{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/383 Esas 2024/638  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/383 <br>KARAR NO\t: 2024/638<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:20/10/2021<br>NUMARASI\t\t:2019/668 Esas 2021/652 Karar<br>DAVACILAR \t: <br>VEKİLİ\t<br>DAVALILAR \t:<br>DAVA\t: Paydaş Olduğunun Tespiti, Pay Defterine İşlenmesi,<br>DAVA TARİHİ\t: 09/06/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 08/05/2024<br><br><br>\tTaraflar arasındaki pay olduğunun tespiti ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulü yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tASIL DAVADA DAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin Burdur 1. Noterliğinin 02/09/2015 tarih 8144 yevmiye numaralı şirket ana sözleşmesi ile kurulduğunu, kurulduğu tarihte şirket merkezinin Burdur olduğunu, kuruluş tarihinde 100.000,00 TL sermaye değerinde olup her birinin 1.000,00 TL değerinde 100 paya ayrıldığını, tek ortağının davalı ... olup münferiden şirketi temsil ve ilzama da yetkili olduğunu, Burdur 1. Noterliğinde düzenli 28/10/2016 tarih, 09361 yevmiye numaralı anonim şirket pay devri sözleşmesi ile 1.000 TL nominal değerli toplam 100 paydan 33 payını davacı ...'a 33.000,00 TL karşılığında, 34 payını davacı ...'e 34.000,00 TL karşılığında, 33 payını dava dışı ...'a 33.000,00 TL bedel karşılığında devrettiğini, payların devralanlara intikalini kabul ettiğini, 28/10/2016 tarihli davalı şirketin yönetim kurulu toplantısında davalı ...'in paylarını devre ilişkin karar alındığını, kararın Burdur 1. Noterliğinin 09119 yevmiye numarası ile tasdik ettirildiğini, 28/10/2016 tarihli pay devri sözleşmesi ile ...'in davalı şirketteki paydaşlığının sona erdiğini ve bu hususa ilişkin aynı günlü yönetim kurulu toplantısında karar verildiğini, davalı ...'in şirketteki paydaşlığı ve müdürlük görevi 28/10/2016 tarihinde sona erdiği halde şirket nezdinde davacıların bilgisi ve rızası hilafında hukuka aykırı şekilde iş ve işlemler gerçekleştirmeye devam ettiğini, şirket merkezini Burdur ilinde başka bir adrese naklettiğini, şirkette pay sahibi olan davacılara çağrı yapılmaksızın 16/05/2019 tarihinde 2015 - 2016 - 2017 - 2018 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısının gerçekleştirildiğini, genel kurul toplantısında alınan tüm kararların mutlak butlanla batıl olduğunu, şirket merkezinin 20/05/2019 tarihli genel kurul kararıyla Çankaya Ankara adresine naklolduğunu, davacılara çağrı yapılmaksızın 11/07/2019 tarihinde genel kurul toplantısı gerçekleştirildiğini, ticaret sicil gazetesinde ilan ettirildiğini, davacıların 28/10/2016 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirkete hissedar olduklarını, yönetim kurulu kararının da bu tarihte alındığını, davacılar tarafından şirket müdürünün görevinin sona ermiş olduğu hususunda bilgi ve belgelerin pay devri sonrasında Burdur Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirildiği ve pay devir sözleşmesinin şirketin sicil dosyasına sunulduğunu ancak o tarihte OHAL uygulanmakta olup Burdur Ticaret Sicil Müdürlüğünde herhangi bir ilan işlemi gerçekleştirilemediğini, taraflarınca Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde dijital ortamda gerçekleştirilen araştırmada davacılar tarafından sunulan devir belgelerine ticaret sicil dosyasında rastlanılamadığını, pay devrinin davalı şirketin 09361 tasdik numaralı karar defterine kaydedildiğini, 6102 sayılı TTK'nın 410.maddesine göre genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin yönetim kuruluna ait olduğunu, buna rağmen davalı şirkette pay sahibi olan davacılara çağrı yapılmaksızın ve tamamen yetkisiz olarak 16/05/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısının gerçekleştirildiğini, yine davacılara çağrı yapılmaksızın 11/07/2019 tarihli genel kurul toplantısının gerçekleştirildiğini, bu genel kurul toplantısında sermaye artırımına ilişkin karar alındığını, şirket hisselerinin tamamının nama yazılı olduğunu, 16/05/2019 ve 11/07/2019 tarihli her iki genel kurulda alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğunu, yok hükmünde olduğunu iddia ederek davacıların 28/10/2016 tarihi itibariyle davalı şirkette paydaş olduklarının tespiti ile hisse devrinin pay defterine işlenmesine, davalı şirketin  16/05/2019 ve 11/07/2019 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantılarında alınan tüm kararların mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t  ASIL DAVADA CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; <br>taraflar arasında yapılan harici anlaşma sonucunda