{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2022/921 - 2024/680<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/921 <br>KARAR NO\t: 2024/680<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/674 Esas 2021/782 Karar<br><br>DAVACI\t\t  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 16/05/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 13/06/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılar ... İthalat ve Dağıtım AŞ vekili ile ... Sigorta Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 21.12.2018 tarihinde, davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı araçla karşıdan karşıya geçmekte olan yaya davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, davalı sigorta şirketine başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek HMK’nın 107. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sürekli ve geçici işgörmezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi gideri olarak şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden poliçe limitiyle sınırlı olarak temerrüt tarihinden, davalı sürücü ve işletenden kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen; 100.000 TL manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 16.12.2020 tarihli dilekçesi ile 1.000 TL maddi tazminatın 200 TL’sinin geçici işgöremezlik ve kazanç kaybı, 500 TL’sinin sürekli işgöremezlik tazminatı, 200 TL’sinin bakıcı gideri, 100 TL’sinin tedavi gideri olduğunu açıklamış, 24.11.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile geçici işgöremezlik talebini 7.191,34 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 150.783,24 TL’ye, bakıcı gideri talebini 2.383,86 TL’ye, tedavi gideri talebini 20.060,56 TL’ye yükseltmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, ATK’dan kusur raporu alınmasını, manevi tazminat miktarının çok fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tDavalı ... Kağıt ve Kırtasiye Sanayi AŞ vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın dava dışı ... Filo Kiralama AŞ’ne ait olup davalı şirketin aracın işleteni olmadığını, trafik sicilinde malik görünen kişinin araç işleteni olduğunu dolasıyla davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, davacının ayak bileğindeki kırık nedeniyle tedavi ve bakıcı gideri yönünden ortopedi uzmanı bilirkişiden rapor alınmasını, geçici işgörmezlik, refakatçi, bakıcı ve tedavi giderlerinden SGK’nın sorumlu olduğunu, davacının devlet hastanesinde tedavi imkanı varken özel hastanede tedavi görmesi nedeniyle tedavi giderlerinin davalıdan istenemeyeceğini, talep konusu 100.000 TL manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta Şirketi vekili, eksik belge ile başvuru yapıldığından davanın usulden reddini, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirkete 05.02.2018-05.02.2019 tarihleri arasında zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi, 02.03.2018-02.03.2019 tarihleri arasında da birleşik kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğundan gerçek zarardan sigortalının kusuru ve poliçe limitiyle sorumlu olduklarını, manevi tazminat talebinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın kaza tarihinde uzun süreli kira sözleşmesi ile davalı şirkete kiralandığı iddia edildiğinden kira sözleşmesi istenerek işletenin değişmesi halinde davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kalmayacağını, kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, zarar yönünden aktüer sıfatına sahip bilirkişiden ZMMS genel şartlarına göre rapor alınmasını, talep edilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olmadığını, müterafik kusur durumunun göz önüne alınmasını, geçici işgöremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamında olmadığını, davacının ceza yargılamasında şikayetinden vazgeçmesi veya uzlaşma bulunması halinde davanın reddini, dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece davanın haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olduğu, yapılan yargılama, toplanan deliler ile hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edilen bilirkişi kurul raporu ile birlikte yapılan değerlendirme neticesinde; davacının 21.12.2018 tarihli trafik kazası neticesinde yaralanması nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine yönelik mevcut dava açılmış olup, dava konusu kaza nedeni ile davacının özür oranının %18 (yüzdeonsekiz) olduğu, 4 (dört) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 2(iki) hafta süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğu ve devamlı surette başka birinin yardımına muhtaç olmadığı, tarafların kusur durumlarına yönelik yapılan inceleme de ise, davalı ... Sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'ın kazanın oluşumunda %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı yayanın ise kusurunun bulunmadığı, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle davalı ... Kağıt... AŞ yetkilisinin işleten sıfatı ile doğan ve doğacak olan zararlardan kusursuz sorumlu olduğu, davacının SGK dışı tedavi giderlerinin 20.160,56-TL olduğu, davacının 7.191,34-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 150.783,24-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.383,86-TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam tedavi giderleri de dahil 180.519,00-TL maddi tazminat talep edilebileceği, davalı sigortaya yapılan başvuruya ilişkin belgeye rastlanılamaması nedeni ile aracın cinsi gözetilmek kaydıyla dava tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan tahsiline, davacının manevi tazminat talebine yönelik tarafların mali ve sosyal durumları, kusur oranı, olayın oluş şekli, olayın ağırlığı, kaza nedeni ile duyulan elem ve acı, maluliyet durumu, paranın satın alma gücü, söz konusu kazanın oluş şekli ve ağırlığı ve ekonomik koşullar göz önüne alındığında, 35.