{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi   35. Hukuk Dairesi     Esas-Karar No: 2024/301 - 2024/727<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/301 <br>KARAR NO\t: 2024/727<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/735 Esas - 2023/803 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VASİSİ \t:   <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 22/05/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 24/05/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 24.12.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı ...'un ağır yaralandığını, malul kaldığını,  devamlı surette bir başkasının bakımına muhtaç olduğunu, kaza tarihi itibariyle karşı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile davalı ... Sigorta şirketi nezdinde olup, poliçe teminatı olan 225.000 TL tedavi gideri teminatının bakıcı tazminatı kapsamında müvekkiline zararları oranında ödenmesi gerektiğini, meydana gelen kaza ile ilgili olarak davalı şirkete bakıcı gideri maddi tazminatının ödenmesi talepli ihtarname ve ekleri keşide edildiğini, davalının  12.07.2017 tarihinde tebliğ aldığını, ancak herhangi bir ödemede bulunulmadığı gibi taraflarıyla iletişime dahi geçilmediğini, bu nedenle davalının temerrüt tarihinin kendisine hasar ihbarı yapılan tarihten 15 gün sonrası olan 28.07.2017 tarihi olduğunu, varsa muhtemel davalılar açısından müştereken ve müteselsilen sorumluluğa dayanıldığını belirterek, fazlaya ilişkin dava, talep ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla, diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk da dâhil olmak üzere trafik kazasına bağlı poliçe teminatındaki tedavi giderleri kapsamında bakıcı tazminatı zararlarına ilişkin maddi tazminata mahsuben, müvekkil ...'un bakıcı tazminatı zararı için şimdilik 10.000 TL maddi zararın temerrüt tarihi olan 28.07.2017'den itibaren işleyecek artan oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 225.000,00-TL’ye artırmıştır. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkil şirkete yöneltmiş olduğu Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/484 Esas 2015/505 Karar sayılı dosyada, davacı lehine 18.153,64 TL geçici iş göremezlik tazminatına hükmedildiğini ve müvekkil şirket tarafından bu tutarın ödendiğini, geçici iş görmezliğe ilişkin yapılan bu ödeme ve kabul anlamına gelmemekle kaydıyla maluliyete ilişkin diğer ödemelerle poliçe limitinin tüketildiğini, müvekkili şirketin bakıcı giderine ilişkin sorumluluğu bulunmadığını, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkındaki yönetmeliğe göre davacının tüm tedavileri tamamlandıktan sonra sakatlığın 12 ay boyunca stabil ve kalıcı olması gerektiğini, bu nedenle davacının kalıcı bir sakatlığının olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca sağlık kurulu raporlarının yönetmeliğe uygun olarak düzenlendiğini, bu yönleriyle de davacı vekilinin beyanlarını kabul etmediklerini, davacının herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olması halinde bu kurum tarafından yapılan ödemelerin şirketlerinden talep edilemeyeceğini, bu hususunun tespitinin gerektiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; gelinen aşamada ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edilmiş olması, Mahkemenin ilk kararının ve BAM 35. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararının tebliğinden sonra davalının bilirkişi raporuna vakıf olmadığını bildirmesi de mümkün olmayacağına ve ayrıca bilirkişi raporuna davalı süresinde itiraz etmiş olsa dahi maluliyet durumu ve kusur durumunun kesinleşmesi nedeniyle maddi vakıaları değiştirecek bir hususu bildirmediğinden, bilirkişi raporunda maddi hata tespit edilemediğinden ve dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, kesinleşen Ankara 8. ATM'nin 2013/484 Esas 2015/505 Karar sayılı dosya içeriğine göre, davacının %54 maluliyet oranına ve davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün %25 kusur durumuna göre ve ayrıca İstanbul Adli Tıp Kurulu 2. İhtisas Dairesi'nden alınan raporda davacının sürekli bakıma muhtaç olduğu tespit edildiğinden, kaza tarihi itibariyle tedavi giderleri içerisinde yer alan bakıcı gideri her ne kadar bilirkişice 331.254,00 TL tespit edilmiş ise de, poliçede bakıcı gideri için teminat limitinin 225.000,00 TL olduğu ve araç ticari olduğundan avans faiz işletilmesi gerektiği anlaşıldığından davacının talep artırım dilekçesi de gözetilerek, “Davanın