{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2024/150 - Karar No:2024/461<br>                       T.C.<br>\tANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>            27. HUKUK DAİRESİ<br>       <br>DOSYA NO\t: 2024/150 <br>KARAR NO\t: 2024/461<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/763 E-2023/745 K<br><br>DAVACI <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t:  22/05/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  22/05/2024<br>\tEser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDavacı vekili özetle; müvekkilinin davalı şirkete ait binanın iç mekan mermer işini yaptığını, düzenlenen faturanın davalı tarafça ödendiğini, bilahare dış cephe mermer ve asansör kenarları mermer çalışması yaptığını, bu işe ilişkin 18.756,10 TL tutarlı fatura düzenlendiğini, davalının faturaya itiraz ettiğini ödemediğini, teamül bulunduğundan akdi ilişkinin tanıkla ispatlanabileceğini öne sürerek 2015/13530 sayılı takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili özetle; taraflar arasında akdi ilişkin bulunmadığını, davacı tarafından gönderilen faturaya 8 günlük süre içerisinde itiraz edildiğini, faturaya konu işin yapılmadığını, teamül bulunmadığından iddianın tanıkla ispatlanamayacağını, tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>\tİlk Derece Mahkemesince; \" Mahkememizin 28.05.2021 tarih ve 2016/15 Esas, 2021/381 sayılı Kararı ile; davanın reddine karar verilmiş olup, anılan karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 18.11.2021 gün ve 2021/780 Esas 2021/1027 Karar sayılı ilamı ile; “… Taraflar arasında iç cephe mermer işinin yapımına dair sözleşme akdedildiği, işin yapılarak bedelinin ödendiği, sözleşme kapsamı genişletilerek dış cephe ve asansör mermer işinin de yapıldığı öne sürüldüğünden davacı tarafça iddia edilen ilk sözleşme ilişkisinin delilleri değerlendirilerek ispatı halinde davaya konu sözleşme dışı işin kapsamının her türlü delille ispat edilebileceği gözetilerek sözleşme ilişkisinin ispatı halinde sözleşme dışı iş bedelinin yapıldığı yıl mahalli rayiciyle tespiti ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı .... \"  bildirilmiştir. İstinaf kararı uyarınca taraflar arasında  iç cephe mermer işinin yapımına dair bir işin yapılıp yapılmadığı yapılmamış ise bedelinin ödenip ödenmedi hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi kurulu 08.11.2022 tarihli ek raporunun sonuç kısmında özetle;  21.08.2014 düzenleme tarihli, A Serisi 043310 sıra numaralı davacı tarafça davalı adına düzenlenmiş “İç Mekan Mermer Çalışması 30 M2'li açıklamalı 80 TL birim fiyatlı KDV dahil 2.832,00 TL tutarlı “KAPALI\" fatura defter kayıtlarında görülmüştür. Fatura içeriğinden faturanın kapalı fatura olduğu görülmüştür. Davaya konu faturada belirtilen miktarda iç mekan mermer çalışmasının yapılarak fatura düzenlendiği, ödemenin nakit yapıldığının görüldüğü, faturaya davalı tarafça itiraz edilmediği, görüşünü bildirmiştir. Davacı yanın ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı ve defter ve kayıtların birbirlerini doğruladığı bilirkişi raporları ile sabit olup, davacı yanın kendi ticari defterlerinde taraflar arasında dava konusu işten önce iç cephe mermer işinin yapımına dair fatura düzenlendiği ve faturanın kapalı düzenlenmiş olması nedeniyle bedelinin peşin ödendiği anlaşılmıştır. Davalı yan ise, ihtarlı davetiye rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Davalı yan ticari defterlerini ibrazdan kaçındığından, 6100 sayılı HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca davacının usulüne uygun şekilde tuttuğu ticari kayıtları lehine delil olarak kabul edilmiştir. Böylece; davacının davalı yan ile dava konusu işten önce iç cephe mermer işinin yapımına dair sözleşme yaptığı, sözleşme konusu işi yapıp teslim ettiği ve bedelini tahsil ettiği anlaşıldığından ilk işin devamı niteliğinde olan dava ve takip konusu işin ispatı için bildirmiş olduğu tanıklar dinlenmiştir. Dinlenen tanık beyanları ile takip dayanağı fatura konusu işlerin davacı tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Davacı fatura konusu işi yaptığını ve teslim ettiğini ispatlamış olduğundan, yapılan iş bedelinin yapıldığı 2014 yıln mahalli rayiciyle tespiti için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır.  