hisse devir bedelinin 2.000.000,00 TL olduğu hususunda anlaşma sağlandığını, Burdur 1. Noterliğinin 28/10/2016 tarih 9119 yevmiye numaralı anonim şirket pay devri sözleşmesi incelendiğinde devir bedelinin ödendiği veya alındığı yönünde herhangi bir açıklamanın bulunmadığının görüleceğini, iddiaları kabul etmemek kaydıyla yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda hissenin gerçek değerinin ana sözleşmede ve hisse devir sözleşmesinde yazılı değerden yüksek olduğu, şirketin mal varlığı değerlendirildiğinde sözleşmede yer alan bedelin gerçek değeri ifade etmediği, taraflarca ödenmesi kararlaştırılan bedelin ödenmediği ve sözleşmenin baştan itibaren geçersiz ve hükümsüz olduğunun görülmekte olduğunu, hisse devir bedeli ödenmediği gibi bu hususta ödeme belgesi, makbuz vb. belge sunulmadığını, geçersiz ve hükümsüz bulunan davaya konu hisse devri sözleşmesinin 28/10/2016 tarihli olup, şirket ana sözleşmesinin sermaye ve pay senetlerinin nevi 5. maddesi gereğince belirtilen tarihte şirketin sermayesinin tamamının ödenmediğinin görüleceğini, şirket sermayesinin 28/10/2016 tarihinden sonra müvekkili tarafından ödenmeye devam edildiği ve davacılar tarafından da bu duruma itiraz edilmediğini, basiretli tacir sıfatında bulunan davacıların 2016 yılından sonra şirket sermayesinin davalı ... tarafından ödenmesine itiraz etmeyerek söz konusu hisse devir sözleşmesinin geçersiz olduğunu kabul ettiklerinin görüleceğini, hisseleri devraldığını iddia eden davacıların, hisse devir işleminin uygulanması yönünde Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 33. maddesi gereğince Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuruda bulunmamış olup, devir sözleşmesinin geçersiz ve hükümsüz olduğunu kabul ettiklerini, Ticaret Kanunu, Ticaret Sicil Yönetmeliği ve ilgili mevzuat hükümleri incelendiğinde OHAL ilanından sonra ticaret sicil işlemlerinin yapılmadığı, tescil başvurularının kabul edilmeyeceği yönünde bir yasal düzenlemenin olmadığının görülmekte olduğunu, davacıların şirket merkez adresinin 2017 yılında değiştiğini ve adres değişikliğine dayanak yönetim kurulu kararının müvekkili tarafından alındığını 27/07/2017 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan 14/07/2017 tarihli karar gereğince bildiklerini, kararların ticaret sicilinde ilan edildiğini, iddiaları kabul etmemek kaydıyla hisseleri devraldığını iddia eden davacıların davaya konu hisse devrinin taraflar arasında geçerliliğinin olmadığını bildiklerinden şirket merkez adresinin değiştirildiğine dair ilanın yayınlandığı 27/07/2017 tarihinden sonra karara itiraz etmedikleri gibi, belirtilen tarihten önce ve sonra şirket merkez adresine gelmedikleri, şirketin işleyişi ve benzeri hususlarda herhangi bir şekilde bilgi talebinde bulunmadıklarını, ticaret sicile tescil başvurusunda bulunmadıklarını, şirketi temsile dair herhangi bir karar almadıklarını, şirketin faaliyet gösterdiği adrese gitmedikleri ve şirketle ilgili herhangi bir faaliyette bulunmadıklarını, şirket adresinin değiştirildiği ve şirketin artık nakledilen yeni adreste faaliyet gösterdiğini öğrendikleri anda gecikmeksizin müdahale edilmesi, yargı mercilerine veya ticaret sicile başvuruyla tedbirlerin alınmasını istemesi gibi gerekli müdahaleyi yapması gerekmekte olup davacıların herhangi bir işlem yapmayarak sessiz kaldıklarını, davalı şirket uhdesinde maden ruhsatları bulunmakta olup söz konusu ruhsat sahaları ile ilgili ödenmesi gereken harç ve ruhsatların yürürlükte kalması hususunda yerine getirilmesi gereken her türlü yükümlülüğün müvekkili tarafından yerine getirildiğini, ticaret sicil kayıtları, resmi makamlar nezdinde yapılan işlemler ve şirket adına müvekkili tarafından yapılan ödemeler dikkate alındığında müvekkili tarafından yapılan işlemlere, ödemelere davacılar tarafından itiraz edilmediğini, 3 yıl gibi uzun bir süre boyunca davalı şirketin faaliyet konusu ve amacına yönelik işlem yapmadıklarını, mali yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, iddia ve taleplerinde haksız olduklarını, 16/05/2019 tarihinde 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait genel kurul toplantılarının yapıldığını ve kararın 29/05/2019 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini ve şirket yönetim kurulu üyeliğine o tarihte şirket ortağı olmayan ...'nın seçildiğini, 11/07/2019 tarihli genel kurul kararı ile sermaye artırımı ve ...'nın şirket ortaklığına alınmasına karar verildiğini, anonim şirketlerde nama yazılı pay senetlerinin devrinde devir işlemleri tamamlandıktan sonra pay devrinin şirkete karşı ileri sürülebilmesi için devralanın pay defterine kayıt edilmesi gerektiğini, pay defterinde kayıt bulunmadığını, söz konusu devir sözleşmesinde yer alan dava dışı ...'