{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/21 <br>KARAR NO: 2024/481<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/07/2023<br>NUMARASI: 2020/318 Esas, 2023/625 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 05/06/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; davacı şirketin proje sahibi olarak 2010 ve 2016 yılları arasında davalı şirket ile yapılan sözleşmeler kapsamında bir kısmı da sözleşmesiz işler olmak üzere yüklenicilik işlemine giriştiklerini, bu amaçla davalı şirketlerden destek hizmeti aldıklarını,  davalı şirketlerin düzenlemiş olduğu faturalar karşılığında hak ediş niteliğinde olmak üzere ödemeler yaptıklarını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılı itibariyle sonlandırıldığını, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki iş ilişkisinin sona ermesi safhasında şirketin iç denetiminin yapılması gerektiği, davacı şirketin muhasebe kayıtlarında bir YMM vasıtası ile inceleme yaptırılmış olduğunu, davalının almış olduğu hak edişlerin muhasebeleştirilmelerinin yerinde olup olmadığının denetlendiği, davacı şirketin ... Mahallesi, ... Sok. No:... Üsküdar adresinde bulunan binası ile ilgili olarak davalı şirketin hesaplarının kontrolünde 1.809.363,48-TL tutarında belgesiz harcama bulunduğunun tespit edildiğini,  harcamalara %15 mühendislik karı ile KDV ödemelerinin eklendiğini böylece davacı şirketin zarara uğratıltıldığını,  davalılar tarafın usulsüz işlemlerinin fark edilmesi ile YMM raporu aldıklarını,  davacı şirketin geriye dönük olarak ticari defter kayıtlarını denetlemesinin nedeninin çalışanları olan ... ile şirketler grubunun mali işler direktörü ... tarafından davalı taraf ile anlaşma yapılmak suretiyle davacı ve grup şirketlerinin aldatıldığının anlaşıldığını, davacı şirketçe hiçbir belgesi olmadığı halde zuhulen ödemesi yapılan meblağın iadesini gerektiğini belirterek şimdilik 10.000-TL'nin tahsilini dava etmiştir. Davalı  dilekçesinde; taraflar arasında tahkim yargılaması yapıldığını, 22.09.2016 tarihli Tahkim Yargılaması Hakem Kararı bulunduğunu, hakem kararı sonrasında ise taraflar arasında 12.10.2016 tarihli Sulh Protokolü'nün imzaladıklarını, Hakem kararı ve sulh protokolünün İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1556 Esas sayısına kayıtlı olarak mahkeme yazı işleri müdürlüğüne teslim ve depo edildiğini, hakem kararına karşı itiraz olmadığı ve kararın kesinleştiğini, kesinleşmiş hakem kararı olan bir konuda açılan davanın reddi gerektiğini, tahkim itirazında bulunduklarını, davanın HMK 413.madde uyarınca usulden reddi gerektiğini, Mahkemenin görevli olmadığını, hakem sözleşmesinin kapsamının taraflarca genişletildiğini ve tarafların grup şirketlerinin tamamının hakem sözleşmesinin ve sulh protokolünün tarafı olduğunu, derdestlik ve kesin hüküm itirazlarının kabulü ile davanın reddini talep ettiklerini,  zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafça alınan yeminli mali müşavir raporunun  tek taraflı talep ve tek taraflı sunulan belgeler üzerinden hazırlandığından tarafsız olamayacağını, tahkim kararı ve sulh protokolü olmasına rağmen ve sulh protokolü ile taraflar birbirlerini en geniş anlamda ibra etmiş olmalarına rağmen, davacının, yeni bir YMM raporu ile alacak yaratmaya çalışma gayretinin hukuken dayanaksız olduğunu, davacı tarafın SPK denetimine tabi bir şirket olduğunu, aradan bu kadar zaman geçtikten sonra yeni bir YMM raporu üzerinden harcama tespit edildiği iddiasının her yönüyle dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davaya konu uyuşmazlığın daha önce hakem yargılaması kapsamında incelenip değerlendirildiği belirtilerek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karar davacı yüklenici şirket vekili tarafından