Bilirkişi ek raporunda; 2014  yılı mahalli rayiçleri ile yerinde yapılan inceleme sonucu dava konusu yerde 156,60 m2 mermer imalatı yapıldığı, imalat bedelinin KDV dahil 14.783,04 TL olduğu, hesaplanmıştır. Bilirkişi raporu dosya ve delil durumuna uygun bulunarak hükme esas alınarak davacının davasının kabulüne;  davalının bu miktara yönelik itirazının iptaline, takibin; 14.783,04 TL alacağa %10,50 oranında faiz işletilerek devamına karar verilmiştir. Davacının, icra inkar tazminatı isteminin; alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı zorunlu kıldığı anlaşıldığından, davalı yanın ise, reddedilen miktar yönünden kötüniyet tazminatı isteminin; davacının takibe girişmekte kötüniyetli olduğu ispatlanamadığı...\" gerekçesiyle \"1. Davanın kısmen kabulüne; davalının, Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2015/13530 esas sayılı takip dosyasında vaki itirazının 14.783,04 TL yönünden iptaline, takibin; 14.783,04 TL alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10,5 ve değişen oranlarda avans faizi işletilerek devamına, fazlaya dair istemin reddine, 2. Davacının icra inkar tazminatı isteminin şartları oluşmadığından reddine, 3. Reddedilen miktar yönünden davalının kötüniyet tazminatı isteminin şartları oluşmadığından reddine,\" karar vermiştir.\t<br><br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 18.11.2021 t. 2021/780 E. 2021/1027 K. sayılı kararında \"Taraflar arasında iç cephe mermer işinin yapımına dair sözleşme akdedildiği, işin yapılarak bedelinin ödendiği, sözleşme kapsamı genişletilerek dış cephe ve asansör mermer işinin de yapıldığı öne sürüldüğünden davacı tarafça iddia edilen ilk sözleşme ilişkisinin delilleri değerlendirilerek ispatı halinde davaya konu sözleşme dışı işin kapsamının her türlü delille ispat edilebileceği gözetilerek sözleşme ilişkisinin ispatı halinde sözleşme dışı iş bedelinin yapıldığı yıl mahalli rayiciyle tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi ..\" gerektiği gerekçesiyle mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verdiği, kaldırma kararında özellikle vurguladığı üzere davacı yanın öncelikle ilk sözleşmenin varlığını HMK md. 200 gereği senetle ispat etmesi, ilk sözleşmenin varlığının ispatı halinde dava konusu sözleşmenin varlığının her tür delil ile ispat edilebileceği, dış cephe ve asansör kenar mermer yapım işinden önce davacının iç mekan mermer yapımına ilişkin akdi ilişkiyi senetle ispat etmesinin zorunlu olduğu, ilk sözleşmenin varlığı ispat edilmeden, dava konusu sözleşmeye ilişkin tanık dinletilmesinin hukuken mümkün olmadığı, buna rağmen mahkemece tanık dinlendiği, bu konudaki itirazları dikkate alınmadan tanık beyanlarına dayanılarak karar verildiği, dinlenen  her iki tanığın da, kendi beyanlarına göre, davacının faturayı düzenlediği tarihte davacı nezdinde çalıştığı, bilhassa dava konusu işi yapan işçiler olduğu, bu tanıkların, dava konusu ve sözde sonraki tarihli olan dış cephe ve asansör kenarları mermer yapım işine ilişkin davacının beyanları ile birebir örtüşecek şekilde tanıklık yapmışken, önceki tarihli ve davanın ispatı için çok büyük önem taşıyan iç mekan mermer yapım işine ilişkin tek bir söz söylememelerinin çelişkili ve abes  olduğu, davacının iddia ettiği akdi ilişkiyi kanıtlayamadığı, davanın reddi gerektiği, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğu, buna dair itirazlarının  dikkate alınmadığı, 13.