{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1148 <br>KARAR NO: 2024/893<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 27/04/2021<br>NUMARASI: 2019/184 E. - 2021/74 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)|Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalının müvekkili adına tescilli ... markaları üzerindeki tescilsiz, izinsiz ve hukuka aykırı kullanımı ile yarattığı marka hakkına tecavüz  ve haksız rekabetin tespiti, men’i, ref i talepleri ile 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151.maddesi (4) fıkrası gereği hesaplanacak yoksun kalınan kazancın arttırımını talep etme ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının TPMK nezdinde tescilli ... no ile tescilli ...  markasının müvekkilinin ... markalarına iltibas yaratması nedeniyle markanın tanınmışlığı, kötü niyet vs. ilgili sebeplerle hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, davalıya ait .... alan adının müvekkilinin ... ibareli markalarına yarattığı iltibas müvekkil markalarının tanınmışlığı, kötü niyet vs. ilgili sebeplerle iptalini ve sicilden terkinini, davalının https://.../... uzantılı \"...\" isimli ... hesabına, https://.../... uzantılı \"...\" isimli twitter hesabına ve https://.../.../... uzantılı \"...\" adlı instegram hesabına ve  3.kişiye  ait; http://.../firma/...  adresindeki  davalıya ait tanıtım videosunun erişime engellenmesini, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.159 ve HMK. M.389 gereğince ... ve ... şekil markalarına ilişkin haksız ve hukuka aykırı kullanımın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, ... markası bulunan ambalaj, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela vs. diğer unsurların basılı evrak, fatura ve benzeri her tür ticari evraka el konulmasını ve imhasını talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili ... Tic. Ltd. Şti.’ye ait “...” ibareli marka tescili ile davacı şirkete ait marka tescilleri arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını, davacı firmanın iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, somut uyuşmazlık bakımından marka tecavüzü teşkil eden bir eylem olmadığını, müvekkili firma tarafından davacı şirket markalı araçlara özel oto tamir servisi olarak hizmeti vermesinin haksız rekabet teşkil eden bir yönü bulunmadığını, söz konusu durumun bir ticari işbirliği olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ana sözleşmesinde belirtilen konularda faaliyet gösterdiğini, müvekkili firma tarafından açıkça “...” olduğu hususunun belirtildiğini, müvekkili firmanın yetkili firma izlenimi yaratmadığını, müvekkili şirkete ait “...” markası ile davacı firmaya ait “...” markası arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını, 18/03/2019 tarihli bilirkişi raporunun eksik ve hatalı inceleme sonucunda tanzim edildiğini, müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği Bostancı Oto Sanayi sitesindeki işletmesinin yetki belgesi bulunduğunu, söz konusu yetkiye rağmen müvekkili firmanın hiçbir platformda “YETKİLİ SERVİS” ibaresini kullanmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"  İstanbul 1. FSHM. nin 2019/49 esas 2019/187 sayılı kararı ile mahkememize tevdi edildiği, dava açılmadan önce davacı şirket tarafından İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/23 d.iş sayılı dosyası ile davalıya ait olduğu iddia edilen internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, yine istanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/49 esas sayılı dosyasından da ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi heyetince verilen 18/03/2019 tarihli raporda davalı şirketin  ... ibaresini kullanmak sureti ile marka hakkına tecavüzde bulunulduğu yönünde görüş bildirildiği, bunun üzerine mahkememizce 25/06/2019 tarihli ara karar ile davalı tarafından  ... ibarelerinin kullanılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği, mahkememizce TPMk kayıtları Ticari Sicil kayıtları, taraflarca bildirilen deliller toplandıktan sonra dosyanın davalıya ait internet siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden yeniden inceleme yapılmak üzere bilgisayar mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, anılan bilirkişi raporunda davalı şirket ve  ... ibaresinin ve  ... logosunun tek başına kullanılarak paylaşımlar yapılıp  ...  