ın hisse devrinin gerçekleşmediğini, geçersiz ve hükümsüz olduğunu, bugüne kadar davacıların şirketle ilgili bildirimde bulunma ve karar alma cihetinde bulunmadıklarını, hisse devir bedelinin ödenmediğini ve devir bedelini devir sözleşmesinde gösterilen miktar olmadığını bilmekte olduğunu, TMSF kurulunun 09/12/2016 tarihli 2016/380 sayılı kararı ve Acıpayam Sulh Ceza Hakimliğinin 09/12/2016 tarih ve 2016/509 D.iş sayılı kararı ile Acıpayam ilçesinde faaliyet gösteren ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.'nin 09/12/2016 tarihinde TMSF'ye devredildiğinin açıklandığını, kayyım atandığını, eski şirket yöneticilerinin de aralarında bulunduğu sanıklar hakkında FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak, şirket aracılığıyla yurt dışına para aktarıp örgüte finansman sağlama suçundan dava açıldığını, davacılar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açıldığının haricen öğrenildiğini, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/123 esasında halen derdest olduğunu belirterek haksız ve dayanaksız davaların reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... Kömür İşletmeleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin Burdur 1. Noterliğinin 02/09/2015 tarih ve 8144 yevmiye numaralı şirket ana sözleşmesi ile 100.000,00 TL sermaye ile kurulduğunu, davacıların pay devri sözleşmesinin ve şirket müdürünün görevinin sona ermiş olduğuna ilişkin Burdur Ticaret Sicil Müdürlüğüne ilan işlemini yapamadıklarını beyan ettiklerini, OHAL'in 18/07/2018 tarihinde kalktığını ve hisse devirlerinin 3 yıl gibi çok uzun bir süre geçmesine rağmen neden bu işlemi takip ederek ilan işlemini yapmadıklarına ilişkin bir açıklamada bulunmadıklarını, dava dilekçesini tebliğ aldıktan sonra yaptıkları araştırmada ticaret siciline gelen Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/123 esas sayılı dosyası ile davacıların şirket payları üzerine tedbirin 27/09/2019 tarihinde kaldırıldığına ilişkin kararı gördüklerini, yazı sonrası dosyayı incelediklerinde davacıların işbu dava dosyası ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandıkları ve yargılamanın halen devam etmekte olduğunun görüldüğünü, tedbirin kaldırılmasına 23/07/2018 tarihli celsede karar verildiğini, ara kararın yaklaşık 1.5 yıl yerine getirilmediğini, somut uyuşmazlıkta davalı şirketin esas sözleşmesinde belirtildiği üzere şirketin paylarının nama yazılı olup pay senedi çıkarılmadığını, bu durumda TTK'nın 449/1 ve 4 maddesi uyarınca şirket pay defterinde kayıtlı pay sahiplerinin hak sahibi olarak kabul edileceğini, bu haliyle çıplak pay niteliğinde olduğundan çıplak payların devri için alacağın devrine ilişkin yazılı bir devir beyanının yapılması ve bu durumun şirkete bildirilerek pay defterine kaydı gerektiğini, davacıların şirkette pay sahibi olmalarının mümkün olmayıp pay defterinde kayıtlı olan ... ve ...'nın şirketin geçerli pay sahipleri olduğunu, 28/10/2016 tarihli anonim şirket pay devri sözleşmesinde paranın alındığına veya ödendiğine ilişkin beyanın bulunmadığını, davalı ...'in, tek pay sahibi olarak kurduğu şirkete karşı taahhüt ettiği 100.000,00 TL sermaye borcunun tamamını kuruluşta ödemediğini, şirketin tescilini izleyen 24 ay içerisinde ödeyeceğini taahhüt ettiğini, TTK'nın 491/1 maddesine göre davacılar ile davalı ... arasında gerçekleşen pay devrinin müvekkili şirkete bildirimi ve şirketin bu devre onay vermesi gerektiğini, alınan genel kurul kararlarının usulüne uygun olduğunu, TTK'nın 407.maddesinde anonim şirket genel kurul toplantılarının nasıl yapılacağı, kimlerin katılacağı ve nasıl karar alınacağının, tek kişilik anonim şirket olması durumunda bu toplantıların nasıl olacağının düzenlendiğini, şirketin genel kurul toplantılarının şirket pay defterlerinde pay sahipleri olarak gösterilen kişilerce gerçekleştirildiğini ve toplantılara ilişkin çağrının da şirket esas sözleşmesi ile ticaret sicil kayıtlarında şirketi yönetmeye ve temsile yetkili kişilerce yapıldığını, devrin şirkete bildirilip kabul edilerek pay defterine işlenmediğinden, şirkete karşı hüküm ifade etmeye başlamadığını, pay defterinde kayıtlı gözüken pay sahiplerince toplanılıp karar alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, ...'nın 16/05/2019 tarihli genel kurul ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, 11/07/2019 tarihli genel kurul ile de sermaye artırımına ilişkin karar alınarak 9.000 paya karşılık 900.000,00 TL sermayenin pay sahibi olduğunu, pay sahibi olması ile birlikte şirket maden arama ruhsatını, tüm masraf ve harçları yatırarak işletme ruhsatına çevirerek ciddi yatırımlar yapmaya başladığını, davacıların ...'in yaklaşık 3 yıldır hukuksuz işlemler yaptığını iddia ederken kendilerinin bu süre boyunca nerede oldukları, basiretli bir tacir gibi davranarak yeterli denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediklerini açıklayamadıklarını, Ankara merkezli bir çok aile şirketleri olan taahhüt ve madencilik sektöründe ülke ekonomisine katma değer ve istihdam sağlayan ... ve ...'nın 2019 yılı içerisinde ... A.