{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ\t\t\t<br><br>                                (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t   \t               (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi <br>\t\t\t\tHMK 353/1-a-6)<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE ... MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/03/2022<br>NUMARASI\t\t:....<br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 04/06/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/06/2024<br><br>Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> İSTEM;<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ... ile davacı şirket arasında ... Belediyesinin ana işveren olduğu \"...\" işine ilişkin sözleşme imzalandığını, ... Ltd. Şti. ile dava dışı .... işveren kuruma karşı asıl yüklenici olarak işin yapımını üstlendiklerini, ... ... Ltd. Şti. ortakları ile ... ... Ltd.Şti. ve ... ... A.Ş.'nin kurucularının diğer davalı şahıslar olduğunu, dava dışı ... ... A.Ş. için Ankara 6. Asliye ... Mahkemesi'nin 2016/617 Esas sayılı dosyasından iflas kararı verildiğini, davacının ... Ltd. Şti.'ne KDV dahil 4.881.744,00 TL tutarında fatura kestiğini, davalı ... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen 9 nolu hakedişe göre sözleşme dışı işler hariç 1.708.854,58 TL bakiye alacağı olduğunun karar altına alındığını, sözleşme dışı alacak kalemleri ile ilgili alacak talep haklarının saklı olduğunu, buna karşılık ... ... ... Şubesinden ... ... Ltd. Şti.'ne ait 13 adet çek ile birlikte toplam 1.200.000,00 TL tutarında çek verildiğini, ancak hiçbirinin ödenmediğini, bahse konu davalı şirketlerin ortakları-kurucuları ve yetkili müdürlerinin aynı kişilerden oluştuğunu, davalı şirketlerin ortak girişimin bir parçası oldukları işle ilgili ... Ltd. Şti. ile davacıya iş vermelerinin asıl işveren ... ... Başkanlığının yüklenici dava dışı ... A.Ş. ve ... Ltd. Şti.'nin kendilerine yazılan ve dilekçe ekinde bulunan idare yazısına kendi kurdukları ... Ltd. Şti. üzerinden ihtarname keşide ederek gerçek niyetlerini gizlemeye çalıştıklarını, her iki şirketin kuruluş amacı itibariyle ortak faaliyet gösterdiklerini, bu durumun TTK 613. maddedeki rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini, dolayısı ile her iki şirketin de kurucu ortağı şahısların yetkili değişiklikleri ile rekabet yasağına aykırı davrandıklarını ya da bu iki şirket arasında iktisadi ve mali bir ilişki bulunduğunu, var olan ilişkiyi perdelemek amacıyla farklı iki tüzel kişilik oluşturulduğunu, hukuki açıdan farklı tüzel kişilikler olsa da perdeyi kaldırma teorisi çerçevesinde iki davalı şirket arasında kardeş şirket ilişkisinden ziyade iktisadi özdeşlik olduğunu, bu çerçevede aralarında iktisadi özdeşlik bulunan bu iki ... şirketi arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasından sonra kurucu ortakları üzerinden de davacının uğradığı zararın giderilebileceğini belirterek, MK. 2. maddesi çerçevesinde davalı şirketler ve davalı şahıslar arasındaki perdenin kaldırılarak davacının alacağına karşılık şimdilik 25.000,00 TL alacağın davalılardan müştereken tahsiline ve tüm davalıların bu şekilde alacaktan sorumluluklarının kabulüne, hükmedilecek alacak kalemine kamu bankalarının uyguladığı en yüksek ticari faiz oranının uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>YANIT:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davalılardan ... ..., Erdi ... 20.05.2019 havale tarihli dilekçesi ile davacının borçlusu firma ile gizli veya açık bir ortaklığının bulunmadığını, İstanbul'da özel bir kurumda makine mühendisi olarak çalıştığını, anne ve babasının 1995 yılında boşanmış olmaları sebebi ile herhangi bir bağının olmadığını, borçlu firmadan herhangi bir şekilde mal veya para almadığını, söz konusu şirket ile herhangi bir şekilde ilişkilendirmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 13. Asliye ... Mahkemesi'nin 23/03/2022 tarihli 2017/517 Esas 2022/246 Karar sayılı kararında özetle; Dava; Tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir.<br>Davacı vekili, davalılardan ... Ltd Şirketi ile ... sözleşmesi yapıldığını,  ana işverenin ... ... olup  “... ... ... ... ... İşi İnşaatı” işinin yapımı için sözleşme imzalandığını, davalılar ... Ltd. Şti. ile dava dışı ... İnş Ulus. AR. Nak. San. ve Tic AŞ'nin işveren kuruma karşı asıl yüklenici olduğunu, ... LTD ŞTİ ortakları ile ... Ltd. Şti. ile ... A.