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda \"yapılan piyasa araştırması sonucu\" demekle yetinerek metrekare birim fiyat belirlenip toplam işin olması gereken rayiç bedeli hesaplanmışsa da, yapılan araştırmanın ne şekilde hangi emsaller karşılaştırılarak yapıldığından bahsedilmediği,  itiraz üzerine düzenlenen ek raporda da itirazlarının değerlendirilmediği, mahkemece eksik ve yetersiz bilirkişi raporunun esas alındığı, müvekkili şirketin yetkilisi ve tek ortağı olan ...'in 19.03.2021 tarihli celsede, kendisine tebliğ edilen yemin metnini mahkeme huzurunda okumak suretiyle yemini  eda ettiği,  yemin kesin delil olup, müvekkilinin yemini eda etmesiyle davacının iddia ettiği hususların tümünün gerçek dışı olduğunun kanıtlandığı, yemin eda edilmekle davacının başka bir delile dayanamayacağı nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. \t<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talepli olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde  uyarınca istinaf nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tHMK 341/2 madde gereğince \"miktar veya değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir\" yine aynı kanunun ek 1.maddesinin 1.fıkrasında \"200 üncü, 201 inci 341 inci 362 nci ve 369 uncu maddelerinde parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usül Kanunu'nun mükerrer 298.maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında arttırılması suretiyle uygulanır\" hükmü düzenlemiş olup, istinafa konu somut olayda mahal mahkemesi karar tarihi 2023 yılı olmakla istinaf kesinlik sınırı 17.830 TL'dir. <br>\t6100 sayılı HMK'nın 346/1 maddesi \"istinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin karara ilişkin olursa kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir...\" ve aynı maddenin 2. Fıkrası da \" bu ret kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta içerisinde istinaf yoluna başvurulabilir\" hükmünü içerdiği,  yine HMK'nın temyiz kanun yoluna ilişkin hükümleri içerisinde yer alan 366.maddesinde \"bu kanunun istinaf yoluyla ilgili 343 ila  349 ve 352.maddeleri hükümleri temyizde de kıyas yoluyla uygulanır\" hükümlerini içermektedir. Kesin olan kararlara karşı istinaf talebi hakkında mahkemesince  bir karar verilebileceği gibi 01/06/1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kanun yolu denetimi yapan üst mahkemece istinaf talebinin reddine karar verilebilecektir (Yargıtay Kapatılan 15.Hukuk Dairesi'nin 09/06/2021 gün, 2021/925 Esas, 2021/2582 Karar sayılı ilamı).<br>\tTüm bu açıklamalar kapsamında istinafa konu dosyanın incelenmesinde, 06.11..2023 tarihinde karar verilmiştir. Karar sadece davalı tarafça istinaf edilmekle istinaf edenin sıfatı, davalı aleyhine hüküm altına alınan miktar ve karar tarihi dikkate alındığında mahkeme kararının kesin nitelikte olduğu görülmüştür.Mahkemesince verilen karar miktar itibariyle kesin olmakla birlikte bu yönde mahal mahkemesince bir  karar verilmemiş olmakla, 01/06/1990 gün, 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Dairemizce HMK'nın 346/1 maddesi gereğince oy birliğiyle istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi, kanun yoluna erişim hakkı yine Dairemizin aynı nitelikteki 18/11/2021 gün, 2021/826 esas, 2021/1030 karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin temyiz talebi üzerine Yargıtay Yüksek 6.Hukuk Dairesi'nin 20/01/2022 gün, 2022/292 esas, 2022/208 karar sayılı onama ilamı da dikkate alınarak HMK'nın 366.maddesi yollamasıyla 346/2 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde temyiz yolu açık olması yönünde ise oy çokluğuyla karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-)\tDavalı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nun 346. maddesi gereğince usulden reddine,<br>\t2-)\tDavalı  tarafından yatırılan 253 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t3-)\tİstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,  <br>\t\t\t\t\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 366.maddesi düzenlemesi ile HMK'nın 346/2 maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 1 hafta içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere  22.05.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.    \t\t\t<br><br> Başkan                    Üye \t              Üye                  Katip <br><br>KARŞI OY<br>\tTemyiz, bölge adliye mahkemelerinin (BAM) istinaf incelemesi sonucunda verdikleri kararların hukuka uygunluğunu denetlemeyi amaçlayan olağan, üçüncü derece bir kanun yoludur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 361. madde gereğince BAM hukuk dairelerinden verilen nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Diğer bir ifadeyle temyizin konusu BAM kararıdır. \t<br>\tBAM hukuk dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilir ve temyiz incelemesinde BAM kararının hukuka uygun olmadığı tespit edilirse,  Yargıtay tarafından  BAM kararının bozulmasına ve dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilir. İlk derece mahkemesi bozmaya uygun olarak karar verdiği takdirde, bu karara karşı  temyiz yoluna başvurulabilir. Belirtilen bu istisnai durum dışında BAM' ların faliyete geçtiği tarihten sonra verilen ilk derece mahkemesi kararlarına karşı doğrudan temyiz yoluna başvurulamaz. <br>\tBAM hukuk dairesince verilen nihai kararlar temyiz edilebilir. Ancak nihai kararların da tamamı temyiz edilebilir nitelikte değildir. HMK 362. maddede uyuşmazlığın niteliği ve kararın nevi itibariyle temyiz edilemeyecek kararlar sayılmış, yine birinci fıkranın  (a) bendinde Yargıtay'ın iş yükünün hafifletilmesinin yanı sıra yargılamanın uzamasını engelleme düşüncesiyle  değere bağlı temyiz esası benimsenerek miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını ( bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararların da kesin olduğu hükme bağlanmıştır. (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamı dava edilmişse, kararda talebinin kabul edilmeyen bölümü belirtilen miktarı geçmeyen taraf temyiz hakkına sahip değildir (HMK 362/2). BAM kararı  usule ilişkin ise, HMK 353/1 maddede sayılan ve kesin olan  kararlardan olmaması gerekir. <br>\tBAM hukuk dairesi dosya üzerinden yaptığı ön incelemede , incelemenin başka bir dairece veya bölge adliye mahkemesince yapılması gerektiğini, kararın kesin olduğunu, başvurunun süresi içinde yapılmadığını, başvuru şartlarının yerine getirilmediğini ve başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmediğini belirlerse, bu ihtimallere göre gerekli  kararı verir (HMK 352). Ön inceleme sonunda, duruma göre verilecek usule ilişkin karar,  nihai bir karar olması sebebiyle ve aksine açık bir düzenleme de bulunmadığından kural olarak temyiz edilebilir. Ancak  mal varlığı haklarına  ilişkin davalarda verilecek bu nevi bir kararın temyizi için de HMK 362/2 maddede öngörülen parasal sınırı aşması gerekir    ( İ. Özbay, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt 69, Sayı 1-2, s 418 vd). <br>\tSomut olayda davacı tarafça iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinde 18.756,10 TL asıl alacağın tahsili talep edilmiş, açılan itirazın iptali talepli eldeki davada mahkemece davanın kısmen kabulüyle itirazın iptaline ve 14.783,04 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. Karar, davalı tarafça istinaf edilmişse de, hüküm altına alınan miktar karar tarihi itibariyle  HMK 341/2-4 maddeler gereğince parasal sınırın altında kaldığından karar davalı yönünden kesindir.  Mahkemesince, bu konuda bir inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya istinaf incelemesi için gönderilmiş olduğundan 01.06.1990 tarih ve 1989/3 E- 1990/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Dairemizce istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. <br>\tHMK 362/1.a madde gereğince mal varlığı haklarına ilişkin davalarda temyiz sınırı 2024 yılı için  378.290 TL olduğundan Dairemizce verilen istinaf dilekçesinin reddine dair kararın da kesin olduğu, HMK 1 madde gereğince mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, ancak kanunla düzenleneceği,  yorum ve kıyas yoluyla mahkemelerin görevli kılınamayacağı düşüncesiyle, temyiz yolunun açık olduğu yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum (HGK, 26.04.2023, 2023/3-314, 2023/346). 22.05.2024<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t                    <br>Hâkim -<br><br><br> <br>   <br> <br> e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ead270bf32ebf12","SID":"a1c0cc4d774ed22e"}}