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... Kağıt...AŞ'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerektiğinden davanın kısmen kabulü ile; 7.191,34-TL geçici iş göremezlik, 150.783,24-TL sürekli iş göremezlik, 2.383,86-TL bakıcı gideri,20.160,56-TL tedavi giderleri olmak üzere toplam 180.519.00 TL maddi tazminatın davacı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminatı yönünden 35.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... Kağıt..AŞ'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hükme karşı davalı ... Sigorta Şirketi vekili ile ... İthalat ve Dağıtım AŞ (eski unvanı ... Kağıt ve Kırtasiye Sanayi AŞ )vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde, 21.12.2018 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın kaza tarihinde uzun süreli kiralık olduğunun belirtildiğini söz konusu kiralamanın uzun süreli olması durumunda işleten sıfatı değişeceğinden davalı şirketin sorumluluğunun kalmayacağını, bu nedenle ceza dosyasının celbi ile kiralama sözleşmesinin dosyaya kazandırılması gerektiğini, ... plaka sayılı araç uzun süreli kiralık olduğundan, işleten sıfatı değişmiş olacağından davalı şirketin sorumluluğu bulunmayıp haksız davanın reddi gerektiğini, KTK'nın 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklardan olan erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik ve ekleri uyarınca hazırlanmış sağlık kurulu raporu ile müracaat edilmediğinden başvurunun usulden reddi gerekirken aleyhe hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, maluliyet raporunun ATK 3. İhtisas Dairesinden 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğine uygun alınması gerekirken Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından yürürlükten kalkan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınmasının yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınması gereken hesaplama yöntemi TRH-2010 mortalite tablosu ve 1.8 teknik faiz olup teknik faizin %0 kabul edilerek yapılan hesaplamanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderinin poliçe kapsamında olmaması nedeniyle reddi gerekirken kabulünün yasaya aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile başvurulmadığından temerrüde düşmediğini, dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından; faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağını, davacının bu yöndeki taleplerinin de reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... İthalat ve Dağıtım AŞ (eski unvanı ... Kağıt ve Kırtasiye Sanayi AŞ) vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketin kazaya karışan aracın maliki ve işleteni olmadığını, mahkemece işleten sıfatına ilişkin itirazlarının nazara alınmadığını ve gerekçeli kararda bu hususa değinilmediğini, davanın trafik sicilde malik olarak gözüken şirkete ihbar edilmediğini, kısa süreli kiracılık, rehin veya ariyet almanın kişiyi işleten haline getirmediğini bu takdirde işleten sıfatının kira veya ariyet verende kaldığını (emsal 17. HD., E. 2014/23285 K. 2014/19449 T. 25.12.2014 ilamı ),bir an için davalı şirketin aracın işleteni olduğu düşünülse  bile, olay tarihini kapsayan geçerli bir sigorta poliçesi mevcut olup araç malikinin işletenlik sıfatının kalkmasının trafik sigortası poliçesinin geçerliliğini ortadan kaldırmayacağını, poliçe nedeni ile davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun devam edeceğini, bu sebeple davalı şirketin ancak sigorta limitini aşan (limit 360.000 TL'dir) ya da poliçe kapsamında olmayan tazminat kalemlerinden sorumlu olabileceğini, mahkemece sigortanın poliçe kapsamında sorumlu olduğu limitin belirtilmemiş olmasının hatalı olduğunu bu durumun tahsilde tekerrür olmasına sebebiyet vereceğini, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların nazara alınmadığını, kusur oranı yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda kusur oranları tespit edilirken ceza dosyasındaki ifade ve tutanaklar ile bağlı kalındığını, somut bir inceleme yapılmaksızın davacının kural ihlali olmadığından bahisle, davacının kusursuz olduğu kanaatine varılmış ise de bu kanaate varılırken tamamen tek tarafın beyanlarına dayanıldığını, izafe edilen kusurun derecesini hukuk hakiminin, ceza dosyası ile bağlı kalmaksızın, ayrıca tayin etmesi gerektiğini, bu sebeple huzurdaki dava bakımından davalı sürücü ve davacının kusur oranlarının tespiti ve davacının müterafik kusurunun olup olmadığının tespiti için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, teknik faiz yönünden tazminat hesabında %1,8 teknik faizin esas alınmasını, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararının ZMMS genel şartlarının bazı kısımlarının kanun hükmü haline getirilmesinin anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edilmiş olup, ZMMS genel şartlarının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmediğinin nazara alınması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin anayasal yetkileri belli olup ZMMS gibi genel şartların iptali için de Anayasa Mahkemesi’nde dava açılmayacağını, hükme esas bilirkişi raporunda belgeye bağlanılmayan ve kaçınılmaz tedavi giderlerinin 20.000,00-TL olabileceği belirtilmişse de davalı şirketin faturalanmamış farazi giderlerden sorumlu olmadığını, bu giderler arasında sayılan özel beslenme gideri, ulaşım, rehabilitasyon, pansuman, kaplıca dağ deniz gibi yerlere ödenen tutarlar, özel hastane muayene farkı gibi masraflar da belgeye dayanılabilir/faturalanabilir masraflar olduğunu, kaldı ki davacının tedavi olduğu hastaneler lüks özel hastaneler ( ... gibi) olup, bu hastanelerde yapılan lüks masrafların da hesaptan düşülmesi gerektiğini, Tıp fakültesi hastanesinde aynı standartlarda tedavi olma imkanı varken özel hastanede tedavi olmayı seçen davacının bu durumun maddi külfetlerine katlanması gerektiğini, hesaplamada refakatçi de dahil belgeli olmayan tüm bakıcı ve tedavi giderlerinin ve SGK tarafından karşılanan kısmının da dışlanması gerektiğini, ayrıca talepleri gibi SGK'ya müzekkere yazılıp davacıya yaşanan bu kaza kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekirken bu itirazlarının nazara alınmadığını, eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının, sadece kazadan önce elde edildiği halde kazadaki yaralanma nedeniyle çalışılamayıp elde edilemeyen geliri kapsadığını, bu kapsamda çalışma yoksa kazanç kaybı söz konusu olmayacağından geçici iş göremezlik zararının da doğmayacağını, Yargıtay tarafından verilen pek çok kararda da olay tarihi itibariyle herhangi bir maddi geliri olmayan kişiler lehine geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğinin belirtildiğini, Kaldı ki 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. Maddesi uyarınca trafik kazaları sebebiyle sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, yoruma yer bırakmayacak şekilde açıkça düzenlenmiş olduğundan, bu bedeller bakımından davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, ilgili maddeye göre sağlık giderleri teminatından SGK’nın sorumlu olduğunu, davacının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı ve kemik kırıklarının yaşam fonksiyonlarına etkisinin üç (orta) derece olduğu nazara alınırsa özür oranının %18 olarak hesap edilmiş olmasının da kabul edilemez derecede yüksek olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, ıslah talebi ile arttırılan alacaklara ancak ıslah tarihi itibari ile faiz işletilebileceğini, mahkemece ıslah edilen kısım yönünden de kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tHMK’nın 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davalılar vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tDavacı vekili 21.12.2018 tarihinde, davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı araçla karşıdan karşıya geçmekte olan yaya davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek sürekli ve geçici işgörmezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderinin davalılardan, manevi tazminatın sigorta dışındaki davalılardan tahsilini talep etmiş; mahkemece davacının kusursuz, davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, davacının %18 maluliyeti, 4 ay iyileşme süresi ve 2 hafta bakıcı ihtiyacı karşılığı davanın kısmen kabulü ile; 7.191,34-TL geçici iş göremezlik, 150.783,24-TL sürekli iş göremezlik,2.383,86-TL bakıcı gideri,20.160,56-TL tedavi giderleri olmak üzere toplam 180.519.00 TL maddi tazminatın davacı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminatı yönünden 35.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... Kağıt …AŞ' den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine dair verilen karara karşı davalı sigorta şirketi vekili, uzun süreli kira sözleşmesi nedeniyle işleten değiştiğinden sigorta şirketinin sorumlu olmadığına, usulüne uygun başvuru yapılamamasına, maluliyet raporuna ve düzenleyen kuruma, hesaplama yöntemine geçici işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi giderinin teminat dışı olduğuna, faize yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik; davalı ... İthalat ve Dağıtım AŞ vekil de işleten sıfatına, kusur ve maluliyet oranına, hesaplama yöntemine, geçici işgöremezlik tazminatı ve tedavi giderlerine, manevi tazminat miktarına, ıslah edilen kısım yönünden faiz başlangıcına, poliçe limitinin ve davalı şirketin sorumlu olduğu miktarın gösterilmemiş olmasına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür. <br>\t1-Davalı sigorta şirketi vekili, davacı tarafından davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK’nın 97. Maddesinde; “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre, davalının da kabulünde olduğu gibi, dava açılmadan önce, davacı tarafından, davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun davalıya 30.05.2019 tarihinde tebliğ edilerek hasar dosyasının açıldığı anlaşıldığından, KTK’nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. <br>\t2-Davacının bakıcı giderine ilişkin olarak talebi bulunmakta olup; uğranılan cismani zarar nedeniyle doğan bakım ihtiyacı ve yapılacak bakıcı giderinin doğru tespiti açısından, bakım ihtiyacının boyutunun belirlenmesi önem arz etmektedir. Somut olayda; davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 19.08.2021 tarihli maluliyet raporda iki hafta bakıcı ihtiyacı olduğu belirlenmiş olmasına rağmen hükme esas alınan 02.11.2021 tarihli hesap bilirkişisi heyet raporunda davacı yararına 21.12.2018-20.01.2019 tarihleri arasındaki 30 gün bakıcı ihtiyacı nedeniyle brüt asgari ücret üzerinden 2.383,86 TL bakıcı ihtiyacı zararı hesaplanmış ve bu miktar hüküm altına alınmış olup bakıcı gideri yönünden verilen karar dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun görülmemiştir.