{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1237 <br>KARAR NO: 2024/1050<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 11/06/2021<br>NUMARASI: 2021/335 E. - 2021/103 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili (...) derneğinin 2017 yılında ... değerlerinin tanıtılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmayı hedefleyen bir sivil toplum kuruluşu olarak kurulmuş olup, davalının da derneğin kuruluşunda yer alan üyeler arasında olduğunu, davalının 13/05/2019 tarihinde müvekkili olan dernekten istifa ettiğini, ... ibareli markayı kendi adına 27/08/2020 tarihinde tescil ettirdiğini, dava konusu markanın asli unsurunun ... olması sebebiyle yazılım ve anlamsal benzerliği nedeniyle ayırt edilemeyecek derecede müvekkili dernek ismi ile benzer olduğunu, davalının müvekkili derneği zarara uğratmak adına kötüniyetli olarak ... markasını tescil ettirdiğini, dava konusu markanın kötüniyetli tescil edilmiş olması dolayısıyla dava konusu markanın terkini ile markaya tecavüzün tespiti, ref'i, tecavüzün önlenmesi ve maddi zararın bilirkişilerce tespit edilecek maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı dernek isminin baş harfleri kısaltmasının ... olması sebebiyle davacı tarafın dava konusu isim ile ilgili olarak dernek ismi iddiasının kabul edilemez olduğunu, davacı tarafın dernek olması sebebiyle ticari faaliyetinin olmadığını, bu bağlamda ticari bir marka değeri olmayan kelimenin hizmet sektörü için bir başkası tarafından tescil edilmesinin markaya tecavüz teşkil etmeyeceğini, dava konusu marka ibaresinin davacı tarafından ticari bir marka olarak kullanılmaması ve 5 yıllık bir sürede aktif olarak kullanılmaması sebebiyle huzurdaki davanın konusunun olmayacağını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne,Davacının hükümsüzlük davasının kabulü ile, davalıya ait 2019/120600 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, Davacının marka hakkına tecavüz ve tazminat davasının reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın dava dilekçesinde davacı olarak ...' ni gösterdiğini, ancak ... ismini göstermediği gibi ne için kullanıldığını da yazmadığını, davacının, dava konusu markanın kendileri tarafından tescil edildiğine ilişkin bir beyanda da bulunmadığını, TPE' den incelendiğinde tescil yapılmadığını, dolayısıyla ... ismi üzerinde herhangi bir hak talep edemeyeceği gibi herhangi bir menfaat kaybının da olmayacağını, Davacı tarafın 2017 yılında kurduğu derneğin kısaltma ismi olarak dava konusu ismin kullanıldığı beyan ettiğini, Türk Dil Kurumu'na göre \"Kuruluş, ülke, kitap, dergi ve yön adlarının kısaltmalarının her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılacağını, davacı tarafın derneğin ismine bakıldığında kelimelerin baş harfleri gibi görünse de tam olarak öyle olmadığını, derneğin isminin kelimelerinin baş harflerinden oluşmuş olsaydı ... olması gerektiğini, bu sebeple de davacı tarafın dava konusu isim ile ilgili olarak dernek ismi iddiasının kabul edilemeyeceğini,Davacı tarafın bir dernek olduğunu, ticari faaliyeti olmadığını, derneğin isminin ... olduğunu söylemelerine rağmen derneğin isminin dava dilekçesinde de yazdıkları gibi ... olduğunu, ...'ın bir dernek ismi olmadığını, ... derneğin isminin kısaltması olarak kullanılan bir kelime olduğunu, marka olarak kullanılan ticari bir faaliyet markası olmadığını, ticari bir marka değeri olmayan bir kelimenin hizmet sektörü için bir başkası tarafından tescil edilmesinin markaya tecavüz teşkil etmeyeceğini, zira bir tarafta gönüllülük esasına dayalı bir dernek ve bir tarafta ticari bir hizmet için kullanılacak bir marka bulunduğunu,Davacı derneğin bir sivil toplum kuruluşu olduğunu, açılışından sonra herhangi bir sosyal proje yapmadığını, sadece sosyal medya üzerinden anonim resimler  ve videolar paylaşarak beğeni ve takipçi kazanma gayretinde olan bir dernek görüntüsü verdiğini, dolayısıyla derneğin aktif olarak faaliyet yapan bir dernek olarak görünmediğini ve ayrıca dava konusu isimin derneğin kendi internet sitesinde de yazdığı gibi ticari marka değil, sivil toplum kuruluşu olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüz ve tazminat talebine yönelik olup, Mahkemece, dava konusu markanın kötüniyetli tescil edildiği gerekçesiyle hükümsüzlüğüne yönelik olarak verilen hüküm, yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yanca istinaf edilmiştir.TPMK kayıtlarına göre, ... tescil numaralı ... ibareli markanın, 41. Sınıfta davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.Toplanan delillere göre; davalının davacı dernekte görev aldığı, 13.05.2019 tarihli, ''... DERNEĞİ YÖNETİM KURULUNA\" hitaben yazdığı dilekçede görevlerinden istifa ettiğini beyan ettiği, dava konusu markanın ise, davalı dernekten ayrıldıktan sonra 27.08.2020 tarihinde gerçekleştiği, her ne kadar bilirkişi raporunda, dosyaya sunulan görsellerde ''...'' ibaresinin hangi tarihten itibaren ve yoğun, devamlı kullanıldığının anlaşılamadığı, ilgili görüntülerin hangi tarihlerde kayıt altına alındığının, görüntülerde yer alan faaliyetlerin içeriklerinin neler olduğunun tespitinin mümkün olmadığı yönünde tespite varılmış ise de; İstanbul Valiliği'ne sunulduğu anlaşılan dava konusu ''...'' ibaresini ihtiva eden antetli kağıda bastırılmış olan; ''...Dünya barışının Kudus'ten yükseleceğine olan inançla 2017 tarihinde ... İle hep birlikte ... ( ... )'in temellerini attık. ... ( ... ) Kudüs kültürü ve İslam kültür ve ... olarak 28 Ocak 2019'dan itibaren Kudüs bağlamında kadınlara destek olmak amacıyla “...” adıyla....'' şeklindeki yazı ile Valilik makamından randevu talep edildiği, yine davalı yanın 13.05.2019 tarihli istifa dilekçesini ... DERNEĞİ YÖNETİM KURULUNA hitaben yazdığı, dolayısıyla davalının davacı dernekte görevli olduğu zamanlarda, ... ibaresinin dernek tarafından kullanıldığını bildiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle söz konusu markayı kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğu, bu durumun SMK'nun 25.maddesi anlamında bir hükümsüzlük nedeni olduğu, dolayısıyla Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/06/2021 tarih ve 2021/335 E. 2021/103 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9038fa117ffcb3be","SID":"9c609e63bf9dff21"}}