araçlarına ait görsellerin paylaşıldığı,  bu durumun karışıklığa sebebiyet vereceği şeklinde görüş bildirildiği. Bunun üzerine mahkememizin 04/10/2019 tarihli ara kararı ile ek tedbir kararı verildiği, daha sonra tüm deliller toplandıktan sonra davalı beyanlarının ve delilleri de değerlendirilecek şekilde dosyanın konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyetince sunulan 19/10/2020 tarihli raporda; davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, markalar arasında benzerlik olmadığı için hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, yönünde görüş bildirdikleri. Bu şekilde tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde öncelikle hükümsüzlük iddiası yönünde  davacı şirketin TPMK nezdinde ... numaralı tanınmış  ... markasının ve yine  ...  esas unsurlu çok sayıda tescilli markanın sahibi olduğu. Davalı şirketin ise davaya  konu ... numaralı ... markasının 35 ve 37. Sınıflarda tescilli olduğu, markalar arasında iltibas yönünden yapılan değerlendirmede,  davacı markasında yer alan .. ibaresinin tanımlayıcı olması nedeni ile ayırd edicilinin bulunmadığı bu nedenle  ... ve ... ibareleri yönünden yapılan karşılaştırmada, her iki ibarenin de ... hecesi ile başladığı, fakat davalı markasında yer alan ... kelimesi  İngilizce de Şehir anlamına gelse de ... hecesi ile birleşince markaya ayırd edicilik kattığı, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bilirkişi  heyetince de belirtildiği üzere benzer olmadığı  yönünde kanaate ulaşıldığı, taraf markalarının benzer olmadığı yönünde kanaate ulaşıldığı için diğer hükümsüzlük sebepleri bakımından inceleme yapılmadığı, şöyle ki benzer olmayan markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığından hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı, şöyle ki bilirkişi heyeti içerisinde yer alan Otomotiv sektörü bilirkişinin taraf markaları arasında benzerlik olmadığı yönündeki değerlendirmesinin bilirkişinin sektör bilirkişisi ve konusunda ehil olması nedeni ile mahkememizce hükme esas alındığı bu şekilde hükümsüzlük yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, marka hakkına tecavüz yönünden ise gerek İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/23 d.iş sayılı dosyasında yapılan tespit gerek İstanbul 1.FSHM.'de yaptırılan inceleme ve aldırılan 18/03/2019 tarihli bilirkişi raporu ve Mahkememizce aldırılan 02/10/2019 tarihli bilirkişi raporu gerekse esasa ilişkin aldırılan 19/10/2020 tarihli bilirkişi  raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerde davalının ... alan adı internet sitesinde ...  servisi ibaresini kullandığı, yine servis tabelası üzerinde ... markası ve ... logosunun kullanıldığı, ... hesabında  ... ve  ...  SERVİS kelimelerinin anahtar arama kelimesi olarak kullanıldığı ... ibaresinin yer almadığı, yine ... hesabında da ..., ... ibarelerinin kullanıldığı, yine davalının iş yerinde yapılan inceleme ve tespitlerde de  ... ibareli  markaların tek başına tescilli markasından uzaklaşacak şekilde kullandığı davalının  tüm bu kullanımları bir arada değerlendirildiğinde, bu kullanımların SMK.nın 7/5 kapsamında kalıp kalmayacağı yönünden yapılan değerlendirmede, yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, otomobil bakım ve tamir hizmeti veren firmaların araç markasının logosunun hakim unsur olarak kullanılmasının hukuka aykırı bir kullanım olduğunun belirtildiği, davalı kullanımlarında  ... markasının büyük şekilde hakim unsur olarak yazılıp kullanıldığı bu hali ile davalı şirketin davacı şirketin yetkili servisiymiş izlenimi uyandırdığı, yine bilirkişi raporları  ile de tespit edildiği üzere davalıya ait  www...com.tr sitesinde ve ... ve ... hesaplarında da ... markası ve logosunun ... marka araçların davalı şirkete ait tescilli marka kullanılmaksızın tek başlarına kullanıldığı gibi davalı adına tescilli ... ÖZEL SERVİSİ markası ile birlikte kullanıldığı kısımlarda ise ... marka ve logosunun hakim