{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/516 <br>KARAR NO\t: 2024/864<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br> <br>BAŞKAN \t\t:<br>ÜYE\t\t:<br>ÜYE\t\t:<br>KATİP\t\t:<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/181 E.  -  2022/44 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/02/2022 tarih ve 2021/181 Esas - 2022/44 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br> <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin ... nezdinde 2019/74818 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirketin eskiye dayalı kullanım ve kötü niyet gerekçeleri ile bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa 2011 yılının sonundan 01/04/2019 tarihine kadar müvekkili ve davalı Şirketin, ...’ın pay sahipliği ve yönetimi altında ticari hayatta varlığını sürdürdüklerini, her iki Şirketin denizcilik sektöründe grup firması olarak faaliyette bulunduklarını, uzun yıllar aynı ekonomik birliğin birer üyesi konumunda olduklarını, davalının itirazına dayanak oluşturan \"...\" işaretinin de bu ticari faaliyetlerin konusunu oluşturduğunu, müvekkili Şirketin itiraza konu edilen \"...\" işaretini davalı Şirket ile birlikte, davalı Şirketten daha yaygın ve yoğun bir şekilde denizcilik sektöründe kullandığını, \"...\" işaretini, bizatihi davalının bilgisi/onayı ve ticari işbirliği çerçevesinde, uzun yıllar boyunca denizcilik sektöründe müşterek kullanıma konu ettiğini, müvekkilinin bu işareti sektörde kullanımının, davalının önüne geçtiğini, söz konusu işarete dair reklam ve tanıtım faaliyetlerinin asli olarak müvekkili tarafından yerine getirildiğini, işaretin logosunun da bizzat müvekkili tarafından yaptırıldığını, \"...\" işaretinin, ilk defa müvekkiline ait olan \"...\" sayfasında kullanıldığını, müvekkilinin 2011 yılından itibaren \"...\" işaretini internet sitesinde kullanmaya başlarken davalı şirketin, internet sitesini daha sonraki yıllarda açtığını, taşımacılık alanında internet sitesinin önemi dikkate alındığında, söz konusu işaretin asli olarak bu sektörde müvekkili tarafından kullanıldığını, davalı tarafın, müvekkili Şirketin kurulduğu tarihe kadar denizcilik sektöründe taşıma ve lojistik faaliyetinde bulunmadığını, davalının itirazında sunduğu faturaların dahi bizzat kendi ihtiyaçları doğrultusunda, kendilerine ait ithalat-ihracat işlemleri için kesilen taşıma/lojistik hizmetlerine dair olduğunu, davalı Şirketin, üçüncü kişilere münhasıran taşıma ve lojistik hizmeti sunduğunu ortaya koyamadığını, müvekkilinin, davalı tarafın itirazına konu edilen \"...\" işareti üzerinde bizzat kendisinin doğrudan doğruya geçmişe yönelik kullanımı ve bundan dolayı hak sahipliğinin bulunduğunu, iki şirket arasındaki organik bağ çerçevesinde taşımacılık işi ile müvekkilinin ilgilendiğini, zira geçmişe yönelik olarak müvekkilinin ticaret unvanının da \"...\" kelimesini içerdiğini, müvekkili şirketin, 2020 yılında \"...\" adı ile ortaya çıkan bir şirket olmadığını, davalı ile birlikte aynı ortaklık ve yönetim altında uzun yıllarca ... kelimesini içeren ticaret unvanıyla faaliyette bulunduğunu, davalının kendi adına tescilli 2019/76514 ve 2019/76508 sayılı markalarının \"...\" kelimesinden oluşmadığını, marka korumasının tarihinin ise, yıllar öncesinden değil, sadece 09/08/2019 tarihinden başladığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-2491 sayılı kararının iptale karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiğini, başvuruya itiraz eden diğer davalı Şirketin yıllardır süregelen fiili kullanımındaki işaretin neredeyse aynısının davacı tarafından tescil edilmek istendiğini, öte yandan davacı başvurusunun kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkilinin, dava konusu \"...\" markasına ayırt edilemeyecek derecede benzer olan \"...\" işaretini 26 yıldan beri markasal olarak kullandığını, müvekkilinin ticari faaliyetini sürdürdüğü \"...\" ve \"...\" alan adlarını 03.09.2004 ve 25.03.2011 tarihlerinde aldığını, \"...\" ibaresini hem alan adı olarak, hem de site içeriğinde markasal olarak kullandığını, müvekkilinin sektörde faaliyet gösteren tanınmış bir firma olduğunu, \"...\" işaretinin de gerçek hak sahibi bulunduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı şirketin \"deniz taşımacılığı hizmetleri\" üzerinde eskiye dayalı kullanım hakkının bulunduğu, davaya konu 2019/74818 sayılı markanın tescili talep edilen 39. sınıfta yer alan \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.