{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1909 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1195<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11.03.2021<br>NUMARASI\t\t: 2015/1427 E.  2021/239 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 12.06.2024  <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12.06.2024<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.03.2021 tarih 2015/1427 E. 2021/239 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davaya konu İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2015/8287 sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi ile 150.000,00 TL bedelli görüldüğünde ödenecek 12/12/2014 tanzim tarihli bono ile ilgili olarak borçlu görünen ...'un mahkemeye 06/07/2015 tarihinde yapılan müracaat üzerine 28/09/2015 tarihli karar ile İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/558 esas, 2015/1105 karar sayılı dosyası itibariyle kısıtlandığını, ...'un 01/02/1940 doğumlu olup, halen 75 yaşında olduğunu, davalı tarafça kısıtlı aleyhine kısıtlama tarihinden önce iki ayrı senede dayalı olarak iki ayrı icra takibi başlatıldığını, İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2015/8287 sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi ile 150.000,00 TL bedelli 12/12/2014 tanzim tarihli bono hakkındaki takip ile  davanın konusu olmayan İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2015/11729 sayılı dosyasına konu   35.000,00 TL lik  20/06/2012 tanzim tarihli bono vasfına haiz olmayan adi senet takip dosyası olduğunu, her iki takip ve senetlerin hukuka aykırı olduğunu, imzaların kısıtlıya ait olmadığını, ve gerçekte davacının davalıya böyle bir borcunun olmadığını, takip konusu senetlerde imzaların kısıtlı tarafından atılıp atılmadığının kısıtlı tarafından hatırlanmadığını, kendisine ait olmayabileceğini beyan ettiğini, imzaların sahte olabileceğini, fiil ehliyetine sahip olmayan bir kişinin senet borcu altına girmesinin mümkün olmadığını, alacaklının kötü niyetli olduğunu, senette başka borçlu olmasına rağmen icra takibinde o borçlu hakkında  takip başlatılmadığını ve herhangi bir talepte de bulunulmadığını belirterek HMK.nın 209.maddesi hükmü uyarınca teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, kısıtlı ...'un imzalarını taşımayan bononun imza yönünden, aksine durumun tespiti halinde fiil ehliyetine sahip olmayan bir kimsenin ne sıfatla ve ne mahiyette olursa olsun senet borcu altına girmesi mümkün olmadığından ehliyetsizlik yönünden ve kısıtlının alacaklıya herhangi bir borcunun da bulunmamasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, senedin ve takibin iptaline, %20 oranında kötü niyet tazminatına davalının mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacı tarafın işbu icra takibi için İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/956 ve 2015/955 sayılı dosyasındaki iddialar ile işbu mahkeme dosyasındaki iddiaların aynı olduğunu, bu nedenle davalar açısından derdestlik durumu söz konusu olduğunu, icra takibindeki senedin kambiyo senedi vasfında  olmadığını, tarafların tacir olmayıp aralarında ticari ilişkinin varlığı bulunmadığını, bu nedenle görev itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, davacının davalıya borcunun olduğunu savunarak davanın reddine, %20 icra inkar tazminatının haksız ve kötü niyetli olarak dava açan davacıya yükletilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,  borcun doğduğu tarihte davalı ...' un fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğinden hareketle bu yönde deliller toplanıp Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas dairesinden rapor aldırılmış, hükme esas alınan ATK 4. İhtisas Kurulu'  nun  04/12/2019 tarihli raporunda; \".. ... oğlu, ... doğumlu ...’un 11/04/2018, 07/09/2018, 21/08/2019 ve 13/11/2019 tarihlerinde yapılan muayeneleri ve psikometrik değerlendirmeleri sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; fiili ehliyetini müessir ve kişide  şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan “Demansiyel Sendrom” saptandığı, dava dosyasındaki yeni tıbbi belgelerin tüm olarak incelenmesinde, bononun düzenlenme tarihi olan 12/12/2014 tarihinden 2,5 ay önce Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 30/09/2014 tarihli ayaktan hasta hizmet ekstresinde “Esansiyel tremor, Alzheimer Hastalığı, depresif nöbet” ve 02/10/2014 tarihli ilaç kullanım raporunda, \"Alzheimer Hastalığında bunama, Dorezepil 1x1\" şeklinde kayıtlı