{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/513 <br>KARAR NO\t: 2024/861<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br> <br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...                        ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/137 E.  -  2022/10 K.<br><br>DAVACI\t:  \t  <br>VEKİLİ\t:<br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2022 tarih ve 2021/137 Esas - 2022/10 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin  2019/112917 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirket tarafından 2017/104599, 2017/86566, 2017/86456, 2017/62958, 2017/62976, 2016/80919, 2016/18905 sayılı \"...\", \"...\" ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının reddedildiğini, davalı Şirketin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından kabul edildiğini ve müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, oysa müvekkili Şirketin 2015 yılında kurulduğunu, bu tarihten itibaren aralıksız olarak \"...\" alan adı altında çevrimiçi araç kiralama rezervasyon/aracılık hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili Şirketin yaygın ve yoğun ticari faaliyetleri neticesinde \"...\" ibareli markası ile özellikle 35. ve 39. sınıflarda sektör lideri haline geldiğini, \"...\" ibareli markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı Şirketin itirazının kabulü ile müvekkili marka başvurusunun reddine karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, \"...\" kelimesinin genel, herkesin kullanımına açık jenerik bir ifade olduğundan, bu ibarenin ortak olarak kullanılmasının markaların benzerliğine ve karıştırılma ihtimaline etkisinin asgari düzeyde olacağını, davalıya ait markaların içerdiği \"...\" ve \"...\" kelimelerinin jenerik, ayırt edici olmayan kelimeler olması sebebiyle zayıf marka olduğunu, müvekkili şirket markasının ise alanında tanınmış bulunduğunu, müvekkili ile bütünleştiğini ve 39. sınıfta ayırt edici bir ibare olduğunu, taraf markalarının şekil markası niteliğinde bulunduğunu, markaların görsel, tasarım ve renk olarak birbirlerinden farklı olduğunu, müvekkili şirket markasındaki \"...\" rakamının hususi bir tasarım eşliğinde sunulduğunu ve markanın ayırt edici/baskın unsuru olarak ön plana çıkartıldığını, müvekkil şirket markasının ulusal televizyon ve radyo kanallarında çeşitli reklamlarının yıllardır yayımlandığını, ortalama tüketicinin markayı gördüğünde müvekkili şirket markasının aklına geleceğini, dava dışı ... adına kayıtlı 2016/10701 sayılı ve “...” ibareli markanın hükümsüzlüğü istemi ile açılan davanın müvekkili şirket lehine sonuçlandığını ve kararın kesinleştiğini, mezkur kararda müvekkili şirketin 2015 yılına kadar uzanan önceye dayalı kullanımının bulunduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin açtığı İstanbul Anadolu 2. FSHHM 2020/94 ve 2020/99 Esas sayılı dosyalarında müvekkili şirket adına kayıtlı ... web sitesine erişimin engellenmesi ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğini, bahsedilen ara kararla müvekkili şirketin marka üzerindeki hak sahipliğinin bir kez daha ispatlandığını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-11121 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini  talep ve dava  etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında yazım şekilleri ve yazı karakterlerinde üst düzeyde benzerlik bulunduğunu, taraf markalarının aynı/aynı tür hizmetleri kapsadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDiğer davalı, davaya cevap vermemiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalıya ait redde mesnet markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmetler arasında ayniyet bulunduğu, yine taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, bu nedenle söz konusu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, tescilsiz marka sahibine itiraz hakkı tanınmış olup, tescil hakkı tanınmadığı, diğer bir deyişle, eskiden beri bir markanın tescilsiz bir şekilde kullanılması, markayı kullanan kişiye, benzer bir markanın bulunmasına rağmen tescil hakkı sağlamayacağı, dolayısıyla, davacının, geçmişe dayalı fiili kullanım ve tanınmışlık iddialarının, tescil engelini bertaraf etmeye elverişli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, gerekçeli kararda, müvekkiline ait başvurunun tüketici nezdinde marka algısı yaratan unsurunun bir bütün halinde \"...\" ibaresi olduğu şeklinde tespitte bulunulmasına rağmen ilerleyen satırlarda, taraf markalarında \"...\" ibaresinin esas unsur olarak yer aldığı ifadesinin kullanıldığını, bu haliyle mahkeme kararının kendi içinde çeliştiğini, yine müvekkili başvurusunun herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markası olduğu yönündeki mahkeme tespitinin de gerçeği yansıtmadığını, müvekkili başvurusunun aynı zamanda bir şekil markası olduğunu, müvekkili başvurusunda \"...\" sayısının hususi bir tasarım eşliğinde sunulduğunu ve başvurunun ayırt edici/baskın unsuru olarak ön plana çıkartıldığını, hususi bir tasarımla \"...\" kelimesine eklenen  \"...\" şekli ile müvekkili başvurusuna ayırt edicilik kazandırıldığını, mahkemenin \"...\" kelimesi için yaptığı değerlendirmenin hukuka aykırı bulunduğunu, genel ve herkese aynı çağrışımı yapan yolcu kelimesinin, herkesin kullanımına açık bir ibare olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ayırt ediciliği bulunmayan veyahut çok düşük olan bir unsurun (...) hem müvekkilinin hem de davalının markalarında yer almasının, tek başına karıştırılma ihtimaline yol açmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, uyuşmazlık konusu 35,36 ve 39. sınıf hizmetlerin, redde mesnet markaların kapsamında aynen yer aldığı, her iki taraf markasının asıl unsurunun da \"...\"  ibaresinden oluştuğu, \"...\" ibaresinin anılan sınıflar yönünden ayırt ediciliğinin bulunduğu ve başvuruda farklı olarak yer verilen \"...\" rakamının ayırt ediciliği sağlamadığı, bu nedenlerle taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu, nitekim davacının 2018/19668 sayılı başka bir davanın konusu olan \"... \" ibareli marka başvurusu ile “...” ibareli davalı markalarını benzer bulan Dairemizin 17/03/2022 tarih, 2020/1045 Esas, 2022/346 Karar sayılı kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/01/2024 tarih, 2022/4352 Esas, 2024/564 Karar sayılı kararı ile onandığı, davanın niteliği gereği uyuşmazlık konusu “...” ibaresi üzerindeki <br>hak sahipliği iddiasının eldeki davada tartışılamayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024 <br>\t\t\t\t<br>Başkan<br>...<br><br>Üye<br>...<br> <br>Üye<br>...<br> <br>Katip<br>...<br> <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ce6d962b45125be","SID":"927fcfe553096db6"}}