{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t:2023/680 Esas<br>KARAR NO:2024/411<br><br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ:25/10/2023<br>KARAR TARİHİ:03/06/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 17/12/2011 tarihinde davalının sigortalısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucunda yaralandığını, davacının davalı tarafından düzenlenen ZMMS poliçesi kapsamında davalının teminatında olan tazminatın ödenmesi için  davalıya, Sigortacılık Kanunu Madde 97 gereği başvuruda bulunulduğunu ancak davalı sigorta şirketinin bu başvuruları doğrultusunda davacıya ödeme yapması gerekirken haksız ve hukuka aykırı gerekçeler ile ödeme yapmayarak davacıyı mağdur ettiğini ve davacının mağduriyetinin giderilmesi için 14/08/2018 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru yapıldığını, 2018.E... başvuru numarası ile işlemleme alınarak hakem heyetine dosyanın tevdi edildiğini, 12/01/2019 tarihinde başvurularının  kabulü ile davacıya 137.974 TL ödenmesine karar verildiğini, davalının itiraz ettiğini, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kabul  edilerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırarak usulden ret karar verdiğini, iş bu kararın davacı tarafça temyiz edildiğini ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nce itirazlarının kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verildiğini, bunun üzerine dosyanın itiraz hakem heyetine tevdi edildiğini ve itiraz hakem heyetince Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının sadece vekalet ücretini düzelterek karar verdiğini, bu kararda davacının tazminat talebinin sigorta şirketine başvuru yapıldığı andan itibaren davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak ödenmediğini gösterdiğini, akabinde davalı ile sulh olunarak davadan feragat edildiğini ve davacının hak etmiş olduğu tazminatın asıl alacak ve ferileri ile birlikte 07/12/2022 tarihinde ödendiğini, taraflarınca  başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas nolu icra dosyasındanda feragat edildiğini,  davalının temerrüde düştüğü tarih olan 06/08/2018 tarihinden ödeme yaptığı 07/12/2022 tarihine kadar geçen sürede yıllık % 9 yasal faiz ile ödediğini, davalı tarafından her ne kadar davacının alacağı olan tazminatın  yıllık % 9 faiz ile ödenmiş ise de 06/08/2018-07/12/2022 tarihinde merkez bankası verilerine göre hesaplanan enflasyon oranının; % 206,93 olduğunu,  Enflasyon oranı dikkate alındığında yıllık % 9 yasal faiz ile davacıya ödenmiş olan paranın/tazminatın enflasoyon karşısısında değer kaybetmesi nedeni ile işbu yasal faiz ile karşılanamayacak şekilde mağdur edildiğini, davalının davacıya temerrüd tarihinde ödeme yapmaması nedeni ile Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda Anayasa Mahkemesi kapsamında mülkiyet hakkı ihlal edilmiş olup yargıtay  kararları ve borçlar kanunu madde 105 kapsamında davalının sebebiyet verdiği mülkiyet hakkı ihlali kapsamında olan paranın değer kaybetmesi nedeni ile davalının işbu faizi aşan aşkın (munzam) zararınında karşılanması gerektiğini,  davalının, davacının  temerrüt faizinin, enflasyon nedeni ile paranın ödeme tarihi ile kat be kat Merkez Bankası verilerine göre % 206,93 enflasyon karşısında paranın değer kaybetmesinden ötürü temerrüd faizi ile karşılanamayan zararından davalının sorumlu olduğunu, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları doğrultusunda davalının temerrüde düştüğü tarih olan 06/08/2018 tarihi ile 08/12/2022 ödeme tarihi olan işbu sürelerde dikkate alındığında; 06/08/2018 tarihi ile 07/12/2022 tarihi arasında % 206,93 Enflasyon artışı, 06/08/2018 tarihinde 1 dolar 5.1150 TL;  07/12/2022 tarihinde ise 1 dolar 18.6420 arasında % 264 TL kur arttışı , 06/08/2018 tarihinde 1 Euro 5.9120 TL;   07/12/2022 tarihinde ise 1 Euro 19.5820 arasında % 231 TL kur arttışı, 2018 Yılında brüt asgari ücret 2.029,50 TL olduğu 2022 yılı Aralık ayında da 5.004 TL olduğu görüldüğünde % 146 artış olduğu, diğer yatırım araçlarından olan 06/08/2018 tarihinde 1 THY