olduğu, yine işlem tarihinden 4 gün önce 08/12/2014 tarihli İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin \"Tanı: Deliryum, Esansiyel Tremor. İlaçları: Aricept, Mysoline\" reçetesinin mevcut olduğunun görüldüğü, kişide ilgili hastanede tespit edilmiş olan ve demans denilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici özellikleri göz önüne alındığında işlem tarihinde de, bu hastalığın mevcut olduğu, kişinin işlem tarihinde menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olamayacağı, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak tek başına eylem ve işlemlere girişemeyeceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre; ...’un işlem tarihi olan 12/12/2014 tarihinde fiil  ehliyetine haiz olmadığının ..\" tespit edildiği, davacı ...' bononun tanzim tarihinde fiil ehliyetine sahip olmadığından bononun mutlak butlan ile hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; davacının, İzmir 6. İcra Müdürlüğü' nün 2015/1427 E. sayılı dosyasına konu edilen, 12.12.2014 tanzim tarihli keşidecisi davacı ... olan 150.000,00-TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının  tespitine, Takibin ve bononun iptaline, koşulları bulunmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tMahkemece 12.11.2021 tarih 2015/1427 Esas 2021/239 sayılı tavzih kararı ile, \"Mahkememizin 17/03/2021 tarihli, 2015/1427 Esas ve 2021/239 Karar sayılı gerekçeli kararının hüküm kısmının 1 nolu ara kararının \"Davacının, İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2015/8287 E. sayılı dosyasına konu edilen, 12.12.2014 tanzim tarihli keşidecisi davacı ... olan 150.000,00-TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının  tespitine, Takibin ve bononun iptaline,\" şeklinde tavzihine,\" şeklinde karar verildiği görülmüştür. <br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, tarafların birlikte ticaret yaptıklarını, bu ticaret nedeni ile davacı muris tarafından davalıya 150.000,00 TL bedelli borç ikrarı içeren bononun düzenlenerek verildiğini, verilen belgenin bono vasfında olup bu hususta bir tartışmanın bulunmadığını, davacı borçlu tarafından bononun üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesi ile Savcılık şikayeti yapılmışsa da yapılan incelemede bonodaki imzanın davacı borçluya ait olduğu tespit edildiğini, davacı borçlunun borcunu ödememesi nedeni ile bono alacaklı davalı ... tarafından 10 örnek kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile İzmir 6.İcra Müdürlüğünün 2015/8257 Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini ve ödeme emrinin 20/06/2015 tarihinde bizzat davacı asile tebliğ edildiğini, takibin kesinleştiğini ve haciz işlemlerine  başlanıldığını, daha sonra davacının kızı tarafından İzmir 2.Sulh Hukuk Mahkemesine müracaat edilerek 2015/558 Esas, 2015/1105 K sayılı dosyasından 28/09/2015 tarihinde vesayet kararı alındığını, vesayet kararı ile birlikte vasi tarafından işbu davanın açıldığını, davada davacının borçluluğunun sabit olup, dava konusu senedin tanzim tarihi itibarı ile yani davacının 12/12/2014 tarihi itibarı ile borçlanma ehliyetinin olup olmadığına dair hukuki meselenin ATK tarafından değerlendirmelere tabi tutulduğunu, ayrıca taraflar arasında başkaca alacak ve borç meselesinin olduğunun dosya kapsamı ile de sabit olduğunu, davacının yine davalıya  2012 yılında 35.000,00 TL bir borçlanma daha yaptığını, yine davacı adına açılan bir banka hesabındaki paranın davalıya ait olduğu davacı tarafından yazılı olarak beyan edilmiş olmasına karşın bu paranın davacı tarafından bankadan alınmasından kaynaklı başka bir borç daha oluştuğunu ve bu borçların da icra takibine konu edildiğini, (İzmir 20.İcra Müd. 2015/11729 Esas sayılı dosyası ve İzmir 11.İcra Müd. 2016/3855 Esas sayılı dosyası) ATK tarafından verilen raporlar arasındaki çelişkinin mevcut olduğunu, bu çelişkinin giderilmesi ve bunun için yeniden rapor alınması gerektiğini, taleplerinin  haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, ATK tarafından aynı bilgi ve belgelerle iki farklı sonuca ulaşılmış olması ve ilk raporda yer alan 4 uzmanın 2.raporda yer almış olması karşısında raporlar arasında çok açık bir çelişki olduğunun ortaya çıktığını, senedin düzenlendiği tarihte davacı için alınmış bir kısıtlama kararının olmadığını, bu tarihten 10 ay kadar sonra davacının vesayet altına alındığını, davacının senet tanzim tarihinden sonra da resmi işlemler yaptığını, ancak bu işlemlerin geçersizliği ile ilgili hiç bir iddia, beyan