{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/274 - 2024/602<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2024/274 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/602<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/12/2023 (Ara Karar)<br>ESAS-KARAR NO\t: 2023/821 E<br><br>İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ EDEN<br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVACI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 13/05/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 12/06/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili; Alacaklı davalının, müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulan senet nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/236704 soruşturma numaralı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, dava öncesi menfi tespit davalarında arabuluculuk zorunluluğu sebebiyle gecikme yaşanmaması için tedbir davası açıldığını, taraflarınca Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/141 D.iş sayılı dosyası ile dava konusu senede ilişkin olarak HMK 390 ve İİK 72. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep edildiğini, huzurdaki davanın konusunun menfi tespit olması ve menfi tespit davalarında arabuluculuk şartının getirilmesi sebebiyle dava açılmadan önce değişik iş dosyası ile tedbir talep edilmesi gerektiğini, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.11.2023 tarihli kararı ile icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini,   HMK 397. Maddesi gereğince değişik iş dosyasının asıl menfi tespit davasının eki niteliğinde olduğundan bahisle değişik iş dosyası ile verilen tedbir kararlarının devamı yönünde karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/141 D.İş sayılı kararı ile talebe konu bonoya ilişkin yapılan icra takibinin durdurulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiği, davalı vekilinin itirazının 28/12/2023 tarihli duruşma açılarak değerlendirildiği,\tAnkara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/141 D.İş sayılı kararı ile;  HMK'nun 389, 390.maddeleri ile İİK'nun 72/3 maddesi gereğince haklı olduğu kanaatine varıldığı, talebin kabulü ile Ankara Genel 2. İcra Müdürlüğü'nün  2023/241618 Esas sayılı dosyasında icra dosyasına yatan paranın alacaklı tarafa ödenmesinin İİK 72/3.maddesi gereğince ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, ihtiyati tedbir talep edenden talep edilen tutarın %20'si oranında teminat karşılığında icra veznesine gidecek paranın alacaklıya ödenmesinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verildiği, HMK'nun 389 vd. maddeleri gereğince, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi nedeniyle ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, dosyanın incelenmesinde, dosya kapsamı ve sunulan deliller itibariyle, davacı lehine ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı şartlarının oluştuğu, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralının yeterli olduğu, ihtiyati tedbir hususunda genel hüküm olan HMK'nun 389. vd maddeleri uyarınca  hal ve şartların değişmesi durumunda ihtiyati tedbirin mahkemece değiştirilip kaldırılabileceği,  nazara alındığında verilen tedbir kararlarının yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin tedbire itirazının reddine karar verilmiş, ara karara karşı aleyhine tedbir talep edilen davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen davalı vekili; senedin nakden düzenlendiğini, bedelsizlik ve anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin bir delil sunulmadığını, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini cumhuriyet savcılığınca takipsizlik kararı verildiğini bildirerek tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Talep, ihtiyati tedbirin kaldırılması istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>İİK’nın 72/3.maddesinde; “İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez.<br>Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.” şeklinde yasal düzenleme mevcuttur.<br>Hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine uygun olup olmadığı ve hüküm ile gerekçeli karar çelişkisi bulunup bulunmadığı  hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.<br>Adil Yargılanma Hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin  bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3.maddesine göre  bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili  kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nun 297. maddesine göre, kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir.  HMK 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur.<br>HGK'nun 24.02.2010 Tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; \"yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini  yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.\"<br>Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm ile  gerekçenin bir kısmı  arasında çelişki yaratılması da yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.<br>Yine HMK 297/2.maddesinde; \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.\" hükmü getirilmiş olup, mahkeme hüküm fıkrasında \"taleplerden her biri hakkında\" açık bir şekilde karar vermekle yükümlüdür.<br>Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında:<br>Mahkemece gerekçe kısmında hüküm kısmında icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği şeklinde gerekçe oluşturulmuş ise de hüküm kısmında İİK'nın 72/3. Maddesi gereğince haklı olduğu kanaatine varılarak  talebin kabulüne Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2023/241618 esas sayılı dosyasında icra dosyasına yatan paranın alacaklı tarafa ödenmesinin İİK 72/3 maddesi gereğince ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, ihtiyati tedbir talep edenden %20 teminat alınmasına ‘’şeklinde gerekçe oluşturulduğu, anlaşılmıştır. <br>Bununla birlikte İİK 72. maddesi uyarınca talep edilen ihtiyati tedbir istemleri değerlendirilirken HMK'nın 389 vd. maddelerinin de dikkate alınması gerekir.<br>6100 sayılı HMK'nın 390/3 maddesinde \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde yasal  düzenleme mevcuttur.<br>Yasal düzenlemelere göre tedbir talep eden davacının, öncelikle tedbir istemine ilişkin dava  dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmesi  ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal  delillerle ispat etmesi zorunludur.<br> Dosya kapsamına göre, davacı borçlu olmadığına dair iddiasını HMK'nun 390.maddesi gereğince \"yaklaşık ispat\" ölçüsünde dava konusu 26/06/2023 tanzim ve 26/09/2023 vade tarihli 15.000.000,00TL bedelli  bonoya ilişkin kanaat uyandıracak ölçüde senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna dair delillerini dosyaya sunması gerekir.<br>Bu durumda, mahkemenin gerekçesine uygun, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir hüküm verildiği söylenemeyecektir. Mahkemece gerekçe ile hüküm arasındaki bu çelişki giderilerek açık ve anlaşılabilir ve yaklaşık ispat ölçüsünde deliller değerlendirilerek mahkemece davacı yanın talebi ile ilgili dava ve icra takip tarihi gözetilerek  usulüne uygun yapılan inceleme sonucu bir karar verilmesi gerektiğinden ihtiyati tedbir kararına itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1.a.6.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İhtiyati tedbir kararına itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/821 Esas sayılı 28/12/2023 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 355.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 13/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip<br>   e-imzalıdır<br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d7a0cbfc906312d","SID":"c68ae1d1c8010571"}}