usulünce istinaf edilmiştir. Dairemiz, 30.06.2020 tarih 2020/607 esas ve 2020/58 karar sayılı ilamı ile; \" .Taraflar arasında tahkim şartını da içeren bir kısmı inşaat işlerini konu alan yazılı eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu uyuşmazlık dışıdır. Tahkim şartı nedeniyle iş bu sözleşmeden kaynaklanan ihtilafların çözümü için tarafların öncelikle hakem heyetine başvurdukları ve hakem heyetince 22.09.2016 tarihinde karar verildiği anlaşılmaktadır. Taraflarca henüz hakem kararının infazına gidilmeden 12.10.2016 tarihinde Sulh protokolü imzalandığı ve bu protokol ile tahkime konu hususlarda tasfiye sonucu ibralaştıklarını belirtmişlerdir. Mahkemece, dava konusu edilen taleplerin hakem yargılamasıyla sonuçlandırıldığı belirtilerek dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, iş bu davada ileri sürülen tüm konuların bahsi geçen protokol kapsamında olup olmadığı ve nihayet taraflarca imzalanan sözleşme dahilindeki hususlardan bulunup bulunmadığı kalem kalem incelenip değerlendirilmemiştir. (Dairemiz 15.01.2020 gün ve 2019/1902 Esas - 2020/52 Karar sayılı emsal kararı)  O halde, öncelikle iş bu davayla talep edilen alacakların sözleşme kapsamında kalan işlerden olup olmadığının belirlenmesi, sonrasında ise bunların hakem kararına konu edilip edilmediği, sulh protokolüyle tahkim kararında geçen hangi hususların protokole bağlandığı değerlendirilerek, sözleşme, hakem kararı, protokol ve iş bu davaya konu edilen hususlar konu itibariyle bağlantılı olarak değerlendirilerek sonucuna göre esas hakkında karar verilmesi gerekirken belirtilen hususlar incelenip değerlendirilmeden hakem şartı nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karar hatalı olmuştur. \" hükmü ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı sonrasında yargılama yapmıştır. Mahkemece, dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmak suretiyle rapor ve ek rapor alındığı, taraflar arasında imzalanan Sulh Protokolünün 3.11 nolu maddesinde; 22.09.2016 tarihli Tahkim Yargılaması Hakem Kararı ile belirlenen yükümlülükler kaldırılmamak kaydıyla, kararın uygulanmasına yönelik olmak üzere düzenlenen işbu Sulh Protokolü ile taraflar arasındaki alacak/borç ilişkisinin sona ermekte olduğu, tarafların, Sulh Protokolü'nde belirlenen edimlerin yerine getirilmesi kayıt ve şartı ile aralarındaki her türlü ticari ilişkiden kaynaklanan alacak-borçlardan, gizli ayıplar dışındaki her türlü yapılan, yapılmayan işlerden, kira bedeli, ecrimisil bedeli ve benzeri alacak kalemleri ile diğer tüm konularda tarafların birbirlerini en geniş anlamda gayrikabili rücu ibra ettikleri belirttiklerini, davacı tarafın sulh görüşmelerini yürüten ...'un davalılarla el ve işbirliği içerisinde hareket ederek davacı tarafı zarara uğrattığı, davalıların davacı tarafın aldattığı iddiasının ispatlanamadığı, dava konusu hususların tahkim kararı ve 12/10/2016 tarihli sulh protokolü kapsamında kaldığı anlaşılmakla davanın usulden reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinafında, davalı şirket proje sahibi olduğu işler kapsamında 2010 ve 2016 yılları arasında bir takım sözleşmeli ve sözleşmesiz işler yüklendiğini,  mahkemece dava konusu hususların tahkim kararı ve sulh protokolü kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın asıl konusu davalı tarafça hakedişe tabi tutulan bir kısım harcamaların usulsüz olduğunu, ödenen avansların cari hesaplardan düşülmediği gibi hususlarda fazla ödemeler yapıldığı belirtilerek bu tutarların sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesini talep ettiklerini,   bilirkişi raporu gereğince belgesi olmayan harcamalardan dolayı davacı şirketin sunabileceği herhangi bir evrak olmadığından karşı taraf defterlerinin