{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/836 <br>KARAR NO: 2024/683<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/06/2018<br>NUMARASI: 2014/699 Esas - 2018/636 Karar<br>DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 16/09/2014<br>KARAR TARİHİ: 07/06/2018<br>İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2015/730 E.SAYILI DOSYASI İLE  TEVHİTLİDİR.                                                                 <br>ESAS NO: 2015/730 <br>KARAR NO: 2015/545 <br>DAVA: Tazminat  (Acentalık Sözleşmesinden)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün dava ve birleşen dava vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA ASIL DAVA; Müvekkili şirket ile davalı ... arasında 16.09.2013 tarihinde imzalanmış olan Acentelik Sözleşmesi ve ekleri uyarınca Müvekkili Şirket Tozkoparan irtibat Bürosu (Şubesi) acente olarak işletilmek üzere davalıya devredildiğini, Türk Ticaret Kanununda açıkça tarif edildiği üzere, acentelik ilişkisi güvene dayalı bir ilişki iken, Müvekkili Şirket müşterisi tarafından yapılan şikayet üzerine 08.07.2014 tarihinde Davalının işletmesini üstlendiği Tozkoparan Acenteliği'nde Müvekkili Şirket yetkilileri tarafından denetim yapılmış ve yapılan denetim sonucunda davalının sözleşmeye aykırı olarak Müvekkili ... Kargo adına ve ... Kargo araçlarıyla topladığı ... Kargo anlaşmalı müşterilerine ait kargoları \"...\" aracılığıyla göndererek hem Müvekkili ... Kargo'yu hem de Müvekkili Şirket ... Kargo müşterilerini dolandırdığı ve hizmet sebebiyle güveni kötüye kullandığı ve dahası bu şekilde haksız kazanç elde ederek Müvekkili Şirketi zarara uğrattığı tespit edildiğini, davalının sözleşme hükümlerini ihlalinin tespiti üzerine, Müvekkili Şirket tarafından Davalıya Beyoğlu .... Noterliği marifetiyle 09.07.2014 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname gönderilmek ve ihtarnamede fesih gerekçeleri de açıkça belirtilmek suretiyle mezkur 16.09.2013 tarihli Acentelik Sözleşmesi ve ekleri Müvekkili Şirket tarafından haklı nedenle tek taraflı olarak feshedilmiş ve acentelik ilişkisine son verildiğini, davalının hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal ve dolandırıcılık suçlarını oluşturan fiilleri nedeniyle davalı hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulmuş olup ceza dosyasının detayları Sayın Mahkemeye bildirileceğini, bununla birlikte davalının sözleşmeye aykırı mezkur fiilleri Acentelik Sözleşmesi'nin 5. maddesindeki atıfta da belirtildiği gibi 36. maddede öngörülen rekabet yasağı ve gizlilik şartının ihlali niteliğinde olduğunu, davalı, Acentelik Sözleşmesi gereği Müvekkiline hasretmesi gereken mesaisini Sözleşme hükümlerine açıkça aykırı olarak bir başka kargo firmasına hasretmiş olup haksız kazanç elde ederek Müvekkili Şirketi zarara uğrattığını, Davalının bu fiillerinden dolayı Müvekkili Şirketin mahrum kaldığı kara ilişkin olarak, HMK 107 gereği fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00.TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Davalıdan tahsilini talep ettiklerini, davalının gerek Acentelik Sözleşmesi ve gerekse genel hükümlere aykırı fiilleri ile Müvekkili Şirketin itibarına, saygınlığına ve marka değerine vermiş olduğu zarardan dolayı 10.000,00.TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiklerini,..” beyanlarında bulunarak; Fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00.TL mahrum kalınan kar nedeniyle maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, 20.000,00.TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 02.10.2014 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Müvekkili ile davacı şirket arasında 16.09.2013 tarihinde imzalanmış olan Acentelik Sözleşmesi ve ekleri uyarınca davacı şirket, İstanbul Merter Tozkoparan Şubesini acente olarak işletmek üzere müvekkillerine devrettiğini, davacı şirketin iddiaları yasal dayanaktan yoksun olup, davanın reddi gerektiğini, davalı müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi bir eylemi olmadığını, öncelikle davacı şirket tarafından tek taraflı olarak tutulan tutanağın bu konuda bir tespite esas tutulabilecek nitelikte olmadığını,  bu tespitin içeriğinin kendilerince kabulü mümkün olmadığını, davacı tarafın yaptığı tespit; tek başına davalı müvekkilinin acentelik sözleşmesiyle kendisine yükletilen güven yükümlülüğü ihlal ve davacının zarara uğratıldığını tespite elverişli olmadığını, Şöyle ki; davalı müvekkilinin davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadığının en elverişli yöntemi ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak inceleme olduğunu, İddia edildiği gibi bir zararlandırıcı eylem, en isabetli şekilde davalı müvekkilinin acentelik faaliyetini sürdürdüğü süre boyunca yaptığı ciroyla açık ve net olarak anlaşılabileceğini, dava konusu acenteliğin faaliyet gösterdiği alan; tekstil firmalarının yoğunluklu olarak kargo taşımacılığı yaptırdığı bir bölge olduğunu, Genel olarak firmalar kargolarının daha makul ücretlerde taşınmasına olanak sağlamak gayesiyle; kargo