Ş.'nin ticaret sicil kayıtlarında tek ortağı görünen ...'ten şirketin hisselerini bedellerini ödeyerek aldıklarını, davacıların sadece süresi bitmekte olan arama ruhsatına sahip başka hiç bir mal varlığı olmayan şirketin hisselerini sonradan alan ... ve ...'nın iyi niyetli olarak ciddi masraf ve emek harcayarak işletme ruhsatını çıkarıp üretime geçme aşamasına gelince birden dava açmalarının dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek haksız ve dayanaksız davanın reddini istemiştir.<br>\tBİRLEŞEN DAVADA DAVA<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde;  ... Kömür İşletmeleri Anonim Şirketi (Eski Unvanı: ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi) Burdur 1. Noterliğinin 02.09.2015 tarihli 8144 yevmiye nolu Şirket ana sözleşmesi ile kurulmuş olup, kurulduğu tarihte şirket merkezi ..., şirketin Kurulduğu tarihte sermayesi 100.000,00TL değerinde olup, her biri 1.000,00 TL değerinde 100 paya ayrıldığını, şirketin tek ortağı olan ..., aynı zamanda münferiden şirketi temsil ve ilzama tek başına yetkili olduğunu, Burdur 1. Noterliğinde düzenlenen 28.10.2016 yevmiye nolu Anonim Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile ... 1.000,00 TL nominal değerli toplam 100 payından; 33 payını davacı ...’a (33.000,00 TL bedel karşılığında), 34 payını davacı ...’e (34.000,00 TL bedel karşılığında), 33 payını dava dışı ...’a (33.000,00 TL bedel karşılığında) devrettiğini, payların devralanlara intikalini kabul ettiğini, şirketin aynı gün gerçekleşen 28.10.2016 tarihli yönetim kurulu toplantısında ...’in toplam 100 payından; 33 payını davacı ...’a (33.000,00 TL bedel karşılığında), 34 payını davacı ...’e (34.000,00 TL bedel karşılığında), 33 payını dava dışı ...’a’a (33.000,00 TL bedel karşılığında) devrine ilişkin karar alındığını, söz konusu kararın Burdur 1. Noterliğinin 09119 yevmiye nosu ile tasdik ettirildiğini, ...’in Burdur 1. Noterliğinde düzenlenen 28.10.2016 tarihli 09361 yevmiye nolu Anonim Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile şirketteki paydaşlığı sona ermiş olup, 28.10.2016 tarihli yönetim kurulu toplantısında da Şirket ortaklığının sona ermesine, şirket müdürlüğü görevinden azledilmesine karar verildiğini, ...'in şirketteki paydaşlığı ve müdürlüğü 28/10/2016 tarihinde sona ermiş olduğu halde, şirket nezdinde, müvekkil davacıların bilgisi ve rızası hilafında hukuka aykırı şekilde iş ve işlemler gerçekleştirmeye devam ettiğini, şirket pay defterine göre ... sahip olduğu 100 adet payını 15.11.2019 tarih ve 2019/005 nolu yönetim kurulu kararı ile davalı ...’ya devrederek ortaklıktan çıktığını ancak, söz konusu yönetim kurulu kararı ve devir işleminin ticaret siciline bildirilmediğini, bu hususta ticaret sicil gazetesinde herhangi bir ilanın gerçekleştirilmediğini, bu nedenle söz konusu devir işleminin taraflarınca Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/668 Esas sayılı dava dosyasının açılması üzerine öğrenildiğini, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince 2019/668 Esas sayılı dosyasında 26.05.2021 tarihli 10 nolu celsede alınan 1 nolu ara karar ile \"davanın niteliği de nazara alınarak hakları etkilenme ihtimali bulunan şirketin hali hazır ortakları ... ve ... ’ya karşı dava açıp işbu dava dosyası ile birleştirmek üzere” taraflarına 2 hafta kesin süre verildiğini iddia ederek davacıların 28/10/2016 tarihi itibariyle davalı şirkette paydaş olduklarının tespiti ile hisse devrinin pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tBİRLEŞEN DAVADA CEVAP<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların 28/10/2016 tarihinde ...'in şirketteki paylarını, kendilerine devrettiğini, karar defterinde ...'in şirket müdürlüğünden azledildiği, pay devri sözleşmesi ve bilgi, belgelerin ilan edilmesi için Burdur Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurduklarını, ama OHAL sürecinde sözleşmenin ve şirket müdürünün görevinin sona erdiğine ilişkin ilan