incelenerek alacağın kaynağının gerçekte olup olmadığına bakılması gerekirken bakılmamış olmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda cari hesaptaki alacağın hakediş belgelerinin bulunmadığı ve davacının toplam 1.8 milyon TL borçlandırıldığının iddia edildiğini, bilirkişi heyeti de bu hakedişin ve faturaların sunulmadığı gerekçesiyle mali yönden kanaat edici vesika bulunmadığının sonucuna varıldığını, Sulh Protokolündeki hükümlerin somut olayda uygulanması mümkün olmayıp bu hususa dair davacı şirketin sulh protokolü ve tahkim sürecini yürüten ...'un davalı tarafla işbirliği yaparak davalının iradesinin aldatma sonucu sakatlandığı belirtilerek huzurdaki ihtilafa uygulanamayacağı davada tarafınca savunulmuşsa da yerel mahkemece bu iddialarının gereği gibi irdelenmeksizin usulden ret sonucuna varıldığını, bilirkişilerin yaptığı hesaplamalar ile vardıkları sonuç çelişkili olduğunu,  davalı tarafın haksız ve fazla tahsilata yol açan eylemleri ortaya çıkarıldığı halde bu durumu raporun sonuç kısmına yazmamak suretiyle Mahkemeyi hatalı yönlendirdiklerini, huzurdaki davanın ve yine İlk Derece Mahkemesince açılan 2020/57 Esas, 2020/87 Esas ve 2020/58 E. Sayılı davalar müvekkilin davalı tarafça aldatılarak şirket cari kayıtlarının gerçeği yansıtmaması sonucunda yapılan sulh anlaşmasının geçersizliği üzerine haksız ödenen tutarların iadesi için ikame edildiğini, ... isimli kişinin davalı taraf ile işbirliği yaptığının öğrenilmesi akabinde şirket kayıtlarının incelenmesi üzerine davalı tarafın davacı şirket ve diğer davacı grup şirketlerin hakediş hesaplarında belgelenemeyen masrafların yansıtıldığını, fazladan kdv tahakkuk ettirildiğini, ödenmiş avansların hesaplara alınmaksızın davacının gerçekte daha az borçlu iken daha çok borçluymuş gibi ödemeler yapılmasına sebep olduklarını,  bilirkişilerce de dosyada mübrez kök ve  ek raporlarda kısmen tespit edildiğini, davacı şirket adına yetkili olan ... isimli kişinin, işbu sulh sözleşmesinin imzalanması akabinde davalı tarafla ortak şirket dahi kurulduğunu, ... Ticaret A.Ş. unvanı ile şirket ..., ... ve ... tarafından kurulduğunu, ... davalı ... A.Ş. ve ... şirketlerinin yöneticisi olduğunu  ve tahkim kararında da davalı adına hareket ettiğini, ...'in  ise, davalı ... A.Ş. ve diğer grup şirketlerinin sahibi ve yönetim kurulu başkanı olan ...'in oğlu olduğunu, ... A.Ş. unvanlı şirketin, davalı ... A.Ş. ile aynı adreste (... Mah. ... Sk. ... Plaza ... Blok No:... Beykoz/İstanbul) kurulmuş olup ... Grubuna ait olduğunu, Mahkemece  dava konusu hususların tahkim protokolü ve sulh protokolü kapsamında kaldığı gerekçesiyle, usulden ret kararı vermesi hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, Mahkemece yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile sulh protokolü ve ibralaşma noktasında davacının aldatıldığı hususunun incelenmeksizin dava konusu hususların tahkim kararı ve sulh protokolü kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  sulh protokolünde belirtilen ibralaşma olmayıp, sulh protokolü imzalanmasında davacının iradesinin hile / aldatma ile sakatlanmış olduğunu, davalı ve bahsi geçen kişilerin kötü niyetli olarak davacının sulh protokolü yapma idaresini açıkça sakatladığını, davacı şirket müdürünün davacı şirketi aldattığını,  genel müdürün karşı tarafla olan ortaklık ilişkisi dikkate alındığında davalı tarafın bu aldatmayı bildiğini ve davacı şirketin  de bu yüzden protokolle bağlı olmadığını, davacının davalıyı ibra etmiş olduğu protokolün aldatma nedeniyle esasa alınmaması gerektiğini,  dava ile ileri sürdüğüne göre yerel mahkemece aldatma olup olmadığının irdelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken,  bu hususta HMK gereği aldatma hususunu her türlü