şirketleriyle anlaşma yapmakta ve sözleşme imzaladıklarını, bu firmaların da birden fazla kargo şirketiyle anlaşma yapmalarına engel bir düzenleme olmadığını, firmanın bir kargo şirketiyle anlaşma yapması başka bir kargo firmasıyla da anlaşma yapmasına mani olmadığını, ... kargo ile anlaşması olan bir firmanın başka bir kargo firmasıyla da anlaşma yapması mümkün ve olağan olduğunu, kargo taşımacılığı sırasında izlenen prosedürün de davacının iddialarının ispat külfeti noktasında izahı gerektiğini, davacı şirket, bir müşterinin “... kargo acentesine teslim ettiği malın metre kargoyla müşterisine teslim edildiği yönündeki” şikâyeti üzerine durumu fark ettiklerini bildirmekteyse de ne böyle bir müşterinin varlığından ne de bu müşteriye bırakılmış bir “ambar tesellüm fışi”nin varlığından davalı müvekkilinin bilgisi olmadığını, davacı firmanın bunu ispat zorunluluğu olduğunu, davalı müvekkilinin davacı firmaya ait kargoları ... kargoyla taşımak yönünde gerçekleştireceği bir eylemin davalıya ticari anlamda bir getirisi de olamayacağını, davacının bahsini ettiği ... kargonun hem dağıtım ağı çok dar hem de taşıma ücretleri davacı firmanın çok altında olduğunu,  ... kargo da ticari ve kurumsal bir kurum olup, davalı tarafından bu firma lehine yapılacak bir taşımacılık veya faydanın ticari karşılığının ticari defter ve kayıtlarında yer alması gerektiğini, davalı müvekkilinin Acentelik Sözleşmesine aykırı hareket edip etmediği ve davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı en açık şekilde davalı müvekkilinin acentelik faaliyetine başladığı 16/09/2013 tarihinden, davacı şirketin acentelik sözleşmesini tek taraflı feshettiği 09/07/2014 tarihine kadar yaptığı ciroyla açık ve seçik olarak anlaşılacağını, özellikle davalı acentenin sözleşmenin haksız feshedildiği tarihten sonraki bir iki aylık cirosunun da tespiti bu bakımdan önem arz ettiğini, davacı, ısrarla ... kargo müşterilerinin kapıda bulunan kargolarının ... kargo firmasının arabalarına yüklendiği iddiasında ise de; Sayın Mahkemeye sunulacak acente şubesinin güvenlik kamera kayıtlarından da açıkça anlaşılacağı üzere, gerek acentenin yan tarafında bulunan kargoların, gerek yüklemeyi yapan elemanların gerekse yüklemenin yapıldığı aracın acenteyle hiçbir ilgisi olmadığını, davacı şirket acentelik sözleşmesini kendilerince haklı fesih nedenleri oluşturmak üzere zorlama deliller oluşturmaya çalıştığını, davacı tarafın dava dışı 3.kişi ... tarafından şubedeki denetime engel olunduğu iddiası da gerçeği yansıtmadığını, ...’ün müdahalesi, ... Kargo’ya ait 5 koliden ibaret kargonun acente içine taşınması ve ... kargo kuryesi “kargonun kendi firmasına teslim edildiğine ilişkin ambar tesellüm belgesiyle” ve bu kargoları ... kargoya teslim eden müşteri geldiği halde kargoyu teslim etmekten imtina edilmesine ilişkin olduğunu, davalı müvekkili, eniştesi olan ...’ü arayarak ... kargodan denetim elemanı olduğunu söyleyen tanımadığı üç kişinin geldiği, kendisine zorla tutanak imzalatılmaya çalışıldığı, ... kargoya ait kolileri içeri taşıttıkları, ajandasına, çantasına el koydukları ve vermedikleri için yardım istediğini, ... de tüm denetimler bittikten ve tutanak düzenlendikten sonra şubeye geldiğini, kamera kayıtlarıyla durum açıkça anlaşıldığını, ... kargo müşterilerine ait olduğu iddia edilen malları indiren ..., malların başında duran ve yükleme yapan da ... olduğunu,  bu kişilerin tespit tarihi itibariyle davalı müvekkili ile hiçbir ilgi ve alakası olmadığını, ..., 30 Haziran 2014 tarihinden önce işten ayrılmak istediğini bildirmiş, 1/7/2014 tarihinde iş akdine SGK nezdinde son verildiğini, davalının bilgisi, bu tarihten sonra ... Kargo’da çalıştığı yönünde olduğunu, ... davalı yanında hiç çalışmadığını, buna ilişkin de davalı müvekkilinin bilgisi tespit tarihi itibariyle ... kargo firmasında çalıştığı yönünde olduğunu, davacı tarafın manevi tazminat talebi yasal dayanaktan yoksun olduğunu, Ticari itibarının zedelendiği yönündeki iddiasını ispat külfeti müddei olarak davacıya ait olduğunu, davacının ... müşterilerine ait malların davalı müvekkili tarafından ... kargoyla taşındığı iddiası gerçeği yansıtmadığını,...” beyanlarında bulunarak; Davacının maddi ve manevi tazminat talebi usul ve yasaya uygun olmamakla esastan tümden reddine, vekâlet ücreti dâhil tüm yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA; İDDİA: Davacı vekili 08.07.2015 tarihli dava dilekçesinde; Müvekkili ile davacı şirket arasında 16.09.2013 tarihinde imzalanmış olan Acentelik Sözleşmesi ve ekleri uyarınca davacı şirket, İstanbul Merter Tozkoparan Şubesini acente olarak işletmek üzere müvekkillerine devrettiğini, davalı şirket, davacının ... kargo anlaşmalı müşterilerine ait kargoları ... kargo aracılığıyla göndermek suretiyle ... kargo müşterilerini dolandırdığı gerekçesiyle derhal fesih yoluna gitmiş, acente şubesini bir gün içinde davacı müvekkilinin elinden aldığını, davalı şirket, tek taraflı tuttuğu ve içeriği gerçeği yansıtmayan bir tutanakla haksız fesih için deliller oluşturmaya çalıştığını, davalı