Ş. kurucularının aynı kişi olup davalı şahıslar olduğunu, ...  A,Ş. İle ilgili olarak iflas kararı verildiğini,  kendilerinin edimlerini yerine getirdiğini ancak hak edişlere ve sözleşme dışı işlere rağmen bedelin ödenmediğini ileri sürerek tüzel kişilik perdesinin aralanarak TMK 2. Maddesi uyarınca alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalılar süresi içinde beyanda bulunmamışlardır. Husumetin yöneltildiği şirketlerin ... sicil kayıtlarına ulaşıldığında, ... ... sanayi ve ....... olarak unvan değişikliğine gittiği görülmüş, davacı vekillinin 30.06.2021 tarihli dilekçesi ile bu konudaki talebin düzeltildiği,  davalıların ... sicil kayıtları, BA-BS formları, vergi beyannameleri ile  davaya konu ... işi için asıl işveren ... ... ile yükleniciler ... İnş. Ltd. Şti- ... İnş. A.Ş arasındaki 29.7.2013 tarihli sözleşme,  ... ... Ltd. Şti ile yükleniciler ...…Ltd –...…A.Ş. ile yapılan 12.11.2013 tarihli anahtar teslim alt ... sözleşmesi ile 07.07.2014 tarihli ek sözleşme ve davacı ile ... ...… Ltd. Şti arasındaki 20.11.2013 tarihli sözleşme ihtarname, fatura ve belgeler ile hakedişler celp edilmiş, davacı defterleri üzerinde inceleme yaptırılmış, defterlerin yasal koşulları taşıdığı, cari hesap bakiyesinin 732.799,86 TL olduğu, ancak hatalı kayıtların çıkartılması sonucu bakiye alacağın 410.861,02 TL olarak göründüğü, davalıların ihtaratlı tebliğe rağmen defterlerinin bulunduğu yeri bildirmediği, uzman bilirkişi heyetinden rapor alındığı, işin kesin kabulünün yapılmış olduğu, davalı ... Ltd. Şti'nin şirket ortaklarının süreç içinde ..., ..., ... olduğu, davalı ... Ltd. Şti'nin 2013-2014 yıllarında ...‘ın şirket hisselerini alıp 25.9.2014 tarihinde devrettiği, ancak 12.11.2013 tarihli ... sözleşmesinin ... tarafından imzalandığı  görülmüştür. <br>Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında TMK 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanımı yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak için kullanılıp kullanılmadığı, alacaklılardan mal kaçırmak için kötü niyetli işlemler yapılıp yapılmadığının somut verilerle tespiti gerekmektedir. Davacı sözleşmeyi davalı ... … Ltd. Şti. ile yapmıştır. İşin tamamlandığı ve kesin kabulün yapıldığı konusunda çekişme bulunmamaktadır. Hak edişler ile tüm kayıt ve belgelerde açık hesap bakiyesinin 410.861,02 TL olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle ...… Ltd. Şti'nin sözleşmeden kaynaklı sorumluluğu vardır. Diğer yandan şirket ortağı ... ‘ın 04.12.2014 tarihinde kesin kabul yapılmadan 25.09.2014 tarihinde hisselerini devrettiği sabittir. Tüzel kişilik perdesi aralanarak ortakların da borçlardan sorumlu tutulmasının söz konusu olma durumu var ise de, sözleşmeyi tek ortak olarak imzalayıp kesin kabul öncesinde payını devreden ... yönünden bunun salt borçtan kurtulmak amacı ile yapılıp hakkın kötüye kullanımını ispatlamaya yeterli olmayacağı kanaati hasıl olmuş olup, diğer şirketlerle ... … Ltd. Şti'nin organik bağının olduğuna ilişkin veriye rastlanmadığı, şahıslar yönünden tüzel kişilik perdesinin aralanmasına yeterli verilerin saptanamadığı, tüzel kişiliklerin adreslerinin farklı olduğu, ortaklarının benzer olmasının tüzel kişilikler arasında organik bağ olduğunu göstermeye yeterli olmadığı, sözleşmeyi tek ortak olarak imzalayıp bilahare kesin kabulden 2 ay kadar önce hesselerini devreden ... yönünden de  sorumluluğun tüzel kişiliğe ait olup salt sözleşme imzalamasının ve hisse devrinin davacıyı zarara uğratıp borçtan kurtulmak kastı ile yapıldığını  göstermeye yeterli olmayacağı, ortaklara gidilmesinin istisnai bir durum olup bunun somut delillerle ispatının gerektiği kanaatı ile bu davalı yönünden bilirkişi görüşüne katılınmamış olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, 410.861,02 TL'nin davalı ... ....dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, diğer davalılara yönelik davanın koşulları oluşmadığından reddine dair karar verildiği görülmüştür. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili tarafından verilen 11/05/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; ... A.Ş'nin dava dışı ... İnş. Tic. A.