{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/519 <br>KARAR NO\t: 2024/865<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ...  \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...                          ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/213 E.  -  2022/46 K.<br><br>DAVACI\t: \t  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/02/2022 tarih ve 2021/213 Esas - 2022/46 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2009/27719, 2016/33829, 2016/57963 sayılı ve \"...+şekil\", \"...\", \"...\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin ise bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2020/71132 sayılı \"...+şekil\" ibareli marka başvurusunu yaptığını,  müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, görsel açıdan benzerliğin çok yüksek bulunduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkili markalarından tek farkının \"...\" markasının başında yer alan \"...\" ibaresinin çıkarılarak markanın devamına \"...\" kelimesinin getirilmesi olduğunu, ancak bu farklılığın markalar arasındaki görsel farklılığı bertaraf etmediğini, dava konusu başvurunun müvekkili markasını çağrıştırdığını, başvuru sahibinin de müvekkili ile aynı sektörde faaliyette bulunduğu göz önüne alındığında markaların daha kolay karıştırılacağını, taraf markalarının birbiri ile ilişkili emtiaları kapsadığını, davalının sayısız kelime seçme imkanı varken, müvekkili markası ile benzer bir ibareyi seçmesinin müvekkili markasının tüketicide yarattığı itibardan yararlanma amacı taşıdığını, dava konusu başvurunun tescil edilmesi halinde müvekkili markalarının iyi bilinen imajının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde başvuru sahibi firma ve ürünleri üzerine transfer edileceğini, dava konusu markanın müvekkili markasının serisi gibi algılanacağını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-4313 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>\tDavalı ... vekili, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, \"...\" markasının, müvekkilinin \"...\" olan soy isminden türetildiğini, ortalama tüketicinin taraf markaları arasındaki farkı algılayabileceğini, \"...\" kelimesi bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu ibare içindeki \"...\" kısmının, markanın ayırt edici unsuru olmadığını, davacı markasının dilimizde hiçbir anlamı olmadığını, müvekkili markasının ise bir kişi soyadı gibi algılanacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2020/71132 sayılı marka başvurusu kapsamında yer alan 31. sınıftaki \"Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu\" malları dışında kalan malların tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamındaki mal ve hizmetler aynı ya da benzer olduğu, bununla birlikte taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal unsurları itibariyle hiçbir benzerlik taşımadığı, oluşan bütünsel algıda tüketicinin iki farklı marka ile karşı karşıya olduğunu derhal algılayabileceği, bu haliyle ortalama tüketicilerin işaretler arasında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırma ihtimaline yol açacak bir yanılgıya düşme ihtimalin mevcut olmadığı, taraf markalarının benzer olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, taraf markaları içerisinde Arapça karakterler olmasına rağmen mahkemece Arapça bilen bir bilirkişiden ek rapor alınması taleplerinin kabul edilmediğini, aynı tüketici kitlesine hitap eden bu markalarda kullanılan Arapça karakterlerin birebir aynı olduğunu, bu nedenle Arapça bilen bir bilirkişinin de içerisinde bulunduğu heyetten yeniden rapor aldırılması gerekmekteyken mahkemenin bu taleplerini dikkate almadan karar verdiğini, müvekkili markası ile dava konusu başvurunun okunuş ve ses olarak birebir aynı olduğunu ve aralarında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, davalının, müvekkili markasından yararlanmak amacıyla müvekkili markasının esas unsuru olan \"...\" ibaresini birebir aynı şekilde kullandığını, bu ibarenin devamına \"...\" kelimesini getirdiğini, fakat başvurunun asıl unsuru \"...\" ibaresi olduğundan, bu ekin markaları farklılaştırmadığını, aksine dava konusu başvurunun, müvekkili markalarının serisi olarak algılanmasına neden olacağını, bilirkişi heyetinin kötü niyet iddialarını tartışmadığını, bu yönüyle de bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların karşılanmadığını, davalının kötü niyetli olarak dava konusu başvuruyu yaptığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine  ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.                    <br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...+şekil\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira markayı oluşturan işaretlerin kelimelerine ayrılarak karıştırılma değerlendirmesi yapılamayacağı, başvurunun bir bütün olarak \"...\" olarak algılanacağı ve bu ibarenin davacı markalarından farklı bir algı yarattığı, tali unsur olarak kullanılan Arapça kelimelerin ayırt edicilikte geri planda kaldıkları, dolayısıyla bu yöne ilişkin davacı istinaflarının yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br>2-Davacı tarafça, marka başvurusuna itiraz ve dava dilekçesinde, diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır.  <br>SMK'nın 6/9 maddesi uyarınca, kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Aynı Kanunun 25/1. maddesi uyarınca bu husus, markanın hükümsüzlüğü sebebidir. Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötü niyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.<br>\tBu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, yukarıda 1 nolu bentte açıklandığı üzere, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı mahkemece isabetli şekilde belirlenmiş olup,  davacı markaları ile benzerlik taşımayan dava konusu marka tescil başvurusunun, kötü niyetli olduğundan söz etmek mümkün değildir. Kaldı ki bir an için aksinin kabulü halinde dahi, davalı başvurusunun davacı markaları ile iltibasa yol açması, tek başına kötü niyet ve hükümsüzlük nedeni oluşturmaz. Zira ATAD 27.06.2013 tarihli, C-320/12 sayılı kararında da belirtildiği gibi \"başvuru sahibinin başvurusu yapılan markayla karıştırılması olası bir markanın yurt dışında üçüncü bir kişi tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekliliği hususu, tek başına başvuru sahibinin, ilgili hüküm kapsamında kötü niyetle hareket ettiği sonucuna varılması için yeterli değildir.\" Yine \"inceleme konusu işaretlerin aynı olması, diğer faktörlerden hiçbirisi mevcut değilken, kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz\" (Adalet Divanı Genel Mahkemesi, 01.02.2012 tarihli, T-291/09 sayılı kararı). C-529/07 sayılı ATAD kararında da \"başvuru sahibinin, bir markanın aynısını veya benzerini, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde, o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi\" gibi unsurların, kötü niyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğu ifade edilmiştir. Bunun dışında, dava konusu başvuruda Arapça harflere yer verilmesi de davalının kötü niyetini göstermez. Bu itibarla; dava konusu marka tescil başvurusunun kötü niyetli olmadığı  kanaatine varıldığından, davacının bu yöndeki iddiası da yerinde görülmemiştir.                                          <br>HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/02/2022 gün ve 2021/213 Esas - 2022/46 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL’nin düşümü ile kalan 368,3‬0 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, <br>\t5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden ve istinaf kanun yoluna başvuranın aleyhine olacak biçimde hüküm kurulamayacağından ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 7.375,00  TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,  <br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),<br>\t9-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,\t<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.  <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"325e1634faaac959","SID":"6c08423545687e19"}}