ya da delil dosyaya sunulmadığını, rapora konu olan davaya konu işlem tarihi olan 12.12.2014 tarihinden 1 ay kadar sonra 15.01.2015 tarihinde Narlıdere Tapu Sicil Müdürlüğünde ... lehine bizzat kendisinin ipotek tesis ettiğini, davacının senedin tanzim tarihinden 1 ay kadar sonra 2015 yılı Ocak ayında damadı için bankaya kefil olduğunu ve ipotek verdiğini, bu belgenin de dosyada mevcut olduğunu, dolayısı ile davacının ipotek belgesi düzenlenme tarihi olan 16/01/2015 tarihinde fiil ehliyetinin bulunduğunu, bu tarihin davacının senedi tanzim ettiği tarihten sonra olduğunu, bu durumda davacının senedin düzenlenme tarihi olan 12/12/2014 tarihi itibarı ile borçlanmasında hiç bir hukuki engelin olmadığının açıkça anlaşıldığını, senedin tanzim tarihinde davacı ile ilgili bir kısıtlama kararı bulunmadığını, icra takip tarihinde de davacı ile ilgili bir kısıtlama kararının bulunmadığını, bu durumda iyiniyetli olan davacının bu iyiniyetinin korunması gerektiğini  istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE : Dava, İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2015/87 Esas sayılı takip dosyasında konu 12.12.2014 tanzim tarihli 150.000,00 TL bedelli keşidecisi muris ... olan bono nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tYerel mahkemece delillerin toplanıldığı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/106906 soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair dosyanın dosya içerisine alındığı, taraflarca gösterilen tanıkların dinlenildiği, sırasıyla Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinden ve Adli Tıp Kurumu 4.İhtisas Kurulu'ndan, dava konusu bononun keşidecisi olan ...'un bononun tanzim tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin heyet raporlarının alındığı,  ATK 4. İhtisas Kurulu'  nun  04/12/2019 tarihli raporunda; \".. Ahmet oğlu, 1940 doğumlu ...’un 11/04/2018, 07/09/2018, 21/08/2019 ve 13/11/2019 tarihlerinde yapılan muayeneleri ve psikometrik değerlendirmeleri sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; fiili ehliyetini müessir ve kişide  şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan “Demansiyel Sendrom” saptandığı, dava dosyasındaki yeni tıbbi belgelerin tüm olarak incelenmesinde, bononun düzenlenme tarihi olan 12/12/2014 tarihinden 2,5 ay önce Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 30/09/2014 tarihli ayaktan hasta hizmet ekstresinde “Esansiyel tremor, Alzheimer Hastalığı, depresif nöbet” ve 02/10/2014 tarihli ilaç kullanım raporunda, \"Alzheimer Hastalığında bunama, Dorezepil 1x1\" şeklinde kayıtlı olduğu, yine işlem tarihinden 4 gün önce 08/12/2014 tarihli İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin \"Tanı: Deliryum, Esansiyel Tremor. İlaçları: Aricept, Mysoline\" reçetesinin mevcut olduğunun görüldüğü, kişide ilgili hastanede tespit edilmiş olan ve demans denilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici özellikleri göz önüne alındığında işlem tarihinde de, bu hastalığın mevcut olduğu, kişinin işlem tarihinde menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olamayacağı, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak tek başına eylem ve işlemlere girişemeyeceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre; ...’un işlem tarihi olan 12/12/2014 tarihinde fiil  ehliyetine haiz olmadığı yönünde tanzim edilen, konusunda uzman altı kişiden oluşan bilirkişi heyetince evvelce alınan tüm raporlar ve müteveffaya dair tedavi evrakları ayrı ayrı irdelenerek alınan heyet raporunun hükme esas almaya elverişli ve yeterli mahiyette tanzim kılındığı değerlendirilmekle mahkemece iş bu raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davacıların murisleri olan ...'unda mahkemece kaar verilmesinden sonra 18.08.2021 tarihinde vefat ederek dosyaya sunulan mirasçılık belgesinden geriye mirasçıları olarak eşi ... ile çocukları ..., ..., ..., ...'nun kaldığı, muris mirasçılarının karardan sonra kendilerine vekil tayin ederek mirasçılara ait vekaletnamenin davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilmiş olduğu görülmüştür. <br>\t Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan ATK 4.İhtisas Kurulu raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 10.246,50-TL'den peşin alınan  2.565,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 7.681,50-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12.06.2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"97bf328efc041917","SID":"1ba6b2a2f0445f72"}}