tarafın yaptığı tespit; tek başına davacı müvekkilinin acentelik sözleşmesiyle kendisine yükletilen güven yükümlülüğünü ihlal ve davalının zarara uğratıldığını tespite elverişli olmadığı gibi, haksız fesih nedeniyle de asıl davacı müvekkili zarara uğratıldığını, davalı şirket tarafından davacı müvekkili hakkında dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak fıileri nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014/ 73626 Soruşturma sayılı dosyasıyla şikâyette bulunulduğunu, Savcılık makamı tarafından bu şikâyet kayda değer bulunmamış ve davacı müvekkil hakkında kovuşturma başlatılmadığını, davalı şirketin, davacının şirketi zarara uğrattığı yönündeki gerekçesi haksız olduğunu, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak incelemeyle iddia edildiği gibi bir zararlandırıcı  eylemin bulunup bulunmadığı anlaşılacağını, davacı müvekkilinin acentelik faaliyetini sürdürdüğü süre (16/09/2013-09/07/2014 tarihleri arası) boyunca yaptığı iş hacmi, davalı şirket bakımından zararlandırıcı bir fiilin olup olmadığını açıkça ortaya koyacağını, davalı şirket, davacının acentelik sözleşmesini haksız surette feshettiğinden haksız fesih nedeniyle davacı bakımından doğan maddi zararları karşılamak zorunda olduğunu, Davacının gerek haksız fesih nedeniyle oluşan zararları ve gerekse acentelik faaliyeti sırasında yapılan haksız kesintiler nedeniyle oluşan bu zararların tazmini konusundaki nedenler ve hukuki gerekçeler şunlardır; 6102 sayılı TTK.m.122 hükmü “Denkleştirme İstemi” başlığını taşımakta olup, şu düzenlemeye yer vermektedir: davacı, sözleşme konusu acenteyi 30.000,00 -TL ciroyla teslim almış, fesih tarihinde son aylık ciro bunun 2-3 katına çıkarıldığını, bahsi geçen yasal düzenleme uyarınca müvekkili şirketin davalı şirkete kazandırdığı müşteri sayısı ve yükseltilen iş hacmi gereğince davacıya tazminat ödenmesi hakkaniyet gereği olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla ve gerçek zarar miktarı belirlendiği anda arttırılmak üzere şimdilik 250,00- TL. tazminat talep etmek gerektiğini, davacının sözleşmesinin devam ettiği sürece her ay reklam ve tanıtım faaliyetleri katılım bedeli adı altında davacının hakedişinden kesinti yapıldığını, yapılan kesintiler için fatura düzenlenmediğini, Yapılan kesinti ileriye dönük reklam ve tanıtım faaliyetlerini kapsadığından ve davacının sözleşmesi de haksız feshedildiğinden bahse konu kesinti tutarında davalı şirket sebepsiz zenginleştiğini, Bu nedenle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla ve gerçek zarar miktarı belirlendiği anda arttırılmak üzere şimdilik 250,00-TL. tazminat talep etmek gerektiğini, haksız ve derhal fesih nedeniyle davacı tarafından iş akdi sonlanan personel için ödenmek zorunda kalman ve hak edişten kesilen haksız tutarlara karşılık fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla ve gerçek zarar miktarı belirlendiği anda arttırılmak üzere şimdilik 250,00 TL tazminat talep etmek gerektiğini, haksız fesih nedeniyle davacı şirket başka türlü maddi zararlara da uğrattığını, Bunlar; adres değişikliği giderleri, araç giydirme bedelleri, araç takip sistemleri bedeli ve bunların sökülmesi masrafları olduğunu, Bu nedenle uğranılan zararlara karşılık fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla ve gerçek zarar miktarı belirlendiği anda arttırılmak üzere şimdilik 250,00-TL tazminat talep etmek gerektiğini, haksız ve derhal fesih nedeniyle davacının uğradığı kâr mahrumiyeti söz konusu olduğunu, Davacının feshi takiben üç aylık süre için uğradığı kâr mahrumiyetine karşılık fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla ve gerçek zarar miktarı belirlendiği anda arttırılmak üzere şimdilik 250,00-TL tazminat talep etmek gerektiğini, acentelik Sözleşmesi uyarınca aylık 101,00-TL.den, yıllık 1.212,00-TL. Çevre temizlik vergisi kesintisi yapılması gerekirken davacının Mart’2014 hakedişinden 4.985,00-TL ÇVT kesintisi yapıldığını, Bu haksız ve fazla kesintinin iadesini talep ettiklerini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla ve gerçek zarar miktarı belirlendiği anda arttırılmak üzere şimdilik 250,00-TL fazla kesilen ÇTV için tazminat talep etmek gerektiğini, acentelik faaliyeti sırasında 26/09/2013 tarihinde müşteriden teslim alınmış kargoların bulunduğu araçta zorlama suretiyle hırsızlık faaliyeti meydana gelmiş; olay polis tutanağıyla tespit edilmiş ancak, çalman kargoların taşıma ücretlerine hasar tazmini sigorta bedeli yansıtıldığı halde davalı şirket tarafından bu kargoların bedeli davacının hakedişinden haksız olarak kesildiğini, Davalı şirket bu kargo bedellerine ilişkin faturaları kendi kayıtlarında gider olarak kullanmış; ancak davacı tarafa fatura kesmediğini, bu nedenle uğranılan zararlara karşılık fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla ve gerçek zarar miktarı belirlendiği anda arttırılmak üzere şimdilik 250,00-TL tazminat talep etmek gerektiğini,..” iddialarında bulunarak; taraflar arasında akdedilen 16/09/2015 tarihli acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin tespitine, davacının gerek haksız ve derhal fesih nedeniyle uğradığı maddi zararlar gerek sözleşmenin devamı sırasında yapılan her türlü haksız kesintilere karşılık gerçek zarar miktarı belirlendiği anda arttırılmak üzere şimdilik 1.750,00-TL maddi tazminatın davalı taraftan tahsiliyle fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, davalı tarafından yapılan şikâyet ve beyanlarla davacının ticari itibarı ve kişilik hakları zedelendiğinden 15.000,00-TL manevi tazminatın haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, vekâlet ücreti dâhil tüm yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>SAVUNMA: Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmeleri gereği müvekkil şirket ticari defter ve kayıtları kesin delil niteliğini haiz olduğu, davacı delil listesinde kendi ticari defterlerini delil olarak göstermiş ise de işbu davada davalı Şirket defter ve kayıtları kesin delil niteliğini haiz olup yalnızca ve başlı başına dikkate alınmak gerektiği,  zira taraflar arasında akdedilmiş olup işbu davanın konusunu oluşturan alacak taleplerinin dayanağını teşkil eden Acentelik Sözleşmelerinin 43/1/a hükmü uyarınca, “Acente” ile “... Kargo” arasında çıkacak çekişmelerde “... Kargo”nun defter ve kayıtları geçerli ve KESİN DELİL olacaktır.’ hükmünün bulunduğu, akit tarafların her ikisi de tacir olmakla işbu hüküm HMK 193 uyarınca geçerli bir delil sözleşmesi hükmü olup sözleşmenin taraflarını bağladığı,  tanık deliline başvurulmasına muvafakatlerinin bulunmadığı, karşı taraf delil listesinde tanık deliline başvurma isteğini belirtmekle birlikte,  karşı tarafın dava dilekçesinde belirtilmiş hususlar zaten tutanaklardan, ticari defter ve kayıtlardan ve sair yazılı delilden rahatlıkla tespit edilebilecek mevzular olduğu, acentelik sözleşmesinin davalı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiği, Türk Ticaret Kanununda açıkça tarif edildiği üzere, acentelik ilişkisi güvene dayalı bir ilişki iken, davalı Şirket müşterisi tarafından yapılan şikayet üzerine 08.07.2014 tarihinde davacının işletmesini üstlendiği Tozkoparan Acenteliği’nde davalı Şirket yetkilileri tarafından denetim yapıldığı ve yapılan denetim sonucunda, davacının sözleşmeye aykırı olarak Müvekkil ... Kargo adına ve ... Kargo araçlarıyla topladığı ... Kargo anlaşmalı müşterilerine ait kargoları “... Kargo” aracılığıyla göndererek hem davalı ... Kargo’yu hem de davalı Şirket ...Kargo müşterilerini dolandırdığı ve hizmet sebebiyle güveni kötüye kullandığı ve dahası bu şekilde haksız kazanç elde ederek Müvekkil Şirketi zarara uğrattığının tespit edildiği, 08.07.2014 tarihinde davalı Şirket yetkilileri tarafından Tozkoparan Acenteliği’nde yapılan mezkur denetim esnasında, davalı tarafından Müvekkil ... Kargo yetkililerince yapılmak istenen denetime engel olmaya çalışılmış ve Davalının eniştesi olan Müvekkil Şirket Keresteciler Acentesi sahibi, dava dışı ... tarafından denetim yapmakta olan Müvekkil Şirket yetkilileri ... ve ...’e fiili saldırıda bulunulduğu,  dava dışı ... tarafından yapılan haksız saldırı sonucunda davalşı Şirket yetkilileri ...’ın dizinin kırıldığı ve ...’in vücudunun sair bölgelerinde ise darp izleri ile sıyrıklar meydana geldiği,  denetim esnasında oluşan bu vahim adli vakıa, emniyete intikal etmiş ve Merter Şehit Osman Kahraman Polis Amirliği’nin 2014/1575 Olay no.lu dosyası ile kayıt altına alındığı, 16.09.2013 tarihli Acentelik Sözleşmesi’nin 5. Maddesinin “Acente”,bu sözleşmenin ekinde yer alanlar dâhil olmak üzere, “... Kargo” tarafından sözleşme süresince kendisine tevdi edilecek olan “... Kargo Yönetmelikleri”ne ve “... Kargo”nun, acenteler ile ilgili diğer düzenleme, talimat ve değişikliklerine, ayrıca; “... Kargo”nun Yönetim Kurulu Kararlarına, Genel Müdürlük, Bölge Müdürlüğü ve Acenteler Müdürlüğü kararlarına tam olarak uymayı, iş ve işlemlerini bu hükümlere göre yürütmeyi kabul ve taahhüt eder.Acente ile ... Kargo arasındaki ilişki bir güven ilişkisi olup, acentenin her türlü güven sarsıcı, ... Kargo’ nun itibarını gerek kendi Tüzel Kişiliği, gerek Resmi Kurumlar ve gerekse müşteriler, 3. şahıslar nezdinde zedeleyici her türlü aktif veya pasif fiil, iş ve işlemleri, ... Kargo’ ya sözleşmeyi tek taraflı olarak derhal, bildirimsiz fesih hakkı verir. Acentenin, ... Kargo ile olan ticari münasebetine ilişkin her türlü bilgi (Karşılıklı teati edilen ticari bilgiler, işin yapılmasına yönelik her türlü know-how acente ile ... Kargo arasındaki ticari uyuşmazlıklar ve Acentenin işin yapılması esnasında ... Kargo’ dan talep edeceği her türlü istem dahi bu bilgi kapsamında değerlendirilir.) tamamen taraflara özel, gizli bilgi addedilir ve Acentenin bu kapsamdaki bilgileri 3. şahıslarla, diğer acentelerle, müşterilerle paylaşması, bunlara ifşa etmesi de güven sarsıcı fiil olarak kabul edilir. İşbu hükmün uygulanarak ... Kargo tarafından sözleşmenin feshi durumunda aynı zamanda acente 36. madde’de yer alan cezai şarttan da mes’ul olacağı gibi, ... Kargonun uğramış olduğu her türlü maddi ve manevi