{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                      T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/612 <br>KARAR NO\t: 2024/867<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t:<br>KATİP\t\t:<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/244 E.  -  2022/37 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sahipliğine Dayalı Maddi ve Manevi Tazminat, \t\t\t  Tecavüzün Ref'i <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/01/2022 tarih ve 2020/244 Esas - 2022/37 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2004 yılında ... Kurumu tarafından yayımlanan \"...\" isimli kitabın yazarı olduğunu ve kitap üzerinde FSEK’ten kaynaklanan eser sahipliğinin bulunduğunu, bu eserde müvekkilinin 10. yüzyılda Karahanlılar dönemine ait ilk Kur’an nüshalarından olan ... ... incelediğini ve bunun üzerinde hem detaylı bir çalışma yaparak Türkçe, Arapça ve Farsça dizin oluşturduğunu hem de ilgili eseri Latin harflerine transkript ettiğini, davalı ...’nün ise \"...\" adlı kitabın yazarı olduğunu, diğer davalının da söz konusu eserin yayıncısı bulunduğunu, müvekkilinin, eserinin tamamının veya bir bölümünün herhangi bir şekilde kullanılması hususunda hiçbir kişi ve kuruluşa izin vermediğini, buna rağmen davalı ...'ye ait eserde, müvekkiline ait eserin kopyalanarak, hiçbir değişiklik yapılmadan ve bilimsel atıf kurallarına uyulmadan, FSEK'in 35. maddesinde belirtilen iktibas serbestisini kanunen aşacak şekilde kullanıldığını, müvekkilinin adının sadece eserin başlangıcındaki kaynakça kısmında belirtildiğini, metin içinde müvekkiline hiçbir şekilde atıf yapılmadığını, müvekkilinin bu hususu öğrenmesi üzerine davalı ...’ye ihtarname gönderdiğini ve tecavüzün 7 gün içinde giderilmesinin istenildiğini, ancak bundan sonuç alınamadığını, davalının profesör unvanına sahip olduğunu, dolayısıyla akademik ve kanuni alıntı kurallarını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, müvekkilinin çoğaltma, yayma ve temsil mali hakları ile adın belirtilmesi manevi hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek, FSEK'in 68. maddesi uyarınca 10.000,00 TL telif tazminatı ile 10.000,00 TL manevi tazminatın, haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, tecavüzün refine ve hükmün ilanına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalılar vekili, davacının 2012 tarihinde yayınlanan \"... ...\" adlı makalesinde belirtildiği üzere Farsça ilk Kur’an çevirisini de içermesiyle ... nüshasının, Kur’an tercümeleri arasında özel bir yere sahip olduğunu, Türk'ler açısından çok önemli bir yere sahip olan nüshanın yazım tarihi ve yazarının tam olarak bilinmediğini, eserin anonim nitelikte olduğunu ve tüm insanların kullanımına açık bulunduğunu, davaya konu taleplerin dayanağı olan davacıya ait eserin 2004 yılında Türk Dil Kurumu tarafından yayımlandığını, Türk Dil Kurumu tarafından basılan ve artık Türk Milletine ait olan bu tür eserlerden başka bilim insanlarının kendi eserlerinde faydalanmalarının doğal olduğunu, ayrıca ... Nüshası’nın ana kaynak statüsünde ve anonim nitelikte bulunduğunu, müvekkilinin kitabında, davacıya ait eserin 3-156. sayfaları arasında yer alan Kur’anı Kerim’in metin kısmından yararlanıldığını, bu kısımlar için her bir ciltte olmak üzere özel kısaltmalar bölümünde, adı geçen çalışmanın kısaltmasının gösterildiğini ve bunun hangi çalışmayı işaret ettiğine dair kitabın künyesinin açık ve net bir şekilde verildiğini, bununla birlikte müvekkilinin, ...  hakkında da bilgi verirken söz konusu eser üzerinde davacının çalıştığını açık bir şekilde belirttiğini, çalışmada faydalanılan davacıya ait olan üç farklı çalışmanın da yine aynı şekilde açık ve net bir şekilde gösterildiğini, üç çalışmanın da kaynakça bölümünde gösterildiğini, yine eser hakkında bilgi verilirken davacıdan alınan kısımlara italik bir şekilde atıf yapıldığını, eserde yer verilen her bir ayetin başına ...  