{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/426 <br>KARAR NO: 2024/554<br>KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/10/2019<br>NUMARASI: 2017/824 Esas -  2019/1062 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin ihracatını yaptığı cerrahi ürünlere ilişkin kestiği ihracat faturası ile Kızgızistan'daki ... 2.027 USD değerindeki cerrahi seti göndermek üzere davalı kargo şirketine ulaştırdığını, ilgili ihracat paketinin ... konşimento numarası ile 06/06/2017 tarihinde davalı şirkete verildiğini, 360,88-TL kargo ücretinin müvekkili şirketin diğer taşıma işlemleri ile beraber müvekkili şirkete fatura edildiğini, paketin uzun bir süre geçtiği halde müvekkilinin müşterisine teslim edilmediğini, davalı şirket çalışanlarının paketin merkez olan Almanya'ya gittiğini ve yerinin araştırıldığı cevabının verildiğini, ancak davalı şirketçe bulunamadığını, kaybedildiğini, davalı şirketin müvekkilinin 2.027 USD bedelli malını kaybettiğini, hizmet karşılığını alamadığı halde müvekkili şirkete 360,88-TL fatura ettiğini ileri sürerek, davalı şirketin kusuru sebebiyle müvekkilinin somut zararı olan 4.264 USD + 307,90-TL'nin ödenmesine, müvekkilinin kaybedilip yeniden bulunan mallarının bedelsiz olarak müvekkiline iade edilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000,00-TL zararının tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın 4.264 USD'nin ödenmesine yönelik talebinin dayanağının olmadığını, taraflar arasında Amerikan Doları ile ödeme yapılacağı hususunda herhangi bir anlaşma bulunmadığını, bu itibarla Amerikan Doları olarak tahsiline karar verilmesinin talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek, huzurdaki davanın haksız ve usulsüz olduğunu, yargılama esnasında istihsal olunacak bilirkişi raporu ile huzurdaki davanın haksız ve usulsüz olduğunun sübut bulacağını, davacı yan taleplerinin Montreal sözleşmesi hükümlerine dayandırabileceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"davalı taşıyıcının sorumluluğu Kırgızistan Montreal Sözleşmesi tarafı olmadığı için Varşova-Lahey Konvansiyonu 22.md gereği kg başına 17 özel çekme(SDR) hakkı ile değerlendirilmelidir. Yine Varşova/Lahey Sözleşmesinin 26.maddesinde ihbar yükümlülüğü bagajın hasara uğraması haline özgü olarak düzenlendiğinden bagajın ziyaı durumunda sorumluluğun doğumu için ihbar şartı aranmamaktadır. Yük taşımalarında, taşıyıcının veya adamlarının zarar verme kastıyla hareket veya ihmal sonucunda zarar doğmuş olsa bile taşıyıcının sorumluluğu sınırlı olup, somut olayda sorumluluk sınırını ortadan kaldıran bir anlaşmanın varlığının da ileri sürülmemiş olmasına göre, Varşova Konvansiyonu'nun 1975 tarihli 4 sayılı Montreal Protokolü ile değişik 22.maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğunun kg başına 17 özel çekme hakkı ile sınırlı olması nedeniyle karar tarihine en yakın SDR kuruna göre sorumluluk sınırının belirlenerek hüküm kurulması gerekmiştir. Davacı, müspet zarar talep etmiştir. Zararlar müspet ve menfi olarak ikiye ayrılır. Müspet zarar, fiili zarar ve yoksun kalınan kârdan oluşur. Bu kalemler haksız fiil kapsamında değil, sözleşmeye aykırılık hallerinde ortaya çıkan kalemlerdir. Davacı her ne kadar itibar kaybına ilişkin talepte bulunmuş ise de bu talebi haksız fiilden kaynaklı bir zarar olup, menfi zarar kapsamında değerlendirilir. Varşova Lahey sözleşmesinde manevi tazminata ilişkin bir hüküm bulunmadığından bu konuda iç hukuk kuralları uygulanacaktır. İtibar kaybı hukukumuzda tüzel kişilikler bakımından manevi zarar olacağı yönünde kabul görmekte olup, davacının manevi zarara ilişkin talebi bulunmamaktadır. Davacı tarafından sair müspet zararlarının olduğu iddiasında bulunmuşsa da bu iddialarını somut delillerle desteklenmemiştir. Hava taşımacılığından sorumluluğunun sınırlı olduğu, kg başına 17 SDR olduğu, gönderilen kolinin miktarının 9 kg olduğu ve davacı tarafın toplam talep edebileceği tazminat miktarının 153 SDR