zararı da ödemek zorunda kalacaktır.” hükmünü içerdiği, davacının sözleşme hükümlerini ihlalinin tespiti üzerine, davalı Şirket tarafından Davalıya Beyoğlu .... Noterliği marifetiyle 09.07.2014 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname gönderilmek ve ihtarnamede fesih gerekçeleri de açıkça belirtilmek suretiyle mezkur 16.09.2013 tarihli Acentelik Sözleşmesi ve eklerinin davalı Şirket tarafından haklı nedenle tek taraflı olarak feshedildiği ve acentelik ilişkisine son verildiği, davacının hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal ve dolandırıcılık suçlarını oluşturan fiilleri nedeniyle davacı hakkında ayrıca davalı Şirket tarafından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunulmuş olup ceza dosyasının detayları ileride mahkemeye bildirileceği, davacının sözleşmeye aykırı mezkur fiilleri Acentelik Sözleşmesi’nin 5. maddesindeki atıfta da belirtildiği gibi 36. maddede öngörülen rekabet yasağı ve gizlilik şartının ihlali niteliğinde olduğu, zira Acentelik Sözleşmesi’nin 36. maddesi uyarınca; “Acentelik ilişkisinin devamı süresince ve ilişki bitimini izleyen 2 (iki) yıl içinde “acente”; “... Kargo”nun müşteri portföyü, iş hacmi, varlıkları ve potansiyeli, iş ve ticari ilişkileri yönünden vakıf olduğu sırları saklamakla yükümlü olacaktır. Bu açıdan “acente” bu ilişki nedeniyle elde ettiği avantajı kullanarak, yukarıda belirtilen süreler içinde “... Kargo” ile aynı iş kolunda veya aynı sektörde faaliyet gösteren firma, kuruluş ya da kişilerle, muvaaza yoluyla veya doğrudan ticari sinai ya da hizmet ilişkisi niteliğinde bir bağ kurmamayı ve bu yükümlülüğüne aykırı davrandığının tespiti halinde 50.000 USD (Ellibin Amerikan Doları) tutarında cezai şartı, herhangi bir ihtar takip ve davaya gerek kalmaksızın kayıtsız şartsız ödemeyi kabul ve taahhüt eder.”,  buna binaen, sözleşme gereği davacının davalı Şirkete ödemesi gereken cezai şarta ilişkin haklarını saklı tuttukları, davalı Şirket ile davacı arasında akdedilmiş olan Acentelik Sözleşmesi ve eklerinde yer alan hükümlerin açık olduğu,  davalı Şirket tarafından yapılan feshin bir haklı nedenle fesih olduğu konusunda hiçbir ihtilaf dahi söz konusu olamayacağı, davalı  Şirketçe sözleşmenin haklı nedenle tek taraflı feshine sebebiyet verdiği gerçeğinin ortada olduğu, dolayısıyla, mezkur hükümler ve davalı Şirketin haklı nedenle feshi karşısında davacının davalı Şirketten işbu davadaki taleplerinin her şeyden önce kötü niyetli, dahası haksız, dayanaksız ve hatta sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğu, Davacının tüm hakedişlerinin sözleşme hükümlerine uygun olarak zamanında ödenmiş olup cari hesapta yapılan kesintilerin, acentelik sözleşmesi hükümlerine uygun olduğu, davacı ile davalı Şirket arasında akdedilmiş olan Acentelik Sözleşmeleri ve ekleri ile Muvafakatname ve Zeyilnamelerde yer alan sair hükümler uyarınca, davacının bağımsız tacir olarak işlettiği acentelikleri ile ilgili davacının ödemesi gerekip de ödemeyi ihmal ettiği ve davalı Şirketin ödemek durumunda kaldığı bedeller olduğu takdirde davalı Şirketin davacıya rücu etme hakkı bulunan bu bedelleri davacının hak edişinden mahsup edebileceğinin hüküm altına alındığı, buna ilaveten davacının, her bir acenteliği için, Acentelik Sözleşmesinin imzalandığı tarihte “SSK primi, ilan reklam ve çevre temizlik vergisi ve acenteliğin işletilmesi için gerekli ve zaruri olan diğer giderlerin adına davalı Şirket tarafından ödenmesi halinde hak edişinden veya alacağından mahsup edilmesi için davalı Şirkete muvafakatname verdiğini ve acente personellerinin davacı tarafından ödenmeyen ve fakat davalı Şirket tarafından ödenmek gereken bedellere ilişkin olarak davacının hak edişinden yapılan kesintilerin tamamen sözleşme hükümlerine uygun olduğu, işte bu bağlamda davacı tarafından ödenmesi gerekirken ödenmeyen acentenin kendi personeline ait kıdem tazminatı, aylık ücreti (maaşları) ve personel yemek ücreti, vadesi geçmiş süspan ve hatta acentenin faaliyetinde kullandığı araçların bakım ve tamir giderleri veya bu araçlar nedeniyle kesilen idari para (trafik cezaları), sürücü maliyeti gibi giderler acentenin sorumluluğunda olan bedeller olup, gerek Acentelik Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak gerekse de Acentenin vermiş olduğu muvakatname uyarınca acente ödemez ise Müvekkil Şirket tarafından ödenmekte daha sonrasında ise acentenin hesabına borç kaydedilerek hak edişinden kesildiği, yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile  davalı Şirket ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, davacının cari hesabında yapılan kesintilerin tarafların anlaşmasına ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunun  görüleceği,Davacının manevi tazminat talebinin de diğer talepleri gibi haksız ve dayanaksız olduğu,  Zira BK 58 veyahut TTK 134 gereği davacının manevi tazminat talebinde bulunmasının mümkün olmadığı,  yukarıda detaylı izah edildiği üzere, davacının davalı Şirketin müşterilerinden aldığı kargoları Sözleşmedeki rekabet yasağı hükmüne ve