hissesinin 17 TL olduğu; 07/12/2022 tarihinde ise 135,80 TL olup % 698 arttığının taraflarınca tespit edildiğini, bunların dışında menkul,gayrimenkullerde meydana gelen diğer artış oranlarında da ilgili resmi-özel kurumlardan tespit edilmesi gerektiğini,  davacının ise 06/08/2018 tarihi ile 07/12/2022 tarihleri arasında yıllık % 9 faizden yaklaşık olarak % 38 yasal faiz ödendiğini, bu durumda da ülkede meydana gelen yüksek enflasyon dikkate alındığında paranın değer kaybından dolayı yasal faiz ile karşılanamayan aşkın (munzam) zararı olduğunun aşikar olduğunu, Arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını belirterek haklı davanın kabulü ile paranın değer kaybının yasal faiz ile karşılanmayan aşkın (munzam) zarar alacağı miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğunda arttırılmak üzere; şimdilik 100 TL aşkın (munzam) zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  ikrar anlamına gelmemekle birlikte munzam zarar talep edilmesinin şartlarından birinin de borçlunun kusurlu olması olduğunu, davalı şirketin kusuru bulunmamakta ve davacıyı zarara uğratmak maksadı ile ödeme yapılmadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını,  ayrıca  davalı şirketin davacının tüm hak ve alacaklarını ödemiş olduğundan temerrüde düşmediğini, davacı tarafından, davalının ödemesi, herhangi bir faiz talebi dahi talep edilmeksizin ve ihtirazi kayıtsız kabul edilmiş ve davalının ibra edilmiş olmakla, davacı şirketin talebinin, iyi niyetle açıklanmamayan, haksız ve mesnetsiz bir talep olduğunu, munzam zarar poliçe teminatı kapsamında olmadığını,  işbu talebin sigorta prensiplerine aykırılık teşkil ettiğini, munzam zararın şartlarının oluşmamış olup hukuk ve yasaya aykırı davacı taleplerinin reddi gerektiğini, davacının temerrüt faizini aşan zararının bulunmadığını, davacının iddia etmiş olduğu faizi aşan zararını somut deliller ile, kesin ve açık şekilde ispat etmesi gerektiğini, genel olgular ile farazi şekilde iddia edilen aşın zararın, kabulünün mümkün olmadığı yargıtay kararları ile sabit olduğunu, enflasyon oranında munzam zararın tazminin talep edilebileceğini kabul etmenin hukuk tekniği bakımından mümkün  olmadığını, aksi kabul hali temerrüt faizini enflasyon oranına çıkarılması anlamına gelecek olup işbu durumun yetki tecavüzüne neden olacağını, davacının salt ekonomik olumsuzluklara dayanarak munzam zarar talebinin mesnetsiz olup davacınının yararlanabileceği tek yasal karinenin temerrüt faizi olduğunu, davacının işbu davaya konu talebinin açıkça zenginleşme yasağına aykırılık teşkil ettiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydı ile, sigorta hukuk prensibi itibari ile, davalı şirketin sorumluluğu mal varlığında riziko anında meydana gelen azalma ile sınırlı olduğunu, izah olunan sebeple \"munzam zarar\" kavramı ile \"sorumluluk sigortası\" kavramı nitelik itibari ile örtüşmediğini, talebin reddedilmesi gerektiğini, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklı meydana gelen zararlardan davalının sorumluluğunun bulunmadığını,  kabul anlamına gelmemek üzere, davalı şirketin teminat limitleri dahilinde ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında tazminattan sorumlu bulunduğundan kusur durumunun adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi tarafından tespitini talep ettiklerini, davacının faiz talebi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ikrar anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketin temerrüte düştüğü kabul edilse dahi, iddia edilen munzam zarar ile temerrüt faizi arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, öncelikle dava dilekçesindeki taleplerin açık ve anlaşılır olması gerektiğini, başvuranın taleplerinin belirsiz alacak davası olarak yöneltilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını,  davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmamış olduğundan, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın trafik kazasından kaynaklanan bir haksız fiil isnadından doğduğu için görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu,  