şeklindeki özel kısaltma, sure ve ayet numarasını yazmak suretiyle davacının çalışmasına yüzlerce kez atıfta bulunulduğunu, FSEK’te eser sahibine tanınan hakların belli gerekçelerle sınırlandırılabileceğine ilişkin düzenlemelerin yer aldığını, müvekkiline ait eserin, ticari kazanç sağlama amacı gütmeyen, eğitim ve öğretim kurumlarında yararlanılmak üzere hazırlanan, davacıya ait eserden, akademik ve bilimsel kurallara uyularak, eser içeriğinin aydınlatılması amacıyla iktibas serbestisi kapsamında iktibas yapılan bir kitap olduğunu, dolayısıyla hak ihlalinin bulunmadığını, davacıya ait çalışmanın özgün nitelikte fikir, metot, veri veya eser mahiyetinde değerlendirilemeyeceğini, zira eski Türk dillerinde verilmiş her türlü eserin Türk Milletine ait olduğunu ve bundan faydalanmanın hiçbir şekilde kısıtlanamayacağını, Kur’an-ı Kerim’de yer alan ayetlerin eserlere konu edilmesinin, bu ayetler üzerinde kimseye hak sahipliği vermeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacıya ait eserin FSEK kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, eser sahibinin davacı bulunduğu, davalının eyleminin, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan çoğaltma ve yayma mali hakları ile adın belirtilmesi manevi hakkının ihlali niteliğinde olduğu, manevi hak ihlali nedeniyle ihlalin niteliği dikkate alınarak 5.000,00 TL manevi tazminat  takdirinin hakkaniyete uygun olacağı, mali hakların ihlali sebebiyle talep edilebilecek telif tazminatı tutarının üç kat toplam 3.868,20 TL olarak hesaplandığı, telif tazminatına karar verildiğinden taraflar arasında farazi sözleşme ilişkisi kurulduğu, dolayısıyla tecavüzün ref\"i konusunda karar verilemeyeceği, davacı talepleri doğrultusunda, hükmedilen tazminatlara 02.12.2019 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesinin gerektiği,  hükmün ilanında davacının menfaatinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, tecavüzün ref'i konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 3.868,20 TL telif tazminatının, 02.12.2019 tarihiden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 5.000,00 TL manevi tazminatın 02.12.2019 tarihiden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece 3.868,20 TL telif tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de bu tazminatın hesabına esas alınan bedellerin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından anılan eser için varsayımsal olarak belirlenen bedelin kabul edilemeyeceğini, çünkü bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere söz konusu bedel, çeşitli internet sitelerinde kitabın %50 indirimli fiyat üzerinden satılan bedeli olduğunu, bu yöne ilişkin itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, dolayısıyla kitap bedelinin 144,00 TL yerine 72,00 TL olarak kabul edildiğini ve müvekkilinin hak kaybına yol açıldığını, mahkemece takdir edilen manevi tazminat tutarının da düşük olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.   <br>\tDavalılar vekili, müvekkiline ait eserin orijinal bir çalışma olduğunu, bu eserin, ticari kazanç sağlama amacı gütmeksizin, eğitim ve öğretim kurumlarında istifade edilmek üzere hazırlandığını, davacıya ait eserden akademik ve bilimsel kurallara uyulmak suretiyle eser içeriğinin aydınlatılması amacıyla iktibas yapıldığını, davacıya ait çalışmada yer alan bazı kısımların, müvekkiline ait eserde yer almasının, kanuni iktibas serbestisi kapsamında kaldığından, hukuki açıdan herhangi bir hak ihlali doğmadığını, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, davacıya ait çalışmanın, özgün nitelikte fikir, metot, veri veya eser mahiyetinde değerlendirilemeyeceğini, eski Türk dillerinde verilmiş her türlü eserin Türk Milletine ait olduğunu ve bundan faydalanmanın hiçbir şekilde kısıtlanamayacağını ya