{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2024/275 Esas 2024/590  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/275 <br>KARAR NO\t: 2024/590<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE  TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:28/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/521 Esas 2023/920 Karar\t<br>DAVACILAR \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR \t<br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ\t: 23/06/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 02/05/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:02/05/2024<br><br><br>\tTaraflar arasındaki şirketin ihyasına  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacılar tarafından Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2021/2961 E. Sayılı dosya ile kira kaybı alacağından doğan tazminat davası açıldığını, yapılan yargılama sırasında davalı ...Süpermarketçilik ve Tic. A.Ş.'nin 31/12/2020 tarihinde tasfiye nedeniyle ticaret sicilinden terkin edildiğinin tespit edilmesi üzerine mahkemece şirketin ihyası için süre verildiğini iddia ederek  Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davada taraf teşkilinin sağlanması için ...Süpermarketçilik ve Tic. A.Ş. unvanlı şirketin ihya edilmesine ve ek tasfiyesine,  şirketin 30.12.2020 tarihli ayrıntılı tasfiye bilançosunda 1.500.000 TL malvarlığı olduğundan şirketin usulsüz tasfiyesi nedeniyle şirket ortaklarına dağıtılan paranın şirket sermayesine eklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde özetle; şirketin terkin tarihinde şirketin derdest davalarının alacak ve borçlarının Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, söz konusu şirket hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını ve ihyanın söz konusu olmadığını, 6102 sayılı TTK'nin 547.maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve TTK'nin 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek ek tasfiyeye karar verilmesi halinde TTK'nin 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanmasına, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal (zorunlu) hasım olduğundan aleyhe vekâlet ücreti yargılama giderine hükmedilmemesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... cevap dilekçesinde özetle; 2. Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/912 E. Sayılı dosyasından verilen karar tasfiyesi istenen şirket lehine olduğunu, yine bu karara karşı davacısı tarafından yapılan istinaf talebinin reddedildiğini ve tasfiyenin sonuçlandığı tarih itibari ile ortada istinaf tarafından da reddedilmiş bir dava bulunduğunu, dolayısı ile tasfiye tarihinde ortada kesinleşmiş bir alacak bulunmadığını, kaldı ki, derdest dava olduğu kabul edilse dahi bu dava ihyası istenen şirket aleyhine sonuçlanmadığını ve şirket pasifine etki edecek bir sonuç doğurmadığını, diğer yandan davacı ihyayı asıl olarak Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/2961 E. sayılı dosyasındaki taraf teşkilini sağlamak amacıyla talep ettiğini, ancak anılan dava tasfiyenin kapanmasından sonra ikame edilmiş olduğunu, tasfiyeden sonra açılan dava için ihya istenemeyeceğini, ancak kesinleşmiş bir alacak var ise TTK 547. madde hükmüne göre ek tasfiye istenebileceği izahtan vareste olduğunu belirterek davacının şirketin tasfiyesinin usulsüz olduğu ve ihyasına karar verilmesi talebinin  reddini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  Tasfiye Halinde ... Süpermarketçilik ve Tic. A.Ş 31.12.2020 tarihinde tasfiye kapanışı yapılarak sicilden terkin edildiği, terkin edilen şirket hakkında Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ve temeli tasfiye kapanışı öncesinde yapılan 2012 tarihli kira sözleşmesine dayalı tazminat talebine ilişkin dava bulunduğu anlaşıldığından ve yine kira sözleşmesine dayalı olarak davacılar tarafından Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/912 esas 2019/92 karar sayılı davasına ilişkin Ankara BAM 15. Hukuk Dairesi ilamının temyiz yolu açık olarak 12.11.2020 tarihinde verilerek kararın temyiz edilmiş olduğu halde tasfiye kapanışının 31.12.2020 tarihinde yapılmış olması nazara alındığında davacının haklı sebebe dayalı ihya talebinin kabulüne, adı geçen şirketin ek tasfiye işlemleri yönünden ihyası ile yeniden ticaret siciline tesciline karar vermek gerekmiş, kıyasen uygulananTTK 547/2. maddesi uyarınca daha önceki tasfiye memuru davalı ...'in ihya, tescil ve ek tasfiye işlemlerinin yürütülmesi bakımından tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... istinaf dilekçesinde özetle;  tasfiye tarihinde ortada kesinleşmiş bir alacak bulunmadığını,  tasfiyede hesaba dahil edilmesi gerekli bir alacak