bu sebeple öncelikle görev itirazında bulunduklarını, Arabuluculuk şartının davacı tarafından yerine getirilmediğinden öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın gerek davalı şirket ve gerekse haksız fiil sorumlusu sigortalı hakkında esastan reddine, davalı bakımından munzam zarar talebine dair hiçbir şart gerçekleşmemiş olmakla davanın davalı şirket hakkında esastan reddine, davalı şirketin sigortalısı açısından munzam zarar durumunun gerçekleştiğinin kabulü durumunda ise dava konusu talebin davalı şirketin düzenlediği poliçe teminat kapsamında haricinde kalması sebebiyle davalı şirket hakkında esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER VE GEREKÇE:<br>Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, Sigorta Tahkim Komisyonunun THK-SB.... sayılı dosya sureti, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, ... Bankalar Birliğinden,  BDDK'dan ve ... İstatistik Kurumu Başkanlığı'ndan alınan cevabi yazılar dosyamız içerisine alınmıştır. <br>Davacı vekili,  davacının 17/12/2011 tarihinde davalının sigortalısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucunda yaralandığını, davacının davalı tarafından düzenlenen ZMMS poliçesi kapsamında davalının teminatında olan tazminatın sigorta şirketi tarafından davacıya ödenmemesi üzerine yapılan başvuru sonucunda Sigorta Tahkim Komisyonunun 12/11/2019 tarihinde başvurunun kabulüne ile davacıya 137.974 TL ödenmesine dair karar verildiği,  davalının bu karara itiraz ettiği, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kabul edildiği, kararın kaldırılarak usulden ret kararı verildiği, iş bu kararında bu kerre davacı tarafça temyiz edildiği ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesince itirazın kabulüne karar verilerek İtiraz Hakem Heyeti kararının Bozulmasına karar verildiği, bu kararın İtiraz Hakem Heyetine tevdi edildiği ve heyetçe Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında sadece vekalet ücretini düzelterek karar verdiği, akabinde davalı ile sulh olunarak davadan feragat edildiği ve davacıya hak etmiş olduğu tazminatın asıl alacak ve ferileri ile birlikte 07/12/2022 tarihinde ödediği, taraflarınca .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas nolu icra dosyasındanda feragat edildiği,  davalının temerrüde düştüğü tarih olan 06/08/2018 tarihinden ödeme yaptığı 07/12/2022 tarihine kadar geçen sürede yıllık % 9 yasal faiz ile ödediğini, davalı tarafından her ne kadar davacının alacağı olan tazminatın  yıllık % 9 faiz ile ödenmiş ise de 06/08/2018-07/12/2022 tarihinde merkez bankası verilerine göre hesaplanan enflasyon oranının; % 206,93 olduğu,  Enflasyon oranı dikkate alındığında yıllık % 9 yasal faiz ile davacıya ödenmiş olan paranın/tazminatın enflasoyon karşısısında değer kaybetmesi nedeni ile işbu yasal faiz ile karşılanamayacak şekilde mağdur edildiğini ileri sürmüştür.<br>Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen Aşkın (munzam) zararın tahsili istemine ilişkindir.  <br>Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; <br>Somut olayda, davalı şirket sigortalısı 67 DS 806 plakalı aracın  17/12/2011 tarihinde davacı yayaya çarpması şeklinde vuku bulan kaza olayı ile ilgili olarak davacı tarafça yapılan başvuru sonucunda Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 12.11.2019 tarihli 2019/... K sayılı \"başvurunun kabulü ile, 137.974,-TL'nin 06.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahisili ile davacı Betül Bülbül'e ödenmesine...\"şeklinde karar verdiği, bu karara, davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından; davalının itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulmadan önce mahkemeye başvurulmuş olması nedeniyle talebin usulden reddine\" şeklinde karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 4.HD'nin 2021/11003 E 2022/2671 K sayılı kararıyla \" .