unsur olarak kullanıldığının tespit edildiği, davalının bu kullanımlarının SMK.nın 29. Maddesinde yer alan marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalının bu eylemlerinin aynı zamanda davacı markasının tanınmışlığından faydalanmaya yönelik yetkili servisi izlenimi uyandıracak şekilde haksız kazanç elde etmeye yönelik haksız rekabet teşkil ettiği de anlaşıldığından marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ise de; davacının bir kısım taleplerinin marka hakkına tecavüzün sonuçlarının kaldırılması bakımından Mahkememizce uygunu görülmediği,\" gerekçeleriyle, Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile,  Hükümsüzlük talebi yönünden davanın reddine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden davanın kısmen kabulü  ile; davalının ... Markasını tek başına veya hakim unsur olarak veya ...  özel servisi ve ... servisi kullanmasının davacının .. markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalı tarafından tek başına veya hakim unsuru olarak ... markasının kullanıldığı kart vizitler, ambalajlar, ilan, reklam broşürü, kataloğ. Tabela vs. Her türlü ticari emtia ve malzemeye el konulmasına, karar kesinleştiğinde imhasına, davalının ... markasını tek başına veya hakim unsuru olarak veya ... Özel Servisi ve ... Servisi şeklinde kullanmasının her türlü internet ve sosyal medya ortamında yasaklanmasına, Davalının www.instagram.com... uzantılı instagram hesabına Erişimin Engellenmesine, davalının www...com.tr alan adının iptaline yönelik talebin REDDİNE, sair taleplerin REDDİNE, karar verilmiştir. <br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan 19.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalının davaya konu markasal kullanımlarının müvekkili aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete yol açtığı, bununla birlikte taraf markalarının esas unsurlarının “...” hecesiyle başlamasından kaynaklı olarak markalar arasında ortak yön bulunsa da bütün itibariyle ... ve ... markaları arasında benzer olmadığı ve doğrudan karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı ve taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı kanaatine varıldığını, mahkeme rapora dayanarak  davaya konu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet taleplerinin kısmen kabulüne karar verdiğini, markanın hükümsüzlüğü ve alan adı ile ticaret unvanının iptali taleplerini reddettiğini, kararın gerekçesinde davalının “...” şeklindeki kullanımlarında tespiti ışığında müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete yol açtığına dair açıklamalara yer verildiğini, kararda dava konusu “...”  markasının müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete yol açtığına dair hiçbir değerlendirme veya kanaate yer verilmediğini, tecavüz taleplerinin kısmen kabulünün çelişkili bir şekilde verildiğini, dava  konusu hükümsüzlük ve iptal taleplerinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin “... şekil” markalarının aleni bir şekilde tahrif edilen hali ilgili logolar üzerindeki kullanımlara ilişkin mahkemece herhangi bir hükme varılmaması kararın içerik yönünden eksik kalmasına sebebiyet verdiğini, davalının belirtilen markasal kullanımlarına dair hiçbir spesifik açıklamaya yer verilmemesi, ilgili kullanımların da müvekkilin marka haklarını ihlal ettiğinin mahkemece kabul edilip edilmemesi, şüpheye yol açtığını,  Anayasa'nın 36. maddesi ve AİHS'in 6. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında ve Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılması gerektiğinin yer aldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen  kararlarda da gerekçeli hükmün açık, anlaşılır, çelişkisiz ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde tanzim edilmesinin zorunlu olduğunun vurgulandığını,  emsal kararlar uyarınca, kararın kısa karara uyumlu şekilde ve şüpheye yer vermeyecek açıklıkta tanzim edilmesi gerektiğinden, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet taleplerinin tümden kabulü gerektiğini, davalı lehine iki ayrı vekalete hükmedilmesinin hatalı olduğunu, taraflar lehine hükmedilecek yargılama ücreti davanın tümden veya kısmen