doğurmadığından bu davaya dayanılarak ihya talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını,  bu tasfiye yalnızca derdest davaya ilişkin olacak ve derdest dava sonucunda ortaya çıkacak alacak/borç miktarı ile sınırlı olarak ihya gerçekleşeceğini, ancak anılan dava tasfiyenin kapanmasından sonra ikame edilmiş olup, tasfiyeden sonra açılan dava için ihya istenemeyeceğini, ancak kesinleşmiş bir alacak var ise TTK 547. Madde hükmüne göre ek tasfiye istenebileceği açık olmasına rağmen sayın yerel mahkemece ihyaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,  ortada kesinleşmiş bir alacak herhangi bir cari hesap alacağı bulunmadığından ek tasfiye istenmesi ve ihya davası açılması mümkün olmadığını, davacı hukuken ölü bir şirkete karşı dava açmış olup, ilgili davanın usulden reddedilmemesi amacıyla ihya istemekte olduğundan davacının bu talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu  bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\t Dava; ticaret sicilinden terkin edilen Tasfiye Halinde  ...Süpermarketçilik ve Tic. A.Ş.'nin tüzel kişiliğinin ihyası talebine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen sicil kayıtlarının tetkikinde şirketin 31.12.2020 tarihinde tasfiye kapanışı yapılarak sicil kaydının silinmiş olduğu anlaşılmıştır.<br>\tAnkara 15. icra Müdürlüğünün 2018/11785 esas sayılı takip dosyası ve Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/912 esas sayılı dosya örneği celb olunmuş, Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/2961 esas sayılı dosya örneğinin celbi ile incelenmesinde; davacılar ... tarafından davalı ...Süpermarketçilik ve Tic. A.Ş hakkında kiralananın erken tahliyesi nedeniyle kira kaybı alacağının tahsili talebi ile 15.10.2021 tarihinde açıldığı, 01.06.2022 tarihli duruşmada davacı vekiline ihya davası açmak üzere süre verildiği görülmüştür. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.12.2023 tarih 2023/11-340 Esas ve 2023/1236 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; <br>\t\"6102 sayılı Kanun'un 588 inci maddesi gereğince limited şirket ticaret siciline tescille tüzel kişilik kazanır. Bu bağlamda tescil kurucu nitelikte olup sicil kaydının varlığı, tüzel kişilik ve ticaret şirketi statüsü için zorunludur. Ticaret siciline kayıt tüzel kişilik kazanılması için kurucu nitelikte olmakla beraber bu kaydın yapılmaması sadece üçüncü kişilere karşı tüzel kişiliğin, dolayısıyla ticaret şirketi statüsünün kazanılıp kazanılmadığı konusunda önem taşır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 620/2 maddesi gereğince bir şirket, ticaret kanununda tarif edilen şirketlerin mümeyyiz vasıflarını haiz değil ise adi şirket sayılır. <br>\tTicaret siciline kayıtla birlikte tüzel kişilik kazanıldıktan sonra şirket mal varlığının sahibi şirket tüzel kişiliği olur; ancak ticaret sicilinden kaydının silinmesi, mal varlığının kendiliğinden ortaklara geçmesi sonucunu doğurmaz. Başka bir deyişle tüzel kişiliğin sona ermesiyle mal varlığının doğrudan ortaklara aktarılmasını sağlayan bir mirasçılık düzeni bulunmamaktadır. Ortaklar, ancak tasfiye sonucunda kalan şirket mal varlığının dağıtımı veya devri ile mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkını kazanabilir. Dolayısıyla ticaret sicilinden şirketin kaydının silinmesi ile ortaklar, adi şirket olarak şirketinin devamı şeklinde hukuki ilişkiler sürdüremez, bir davada davacı ve davalı olamaz ve doğrudan faaliyette bulunamaz. Bu nedenle tüzel kişilik ve şirket ortadan kaldırılmadan önce şirket mal varlığının dağıtıldığı ve hukuki ilişkilerinin sonlandırıldığı tasfiye işlemlerinin yapılması gerekir.<br>\t Bir ticaret şirketi infisah veya fesih hâlinde sona erer. İnfisah, kanunda veya esas sözleşmede öngörülen sebeplerden birinin gerçekleşmesi ile ayrıca bir karar alınmasına veya ihbarda bulunulmasına gerek olmaksızın şirketin kendiliğinden sona ermesini ifade ederken; fesih ise kanun veya esas sözleşmede yer alan sebeplerden birine dayanarak bu yetkiye sahip olanlar tarafından şirketin karar şeklinde somutlaşan irade ile sona erdirilmesidir. 6102 sayılı Kanun'un 643 üncü maddesi gereğince sona eren limited şirketin tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.