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 26/04/2018 tarih, ...sayılı dosyasında  davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması sebebiyle tazminat talebini nihai olarak sonuçlandıracak nitelikte bir karar verilmediği, davacı davanın açılmamış  sayılmasına  dair kararın  kesinleşmesi  sonrası  tazminat  talebini tahkim komisyonu kanalıyla talep etme hakkı da bulunmakta olduğu\" gerekçesiyle  İtiraz Hakem Heyeti kararının  bozulmasına karar verildiği, sigorta şirketi vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti'nin 09.09.2022 -2019/İHK-... sayılı kararıyla \"uyuşmazlık hakem heyeti tarafından verilen  12.11.2019 tarihli 2019/... K sayılı karara ilişkin davalı sigorta şirketi vekilinin itirazının kabulüne, vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine, kararın diğer bentlerinin aynen infazına karar verildiği, davacı tarafından ....İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasıyla 23.01.2019 tarihinde davalı sigorta aleyhine 137.974,00-TL asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 160.115,49-TL üzerinden takip başlatıldığı, davalı sigorta vekili tarafından 29.01.2019 tarihinde borca itiraz edildiği, dosya kapsamında sunulan makbuz, ibraname ve feragatname başlıklı belge ile \"davacının toplam 178.839-TL'nin havalesi ile ... Sigorta A.Ş.'den hiçbir alacağının kalmayacağını, açmış ve açacağımız dava ve icra takipleri ile  işlemiş ve işleyecek faiz  ile fazlaya dair haklarından feragat ettiğinin ...\" beyan ettiğinin anlaşıldığı, 11. 07.10.2022 tarihinde dosya kapak hesabına göre alacağın 247.484,43-TL hesaplandığı, alacaklı vekili Av.Mehmet Murat Toprak tarafından 13.12.2022 tarihinde dosyaya haricen tahsil bildirimi yapıldığı, dosyaya sunulan belgelerden 07.12.2022 tarihinde 171.908,50-TL tutarlı ödeme dekontunun bulunduğu anlaşılmıştır.<br>Somut davada,  öncelikle takip tarihi, ödeme tarihi ve işbu dava konusu yapılan alacak başvurusu ile ilgili olarak arabuluculuk başvuru tarihi ve dava tarihi dikkate alınmak suretiyle TBK 146-154 maddesi hükmü uyarınca davalı tarafın zamanaşımı def'i yönünden itirazının reddine ve yine davalı tarafın görev yönünden, belirsiz alacak davası yönünden ve başvuru şartının yerine getirilmediğine yönelik itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmekle işbu usuli  itirazlarının da reddine karar verilmiştir. <br>Uyuşmazlık, davacının temerrüt faizi ile karşılanamayan zararının bulunup bulunmadığı ve munzam zararın koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı sigortanın  varsa zarardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır.<br>Munzam (aşkın) zarar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.<br>\tDava konusu edilen zararın yasal dayanağını oluşturan Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi hükmüne göre, borcun ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle alacaklı geçmiş günler için öngörülen faizle karşılanamayacak bir zarara uğramış ise, borçlu, geç ödemeden  dolayı kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlamadıkça bu zararı da karşılamak zorundadır. Yasa bu hüküm ile alacaklıya temerrüt faizini aşan zararını borçludan isteme olanağı tanımıştır. Ancak bunun için uğranılan zararın varlığı ve miktarının alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Zarar kanıtlandığı takdirde borçlu, ödemenin geç yapılmasında kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlaması halinde bu zararı ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. O halde, munzam zararın ödenmesi söz konusu olduğunda kusur, bir unsur olarak yer almaktadır. Kısacası, munzam zarar davasında davacı, zararın varlığını ve miktarını; davalı ise, borcun geç ödenmesinde kusurunun olmadığını kanıtlayacaktır.<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.06.1996 gün ve 1996/5-144 esas 1996/503 karar sayılı kararında da değinildiği üzere; bu konuda kanıtlanması gereken, belli paranın gününde ödenmemesinden doğan zarardır. Alacaklı, borcun kendisine geç ödenmesi yüzünden uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını kanıtlamak durumundadır. Doğaldır ki bu zarar paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan olası (muhtemel) kar ya da varsayılan (farzedilen) gelir değildir. Bu zarar davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan somut olgular nedeniyle uğramış olduğu zarardır. Hal böyle olunca davada istenen zararı doğuran somut olayın ve bu nedenle uğranılan zararın kanıtlanması gerektiği açıktır.