sadakat borcuna aykırı olarak başka kargo firması aracılığı ile taşıdığı ve bu şekilde güven temelini sarstığı acentelik ilişkisinin aleyhine haklı nedenle feshedilmesine neden olduğu,  davalı Şirketin feshinin haklı nedene dayanması karşısında manevi tazminat istenmesinin hukuken mümkün olmadığı,  hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının bu talebi dahi zamanaşımına uğradığı, Davacının talep sonucunda portföy (denkleştirme) tazminatı talep etmemiş olup taleple bağlılık kuralı gereği sayın mahkemenizce davacının dava dilekçesindeki beyanlarının dikkate alınmaması gerektiği, davacının, dava dilekçesinde portföy tazminatından bahsetmiş ise de talep sonucunda bu talebine yer vermediği,  HMK 119 hükmü açık olup taleple bağlılık kuralı gereği davacının dava dilekçesinde bahsedip talep sonucunda istemediği bir hususun mahkemece dikkate alınmaması gerektiği, davacının davalı Şirkete herhangi bir portföy sağlamasının söz konusu olmadığı gibi davacının davalı Şirketin müşterilerinin kargolarını taşıma faaliyetini üstlendiği, başka ifade ile, davacının Acentelik Sözleşmesi kapsamında davalıya sunmuş olduğu hizmetin esasen taşıma hizmeti olduğu, davacıya bu bağlamda davalı tarafından ödenen hak edişlerin komisyon değil ve fakat hizmete dair ödemeler oldukları, kaldı ki, hiçbir şekilde davacının davalıya herhangi bir portföy sunduğunun kabulü anlamına gelmemekle birlikte, acentelik sözleşmesinin davacının kusuruna ve sözleşmeye (ve hatta tck’ya) aykırı eylemlerine istinaden davalı şirket tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması nedeniyle kendi kusuru nedeniyle aleyhine haklı nedenle feshedilen tarafın tazminat talep edeyeceği, zira TTK 121/4 (Eski TTK 134) hükmüne göre, sözleşmenin feshi halinde sözleşme aleyhine feshedilen tarafın kusuru olmadığı takdirde tazminat talep edebileceği, Davacı talep sonucunda kar kaybı (mahrumiyeti) talep etmemiş olup taleple bağlılık kuralı gereği sayın mahkemenizce davacının dava dilekçesindeki beyanlarının dikkate alınmamasının gerektiği, davacı, dava dilekçesinde kar kaybından (mahrumiyetinden) bahsetmiş ise de talep sonucunda bu talebine yer vermediği, yine de davacının kar kaybına (mahrumiyetine) ilişkin beyanlarının yersiz olduğu, dosyaya sunulan emsal mahkeme kararları ve Yargıtay ilamlarından da rahatlıkla tespit edileceği üzere, mahrum kalınan karın, ancak ve ancak haksız fesih halinde talep edilebileceği, acentelik sözleşmesinin davacının kusur nedeniyle haklı sebeple feshedildiği, tüm bu nedenlerle davacının haksız, yersiz ve dayanaksız taleplerinin tümünün  mahkemece reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... taraflar arasında 16/09/2013 tarihli belirsiz süreli acentelik sözleşmesi akdedildiği, asıl dosyada davacı tarafın, davalının kendi müşterilerine ait kargoları ... Kargo aracılığı ile göndermesi nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini iddia ettiği, bu nedenle uğranılan kar kaybının ve manevi zararlarının tazminini talep ettiği, buna karşılık  iddianın dayanağı olarak gösterilen 08/07/2014 tarihli tutanağın davacı şirket yetkililerince tutulduğu ve dinlenen tüm tanıkların anlatımlarından davalının davacı şirket müşterilerine ait kargoları dava dışı ... Kargo aracılığı ile taşıttığı sonucuna varılamadığı, zira tüm tanıkların ... kargoya taşıtıldığı iddia olunan kargoların üzerinde herhangi bir ibare bulunmadığına yönelik beyanda bulundukları, öte yandan davacı şirketin kendi müşterilerinin iddia ettikleri hususlarda ilettikleri şikayetler bulunduğunu belirtmesine rağmen bu iddiayı ispatlar herhangi bir delil sunmadığı, bu haliyle asıl davada davacı şirketin sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğine yönelik iddiasını ispat edemediği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği davalı yanca ispat edilememiş ise de; birleşen dosya davacısının kar mahrumiyeti talebinin 31/05/2017 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda yapılan mali tespitler çerçevesinde yerinde olmadığı, zira birleşen davacının acentelik döneminde kar etmediği gibi, toplam 57.908,80 TL zarar ettiği, yine birleşen davacının hak edişlerinde yapılan  tüm kesintilerin taraflar arasındaki sözleşmenin 8, 12,  14, 24, 26, 32 maddeleri kapsamında yapıldıkları ve sözleşmeye uygun oldukları, davacının denkleştirme tazminatı koşullarının oluştuğunu, davalı şirkete müşteri sağladığını ve davalının fesihten sonra müşterilerle ilişkiye devam ettiğini ispat edemediği, yine davacının manevi tazminat koşullarının oluştuğuna, ticari itibarının zedelendiğine dair delil de sunmadığı, bu haliyle birleşen davacının iddia olunan zarar kalemlerini ispatlayamadığı anlaşılmakla birleşen davanın da reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı dava ve birleşen dava vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı/ birleşen davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; acentelik sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğini yerel mahkemenin bu konuda hatalı değerlendirme yaptığını, ...'