kabulüne veya reddine karar verilmesine göre belirlendiğini, davanın kapsamındaki taleplerin çeşidi veya sayısı dikkate alınmaksızın- kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesi halinde davacı ve davalı taraflarca birbirlerine aynı tutarda vekalet ücretinin ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, söz konusu davada marka hakkına tecavüz, haksız rekabet, davalı markasının hükümsüzlüğü ve davalının ticaret unvanı ile alan adının terkini taleplerini içeren tek bir dava açıldığından davanın kısmen reddi yönünden davalı vekiline tek vekalet ücretine takdir edilmesi gerektiğini, davalının tescilsiz, izinsiz, haksız ve hukuka aykırı kullanımı müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinden tümden kabulünün gerektiğini,  davalı adeta yetkili servis izlenimi verir şekilde müvekkili markalarını ve davaya konu ... markasını kullandığını, davalının “...” adlı ... ve ... hesabında, “...” adlı Instagram hesabında, ... sayfasında yer alan https://... hesabındak hukuka aykırı kullanımları yer aldığını, üçüncü kişilere karşı kendi ... Servisi veya ... olarak tanıttığını, tüm bu kullanımların açıkça ortada olmasına rağmen mahkemece davalının sosyal medya hesaplarına erişiminin engellenmesine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının, müvekkilin ... ve markalarını ve ilgili müvekkil markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik teşkil eden ibarelerini tescilsiz olarak kötü niyetli bir şekilde müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin kabulü gerektiğini,  “...” ibaresi, müvekkili markasının ilk hecesi olan “...” ibaresi ile hiçbir ayırt ediciliği bulunmayan “... ibaresinin birleştirilmesi suretiyle oluşturulduğunu, bu husus tüketiciler nezdinde  doğrudan markanın müvekkili ile bağlantılı ve müvekkilinin onayı ile yaratılmış bir  marka olduğu izlenimine neden olduğunu,  müvekkilin “...” markası Türkiye ve dünya çapında yüksek derecede tanınmışlığa ulaştığını, ... kelimesinin sonuna eklenen ... ibaresi markaya hiçbir ayırt edicilik katmadığını, davalı müvekkilinin tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya çalıştığını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, davalı markasının esaslı unsurunun müvekkilinin markasına iltibas derecesinde benzerlik teşkil eden ... olduğunu ve davalının işbu benzer ibareyi müvekkilinin tanınmış ve aktif olduğu 35 ve 37. sınıflardaki hizmetler üzerinde kullandığını, ... markasını müvekkili markasını tahrif ederek kullanan davalının kötü niyetli olduğundan,   davalıya ait “...” esas unsurlu markanın hükümsüzlüğü taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin Türkiye'de binek araçlarının satışı ve satış sonrası hizmetleri için yetkili servislerinin isimlerinin “...” olduğunu ve müvekkilinin pay sahibi ... markalarının sahibi olduğu göz önüne alındığında, davalının iş makinalarının satışı ve satış sonrası hizmetleri alanında “...” markasıyla faaliyet göstermesinin tüketiciler nezdinde davalının müvekkilinin yetkili servisi izlenimi yaratacağı ve davalı tarafın müvekkil şirketin tanınmışlığından haksız kazanç sağlayacağını,  benzer şekilde müvekkili markasının ilk hecesi olan ... ibaresine farklı bir hece eklenmesi suretiyle oluşturulan ve üçüncü kişi aleyhine İstanbul 1. FSHHM'de açılan davada mahkemece  müvekkilinin tanınmış ... markasının ... unsuruna ... eklenmesi suretiyle oluşturulan ... ibaresinin tüketiciyi yanıltacak  düzeyde müvekkil markaları ile benzer olduğu kabul edildiğini, yine Ankara 3. FSHHM'de açılan davada mahkemece “...” ibaresindeki “V” ibaresinde şekil unsuru bulunsa da bu şekil unsurunun markaya ayırt edicilik katabilecek bir seviyede olmadığının değerlendirilmesi karşısında markaların sektörde belirli bir bilinirliğe ulaşması da göz önüne alındığında markaların bütünsel olarak benzer oldukları kanaatine varıldığını, davalının müvekkille birebir aynı sektörde faaliyet gösteren markalarından haberdar olmamasının olanaksız olduğunu, bilirkişi raporuyla da sabit olan davalı faaliyetlerinin açık bir şekilde kötü niyetli olduğunu,  SMK 6/9'a dayalı hükümsüzlük taleplerinin mahkemece hangi gerekçe ile reddedildiğinin açıklanmadığını, bu yönden de kararın eksik incelemeye dayalı ve hatalı olduğunu,  müvekkili markalarına iltibas düzeyinde benzer ... sayılı “...”  