işlemini yapamadıklarını beyan ettiklerini, OHAL'in 18/07/2018 tarihinde kalkmış olup, hisse devirlerinin üzerinden 3 yıl gibi çok uzun bir süre geçmesine rağmen neden bu işlemi takip ederek ilan işlemini yapmadıklarına ilişkin bir açıklamada bulunmadıklarını,  dava dilekçesini tebliğ aldıktan sonra yaptıkları araştırmada ticaret siciline gelen Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/123 esas sayılı dosyası ile davacıların şirket payları üzerine tedbirin 27/09/2019 tarihinde kaldırıldığına ilişkin kararı gördüklerini, yazı sonrası dosyayı incelediklerinde davacıların işbu dava dosyası ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandıkları ve yargılamanın halen devam etmekte olduğunun görüldüğünü, tedbirin kaldırılmasına 23/07/2018 tarihli celsede karar verildiğini, ara kararı yaklaşık 1.5 yıl yerine getirmediklerini, somut uyuşmazlıkta davalı şirketin esas sözleşmesinde belirtildiği üzere şirketin paylarının nama yazılı olup pay senedi çıkarılmadığını, bu durumda TTK'nın 449/1 ve 4 maddesi uyarınca şirket pay defterinde kayıtlı pay sahiplerinin hak sahibi olarak kabul edileceğini, bu haliyle çıplak pay niteliğinde olduğundan çıplak payların devri için alacağın devrine ilişkin yazılı bir devir beyanının yapılması ve bu durumun şirkete bildirilerek pay defterine kaydı gerektiğini, davacıların şirkette pay sahibi olmalarının mümkün olmayıp pay defterinde kayıtlı olan ... ve ...'nın şirketin geçerli pay sahipleri olduğunu, 28/10/2016 tarihli anonim şirket pay devri sözleşmesinde paranın alındığına veya ödendiğine ilişkin beyanın bulunmadığını, davalı ...'in, tek pay sahibi olarak kurduğu şirkete karşı taahhüt ettiği 100.000,00 TL sermaye borcunun tamamını kuruluşta ödemediğini, şirketin tescilini izleyen 24 ay içerisinde ödeyeceğini taahhüt ettiğini, TTK'nın 491/1 maddesine göre davacılar ile davalı ... arasında gerçekleşen pay devrinin müvekkili şirkete bildirimi ve şirketin bu devre onay vermesi gerektiğini, davacıların sadece süresi bitmekte olan arama ruhsatına sahip başka hiç bir mal varlığı olmayan şirketin hisselerini sonradan alan ... ve ...'nın iyi niyetli olarak ciddi masraf ve emek harcayarak işletme ruhsatını çıkarıp üretime geçme aşamasına gelince birden dava açmalarının dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek haksız ve dayanaksız davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... cevap dilekçesinde; davacıların 28/10/2016 tarihinde ...'in şirketteki paylarını, kendilerine devrettiğini, karar defterinde ...'in şirket müdürlüğünden azledildiği, pay devri sözleşmesi ve bilgi, belgelerin ilan edilmesi için Burdur Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurduklarını, ama OHAL sürecinde sözleşmenin ve şirket müdürünün görevinin sona erdiğine ilişkin ilan işlemini yapamadıklarını beyan ettiklerini, OHAL'in 18/07/2018 tarihinde kalkmış olup, hisse devirlerinin üzerinden 3 yıl gibi çok uzun bir süre geçmesine rağmen neden bu işlemi takip ederek ilan işlemini yapmadıklarına ilişkin bir açıklamada bulunmadıklarını,  dava dilekçesini tebliğ aldıktan sonra yaptıkları araştırmada ticaret siciline gelen Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/123 esas sayılı dosyası ile davacıların şirket payları üzerine tedbirin 27/09/2019 tarihinde kaldırıldığına ilişkin kararı gördüklerini, yazı sonrası dosyayı incelediklerinde davacıların işbu dava dosyası ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandıkları ve yargılamanın halen devam etmekte olduğunun görüldüğünü, tedbirin kaldırılmasına 23/07/2018 tarihli celsede karar verildiğini, ara kararı yaklaşık 1.5 yıl yerine getirmediklerini, kendisi ile birlikte diğer davalı ...'nın ortağı olduğu şirket esas sözleşmesinde belirtildiği üzere şirketin paylarının nama yazılı olup pay senedi çıkarılmadığını, bu durumda TTK'nın 449/1 ve 4 maddesi uyarınca şirket pay defterinde kayıtlı pay sahiplerinin hak sahibi olarak kabul edileceğini, bu haliyle çıplak pay niteliğinde olduğundan çıplak payların devri için alacağın devrine ilişkin yazılı bir devir beyanının yapılması ve bu durumun şirkete bildirilerek pay defterine kaydı gerektiğini, davacıların şirkette pay sahibi olmalarının mümkün olmayıp pay defterinde kayıtlı olan kendisi ve diğer davalı ...'nın şirketin geçerli pay sahipleri olduğunu, 28/10/2016 tarihli anonim şirket pay devri sözleşmesinde paranın alındığına veya ödendiğine ilişkin beyanın bulunmadığını, davalı ...'in, tek pay sahibi olarak kurduğu şirkete karşı taahhüt ettiği 100.000,00 TL sermaye borcunun tamamını kuruluşta ödemediğini, şirketin tescilini