{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/449 <br>KARAR NO: 2024/921<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 09.01.2024<br>NUMARASI: 2023/120 Esas - 2024/18 Karar <br>BİRLEŞEN 2023/940 ESAS SAYILI DAVASI BAKIMINDAN:<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı, birleşen davanın davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; <br>ASIL DAVADA TALEP VE SAVUNMA: Asıl dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Ticaret Limited Şirketi ve SGK başkanlığı'nı hasım göstererek Bakırköy 4. İş Mahkemesi nezdinde 2016/225 esas sayılı dosya ile hizmet tespiti davası açıklarını, ancak ... Ticaret Limited Şirketi'nin ticaret sicilden terk edildiğini yargılama esnasında öğrendiklerini, taraf teşkili sağlanması açısından Bakırköy 4. İş Mahkemesi'nce taraflarına iş bu davayı açmak için mehil verildiğini, ihyasını talep ettikleri ... Ticaret Limited Şirketi'nin terkinden önceki adresinin Merter/İstanbul olduğunu, 22/02/2017 tarihinde ticaret sicilden resen silindiğini, husumeti sadece İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yönelttiklerini, bu yönde Yargıtay kararları mevcut olduğunu beyanla ... Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dosyada davalı ... Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; davacı, husumeti yalnızca yasal hasım olan müvekkili olan müdürlüğe yönelttiğini, oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuruna da yöneltilmesi gerektiğini, bu itibarla, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacının iddiaları değerlendirirken anılan hususların göz önünde bulundurulması önem arz ettiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, ..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m. 32) yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı vereceğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceğini, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, davalı Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandıran tasfiye memurunun kusurundan dolayı ticaret sicili müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, bu nedenlerle; davalı müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVADA TALEP VE SAVUNMA: Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Ticaret Limited Şirketi'ni hasım göstererek Bakırköy 4. İş Mahkemesi nezdinde 2016/225 Esas sayılı dosya ile hizmet tespit davası açtığını ancak ... Ticaret Limited Şirketi'nin ticaret sicilinden terkin edildiğini yapılan yargılamada öğrendiğini, İş Mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından Bakırköy 4. İş Mahkemesince ihya davası açmak için süre verildiğini, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/120 Esas sayılı dosyası ile ihya davası açıldığını, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/120 Esas sayılı dosyası ile açılan ihya davasında tasfiye memurunun hasım gösterilmesi için süre verildiğini beyanla işbu dosyanın Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/120 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davalısı ... cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin ... Ticaret Limited Şirketi'nin terkin işlemlerini usulüne uygun, yasal sürelere uyularak ve gerekli ilanlar yapılarak gerçekleştirdiğini, şirketin tasfiye sürecine girdiğini ilanla duyurduğunu, bu süre içerisinde tüm borçlarını ödediğini, ancak davacının alacağıyla ilgili herhangi bir bildirimde bulunmadığını, alacak kaydı da yaptırmadığını, Bakırköy 4. İş Mahkemesi'nin 2016/225 esas sayılı davası açıldığı tarihte müvekkilinin uyap'ında da tasfiyeye dair kayıt olduğunu, davacı tarafın alacağını bildirme yükümlülüğüne uymadığını, bu yükümlülük yerine getirilmediği halde ihya talebinde bulunmasının tasfiye sürecinin tekrarlanmasına neden olacağını, şirketin ihyası halinin müvekkiline tekrar masraf yapma yükümlülüğüne girmesini gerektirdiğini, bunun davacının kötü niyetini gösterdiğini beyanla  şirketin haklı nedene dayanmaksızın ihya edilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; birleşen dava davalısı ...'ın ihyası talep edilen şirketin tasfiye memuru olduğu, şirketin tasfiyesinin sona erdiği 21/12/2018 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği, şirket aleyhine  Bakırköy 4. İş Mahkemesi'nin 2016/225 Esas sayılı dosyası ile hizmet tespiti hususunda dava açılmış olduğu, ihyası talep edilen  şirketin davacının çalıştığını iddia ettiği döneme ilişkin 5 yıllık hizmet tespiti hak düşürücü süresinin dolmadan önce tasfiye olunduğu, davacının, dava konusu şirketin ihyasını istemekte hukuki menfaati bulunduğu dikkate alınarak açılan davanın kabulü ile dava konusu şirketin ihyasına karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuş, asıl davada davalı ... sicil müdürlüğünün yasal hasım olması ve davanın açılmasına sebebiyet vermemesi karşısında aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği, birleşen davada vekalet ücreti ve yargılama giderinin, tasfiye işleminin eksik yapılması, dava açılmasına sebebiyet verilmesinden ötürü ihyası talep edilen şirket ortak ve yetkilileri olan birleşen dava davalısından tahsiline hükmedilmesi gerektiği...\" gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kabulü ile;  sicil kaydı terkin edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... sicil nosu ile kayıtlı Tasfiye Halinde ... Ticaret Limited Şirketi'nin, TTK'nın 547. maddesi gereğince  Bakırköy 4. İş Mahkemesi'nin 2016/225 esas sayılı  dosyasına özgü olarak tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından ihyasına, kararın bir örneğinin İstabul Ticaret Sicil Müdürlüğüne tevdiine, keyfiyetin tescil ve gazete ile ilanına, masrafın davacı vekili tarafından karşılanmasına, TTK'nın 547. maddesi gereğince tasfiye memuru olarak eski tasfiye memuru olan ... T.C kimlik nolu davalı ...'ın görevlendirilmesine, kendisinin şirket ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, birleşen davanın davalısı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Birleşen davanın davalısı tasfiye memuru vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin söz konusu ... San. Tic. Ltd. Şti. Şirketini usulüne uygun şekilde terkin işlemlerini gerçekleştirdiğini, şirketin sicilden terkin süreci tüm yasal sürelere uyarak ve gerekli ilanlar yapılarak gerçekleştiğini, Şirket tasfiye sürecine girdiği zaman bunu ilanla duyurduğunu, tasfiye süresi içerisinde de tüm borçları ödendiğini, ancak davacı taraf alacağıyla ilgili herhangi bir bildirimde bulunmadığını, tasfiye sürecinde alacağıyla ilgili tasfiye memuruna talepte bulunmadığını ve buna dair alacak kaydı yaptırmadığını, Bakırköy 4. İş mahkemesi nezdinde 2016/225 davası açıldığı tarihte müvekkilinin vatandaş UYAP'ında da tasfiyeye dair kayıt olduğunu, anlaşılacağı üzere müvekkilinin usulüne uygun olarak tasfiye sürecini gerçekleştirirken davacı taraf üzerine düşen alacağını bildirme yükümlülüğünü gerçekleştirmediğini, Davacının alacağını bildirme yükümlülüğünü yerine getirmediği halde ihya talebinin kabul edilmesi hukuka aykırı olduğunu, şirketin tekrar ihya edilmesi halinin müvekkilinin haksız yere yükümlülük altında girmesi sonucunu doğuracağını, Ayrıca haklı nedene dayanmaksızın talep edilen ihya davacı tarafın kötü niyetini gösterdiğini, tüm bu nedenlerle usulüne uygun şekilde terki gerçekleşen şirketin haklı nedene dayanmadığı halde tekrar ihyasının kabul edilmesi hukuka aykırı sonuç doğuracağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,  davalı tasfiye memuru vekili  tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 21.12.2018  tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; \"(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\"  düzenlemesini getirmiştir. Davacı vekili , ihyası istenen şirket aleyhine Bakırköy  4. İş Mahkemesinin 2016/225 E sayılı dosyasında  müvekkilinin işçilik alacakları kapsamında hizmet tespiti davası  açıldığını,  ancak davalı şirketin sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davacının iş bu davayı açmasında, terkin olan şirketle ilgili açılmış olup, devam eden Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 2016/225 E sayılı dosyasında şirketin temsili için yeniden tescilini talep etmekte hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemece de kurulan hüküm de söz konusu dava  dosyası kapsamında  ihya kararı verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. İş bu davalarda ticaret sicil memurluğu yasal hasım olup, davanın ayrıca tasfiye memuruna da yöneltilmesi gerekir.  Davalı vekilinin davacının iş bu davanın açılmasında hukuki yarının  bulunmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye halindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerekir. Bu nedenle davalı vekilinin, şirketin tasfiyesinin usulüne uygun yapılmış olduğu,  ihya için gerekli koşulların bulunmadığı, müvekkilinin haksız yere yükümlülük altına girmesi sonucunu doğuracağı  yönündeki istinaf nedenleri yerinde değildir.Davalı  tasfiye memuru  vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde  yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı  tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, birleşen davada davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 03.05.2023 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b155ee7ed75dd3f6","SID":"438c6b376ccff950"}}