\" ile davalı Şirketin eksiye dayalı kullanım hakkı bulunduğu hizmetler arasında benzerlik olduğu, davaya konu 2019/74818 sayılı marka ile davalı şirketin eylemli kullanımına konu ibare arasında benzerlik bulunduğu, bu benzerlik neticesinde 6769 sayılı SMK’nın 6/3. maddesi şartlarının belirtilen hizmetler açısından oluştuğu, davalı Şirketin ortaklarından ...’ın davacı şirketin eski ortaklarından olduğu, ... ile davacı şirketin tek ortağı ... arasındaki e-posta yazışmalarından, ...’ın davacı Şirketin isminin 2019 Nisan sonuna kadar değiştirilmesini talep ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının, davalının kullandığı işaret ile karıştırılma ihtimali bulunan dava konusu marka başvurusunun iyi niyetli olarak yapıldığının düşünülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı Şirketin üzerinde hak iddia ettiği \"...+...\" ibareli markanın, uzun yıllardır müvekkilince, ticaret unvanında ve münhasıran faaliyet alanında kullanıldığını, mahkemece müvekkilinin bu kullanımı hakkında bir değerlendirme yapıldığını, yalnızca davalının uzun yıllara dayanan kullanımından bahsedildiğini, uzun yıllara ilişkin kullanım değerlendirmesinde öncelik/ sonralık ve faaliyet alanında kullanım hususlarının dikkate alınmadığını, hükmün eksik incelemeye dayandığını, SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının davacı yararına oluşmadığını, mahkemece, müvekkili başvurusunun kötü niyetli olduğu kanaatine varılırken hukuki bir sonuç doğurması mümkün olmayan yazışmalara dayanıldığını, oysa ki kötü niyet hususunda bilirkişi heyetinin dahi bir görüş birliğinin bulunmadığını, kötü niyet açıkça ortaya konulmadan iyi niyetli olunmadığı varsayımının, açıkça hukuka aykırı bir yorum ve değerlendirme olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli bir kullanımının bulunmadığını, aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde olmadığını, başvurunun kapsamında 35, 39 ve 40. sınıf hizmetlerin yer aldığını ve başvurunun da tüm bu sınıflar için reddedildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporundaki karşı görüşte de belirtildiği üzere 35. ve 40. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı ile 39. sınıfta yer alan bir kısım hizmetler açısından iptal nedenlerinin oluşmadığını, dolayısıyla tüm sınıflar yönünden başvurunun reddi kararının yerinde bulunmadığını, işaretin ayırt ediciliğinin müvekkil tarafından kazandırıldığını, buna ilişkin bir değerlendirmeye da kararda yer verilmediğini, davalı tarafın başvuru tarihi öncesinde elde etmiş olduğu bir hakkın bulunmadığını, müvekkili ile davalı Şirket arasındaki organik bağ dikkate alındığında davalı Şirketin öncelik hakkı olduğunun söylenemeyeceğini, dosyaya sundukları uzman görüşünde de açıklandığı üzere taraf şirketlerin piyasada birlikte var olduklarını, dosya kapsamında eskiye dayalı kullanım ve karıştırılma ihtimali yönünden detaylı bir inceleme yapılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sektörel bir bilirkişinin bulunmadığını, somut olaydaki uyuşmazlığın, tarafların ticaret unvanları ve ticari hayatta kullandıkları işaretlerin karıştırılabilirliliği değil, bunlar üzerinde müvekkilinin de hak sahibi olduğu olgusunun araştırılması olduğunu, bu yönüyle eksik inceleme yapıldığını, verilen kararda ortalama tüketici kavramının dikkate alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı Şirketin 1998 ile 2020 yılları arasında \"...\" ibaresi ile yelken şeklini markasal olarak deniz taşımacılığı hizmetlerinde kullandığını ispat ettiği, \"...\" ibareli dava konusu başvuru ile davacının markasal kullanımına konu \"...\" ibaresi arasında benzerlik olduğu, başvuru kapsamında yer alan 39. sınıftaki \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.\" yönünden SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının oluştuğu, davalı Şirketin ortaklarından ...'ın davacı Şirketin eski ortağı olduğu, bu Şirket ile davacı Şirketin tek ortağı arasındaki e-posta yazışmalarında, davacı Şirketin unvanının değiştirilmesinin istenildiği, bu haliyle dava konusu başvurunun iyi niyetli olduğunun söylenemeyeceği, buna göre davacının tüm istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.  <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f5a11fb0a525ba60","SID":"9adafe57f276c5da"}}