ün şirket yetkilileri tarafından yapılan denetime müdahale edip şirket yetkililerini darp ettiğini, kameraları sökerek delilleri kararttığını, bu kişiyle davalı ...'in ... kargo ile bağlantısı olduğunun ortaya çıktığının, ...'in topladığı kargoları ... kargo aracına yüklediğinin tanık beyanlarıyla anlaşıldığını, davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü savunmaları sonradan ortaya çıkan deliller nedeniyle değiştirdiğini, davalı beyanlarının kendi arasında çelişki barındırdığını, davalının acenteyi teslim aldıktan 3 ay sonra cironun sürekli düştüğünü, ciro düşüklüğü sebebinin davalının bir kısım kargoları rakip firma ile taşıması olduğunu, yerel mahkemece talep ettiği delillerin toplanmadan hüküm kurduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı/ birleşen davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin davacı şirketçe haksız olarak feshedildiğini, davacının bir müşterisinin ihbarına yönelik iddiasının dahi ispat etmediğini, 3. Kişi ...'ün şubedeki denetime engel olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bu kişinin müdahalesinin ... kargoya ait 5 koliden ibaret kargonun acente içine taşınması ve ... kargo kuryesinin bu kolileri talep etmesine rağmen şirket yetkililerinin bu kolilerin tesliminden imtina etmesine ilişkin olduğunu, davacı şirketin iddiasının aksine davalının acenteyi aldıktan sonra cirolarda düşüş yaşanmadığını, dava dışı ... kargo firmasının ticari defter ve kayıtlarına dayanılmasının uygun olmadığını belirterek davacı/ karşı davalı şirketin istinaf talebinin reddine, birleşen dosyada verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı/ birleşen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından yetersiz toptancı değerlendirmeler içermeyen bilirkişi raporlarına dayanarak hüküm kurduğunu, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, asıl davada davacı şirketin iddiasını ispat edemediğini belirterek ilk derece mahkemesince birleşen dosya yönünden verilen ret kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı / birleşen davalı istinafa cevap dilekçesinde özetle: Karşı davacının fortföy tazminatı talebinin yerinde olmadığı, ... döneminde ciro artışının olmadığı, tam aksine 2013 yılına göre 2014 yılında %40 ciro azalması olduğunu, reklam ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin bedel iadesinin sözleşmenin 32. Maddesine göre reklam bedellerinin acenteden kesileceği kararlaştırılmış olmasına göre iade talebinin yerinde olmadığı, personel için ödenmek zorunda kalan ve hakedişten kesilen tutarın sözleşmenin 26. Maddesi gereği uygulandığını, adres değişikliği giderlerinin hiçbir bilgi ve belgeye dayanmadığı, soyut ve gerekçesiz bir talep olduğunu, haksız ve derhal fesih nedeniyle uğradığını iddia ettiği kar mahrumiyetinin ise bilirkişi raporuyla değerlendirildiğini, davacının zaten kar etmediğini, sözleşmenin müvekkilince haklı sebeplerle fesh edildiğini, bu sebeple bu talebinde yerinde olmadığını, çevre temizlik yönünden sözleşmenin 8 ve 10 maddelerine göre ödenen vergilerin davalıdan kesildiğini ve sözleşmenin 12 ve 24 maddesi gereği hasar tazminatından sorumlu olan davalıdan kesinti yapıldığını belirterek davalı karşı davacı istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE :Asıl dava; taraflar arasında 16/09/2013 tarihinde düzenlenen acentelik sözleşmesi ve ek sözleşmelerinin haklı sebeple fesih nedeniyle uğranılan kâr mahrumiyeti ve ticari  itibarın zarar görmesi sebebiyle manevi tazminat istemi, birleşen dava; bahsi geçen sözleşmelerin haksız feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı, sözleşme süresince davalı/karşı davacıdan yapılan reklam payı kesintisi, personel sözleşmesinin feshi sebebiyle ödenmek zorunda kalan tazminatlar, adres değişikliği için yapılan masraflar, kâr mahrumiyeti, kendisinden tahsil edilen çevre temizlik vergisi, kaybolan kargo için kendisinden yapılan kesinti bedellerinin ödetilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, acentelik sözleşmesinin haklı nedenle fesh edilip edilmediği ve feshe bağlı olmayan talepler yönünden davanın ispat edilip edilemediği noktasındadır.Taraflar arasında Tozkoparan acenteliği için ticari ilişki 16/09/2013 tarihinde başlamış davacı tarafça Beyoğlu ... Noterliğinden gönderilen 09/07/2014 tarihli ihtarname ile ihtarnamenin tebliğ tarihi itibarıyla feshedilmiştir.