izleyen 24 ay içerisinde ödeyeceğini taahhüt ettiğini, TTK'nın 491/1 maddesine göre davacılar ile davalı ... arasında gerçekleşen pay devrinin müvekkili şirkete bildirimi ve şirketin bu devre onay vermesi gerektiğini,  davacıların sahip olduğu kömür madeni ruhsatlarını işletme ruhsatına çevirmesinin olanaksız olduğunu, zira işletme ruhsatı alabilmek için emniyet tarafından şirket hissedarları ve yetkilileri hakkında güvenlik araştırması yapılacağını, akabinde Cumhurbaşkanlığından onay alınacak olup, FETÖ davalarından dolayı onay ve izin alamayacaklarını, davacıların bunu bildikleri için beklediklerini, kendisinin ve diğer hissedar kardeşinin tüm izinleri aldıktan sonra harekete geçerek bu davayı açtıklarını, davacıların sahibi olduğu ... Gıda A.Ş.'ye 15 temmuz sürecinde devlet tarafından el konulup kayyım atandığını, en son 12/09/2021 tarihinde TMSF tarafından satışa çıkarıldığını, davacıların tam bir FETÖ taktiği uygulayarak hiç bir masraf ve emek harcamadan 3 yıldır verdikleri emeğin üstüne konmaya çalışmakta, buna da devlet kurum ve kuruluşlarını alet ederek şirketlerine el koymaya çalıştıklarını, davacıların sadece süresi bitmekte olan arama ruhsatına sahip başka hiç bir mal varlığı olmayan şirketin hisselerini sonradan alan ... ve ...'nın iyi niyetli olarak ciddi masraf ve emek harcayarak işletme ruhsatını çıkarıp üretime geçme aşamasına gelince birden dava açmalarının dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek haksız ve dayanaksız davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacıların davalı şirketin 16/05/2019 ve 11/07/2019 tarihli genel kurul toplantılarında alınan kararların batıl olduğunun tespiti davalarına ilişkin olarak; mahkemece yapılan inceleme ve tüm dosya kapsamına göre, bu davanın davalı şirket hasım gösterilerek açılacağı, davalı ...'in işbu davada taraf sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davalı ...'e yönelik davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerektiği, davalı şirkete yönelik, davalı şirketin 16/05/2019 ve 11/07/2019 tarihli genel kurul toplantılarında alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti davasına ilişkin olarak mahkemece yapılan inceleme ve tüm dosya kapsamına göre, pay devrinin gerçekleştiğinin kabulü karşısında; TTK'nın 447 maddesinin 1.bendinde pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran... kararlarının da batıl olduğu düzenlenmiş olup, genel kurulun paydaşlardan oluştuğu, 16/05/2019 tarihli ve 11/07/2019 tarihli genel kurul toplantılarının paylarını devreden ... ve vekili tarafından gerçekleştirildiği, paydaşlar tarafından gerçekleştirilmediği, bu haliyle yoklukla malul oldukları, davalı şirketin 16/05/2019 tarihli ve 11/07/2019 tarihli genel kurul toplantılarında alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar vermek gerektiği gerekçeleriyle davacıların davalı şirketin ortağı olduğunun tespiti ve pay defterine tescili davalarının kabulü ile, davacılardan ...'un 10.000 pay üzerinden 3.300 payla, davacı ...'in 3.400 payla davalı şirket ... Madencilik San. ve Tic. A.Ş.'nin (yeni ünvanı ... Kömür İşletmeleri A.Ş.) ortakları olduğunun tespitine, bu hususun pay defterine tesciline, geri kalan 3.300 payın 330'unun ..., 2.970'inin ... üzerinde bırakılmasına, Davacıların davalı şirketin 16/05/2019 ve 11/07/2019 tarihli genel kurul toplantılarında alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti davasında davalı ...'e yönelik davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirkete yönelik davanın kabulü ile, davalı şirketin 16/05/2019 ve 11/07/2019 tarihli genel kurul toplantılarında alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine, davacılar vekilinin payların devrinin önlenmesine yönelik tedbir taleplerinin kabulü ile birleşen dosyada davalıların asıl davada davalı şirketteki 6.700 payın devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına, takdiren 20.000,00 tl teminatın nakit veya kayıtsız şartsız ve süresiz, kesin teminat mektubu olarak alınmasına, teminat şartı yerine getirildiğinde tedbir kararından bir örneğin davalı şirkete gönderilmesine, davacılar vekilinin şirketin faaliyetinin önlenmesi, olmadığı taktirde kayyım atamasına yönelik tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tAsıl davada davalı  ... Kömür İşletmeleri A.ş.