olduğu, davalının sorumluluğunun sınırlı olması nedeniyle maddi tazminatın kalan kısmının reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlığa Varşova Konvansiyonu'nun0 uygulanamayacağını, uygulanacağı bir an için kabul edilse bile, Konvansiyon’un 25. maddesi uyarınca bu sorumluluğun sınırlı bir sorumluluk olmadığını, davalının sınırlı sorumluluktan faydalanıp faydalanamayacağı hususu 25. Madde ışığında değerlendirmeden ve itirazlarının dikkate alınmadan yalnızca “sınırlı sorumluluk” maddelerine göre değerlendirme yapıldığını, 25. Madde gereğince davalı taşıyıcının ihmali sebebiyle bu kaybın yaşanıp yaşanmadığı hususunun bilirkişi heyetince ve Mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, çünkü eğer iki parti mal aynı ay içinde kaybediliyor veya teslimi aşırı geciktiriliyorsa, burada taşıyanın ihmali olmadığından bahsetmek mümkün olmayacağından sınırlı sorumluluk değerlendirmesinden bahsedilemeyeceğini, davalı şirketin itibar ve gelir kaybı yerel mahkemece dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, uyuşmazlığın özellikle bu bölümüne Türk Hukuku'nun uygulanması gerektiğini, zira Konvansiyonlarda hiç düzenleme yapılmamış veya eksik düzenleme yapılmış konularda uyuşmazlığın görüldüğü mahkeme hukukunun (lex fori) uygulanması suretiyle uyuşmazlık çözülmesi gerektiğini, eğer tazminatın şartları oluşmuş ise davalı için tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ancak bu inceleme yapılmamış ve Yerel Mahkemece itibar ve gelir kaybından doğan müspet zarardan kaynaklanan tazminat talebinin göz önüne alınmadığını, bu şekilde davalı şirketin iki kez üst üste yaptığı ihmali davranışları sebebiyle davalı şirketin yaşadığı itibar ve müstakbel işlerin kaybı yanında davalı şirket aşırı derece korunduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ikinci gönderinin kaybedilmediğini, mahrece iade usulü ile Türkiye'ye geri taşınmış ve gümrüklü antrepoya teslim edilmiş, bu hususun davacı şirkete yazılı olarak bildirildiğini, anılan yazı içeriğinde gümrük işlemlerinin ifa edilmesi, ifa edildiğinin bildirilmesi halinde de gümrüklü antrepodan alınıp, adresine teslim edileceği açık bir şekilde belirtildiğini, Davacı şirketin, gümrük işlemlerini ifa etmemiş, bu sebeple ikinci gönderi içeriği ürün gümrüklü antrepoda kaldığını, dolayısı ile ikinci gönderi sebebiyle davalı taşıyıcı müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, bu itibarla da ilk gönderi sebebiyle 4,5 kg x 17 SDR = 76,50 SDR üzerinden hüküm tesis edilmesi gerektiğini, biran için taşıyıcı şirketin her iki gönderinin toplam ağırlığı olan 9 kg x 17 SDR = 153 SDR karşılığı 217,72..-$  karşılığı ile sorumlu olduğunun kabulü edilse dahi, 4095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca yabancı para ile hüküm kurulması halinde, devlet Bankalarının o yabancı paraya bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek banka mevduat faizi oranında faiz yürütülmesine karar verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi ise kavram kargaşası yaratmış, ticari avans faiz oranını aşmamak kaydı ile 4095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereği faiz yürütülmesine karar vermiş, Davacı şirket de kararı icra takibine konu etmiş ve tarafımıza gönderilen icra emri ile 217,72 $ karşılığı 1.680,79.-TL sına, 15.08.2017 / 29.06.2018  arası için % 9,75 oranında, 29.06.2018 / 11.10.2019 arası için % 19,50 oranında ve 11.10.2019 / 13.06.2020 arası için % 13,75 oranında ve 13.06.2020 / 06.10.2020 arası için de % 10 oranında ticari avans faiz oranı ile faiz işletilmiş olup halbuki ilk derece Mahkemesi kararında 217,72.