da engellenemeyeceğini, yine, Kur'an-ı Kerim'de yer alan ayetlerin eserlere konu edilmesinin, bu ayetler üzerinde kimseye hak sahipliği vermeyeceğini, müvekkili eserinde usulüne uygun biçimde davacı eserine atıf yapıldığını, dosyanın tekemmül etmeden bilirkişiye sevk edildiğini, çoğaltma, yayma ve adın belirtilmesi haklarının ihlalinin söz konusu olmadığını, tazminat koşullarının oluşmadığını, ayrıca yapılan tazminat hesabının da varsayıma dayalı olduğunu, davacının dayandığı delillerden olan soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiğini, hüküm altına alınan faiz türünün ve faiz başlangıç tarihinin dayanağının açıklanmadığını, tarafların tacir olmadığı gibi dava konusu tazminat taleplerinin de ticari bulunmadığını, dolayısıyla hüküm altına alınan tazminatlara ticari faiz işletilemeyeceğini, müvekkilleri  lehine yargılama giderine hükmedilmediğini, müvekkillerinin tazminat ve yargılama giderlerinden müteselsil ve müştereken sorumlu tutulmasının, müvekkilleri arasında menfaat çatışmasına yol açacağını, gerekçeli kararın nesnel ve tarafsız olmadığını, davacının davaya konu eserin sahibi olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüz iddiasına dayalı tecavüzün refi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıya ait eserin ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulunduğu, bu eserin 3-156. sayfaları arasındaki bölümün, davalı ... tarafından yazılan eserde, usulüne uygun biçimde atıf yapılmaksızın aynen kullanıldığı, davalı eserinin kaynakça bölümünde, davacıya ait eserin gösterilmesinin usulüne uygun bir atıf sayılamayacağı, zira atfın açık ve belirli olması gerektiği, somut olayda bu şartın yerine getirilmediği, bu durumda davacının eser sahipliğinden kaynaklanan çoğaltma ve yayma mali hakları ile adın belirtilmesi manevi hakkının ihlal edildiği, davacıya ait eserin hangi bedel üzerinden satıldığına dair dosyada bir veri bulunmadığı, bu itibarla bilirkişilerce söz konusu kitabın varsayımsal bedelinin belirlenmesinde bir isabetsizlik olmadığı, buna göre talep edilebilecek telif tazminatının usulüne uygun biçimde belirlendiği, yine hüküm altına alınan manevi tazminatın da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu, 6102 sayılı TTK'nın 4/1-d maddesi uyarınca uyuşmazlığın, mutlak ticari dava niteliği taşıdığı gibi yine davalı tarafta yer alan yayıncının şirket olması karşısında ticari iş olduğu, dolayısıyla hüküm altına alınan tazminatlara ticari faiz işletilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davalı eylemlerinin haksız fiili teşkil etmesi nedeniyle temerrütün haksız fiil tarihi itibariyle gerçekleştiğinden bu yöne ilişkin davalı istinaflarının da yerinde olmadığı, mahkemece, davalıların müteselsilen sorumlu tutulmaları yerinde olduğu gibi yargılama giderleri yönünden de mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, gerekçeli kararın davalı tarafa 21.02.2022 tarihinde usulünce tebliğ edildiği, iki haftalık yasal istinaf süresinden sonra verilen 11.03.2022 tarihli ikinci istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf itirazlarının incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla,  taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Taraf  vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcı ile 70,75 TL tamamlama harcının mahsubu ile kalan 276,15 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-Alınması gereken 605,78 TL nisbi istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 232,15 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 373,63 TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t4-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024 <br>\t\t\t\t<br> Başkan<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Katip<br>...<br> <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"11e2e970502ed243","SID":"ea521f23c445ff2c"}}