markasına karşı yaptıkları itiraz ile TPMK nezdinden yapılan marka başvurusunun da tümden reddine karar verildiğini,  davaya konu “...” esas unsurlu markaların tescili halinde, 6769 numaralı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1, 6/4, 6/5 ve 6/9 maddelerine ek olarak 6/6 maddesi uyarınca da hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı markasının alan adının iptali taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının kullanımlarının müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin bilirkişi heyetince marka tecavüzünün sübut bulduğunu ,haksız rekabet koşullarının da evleviyetle oluştuğunu, davalının ... esas unsurlu marka tescili, alan adının emsal kararlar uyarınca da sabit olduğundan müvekkili markaları ile iltibas teşkil ettiği ve kötü niyetli olduğu dikkate alınarak istinaf isteminin kabul ile tazminat taleplebinin ve fazlaya ilişkin her türlü hakkının saklı kalmak kaydıyla; mahkeme karanının kaldırılmasını, davanın tümden kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Davacının maddi ve hukuki dayanaktan yoksun tüm talep ve iddialarına  karşı davaya cevap dilekçesi ile açıklama yaptıklarını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de   davacı tarafın iddialarının büyük bir kısmının maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu değerlendirildiğini, bilirkişi raporu denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğunu, davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü çelişkili hüküm itirazının yerinde olmadığını, hükümde çelişkili bir yön bulunmadığını,  otomotiv sektörünün hitap ettiği ortalama tüketici bakımından, dava konusu markaları kullanan işletmeler arasında bağ kurmasının mümkün görülmediğini ve somut ve dolaylı olarak karıştırılma ihtimali bulunmadığını,  davacının SMK. nun 6/4-5-6. maddesine göre gerekli inceleme yapılmadığı, bu hükümler karşısında markanın hükümsüzlügüne karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazlarının da maddi ve hukuki bir dayanağı bulunmadığını, davacının vekalet ücretine yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığını, her bir talep için ayrı ayrı verilen kararda, reddedilen talepler bakımından ayrı ücret takdirinin doğru olduğunu, markanın hükümsüzlüğü talebi için ayrı, alan adı ve sosyal medya hesaplarının kapatılması talebi için ayrı avukatlık ücreti takdirinde usule uygun olduğunu, dava sırasında verilen ihtiyati tedbir kararı davacı firma tarafından icra marifeti ile uygulandığını ve davacı firma marka ve logolarının, davalı şirkete ait tabela, kartvizit, fatura, makbuz ve belirtilen internet ortamlarında HAKİM unsur olarak kullanması engellendiğini ve tüm aykırı kullanımlara son verildiğini, uygulanan tedbir kararı sonucu haksız rekabet teşkil edecek bir faaliyet kalmadığını, mahkemenin kısmen kabul kararı yerine konusuz kalan dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, istinaf isteminin kabulü ile davacının istinaf isteminin reddini, kısmen kabul karanının kaldırılarak haksız rekabet ve buna bağlı diğer talepler bakımından konusuz kalan dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derce mahkemesince verilen kararda; vekalet ücretlerine dair (9) ve (10) no.lu kararlar ile kararın redde konu kısımlarının kaldırılmasını ve işbu davanın tümden kabulüne karar verilmesi talepli sunmuş oldukları istinaf dilekçelerine karşı; davalı tarafın istinafa cevap/istinaf dilekçesinde, yargılama sırasında alınan 19.10.