KABULÜ ile 225.000,00 TL bakıcı giderinin talep gibi 28/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde; BAM 35 HD’nin kaldırma kararının gereğinin yerine getirilmediğini, bilirkişi raporu tebliğ edilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca limiti aşar şekilde karar verildiğini, zira, daha önce açılan 8. ATM’deki dava dosyası nedeniyle 18.153,94TL geçici işgöremezlik ödemesi yaptıklarını, poliçe limitinin 206.846,39TL kaldığını, mahkemece limitin tamamı gözetilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığını, sigortanın sürekli bakıcı zararından sorumlu olmadığını, zaten sakatlık oranı belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı giderine yönelik taleplerin sürekli sakatlık teminatı kapsamında olduğunu ve bu kalemin sakatlık teminatı kapsamında ödendiğini, poliçe limitinin tükendiğini, bilirkişi raporunda hesaplanan miktarı kabul etmediklerini, faizin dava tarihinden yasal faiz olması gerektiğini, müterafik kusur araştırması yapılması gerektiğini, belirlenen kusur oranının farazi olduğunu, 06/08/2021 tarihli bilirkişi raporu tebliğ edilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, maluliyet nedeniyle sürekli bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir.<br>\tYerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince 13/10/2021 gün ve 2017/521 Esas, 2021/527 Karar sayılı kararı ile verilen; “...davanın kabulüne, 225.000,00 TL bakıcı giderinin poliçe limiti ile sınırlı olarak davacı asilin maluliyetinin arttığı, %100 malul olduğu bu nedenle zamanaşımının işlemeyeceği gibi uzamış zamanaşımının bulunduğu gözetilerek talep gibi 28.07.2017 tarihinden avans faizi ile davalıdan tahsiline...” karar, Dairemizin 04/10/2013 gün ve 2022/1278 Esas, 2023/1198 Karar sayılı ilamıyla; “...mahkemece hükme esas alınan 06.08.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporunun davalı sigorta şirketi vekiline tebliğ edilmediği, davalı vekiline rapora itiraz ve beyan hakkı tanınmadığı, bu suretle davalının savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, anılan raporun davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek ve iki haftalık beyan süresinin dolması beklenerek, davalı vekiline bu rapora karşı beyan ve itirazlarını iletme imkânı verilmesi gerekirken, davalı tarafın savunma hakkını kısıtlayacak şekilde, anılan raporun tebliğ edilmemesi doğru görülmemiştir...” gerekçesiyle davalı vekilinin istinafı kabul edilerek “kararın HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, hükme esas alınan 06.08.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporunun davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek ve iki haftalık beyan süresinin dolması beklenerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine...” karar verilmiştir. <br>\tDairemizce verilen bu karardan sonra, ilk derece mahkemesi tarafından “...Ankara BAM 35. Hukuk Dairesi'nin 04/10/2023 tarih 2022/1278 Esas, 2023/1198 Karar sayılı ilamı ile \"bilirkişi raporunun davalı sigorta şirketi vekiline tebliğ edilmediği, davalı vekiline rapora itiraz ve beyan hakkı tanınmadığı, bu suretle davalının savunma hakkının kısıtlandığı.\" gerekçesiyle Mahkememiz kararı kaldırılarak gönderilmiş ve yukarıdaki esasa kaydedilmiştir. Gelinen aşamada ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edilmiş olması, Mahkememizin ilk kararının ve BAM 35. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararının tebliğinden sonra davalının bilirkişi raporuna vakıf olmadığını bildirmesi de mümkün olmayacağına ve ayrıca bilirkişi raporuna davalı süresinde itiraz etmiş olsa dahi maluliyet durumu ve kusur durumunun kesinleşmesi nedeniyle maddi vakıaları değiştirecek bir hususu şu ana kadar bildirmediğinden, bilirkişi raporunda maddi hata tespit edilemediğinden ve dosyanın tekemmül ettiği anlaşılarak… Davanın KABULÜ ile 225.000,00 TL bakıcı giderinin talep gibi 28/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” dair, iş bu istinaf incelemesine konu karar verilmiştir.<br>\t6100 sayılı HMK'nın 353/1-a maddesinde, “(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;<br>\ta) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir.\" hükmü, aynı maddenin 1-a-4. bendinde ise, diğer dava şartlarına aykırılık bulunması halinde, bölge adliye mahkemesi tarafından esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesi gerektiği hükmü yer almaktadır. Mahkemece verilen ilk karar, “davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği” gerekçesiyle duruşma yapılmadan ve kesin olarak kaldırılmıştır. <br>\tNe var ki; ilk derece mahkemesi tarafından, yukarıda yazılı gerekçeler ile Anayasa ve yasalar ile usul hukuku hükümlerine aykırı şekilde, direnme hakkı olmadığı halde, üst derece mahkemesi kararının gereği yerine getirilmeden (06.08.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporu davalı vekiline tebliğ edilmeden), Dairemizin kaldırma kararına aykırı olarak bir nevi eylemli direnme mahiyetinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.<br>\tAnayasa'nın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Bir hukuk devletinde uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin mahkeme kararlarının bağlayıcı olmaması düşünülemez. Nitekim Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları ifade edilmiştir.<br>\tAyrıca Anayasa'nın 36. maddesi adil yargılanma hakkını güvence altına almıştır. Bu hakkın unsurlarından biri de mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması yargılamanın dışında olmakla birlikte onu tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır.(AYM, E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014; Ahmet Yıldırım, B. No:2012/144, 2/10/2013, &28)<br>\tNitekim Anayasa'nın 138. maddesinde mahkeme kararlarına uyma ve bu kararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme organları ile idare makamları lehine herhangi bir istisnaya yer verilmemiştir. Yargı kararlarının ilgili kamu makamlarınca zamanında yerine getirilmediği bir devlette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla devlet, yargı kararlarının zamanında yerine getirilmesini sağlayarak bireyler aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu yolla bireylerin hukuk sitemine olan güven ve saygılarını korumakla yükümlüdür. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir devlette, bireylerin hukuk sistemine olan güven ve saygılarını koruma adına vazgeçilmez bir görev ifade eden yargı kararlarının zamanında yerine getirilmeyerek sonuçsuz bırakılması kabul edilemez. (Ferda Yeşiltepe [GK], B. No:2014/7621, 25/07/2017, & 36). Hukukun üstünlüğü sadece hukuka aykırılıkların tespit edilmesiyle değil, bunların tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması ve mahkeme kararlarının gecikmeksizin uygulanmasıyla sağlanabilir (AYM, E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014).<br>\tYargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadırlar. Bununla birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi derece mahkemelerine ait ise de, genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri çerçevesinde, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması ve bir tarafın diğer taraf karşısında avantajlı ya da dezavantajlı duruma düşürülmemesi gerekir. Ayrıca bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da, tarafların tanık ve bilirkişi incelemesi dahil, ortaya koydukları delillerin değerlendirilmesi ve özellikle bu taleplerin reddi halinde yargılama makamınca tutarlı bir gerekçe gösterilmesi gereğidir. <br>\tŞu durumda; Dairemizin kaldırma kararı uyarınca adil yargılanma hakkı ve bu hakkın alt unsurları olan, hukuki dinlenilme hakkı ile silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırı şekilde, kaldırma kararına esas teşkil eden aktüer bilirkişi raporu tebliğ edilmeden ve itiraz imkânı tanınmadan verilen, eylemli direnme mahiyetindeki kararın Anayasaya, kanunlara ve usule aykırı olduğu açıktır. <br> \tAçıklanan nedenlerle; davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, hükme esas alınan 06.08.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporunun davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek ve iki haftalık beyan süresinin dolması beklenerek bilirkişi raporuna itiraz edilmesi durumunda itirazlar da değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre istinaf eden davalı sigorta vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 29/11/2023 tarihli, 2023/735 Esas – 2023/803 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>\tKararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden tarafa iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,<br>\t5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br><br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>Başkan <br><br>Üye <br> <br>Üye <br> <br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f0bd01ce24570ed2","SID":"984753914581dc22"}}