<br>\t3-Davacı tarafın SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerine ilişkin talebi de bulunmakta olup, uygulamada bu zararın miktarı TBK 50/2.maddesinde belirlenen esaslara göre belirlenmektedir. Buna göre tedavi giderleri konusunda uzman doktor bilirkişiden, davacının kazadaki yaralanması ile tedavisinin mahiyeti, tedavi süresi ve şekli ile tedavi belgeleri dikkate alınmak suretiyle, tedavi sürecinde yapılması muhtemel ve belgelenmemiş tedavi giderlerinin miktarı konusunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak yapılabilmektedir. <br>\tMahkemece belgelenemeyen tedavi giderlerine ilişkin olarak doktor bilirkişiden rapor alınmış ise de raporda  tedavi giderleri içinde \"refakatçi gideri\" masrafına da yer verilmiş olup, davacı tarafın iyileşme süresince bakıcı gideri istemi olduğundan, mükerrer nitelikteki refakatçi gideri adı altında asgari ücrete göre bir tedavi masrafına hükmedilmesi ve dosya kapsamına bulunan tedavi evraklarına göre 10 yıl önce başladığı belirtilen lenf ödem tedavisinin davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması arasında illiyet bağının açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmakla hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu karar vermeye elverişli değildir. Mahkemece, davacının talep ettiği tedavi giderlerine ilişkin olarak; konusunda uzman doktor bilirkişisinden, davacının kazadaki yaralanması ile tedavisinin mahiyeti, tedavi süresi ve şekli ile tedavi belgeleri dikkate alınmak suretiyle, dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle illiyet bağı bulunan, tedavi sürecinde yapılması zorunlu olan ve KTK’nın 98.maddesi kapsamında kalmayan, belgelendirilmiş ve/veya belgelenmemiş tedavi giderlerinin miktarı  konusunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak hüküm kurulması gerekmekte olup, eksik inceleme ile hüküm kurulması da doğru olmamıştır.<br>\t4-2918 sayılı KTK'nın hükümlerine göre trafik kaydı, \"işleteni\" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenin 3.kişi olmasını engelleyen bir yasa hükmü de yoktur. Aynı Yasanın 3.maddesinde, \"işleten; Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin olan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85.maddesinde ise, \"bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar\" hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenlenme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre için olmamak kaydıyla) artık üzerinde fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının bulunmaması durumlarında, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan ekonomik yönden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.<br>\tSomut olayda davacı vekili davalı ... İthalat ve Dağ. AŞ'nin dava konusu kazaya neden olan aracı kiraladığını ve işleten olduğunu ileri sürerek husumet yöneltmiş, davalı ... İth. Dağ. AŞ vekili aracın ... Filo Kiralama AŞ adına kayıtlı olduğunu işleten olmadıklarını savunmuştur. Mahkemece yargılama aşamasında ... Filo Kiralama AŞ'den  davalı ile yapılan kira sözleşmesi getirilmiş, taraflar arasında 13.02.2018 tarihinde araç kira sözleşmesi yapılmış ise de kazaya karışan aracın kira sözleşmesi kapsamında olup olmadığı, davalı şirkete teslim edilip edilmediği hususunda açıklık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece kazaya karışan ... plakalı aracın kira sözleşmesinin konusu olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu,  kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, ibraz edilen sözleşme yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği, gerektiğinde işleten ve kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat, hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalı ... İth. Dağ. AŞ'nin işleten sıfatının bulunup bulunmadığı hususlarının tartışılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle davalı ... Sigorta Şirketi vekili ile ... İthalat ve Dağıtım AŞ vekilinin istinaf başvurusunun  ayrı ayrı kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda inceleme yapılarak ve sonucuna göre yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekillerinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... Sigorta Şirketi vekili ile ... İthalat ve Dağıtım AŞ vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ ile;  HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br>\tDosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebebine göre davalı vekillerinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan karar harcının istek halinde yatıran taraflara yatırdıkları oranda iadesine,<br>\t3-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t4-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 16.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ef06e113b8bb59d0","SID":"594c69cb2b4610b1"}}