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu ile de iddiaların değerlendirmeye alınmış olduğu ve ilgili bilirkişi kararının hükme esas alınarak kararın verilmiş olduğu belirtilmiş olmakla birlikte, işbu argümanların gerçeği yansıtmadığını, davalı yanın istinafa cevap/istinaf dilekçesinde atıfta bulunduğu 19.04.2019 tarihli cevap dilekçesinde sunulan bilgi ve belgelerin tamamen gerçeğe aykırı olup, işbu dava kapsamında dikkate alınmaması gerektiğini, bu hususlar ışığına davalının istinaf talepleri tamamen temelsiz ve hukuka aykırı olduğu, istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davalıya ait ... tescil nolu ... Özel Servis markasının hükümsüzlüğü ile terkini, davalının kullanımının  davacının ... ibareli markalarına yönelik tecavüz ve haksız rekabet oluşturulduğunun tespiti, durdurulması meni, refi, davalının www...com.tr. Alan adının iptali davasıdır.Davacı tarafından müvekkiline ait tescilli markaları ile iltibas teşkil edecek şekilde davalı iş yerinde, web sitelerinde, sosyal medya hesaplarında izinsiz olarak kullanıldığını, kendisini ..., ..., ... şeklinde tanıtarak müvekkili ile bağlantılıymış gibi izlenim verdiğini, davaya konu ... sayılı ... marka tesciline ve bu tescile konu kullanımlarını müvekkili aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete yol açtığının tespitine, önlenmesine, davalıya ait ... alan adına müvekkilinin markalarının yarattığı ihbas müvekkil markalarının tanınmışlığı, kötü niyet ve sair sebeplerle iptalini ve alan adının sicilden terkinini bu hesaplara erişimin engellenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/23 D.İş dosyasında tespit yapıldığı 06/03/2018 tarihli bilgi teknolojileri uzmanı tarafından düzenlenen raporda; tespiti istenen web sayfalarında \"...\" ve \"... İşaret\" markalarının kullanıldığı belirtilmiştir.  02/10/2019 tarihli bilgisayar mühendisine ait bilirkişi raporunda; internet sitesi üzerinden yapılan incelemeler bütünlük oluşturacak şekilde değerlendirildiğinde, internet sitesi içerisinde direkt ... marka kelimesi ve ... logosu kullanılarak tasarım yapılmadığı, bununla birlikte yukarıda detaylı olarak izah edilen konumlarda yapılan paylaşımlar ve ... araçlara ait görsellerin paylaşılması ile internet sitesinin ve sosyal medya hesaplarının son kullanıcılar üzerinde ... marka araçlara hizmet veren bir teknik servis olarak faaliyet gösterdiği algısına sebep olacağı ve ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceği belirtilmiştir. 18/03/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davalı tarafa ait internet sitesinde, davacı şirkete ait tanı imiş tescilli “...” ibareli markaların kullanıldığı, davalı internet sitesinden yönlendirme yapılan Facebook, İnstagram ve Twitter sosyal medya mecralarında da “...” ibaresinin ve tescilli ... markalarının kullanıldığı, davalıya ait işyerinde yapılan inceleme ile yapılan fotoğralama işlemi neticesinde elde edilen görsellerdende görülebileceği üzere davalının iş yerinde tabela, kartvizit, makbuz vs. Evraklarda \"...\" ibaresini kullandığı, davalı tarafin, davacı markasını herhangi bir sözleşmesel ilişkiye dayanmaksızın birebir olarak hem internet sitelerinde hem de işyerinde kullandığı, davalı tarafın her ne kadar \"...” ibareli markı tesciline sahip olsa işyerindeki tabelalarda tanıtım afişlerinde, tahsilat makbuzlarında, duvarlarda bulunan görsellerde, kartvizitlerde tescilli markasını değil davacıya ait “...\" İbaresini kullandığı, Davalı ve davacı tarafların faaliyet alanlarının aynı olması nedeni ile bu durumun ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceği, davalı tarafın tescilli markasından uzaklaşarak, davacı tarafa ait Tanınmış “...\" markasını kullanmasının, davacı tarafın marka tescilinden doğan paklarına tecavüz teşkil edeceği belirtilmiştir.   19/10/2020 tarihli sektör bilirkişisi bilişim uzmanı Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku Öğretim Üyesi tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporunda; Yargıtay kararlarına göre, servis hizmeti veren bir işletmenin kendi işletme adını hakim unsur şekilde yazmak koşuluyla, işyerinde belirtilen markalı araçlara hizmet verildiğini göstermek bakımından marka sahibinin iznine gerek olmadan ilgili markayı kullanabileceği, bu çerçevede davalının, davacının ... markasını tali unsur olarak kullanmasının SMK m.7/5 kapsamında hukuka uygun bir kullanım olarak kabul edileceği, fakat davalının, internet sitesinde, tahsilat makbuzlarında ve kartvizitlerde, davacının ... markasını tali unsur olarak değil hakim unsur olarak kullandığı, bu nedenle anılan kullanımların SMK m.29 uyarınca marka hakkına tecavüz