Ş. ile birlikte işveren kuruma (... ...) karşı asıl yüklenici olarak \"... ... ... ... ... İşi İnşaatı\"  işinin yapımını üstlendiklerini, müvekkili şirketin ise davalılardan eski unvanı ... Ltd. Şti. olan firmayla birlikte dava konusu işin yapımı amacıyla sözleşme imzalandığını, davalı ...'ın, işveren kuruma karşı asıl yüklenici sıfatıyla sorumlu olan ... A.Ş.'de 06.01.2011 tarihinden 08.11.2014 tarihine kadar hissedar olduğunu, ...'ın hem asıl işveren konumundaki hem de diğer alt işveren konumundaki şirketlerde hissedar olarak yer aldığını ve iki şirketteki hissedarlığını da 04.12.2014 tarihinde müvekkili şirketin tamamladığı işin kesin kabulü yapılmadan çok kısa bir süre önce sonlandırdığını, davalı ...'ın müvekkili şirketin ... A.Ş. ve eski adıyla ... Ltd. Şti. ile yaptığı görüşmelerde etkin rol alarak bu iki şirketin birbirleriyle bağlantılı olduğu ve maddi anlamda birbirini destekleyecek iki adet şirketin bulunduğu izlenimini yarattığını, müvekkili şirkette ekonomik anlamda bir güven ortamının bulunduğu izlenimi vererek sözleşme yapılmasına sebep olan ...'ın sonrasında dürüstlük kurallarına uymayacak şekilde her iki şirketteki hisselerini kesin kabulden çok çok kısa bir süre önce devrederek sorumluluktan kurtulmaya çalıştığını, dosyada mübrez 09.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda da somut olaydaki durumun,  Yargıtay uygulamasında hakkın kötüye kullanımına işaret edebileceğine ilişkin değerlendirmenin mevcut olduğunu, dosya kapsamında alınan 07.02.2022 havale tarihli diğer bilirkişi raporunda da takdiri mahkemeye bırakılmak üzere 09.02.2021 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmelere katıldıklarının belirtildiğini, davalı şirketler arasındaki ilişkilerin, davalı ...'ın şirkette tek ortak olması, bahsi geçen iki şirketteki ortaklığını da müvekkili şirketin kesin kabulünün yapılacağı tarihe çok yakın bir zamanda sonlandırarak sorumluluktan kaçınmaya çalışması gibi hususların birlikte değerlendirilmesi gerekmekte iken yerel mahkemece somut durumun göz ardı edilmesinin taraflarınca kabul edilemeyeceğini, dosyada bulunan 08.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda yer alan ... Ltd. Şti. açısından  tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek husus olmadığına ilişkin değerlendirmeye karşı yapmış oldukları itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, söz konusu bilirkişi raporuna eklenen Hukuk Genel Kurulun kararında da ifade edildiği gibi, iki şirket arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için şirketle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmasının ve bu algı neticesinde ... yaparken güçlü bir yapıya sahip görünümü oluşturulmasının gerektiğini, her iki davalı şirkette de ...'ın ve yakınlarının hissedar olarak bulunmasının, şirketlerin aynı alanlarda faaliyet göstermeleri ve aynı amaçlara hizmet etmeleri gibi nedenlerle müvekkili şirkette iktisadi bir bütünlük algısı oluştuğunu, dosyada mübrez 09.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda da her iki şirkete bakıldığında ortaklarının çoğunun aynı kişilerden oluştuğu ve bu doğrultuda verilen birçok Yargıtay kararında şirketlerin ve ortaklarının müteselsilen sorumlu tutulduğunu bildiren değerlendirmenin yer aldığını, ancak dosyaya sunulan TTSG kayıtları ve diğer deliller hatalı şekilde değerlendirilerek davanın ... ve ... yönünden de reddine karar verildiğini, bu kabul ile verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki ... uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, davacı alt yüklenici ile davalı alt yüklenici şirket olan ... ... İnş. Tic. Ltd. Şti arasındaki 20/11/2013 tarihli ve konusu \"... ... ... ... ... İşi\" olan alt yüklenici sözleşmeleri nedeniyle işin tamamlanarak davalıya teslim edildiği, iş bedeli karşılığı davalı ... Ltd. Şti adına KDV dahil 4.881.744,00 TL tutarında fatura kesildiği ve davalı ... Ltd. Şti tarafından düzenlenen 9 nolu hakedişe göre sözleşme dışı işler hariç 1.708.854,58 TL bakiye alacağın bulunduğunun karar altına alındığı, sözleşme dışı alacak kalemleri ile ilgili alacak talep haklarını saklı tutulduğu, iş bedeli karşılığı olarak verilen toplam 1.200.000,00 TL tutarındaki çek bedellerinin de ödenmediği belirtilerek ödenmeyen hak ediş bedeli alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkin olup dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 25.000,00 TL'nin tahsili talep edilmiş ve davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile alacağın 410.000,00 TL'ye yükseltildiği görülmüştür. <br>Davacı vekili aynı zamanda dava dilekçesinde davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, diğer davalı şirket olan ... İnş. Ltd. Şti'nin dava dışı ... ... A.