<br>\t6102 sayılı Kanun'un 533 üncü maddesi gereğince sona eren anonim şirket, tasfiye hâline gelir; tasfiye hâlindeki şirket pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Tasfiye ise anonim şirketin malvarlığının nakde dönüştürülmesi, alacakların tahsil edilip borçların ödenmesi ve varsa kalanın kural olarak ortaklara dağıtılmasını ifade eder. Bu işlemlerin kesin olarak sonuçlandırılmasıyla tasfiye tamamlanır. Tasfiye işlerinin tamamlanması için zorunlu olduğundan, sona eren şirketin tüzel kişiliği ve hak ehliyeti tasfiye sürecinde de devam eder. Ancak tasfiye işlerinin tamamlanması, ticaret siciline kayıtla tüzel kişilik kazanan anonim/limited şirketin ortadan kalkması için gerekli olsa da yeterli değildir. Başka bir deyişle anonim şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi için 6102 sayılı Kanun'un 545/1 maddesi gereğince tasfiyenin tamamlanmasından sonra tasfiye memurları, şeklen var olan durumun ortadan kalkması amacıyla ticaret unvanının ticaret sicilinden silinmesini talep etmesi ve bu istemin kabul edilerek silinmenin tescil edilmesi gerekmektedir. Tasfiye tamamlanmasına rağmen tasfiye memurları bu yükümlülüklerini yerine getirmezse, müdürler, ortaklar ya da üçüncü kişiler ticaret sicil müdürüne başvurarak 6102 sayılı Kanun'un 33/1 maddesi gereğince tescile davet yetkisini kullanmasını ve bu yolla şirketin ticaret sicilinden silinmesini isteyebilir. Ticaret unvanının ticaret sicilinden silinmesiyle birlikte anonim şirketin tüzel kişiliği ortadan kalkar, şirket hukuki varlığını ve hak ehliyetini kaybeder (Ünal Tekinalp: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Baskı, İstanbul, 2015, s. 192). <br>\tGörüldüğü üzere bir anonim şirketin sona ermesiyle hukuki varlığının tamamen ortadan kalkmasını ifade eden tüzel kişiliğinin sona ermesi birbirinden tamamen farklı durumlardır. Sona ererek tasfiye hâline gelen ve tasfiye işlemleri eksiksiz bir şekilde tamamlanan şirketin tüzel kişiliğinin sona erebilmesi için ayrıca ticaret sicilinden de silinmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle anonim şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinden bahsedebilmemiz için hem tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlanması hem de hukuk güvenliğinin sağlanması açısından ticaret sicilinden silinmesi ve bu iki durumun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Dolayısıyla mal varlığı olmayan veya tasfiyesi eksiksiz tamamlanan bir anonim şirket ticaret sicilinden terkin edilmemişse tüzel kişi olarak varlığını devam ettirir (Asuman Yılmaz: Türk Ticaret Kanununa Göre Anonim ve Limited Şirketlerde Ek Tasfiye, BATİDER, 2016, C. XXXII, S. 2, s. 154).<br>\t Bu itibarla anonim şirkete ait alacağın veya borcun varlığı ya da mal varlığı ile ilgili olmasa da taraf sıfatını gerektiren devam eden hukuki ilişkilerinin söz konusu olduğu hâllerde ticaret sicilinden silinme şirketin gerçekten ve kesin olarak ortadan kalkmış olması sonucunu doğurmaz; bu hukuki ilişkilerin sonlandırılabilmesi için şirketin tüzel kişiliğinin devamının sağlanması gerekir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin, daha sonra tasfiyesinin eksik yapıldığının anlaşılması ya da taraf sıfatını gerektiren devam eden hukuki ilişkilerinin söz konusu olması hâlinde, bu şirketin ek tasfiyesinin mümkün olduğu ve ek tasfiyeye karar verilerek geçici olarak tescil edilebileceği öğreti ve uygulamada kabul edilmekteydi. 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesiyle “ek tasfiye” özellikle düzenlenmiş; anonim şirketin tasfiye işlemleri tamamlanıp ticaret sicilinden terkin edilmesinden sonra tasfiyenin eksiksiz bir şekilde gerçekleştirilmediğinin ve dolayısıyla ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri; mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar vereceği ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettireceği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 inci maddesi ile ek tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar, ticaret sicilinden silinmiş olan şirketin mahkeme kararı ile sicile yeniden tescil ettirilmesi açıkça öngörülmüştür. Dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi, bir anonim şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi için hem tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlanmasının hem de ticaret sicilinden silinmesinin birlikte gerçekleşmesi gerektiğini göstermektedir. <br>\tYukarıda da bahsedildiği üzere ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir (Hasan Pulaşlı: Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara 2011, s. 1814).  Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, şirkete ait tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. <br>\tÖte yandan ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir. Bu kapsamda herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlı olduğundan bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir. Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukuki ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır.<br>\t Herhangi bir nedene dayalı olarak şirketin ihyasına veya ek tasfiyesine ilişkin açılan davada mahkemece, şartların oluşması hâlinde dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verilmelidir. Ayrıca ek tasfiye kararının davaya konu dosya ile sınırlı olarak verilmesi gerekir. Zira ek tasfiye, niteliği itibariyle geçici bir önlem olup yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecektir (Tekinalp, s. 207). Dolayısıyla ek tasfiye geçici bir önlem olduğundan ve herhâlde bu şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi gerektiğinden dosya kapsamındaki tasfiye işleminin tamamlanmasının ardından tasfiye memuru tarafından şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi için gerekli işlemler yapılacaktır.\"<br><br><br><br>\tSomut olayda, ihyası talep olunan şirketin ortaklar kurulu kararı ile 17/12/2018 tarihinde tasfiyeye girdiği ve şirkete davalı ...'in tasfiye memuru olarak atandığı, 30/12/2020 tarihinde tasfiye kapanışı yapılmak suretiyle terkin ve 31/12/2020 tarihinde tescil ve ilan edildiği, davacılar tarafından ihyası talep olunan şirket hakkında tasfiye öncesine ilişkin ticari ilişki kapsamında Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/2961 Esas sayılı dosyasında  açılan davanın derdest olduğu, davada taraf teşkili sağlanabilmesi için ek tasfiyenin gerekli olduğu, bu nedenle  davacı tarafın  şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla  ve yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince dosya kapsamı ile sınırlı olmak üzere ek tasfiyesine karar verilmesi ve tasfiye işlemlerinin yapılması için bir tasfiye memuru atanması gerekirken  ilk derece mahkemesince  terkin işleminin iptali niteliğindeki şirketin ihyasına karar verilmesi doğru olmadığından  Dairemizce bu yönden kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>\t Ayrıca, dava dışı şirketin  tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğundan vekalet ücreti ve yargılama giderinden davalı tasfiye memuru sorumlu olmakla en son tasfiye memuru olan  davalı ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına,  davalı tasfiye memuru  ...'in yargılama giderinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekmiştir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 03/06/2014 tarihli 2014/7827 esas 2014/10350 karar sayılı emsal içtihadı).<br>\tDavacının, şirketin 30.12.2020 tarihli ayrıntılı tasfiye bilançosunda 1.500.000 TL malvarlığı olduğundan şirketin usulsüz tasfiyesi nedeniyle şirket ortaklarına dağıtılan paranın şirket sermayesine eklenmesine karar verilmesine ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise,  dava dışı şirketin ek tasfiyesine karar verilmiş olup söz konusu talebin tasfiye sırasında tasfiye memurunca gözetilecek olması karşısında bu konudaki talep yerinde görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı ...'in istinaf başvurusunun KABULÜ ile,<br>\tAnkara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/12/2023 tarih ve 2023/521 Esas 2023/920 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KISMEN KABULÜ ile,<br>\t\t\t\t\t\t\tAnkara Ticaret Sicili Müdürlüğünün 132905 sicil numarasında kayıtlı  ...Süpermarketçilik ve Tic. A.Ş'nin Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/2961 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere  ek tasfiyesine, <br>\t\t\t\t\t\t3-Tasfiye Memuru olarak ... TC Kimlik numaralı...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, atanan tasfiye memurunun son yetkili ve tasfiye memuru olması nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına, <br>\t4-Kararın Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından TESCİL VE İLANINA,<br>\t5-Fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>\t6-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 427,60 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t7-Davacılar tarafça yatırılan 80,70 TL başvuru harcı, 80,70 TL peşin harç, 119,25 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 280,65‬ TL yargılama giderinden kabul ve red oranı gözetilerek 140,32 TL'sinin davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine,<br>\t8-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine,<br>\t9-Davacı tarafça yatırılan gider avansından dosyada kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,\t\t<br>\tB)1-Davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 688,2‬0 TL harcı ve 1.1182,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>\t2-Sonuçta davanın kabulüne karar verildiğinden istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/05/2024<br><br><br>  Başkan-                 Üye -\tÜye -           Zabıt Katibi-<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe1939421bde25be","SID":"8eae83a7b2499f08"}}