<br>\tMunzam zararın tazmini için alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak inanılır, kesin ve net bir biçimde kanıtlamak zorundadır. Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. davacının enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olguları değil, şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğünü kanıtlaması gerekir. Aksi halde soyut ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen, genel ekonomik gelişmeler TBK'nın 122. maddesinde sözü edilen munzam zararın tazminini gerektirmez(Yargıtay\t18. Hukuk Dairesi'nin 14.12.2015 Tarih, 2015/5164 E.-18416 K. Sayılı kararı).<br>\tBunun gibi, borçlunun borcunu ödemede temerrüde düşmesi durumunda, alacaklının   başkaca bir hususu kanıtlamadan sadece ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu TBK' nin 122. maddesindeki munzam zararın kanıtı olarak göstermesi ve ekonomik gelişmelerin getirdiği olumsuzluğun gerçek zarar olarak kabulü mümkün değildir. Zira, alacaklının somut olarak herhangi bir zarara uğradığını kanıtlamaksızın salt enflasyon (ya da onun yarattığı diğer olumsuzluklar) oranında bir zarara uğradığının varsayılması, 3095 sayılı Kanunla belirlenen faiz oranlarını mahkeme kararıyla enflasyon oranına çıkaracak niteliktedir. Bu ise mümkün değildir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/11-418 Esas 2012/9874 Karar sayılı ilamı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/11-668 Esas 2007/798 Karar sayılı ilamı).<br>\tBu halde TBK'nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan-munzam zararın, ülkede varlığı kabul edilen  genel ekonomik olumsuzlukların (enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat  faizleri vb. gibi) “malum ve meşhur” olgular olarak kabulü ile değil, bunlar dışında davacının durumuna özgü somut olaylarla kanıtlanması gerekir. Davacı ileri sürdüğü munzam zararını somut olgularla kanıtlamadıkça zarar miktarının saptanması gerçekçi olmayıp varsayımsal kalacaktır.<br>\tSomut olayda davacı taraf, enflasyonun olumsuz etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki  düşüş nedeniyle munzam zararı  oluştuğunu, tahsil edilen yasal faizin alacaklının zararını karşılar nitelikte olmadığını belirterek zararın hesaplanmasını  ileri sürmüş ise de, davacı tarafın iddiası bu haliyle, muhtemel kâr kaybına ve farz edilen gelire ilişkin olup, munzam zarar niteliğinde olmadığı gibi ,soyut iddia olarak  ileri sürülen bu hususlar  somut ispat vasıtası olarak dikkate alınması da mümkün değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/03/2020 tarih, 2019/1237 Esas, 2020/2367 Karar sayılı; 23/01/2018 tarih, 2016/6577 Esas, 2018/556 Karar sayılı; 16/12/2014 tarih, 2014/13210 Esas, 2014/19839 Karar sayılı ilamları). Buna göre zararın ne şekilde oluştuğunu konusunda ispat külfeti üzerinde olan davacının munzam zararın varlığını somut deliler ile ispatlayamadığının kabulü gerekmiş ve davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.(Emsal için bkz.İst.BAM 43 HD 2021/1316 E 2022/403 K sayılı kararı, ... BAM 21 HD'nin 2021/1499 E 2023/1288 K sayılı kararı).<br>HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile alınması gereken 157,75-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,<br>3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi  ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan  tahsili ile Hazine adına gelir kaydına,<br>6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, <br>Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve  HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.  03/06/2024<br><br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br> <br> <br>Hakim ...<br>e-imzalıdır<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e92e21216657ea00","SID":"77ee3d25fbbba3d6"}}