\t(eski Ünvanı ... Madencilik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi) vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar sanık olarak yer aldıkları bu dosyada şirketler üzerindeki tedbirin kaldırılması için ilgili ara kararı yaklaşık 1.5 yıl yerine getirmediğini, dvacılar 23.02.2018 tarihli ara kararla tedbir kaldırıldığına göre akabinde neden ticaret sicilde ilan işlemini yaptırmayıp 1.5 yıl niçin beklediklerini, basiretli tacir sıfatında bulunan davacıların TTK 18 md. gereğince ticaretine ilişkin olarak basiretli tacir gibi hareket etmeleri ve haklarını kullanırken de MK. md.2 gereğince iyiniyet kurallarına uymakla yükümlü bulunduklarını, yerel mahkemece davanın bu doğrultuda reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatinde olduklarını, bu tescile ilişkin kanun ve yönetmelik hükümleri açısından da bu hükümlere riayet etmeyen davacıların davasının reddi gerektiğini, bedeli tam olarak ödenmemiş çıplak payın devri yazılı bir devir beyanı ile birlikte anonim ortaklığın onayının alınması ile gerçekleştiğini, hükme esas alınan Bilirkişi raporunda karar defteri örneği sunulu olduğu belirtilmişse de orta fiziki bir defter olmayıp fotokopi bir karar bulunmadığını, bu fotokopinin karar defteri olarak değerlendirilmesi kabul edilemez olup hükme esas alınan Bilirkişi raporunda karar defteri olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davacıların şirkette pay sahibi olmaları mümkün olmayıp pay defterinde kayıtlı olan davalılar ... ve ... şirketin geçerli pay sahipleri olduğunu, davanın bu yönüyle de reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne hükmedilmesinin hatalı olduğu kanaatinde olduklarını, ciddi para harcayarak maden ruhsatını işletme ruhsatına çevirdiklerini, işler sahayı işletmeye alma aşamasında FETÖ den yargılanan eski sahiplerince bu davanın açılması ve yerel mahkemece de kabul edilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı ...  vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin malvarlığı değerlendirildiğinde sözleşmede yer alan bedelin gerçek değeri ifade etmediği,hisse devir bedelinin ödenmediği ve sözleşmenin baştan itibaren geçersiz ve hükümsüz olduğunu, hisselerin rayiç değerinin tespiti yönünde inceleme yapmaması ve tanık dinletme istemimizin reddine karar vermesi  hukuka aykırı olan bir diğer husus olduğunu, davacılar şirket merkez adresinin 2017 yılında değiştiğini ve adres değişikliğine dayanak yönetim kurulu kararının müvekkil ...  tarafından alındığını bilmektedirler. 2,5 yıl sonra iş bu davayı açmalarının  hayatın olağan akışı ile bağdaşır bir yanı olmadığı gibi hakkın kötüye kullanılması kapsamında kaldığını,  davayı kabul etmemek kaydıyla hisseleri devraldığını iddia eden davacılar, hisse devir işleminin uygulanması yönünde ticaret sicil yönetmeliği'nin 33. maddesi gereğince ticaret sicil müdürlüğü'ne başvuruda bulunmamış olup hisse devir sözleşmesinin geçersiz ve  hükümsüz olduğunu kabul ettiklerini,  Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/123 Esas sayılı dosyasının 19.02.2018 tarihli duruşma tutanağının 5. sayfasında yer alan davacı beyanları dikkate alındığında davacıların, ne davalı şirketten ne de iddia ettikleri hisselerden bahsetmedikleri gibi \"sabit gelirlerinin olmadığı, boşta gezer olduklarına\"dair  beyanda bulundukları görüldüğünden  iş bu ikrara dayalı beyanlar gereğince de davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların asılsız olduğu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,  davalı müvekkil ...'in şirket adına almış olduğu kararlar ticaret sicilde ilan edilmiş olup işbu husus dikkate alındığında da kötüniyetli olarak iş bu davanın açılması hakkaniyete ve dürüstlük ilkesine açıkça aykırı olduğundan davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken aksine değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu,  davacılar tarafından 28.10.2016 tarihli hisse devir sözleşmesinin geçersiz ve hükümsüz olduğu bilinmekte olduğundan maden ve petrol işleri genel müdürlüğü nezdinde herhangi bir işlem yapılmamış, mali yükümlülükler yerine getirilmemiştir.davalı şirket uhdesinde bulunan ruhsatların yürürlükte kalması için yatırılması gerekli harçlar 30.01.2019 tarihinde  davalı müvekkil ... tarafından ödenmiştir.işbu hususlar nazara alındığında davacıların iddialarında haksız ve kötüniyetli oldukları ,davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. aksi yönde verilen karar, hukuka ve yasaya aykırıdır<br> davalı şirketin merkez adresi 20.05.2019 tarihli genel kurul kararı ile değiştirilerek \"...