan nedenlerle kararın gerekçesinde hata edildiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve 2004 sayılı İİK’nın 156/1. maddesinde düzenlenen iflas davasının görülmesi koşullarının oluşmaması nedeniyle özel dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesi ile davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca  usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenler ile KABULÜ ile, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/512 Esas, 2024/113 Karar sayılı ve 22/02/2024 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a) 6100 sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri gereği  hak düşürücü sürede açılmayan davanın, özel dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanunu  gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,d)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine YER OLMADIĞINA,e)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından istinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.597,00 TL istinaf harçları ve yapılan 195,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 1.792,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının  yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK’nun 164. Maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.30.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eadf48d65951fd16","SID":"7d37fdb15d333a17"}}