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davacı; davalı acentenin ... kargo adlı başka bir şirket ile çalışarak rekabet yasağını ihlal ettiği, ayrıca yapılan denetim esnasında elemanlarına fiili saldırıda bulunduğu, güven ilişkisinin sarsıldığı, bu sebeple sözleşmenin haklı feshedildiği iddiasına dayanmaktadır. Davalı ise başka bir firmayla çalışmadığını, sözleşmenin haksız feshedildiğini savunmaktadır. Dosyaya toplanan deliller, cep telefonuyla çekildiği anlaşılan fotoğraf ve video kaydı, tanık beyanları ile;  davalı acente önünde bulunan kargoların acenteye ait araçlarla iş yeri önüne getirildiği iddia edilmiş ise de bu hususun ispatlanmadığı, sıcağı sıcağına davacı çalışanlarınca tutulan tutanakta acenteye ait araçların dava dışı ... kargoya bir yük teslim etmediği, ... kargonun aktarma merkezine ... kargo logolu araç girişi tespit edilemediği, yine acenteye ait 2 aracın %100 doluluk oranıyla ... ait aktarma merkezine çıkış yaptığı ve aynı doluluk oranıyla ulaştığı teyit edilmiştir. Şube önünde bulunan ve göndericisi ve alıcısı tespit edilemeyen 100'e yakın kolinin ... logolu ... plakalı araca yüklendiği, ancak bahsi geçen yüklerin acentenin işyerinden çıkarıldığı, yada acentenin yanına veya önüne ... kargoya ait araçlarla getirildiği hususu da  tespit edilmiş değildir. Dışarda kalan 5 kolinin de davacı elemanlarınca acente içerisine taşındığı/taşıtıldığı anlaşılmaktardır. Dinlenen tanık beyanları ve dosyaya toplanan deliller birlikte değerelendirildiğinde davalı acentenin rekabet yasağına aykırı olarak başka firma ile iş ilişkisinde bulunduğu iddiası kesin olarak ispatlanmış değildir.Ancak bir güven sözleşmesi olan acentelik ilişkisinde davacının aldığı ihbar üzerine basiretli bir tacir gibi acentesinin rekabet etmeme yükümlülüklerini ihlal edip etmediğini tespit bakımından  denetim elemanlarınca acenteye ait işyerinde yapılan denetime yardımcı olunmadığı gibi karşı konulduğu, davacı elamanlarının yapmaya çalıştığı denetimin engellendiği, davacının denetim elemanlarının davalı acentenin eniştesi olan ve davalı tarafça çağrılması üzerine işyerine geldiği anlaşılan ... tarafından darp edildikleri, bu şahsın acentede yapılan denetime fiilen engel olduğu, davacı iddialarının gerçek yada gerçek dışı olduğunu tespit için önemli olan işyeri güvenlik kamera kayıtlarının bu kişi tarafından alınarak yok edildiği, tanık olarak dinlenen bu şahsın acenteye ait işyerindeki davranışlarının davalı acente tarafından engellenmediği anlaşılmaktadır. Bu konuda ceza davasının görüldüğü de belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra davacıdan güven ilişkisine dayanan acentelik ilişkisini yürütmesinin beklenemeyeceği, ilişkinin çekilmez ve yürütülmez hale gelmesinde davalı acentenin kusurlu olduğu anlaşılmakla davacı tarafça  sözleşmenin feshinin haklı gerekçeye dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır. Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kar mahrumiyeti ise bir tarafın kusuruna bağlı olarak sözleşmenin devam ettirilememesi nedeniyle elde edilemeyen net gelir olup, kâr mahrumiyeti  talep edilebilmesi için davalının  borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının haklı sebep olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerekmektedir. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2010 gün ve 2010/14-244-260 sayılı ilamı). Sözleşmenin haksız feshinde ancak sözleşmede kararlaştırılmış olması halinde kar kaybı zararı  istenebilir.Taraflar arasındaki sözleşmede kar mahrumiyeti isteneceğine dair hüküm bulunmaktadır. Yine davacı taraf sözleşmeyi haklı olarak feshetmekle birlikte, bilirkişi raporunda değinildiği gibi varsa zararına ilişkin şube kayıtlarını bilirkişi incelmeesine ibraz etmediği, yine raporda değinildiği gibi fesih sonrası Tozkoparan şubesinin kendileri tarafından işletildiğini beyan edilmesi, ayrıca bu çevrede başka şubelerinin de bulunuyor olması karşısında kar mahrumiyetine ilişkin şartların oluşmadığı ve davacı tarafça ispatlanmış bir kar mahrumiyeti bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yine isnat edilen olayın niteliği ve gelişimi ile davacının ticari itiabrının ve kişilik haklarının zarar görüdüğü de ispatlanmış değlidir. Bu durmuda davacı/birleşen davalının davasının reddine karar verilmesinde sonucu itibarıyla bir isabetsizlik yoktur.Davalı/ karşı davacının davası yönünden yapılan değerlendirmede;  TTK 122/3 maddesinde \"müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme tazminatı isteminde bulunamaz\" Somut uyuşmazlıkta müvekkilin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği anlaşılmakla denkleştirme tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Yine davalı karşı davacının sözleşmenin haksız feshine dayalı tüm taleplerinin reddine karar verilmesinde sonucu itibarıyla doğrudur.Davalı/ karşı davaıcının feshe bağlı olmayan talepleri yönünden ise dosyaya toplanan deliler ve bilirkişi raporuna göre  davalıdan yapılan tüm kesintiler sözleşme hükümlerine ve vergi mevzutanıa uygun olup davalı/karşı davacı tarafça bu taleplerinin haklılığı ispatlanmış değlidir. Bu durumda davalı karşı davanın reddine karar verilmeside de sonucu itibarıyla isabetsizilk yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının sonucu itibariyle isabetli olduğu anlaşıldığından dava ve birleşen dava yönünden taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Dava ve birleşen dava yönünden taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Dava ve birleşen dava yönünden taraf vekillerinin başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Dava ve birleşen dava yönünden taraf vekillerince istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f20f36b734d0ee93","SID":"a4b7ce97258fab09"}}