\" adresine nakledilmesine karar verilmiş ve davacılar  şirket merkezinin ankara iline nakledilmesi işlemine itiraz etmediklerini,  16.05.2019 tarihinde 2015-2016-2017-2018 yılları ait genel kurul toplantıları yapılmış ve söz konusu karar  burdur 3. noterliği'nin 20.05.2019 tarih ve 4969 sayılı işlemi ile onaylanarak 29.05.2019 tarihinde ticaret sicil gazetesi'nde ilan edilmiş,şirket yönetim kurulu üyeliğine ise o tarihte şirket ortağı olmayan davalı ...'nın seçilmesine karar verildiğini, davacılar işbu kararlara da  itiraz etmediklerini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\t Asıl dava,  davacıların davalı şirket paydaşı olduklarının tespiti ve hisse devrinin pay defterine işlenmesi ile genel kurul kararlarının yokluk, mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti;  birleşen dava, davacıların asıl davada davalı şirkette paydaş olduklarının tespiti ile hisse devrinin pay defterine işlenmesi istemlerine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tİstinaf aşamasında asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri 03/05/2024 tarihli dilekçe ile asıl ve birleşen dosyalar bakımından davaların HMK.nun 123.maddesi gereğince geri alındığını bildirmişlerdir. <br>\tDavacılar vekillerinin davanın geri alma beyanına karşı asıl ve birleşen davada davalılar ... Kömür İşletmeleri A.Ş., ... ve ... vekili 03/05/2024 tarihli dilekçe ile, asıl davada davalı asil ... de 29/04/2024 tarihli dilekçe ile davanın geri alınmasına açıkça muvafakat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını bildirmişlerdir. <br>\tHMK'nun 123.maddesi uyarınca, davacı hüküm kesinleşinceye kadar ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Asıl ve birleşen davada davacılar vekillerinin asıl ve birleşen davaların geri alınması beyanına karşı asıl ve birleşen davada davalılar  ... Kömür İşletmeleri A.Ş., ... ve ... vekili ile asıl davada davalı asil ...  açıkça muvafakat etmiştir. <br>\tBu durumda, davacılar vekilince istinaf aşamasında asıl ve birleşen davaların geri alınmasına asıl ve birleşen davada davalılar tarafından açıkça muvafakat edildiğinden, HMK'nun 123. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle asıl davada davalı  ... Kömür İşletmeleri A.Ş.,   ... ve ... vekili ile asıl davada davalı asil ...'in istinaf başvurularının kamu düzeni gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nun 123. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Asıl davada davalı  ... Kömür İşletmeleri A.Ş., ve birleşen davada davalılar  ... ve ... vekili ile asıl davada davalı asil ...'in istinaf başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b.2, 355. maddeleri uyarınca kamu düzeni gözetilerek KABULÜNE,\t<br>\t2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2021 tarih  ve2019/668 Esas 2021/652 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\t3-HMK'nun 123. maddesi uyarınca asıl ve birleşen davaların AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, <br>\t4-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan   asıl davada peşin harcın dava tarihi itibariyle 44,40 TL'sinin genel kurul toplantısında alınan kararların batıl olduğunun tespiti davasına sayılarak bakiye 1.099,80 TL ile birleşen davada peşin harç 1.144,20 TL toplamı 2.244,00 TL'nin mahsubu ile  bakiye 1.816,4‬0 TL harcın  karar kesinleştiğinde  ve istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-Asıl ve birleşen davalarda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Asıl ve birleşen davalarda taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\t7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine,<br>\tB)1-Asıl davada davalı  ... Kömür İşletmeleri A.Ş.'den alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın asıl davada davalı  ... Kömür İşletmeleri A.Ş.'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t2-Asıl davada davalı asil ...'in tarafından yatırılan  1.224,89‬ TL istinaf karar harcından 427,60 TL karar ve ilam harcının mahsubu artan 797,29 TL karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı asıl davada davalı  asil ...'e iadesine,<br>\t3-Asıl davada davalı  ... Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davalı  ... Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin üzerinde bırakılmasına,  <br>\tC)1-Birleşen davada davalı  ...'dan  alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın birleşen davada davalı  ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t2-Birleşen davada davalı  ...'dan  alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın birleşen davada davalı  ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\tD)1-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/05/2024     <br><br><br>  Başkan-                 Üye - \tÜye -              Zabıt Katibi-<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb608292edae7ebf","SID":"3900dfeac8d55336"}}