olarak değerlendirileceği,Taraf markalarının esas unsurlarının “...” hecesiyle başlamasından kaynaklı olarak markalar arasında ortak yön bulunsa da markalardaki diğer ögelerin markaların benzer olarak algılanmasını engellediği yani taraf markalarının bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin benzer olmadığı, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığından, somut olayda doğrudan karıştırılma ihtimalinin koşullarının oluşmadığı, Taraf markalarının esas unsurlarının “...” hecesiyle başlamasından kaynaklı olarak, ortalama tüketicinin, markaları kullanan firmalar arasında işletmesel/organik bağ kurup kurmayacağının tartışmaya açık bir konu olduğu, heyetimiz üyesi otomotiv sektöründen bilirkişi Sn. ...’in değerlendirmesine göre, otomotiv sektörünün hitap ettiği ortalama tüketicinin, dava konusu markaları kullanan işletmeler arasında bağ kurmasının mümkün görülmediği, bu nedenle somut olayda dolaylı karıştırılma ihtimalinden de söz edilemeyeceği, SMK m.6/5 hükmü kapsamında markanın sulandırılması tehlikesinin varlığı nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilmesi için, hükümsüzlüğü istenilen markanın, Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka ile aynı veya benzer olması gerektiği, somut olayda taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı mütalaa edildiğinden, SMK m.6/5 hükmü uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği belirtilmiştir.Mahkemece markanın hükümsüzlük talebinin reddine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, işbu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Somut olayda davalının internet sitesinde tahsilat makbuzlarında ve kartvizitlerde ... markasını tali unsur olarak değil, hakim unsur olarak kullandığı, bu şekilde kullanımların 6769 sayılı SMK'nın 29. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz olduğu, markaya tecavüz ve haksız rekabet yönünden davanın sübut bulduğu, markanın hükümsüzlüğü yönünden taraf markalarının \"...\" hecesi ile başlaması ortak ise de, markalardaki diğer ögeler markaların benzer olarak algılanmasını engellediği,  otomotiv sektörünün hitap ettiği ortalama tüketicinin dava konusu markaları kullanan işletmeler arasında bağ kurmasının mümkün olmadığı, otomotiv bilirkişisi tarafından değerlendirildiği, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, markalar arasında benzerlik bulunmadığının da gözetildiğinde markanın hükümsüzlüğü davasına karşı reddine verilen kararın dosya kapsamına uygundur. Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkeme kararının 9 ve 10 numaralı kararlarını vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılarak davalı lehine tek vekalet ücretinin hükmedilmesini ve 3 numaralı taleplerinin yerinde görülmemesi halinde vekalet ücretine ilişkin 8 numaralı kararın kaldırılarak müvekkil lehine ayrı ayrı vekalet ücreti hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı vekilinin reddedilen hükümsüzlük davası üzerinden ve alan adının iptali ve sosyal medya hesaplarının kapatılması talepleri yönünden, her bir davanın bağımsız dava niteliğinde olması nedeniyle ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi hukuken yerindedir. Davalı vekili istinafında; dava sırasında verilen ihtiyati tedbir kararının davacı firma tarafından icra marifeti ile uygulattırıldığı, davacı firma marka ve logolarının davalı şirkete ait tabela, kartvizit, fatura ve belirtilen internet ortamlarında hakim unsur olarak kullanılmasının engellendiği, aykırı kullanımlara son verildiği, bu nedenle haksız rekabet teşkil edecek hiçbir faaliyetin kalmadığı, davanın konusuz kaldığını ileri sürmüş ise de; mahkemece verilen tedbir kararının uygulanması sebebiyle dava konusuz kalamayacağından, davalının bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/04/2021 tarih ve 2019/184 E., 2021/74 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından yapılan istinaf taleplerinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı ve davacı taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerine bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ec4145395269653","SID":"630e1fd337b4b008"}}