Ş. İle birlikte aynı zamanda davaya konu işin ana yüklenicisi olduklarını, ana yüklenici olarak aldıkları eser sözleşmesi mahiyetindeki ... işini diğer davalı ... ... İnş. Ltd. Şti'ye 12/11/2013 tarihli alt yüklenici sözleşmesi ile verdiklerini, davacının da davalı ... ... Ltd. Şti ile 20/11/2013 tarihli alt yüklenici sözleşmeleri düzenlediğini ancak sözleşme ve ... aşamasında işleri bizzat yürüten, takip eden yine resmi dairelerdeki işlemleri davalı ... ... Ltd. Şti adına takip eden kişinin aynı zamanda ... İnş. Ltd. Şti'nin ortağı ve yetkilisi olan ... ... olduğunu, müvekkili ... şirket tarafından davalı yana verilen avanslar karşılığı teminat olarak verilen 150.000,00 TL bedelli çekin de ... İnş. Ltd. Şti'nin yetkilisi olan ... ... tarafından nakde çevrildiğini, davalı şirketlerin adreslerinin aynı olduğu gibi şirket ortaklarının da bir kısmının aynı bir kısmının ise akraba olduğunu, davalı diğer iki şirketin işlerini ödeme gücü olmayan davalı ... ... Ltd. Şti üzerinden resmi olarak yürüterek doğan borçlardan dolayı alacaklılara sorumlu oldukları ödemeleri yapmayarak alacaklıları mağdur ettiklerini ve tüzel kişilikler olan şirketler arasındaki ayrı tüzel kişilik bulunduğu hususunu kötü niyetle kullandıklarını belirterek davalılar arasındaki tüzel kişilik perdesinin de aralanarak müvekkili taşeronun belirlenecek alacağının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalıların davaya cevap vermedikleri anlaşılmaktadır. <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ise de davalının ticari defterlerini verilen süre içerisinde sunmamış olması sebebiyle davacı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre davacı taşeronun davalı ... ... Ltd. Şti'den bakiye iş bedeli alacağı yönünden 410.861,02 TL alacaklı olduğu gözetilerek ve davacının, davalı diğer şirketler ile davalı alt yüklenici şirket olan ... ... İnş. Ltd. Şti arasında organik bağ bulunduğu, iş ve işlemlerin birlikte yürütüldüğü ancak resmiyette işlemlerin, ödeme gücü bulunmayan davalı alt yüklenici şirket ... ... İnş. Ltd. Şti tarafından yürütüldüğü, bu sebeple hüküm altına alınan alacağın tüm davalılardan tahsili gerektiği konusundaki iddianın davacı tarafça ispatlanamadığı kabul edilmek suretiyle davanın davalı şirketler ile diğer davalı gerçek kişiler yönünden reddine, davalı ... ... Ltd. Şti yönünden kısmen kabulüne ve 410.861,02 TL alacağın dava tarihinden itibarin işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş bu karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurulmuştur.<br> Davacı dava dilekçesinde her üç davalı şirket arasında organik bağ bulunduğunu belirterek ve diğer gerçek kişilerin de bu şirketlerin ortağı ve yetkili temsilcisi olduklarını belirterek “tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi” kapsamında belirlenecek alacağının tüm davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmektedir.<br>Kural olarak tüzel kişiler kendilerini oluşturan kişilerden bağımsız ayrı kişiler olup “sınırlı sorumluluk” ilkesi çerçevesinde hukuki işlemlerde taraf olurlar. Bu ilke tüzel kişiliği oluşturan kişilere koruma sağlamaya yönelik ise de bu sayede kimi zaman sözleşme ve kanundan doğan borç ve yükümlülüklerden kurtulabilmek için tüzel kişiliğin araç olarak kötüye kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Bunun engellenebilmesi amacıyla doktrinde “perdenin aralanması” teorisi geliştirilmiş, zaman içerisinde Yargıtay uygulamalarında da bu teori benimsenmiştir (Emsal Yargıtay 19.HD 07.06.2011 T 2010/11147 E 2011/7567K, 19 HD 12.05.2006 T. 2005/8774 E 2006/5232 K, 9 HD 27.06.2011 T. 2011/30349 E 2011/19150 K, 23.HD 19.06.2012 T.2012/3083 E 2012/4296 K.) Perdenin aralanması ile şirket kurucusu gerçek kişilerin sorumluluğuna gidilebildiği gibi, aynı şirketler içerisinde yer alan kardeş şirketler arasında da sorumluluğun gerçekleştiğinin kabulü sağlanabilir. (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 2012/5311 Esas 2013/1531 Karar sayılı ilamı.)<br>Yine Hukuk Genel Kurulu'nun 22/09/2021 tarihli 2017/(22) - 9 - 3109 Esas 2021/1075 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere <br>\"Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir (Çamoğlu, E.: ... Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması, BATİDER, C. 32, S. 2, 2016, s. 12.).<br> Görüldüğü üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir.<br> Borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğuna gidilebilmesi tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle mümkün olabilmektedir. Bu durum sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda ... veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olabilmektedir. <br>Tüzel kişilik perdesinin aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan, ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir (Öztek, S./Memiş, T.: Şirketler Hukuku ve İcra İflas Hukuku İlkeleri Karşısında Borçlu Şirketin Alacaklılarının Hakim Ortağa Karşı Korunması, ... (Editör),  I. Uluslararası ... Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul, 2008, s. 209).<br>Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.<br>Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir (Baycık, G.: İşverenin Tespitinde Birlikte İstihdam ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kurumları, İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Değerlendirme Toplantısı (Seminer Bolu/Abant – 06 Nisan 2019), Türkiye ... Sanayicileri İşveren Sendikası, Ankara 2019, s. 20).<br>Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ... yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. <br>Somut olayda davacı ile akdî ilişki kuran ... ... Ltd. Şti ile diğer davalı şirket arasında organik bağ bulunduğu gibi diğer davalı şirketin, dava dışı ... ... A.Ş. İle birlikte davacının alt yüklenicisi olduğu işin ana yüklenicisi oldukları ve alt taşeronluk sözleşmesini bu şirketlerin önce davalı ... ... Ltd Şti ile akdettiği, alt yüklenici olan ... ... Ltd Şti'nin de alt yüklenicisi olarak yapımını taahhüt ettiği işleri davacı alt yükleniciye davaya konu sözleşmelerle devrettiği anlaşıldığı gibi dosyaya getirtilen ... sicil kayıtlarından her iki davalı şirketin kuruluş tarihleri ve ortakları ve yetkili temsilcileri ile hisse devir tarihleri ve yetkili adreslerinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Getirtilen bu belgeler bilirkişi raporlarında yeterince değerlendirilmediği gibi her iki davalı şirket arasında yukarıda belirtilen hususlarda tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasını gerektiren bir iktisadi faaliyet bütünlüğünün olup olmadığı, tüzel kişilik perdesinin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kötü niyetle kullanılıp kullanılmadığı yani hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olup olmadığı yönünde değerlendirilme yapılması konusunda davalı şirketlerin kendi aralarındaki yazışmaları ile dava dışı ana iş sahibi ile davalı yüklenici şirket arasındaki yazışmalarının da dosyaya kazandırılmasından sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle ve uzman bir bilirkişi kurulundan önceki bilirkişi kuruluna yapılan itirazların da değerlendirilmesi suretiyle rapor alınmasından sonra “perdenin aralanması” teorisi kapsamında her üç şirketin ve şirket ortağı olan diğer gerçek kişilerin birlikte sorumlu olup olmayacakları değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olması dairemizce doğru görülmemiştir.  Açıklanan gerekçe ile eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması sebebiyle davacı vekilinin istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüştür.  <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin  kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı  HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>           1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-Ankara 13. Asliye ... Mahkemesi'nin 23/03/2022 tarihli ve 2017/517 Esas 2022/246 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>5-Davacı tarafça  yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa  İADESİNE, <br>7- Kararın ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. \t<br><br>         Başkan  ...                Üye ...                   Üye ...               Katip ...<br>        e-imzalıdır                    e-imzalıdır                  e-imzalıdır                 e-imzalıdır <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4df1a80a5d637ec6","SID":"59ad6b0ef1f200a3"}}