delille ispat edebilecekken  mahkemece tanık dinletme hakkının kullandırılmaması ve sunulan hukuki mütalaanın dahi incelemeye alınmamasının davacı  şirketin sulh sürecinde temsilcisi ile davalı yanın ortak şirket kurmasının yok sayılmasının yargılamanın gereği gibi yapılmadığını gösterdiğini, Mahkemece detaylı ve tüm iddia ve savunmayı irdeleyen bir gerekçe yazılmadığını, davanın hangi nedenle usulden red edildiğinin  karardan anlaşılamadığını,   mahkemece hükmedilen 9.200 TL vekalet ücreti dahi hatalı olduğunu,  somut olayda harçlandırılmış dava değeri 10.000 TL olduğuna göre vekalet ücretinin de bu rakam üzerinden üçüncü kısımda belirtilen oranda alınması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili, davalı şirketler ile 2010-2016 yılları döneminde almış oldukları yüklenicilik işlerininde davalı şirketlerden hizmet aldıklarını, davacı şirketin mali kayıtları incelettiğinde; ... sokak No:... Üsküdar adresinde bulunan bina ilişkin hesapların kontrol edildiğini, toplam 1.809.363,48 TL tutarında belgesiz harcama bulunduğu hususu tespit edildiğini, harcamalarda %15 mühendislik karı ile KDV ödemelerinde de sağlandığını, davacı şirketin zarara uğratıldığını, davacı çalışanı ... ile şirketler grubunun mali işler direktörü ... tarafından davalı taraf ile anlaşma yapılmak suretiyle davacı şirketi aldatıldığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL bedelin tahsilini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında tahkim yargılaması yapıldığını ve akabinde sulh protokolü imzalandığını, HMK 413 maddesi gereğince tahkim itirazı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu talepler kesinleşmiş hakem kararı ile karara bağlandığını, tahkim yargılaması bulunması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafça alınan mali müşavir raporunun bağlayıcı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme 16.07.2019 tarih 2018/379 esas ve 2019/815 karar sayılı hükmü ile; taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesinin bulunduğunu, dava konusunun sözleşmeye dahil olması sebebiyle hakemde görülmesi gerektiğini belirterek dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar vermiştir. Mahkeme kararı istinaf edilmiş olup, dairemiz 30.06.2020 tarih 2020/607 esas, 2020/658 karar sayılı ilamı ile; \" O halde, öncelikle iş bu davayla talep edilen alacakların sözleşme kapsamında kalan işlerden olup olmadığının belirlenmesi, sonrasında ise bunların hakem kararına konu edilip edilmediği, sulh protokolüyle tahkim kararında geçen hangi hususların protokole bağlandığı değerlendirilerek, sözleşme, hakem kararı, protokol ve iş bu davaya konu edilen hususlar konu itibariyle bağlantılı olarak değerlendirilerek sonucuna göre esas hakkında karar verilmesi gerekirken belirtilen hususlar incelenip değerlendirilmeden hakem şartı nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karar hatalı olmuştur. \" gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrulusunda bilirkişi ek raporu almıştır. Bilirkişi heyeti ek raporunda; \"...dava konusu olayda .... Tarafların grup şirketleri arasında bütün akdi ilişkilerden kaynaklanan bütün broç ve alacakların önce uzun süreli kapsamlı ve usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş tahkim yargılaması ile çözüme ulaştırılıp sonuca bağlanmış olduğu, akabinde de taraflar arasında akdedilen sulh protokolü ile nihai olarak çözümü ulaştırılmış ve sonuca bağlanmış olduğu, .... Tahkim sözleşmesi her ne kadar ... şirketi ile ... şirketi arasında akdedilmiş ise de; tahkim yarılamasının 16.08.2016 tarihli duruşmasında taraf vekillerin talebi üzerine ttahkim sözleşmesi kapsamına ... şirketine \" grup şirketleri\" olarak ... grup şirketleri ve ... şirketleri dahil edildiğini, böylelikle ... şirketleri ile ... şirketleri arasındaki her türlü ticari ilişkiden kaynaklanan \" istinasız bütün alacak ve borçlar\" tahkim sözleşmesinin kapsamına dahil edildiğini ve tahkim yargılaması ile çözüme bağlanarak 22.09.2016 tarihli tahkim kararı verildiğini.... Tahkim yargılama kararının 51. Sayfasında bu davanın tarafları arasında yer alan ... şirketleri nin bu davanın davacısı ... şirketinden 7.313.07 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir... .. Davanın konusunu oluşturan uyuşmazlığın 12.10.2016 tarihli Sulh Prtokolü kapsamında kaldığı, Sulh protokolünün geçerli ve bağlayıcı olduğu, davacının davalılardan idda ve talep ettiği gibi bir alacağı bulunmadığı, ...\" rapor düzenlemiştir. Yine 12.10.2016 tarihli Sulh protokolü incelendiğinde, 22.09.2016 tarihli tahkim yargılaması hakem kararı kapsamında, protokolde belirtilen edimler yerine getirilmek kayıt ve şartı ile taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklanan alacak e borç ilişkisini sona erdirmek, hakem kararını icra takibine konu etmeden borcun tasfiyesini sağlamak, her türlü ticari ilişkiden dolayı oluşan hak ve yükümlüklerden tarafların birbirini ibra etme şartların düzenlendiği, sulh protokolünün 3.11 maddesinde 22.09.2016 tarihli tahkim yargılaması hakem kararı ile belirlenen yükümlükler kaldırılmamak kaydıyla, kararın uygulanmasına yönelik olmak üzere düzenlenen iş bu sulh protokolü ile taraflar arasındaki alacak / borç ilişkisinin sona ermekte olduğu, tarfların Sulh protokolü'nde belirlenen edimlerin yerine getirilmesi kayıt ve şartı ile aralarındaki her türlü ticari ilişkiden kaynaklanan alacak-borçlardan, gizli ayıplar dışındaki her türlü yapılan yapılmayan işlerden, kira bedeli, ecri misil bedeli ve benzeri kalemleri ile diğer tüm konularda tarafların birbirlerini en geniş anlamda gayrikabili rücu ibra ettikleri belirtilmiştir. Tahkim Yargılama Hakem Kararı incelendiğinde, davacı-karşı davalı ... ve grup şirketleri ... turizm şirketi, ... bilgisayar ve görüntü sistemleri şirketi ( iş bu davanın davacı şirketi) escort teknoloji yatırım şirketi olduğu, davalı ve karşı davacı ise; ... geliştirme şirketi ve grup şirketleri ... yapı-..., ... yapı şirketi olduğu, taraflar arasındaki imzalanan tahkim sözleşmesi kapsamında asıl ve karşı dava yönünden karar verilmiş olduğu görülmektedir. Tüm dosya kapsamı itibariyle, davacı şirketin içerisinde bulunduğu ... şirketleri ile davalı şirketlerin içerisinde olan ... şirketleri arasında tahkim şartı içeren yüklenici sözleşmeleri imzalanmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirketin içerisinde bulunduğu ... şirketleri tarafından \" fazladan fatura edilen işlerin tutarının 20 milyon TL civarında olduğu.\" iddiası içerisinde olmak toplam 14 madde kapsamında tahkim yargılamasına başvurulmuş, tahkim heyeti tarafından 22.09.2016 tarihli kararı ile hüküm verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar tahkim yargılaması sonucunun tasfiyesi ve taraflar arasındaki işlerin tasfiyesi amacıyla 12.10.2016 tarihli Sulh ve temlik sözleşmesi ile alacaklarını ibra etmişlerdir. Bilirkişi heyet ek raporu itibariyle, dava konusu alacak tahkim yargılaması konusu olduğu ve sulh sözleşmesi ile taraflar birbirlerini ibra ettikleri bildirilmiştir. Mahkemece, dava konusunun tahkim yargılaması konusu olması ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın sulh ile ibra edilmiş olması sebebiyle dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine ilişkin kararı doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarih ve 2020/318 Esas, 2023/625 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 05/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"94e6bc6f5fb7c218","SID":"fe888037b93ee002"}}