-USD'ye 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince faiz yürütülmesine karar verilmesi gerektiğini,  ilk derece mahkemesi kararı ile 153 SDR'nin USD' ye çevrilmesi suretiyle hüküm kurulması haksız ve hukuksuz olduğu gibi kök bilirkişi raporu tarihi olan 11.06.2018 tarihinin hüküm tarihi olduğundan bahisle anılan tarihteki kur karşılığı USD' ye çevrilmesinin haksız olduğunu, davalı şirketin 15.08.2017 tarihinde temerrüde düşürüldüğü şeklindeki tespitin de haklı ve hukuki olmadığını, faiz uygulanmaya başlanacak tarihin hüküm tarihi olması gerektiğini, mahkemenin, bilirkişi raporundaki, taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun haricinde, davacının 3. taşıma sebebiyle bir başka taşıma/kargo firmasına ödediği 210 $ tutarındaki taşıma ücretinden ve gümrükleme masrafı olan 182,90.-TL ile 125.-TL tutarındaki ayrı taşıma ücreti toplamı olan 307,90.-TL den de sorumlu olduğu şeklindeki beyan ve mütalaadan, 210.-$ tutarındaki taşıma ücretini, nazara almamış olmasına rağmen, 307,90.-TL tutarındaki gümrükleme masrafı ve taşıma ücretinin tahsiline karar vermesinin çelişkili olduğunu, hükmün  \" ..3 - Dava konusu ürünlerin eş zamanlı davacıya iadesine .. \" şeklindeki kararının hatalı olduğunu, ne bilirkişi raporlarında ne de Varşova Sözleşmesinde böyle bir beyan ve mütalaa olmadığını, ilk gönderinin kaybedildiğinden Varşova Sözleşmesi hükümlerine göre taşıyıcı sorumlu tutulmuş, ikinci gönderi, mahrece iade suretiyle Türkiye'ye geri getirilmiş ve gümrüklü antrepoya teslim edilmiş olduğu nazara alınarak, bilirkişiye göre bu gönderi de kayıp hükmünde sayılarak Varşova Sözleşmesine göre taşıyıcının sınırılı sorumluluğu hesabı yapılmış ve toplam 153 SDR karşılığı ile sorumlu olduğu belirtilmiş, ilk derece Mahkemesi de bu beyana itibar ile hüküm kurmuş iken ayrıca \"..3-Dava konusu ürünlerin eş zamanlı davacıya iadesine..\" şeklinde hüküm kurmasının hukuki dayanağı bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, hava taşımasına konu emtiaların alıcısına teslim edilmemesi nedeniyle oluşan zararın tahsili, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, uyuşmazlığa uygulanacak sözleşme ile davalının sınırlı sorumluluktan yararlanıp yararlanamayacağı, davalının sorumlu olacağı zararın kapsamı ve emtianın iadesine karar verilip verilemeyeceği noktasındadır.Davacı şirketin dava dışı ... şirketine kestiği 05/06/2017 tarih ve ... numaralı fatura konusu ürün 06/06/2017 tarih ve ... numaralı konşimento tahtında; yine davacı şirketin dava dışı ... şirketine kestiği 03/07/2017 tarih ve ... numaralı fatura konusu ürün 03/07/2017 tarih ve ...  numaralı konşimento tahtında davalı tarafından taşınmıştır. Davalı bu taşımalara ilişkin 14/06/2017 tarih ve ... numaralı ve 03/07/2017 tarih ve ... numaralı faturaları davacıya kesmiştir. Davacı tarafından 20/07/2017 tarihli ... numaralı 210,00 USD bedelli dava dışı ... firmasına fatura düzenlenmiş ve ... tarafından da 19/07/2017 tarih ve ... numaralı kargo bedeli açıklamalı 125,00 TL bedelli fatura davacıya düzenlenmiştir.Davacı tarafça, taşımaya konu emtiaların alıcısına teslim edilmediğinden bahisle, uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.12 Ekim 1929 tarihli Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Varşova Sözleşmesi ve 28 Eylül 1955 Tarihinde Lahey'de imzalanan Varşova Sözleşmesini değiştiren Protokol'e katılınmasının uygun bulunduğuna dair Kanun 01/03/1977 tarihinde kabul edilmiş ve 13/03/1977 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve Sözleşme 23/06/1978 tarihinde uygulanmaya başlanmıştır. Hava taşımasının yapıldığı tarih itibariyle Kırgızistan Montreal Sözleşmesi'ne taraf olmayıp, Varşova Sözleşmesine taraftır.Varşova Sözleşmesi'nin 1. Maddesine göre, sözleşmeye taraf devletler arasındaki taşımalarda Varşova Sözleşmesi uygulanır. Davaya konu taşımanın yapıldığı ülkeler anılan sözleşmeye taraf olup uyuşmazlığa 1929 tarihli Varşova Sözleşmesi ve eki protokoller uygulanacaktır.Varşova Sözleşmesinin 18/1. Maddesine göre, zarara sebep olan olay hava taşıması esnasında meydana gelmiş ise, taşıyıcı, kayıtlı bagaj veya eşyanın tahribi veya kaybı veya hasara uğraması halinde doğan zarardan sorumlu olacaktır. Sözleşmenin 19. Maddesine göre ise, taşıyıcı, hava taşımasındaki yolcu, bagaj veya eşyanın gecikmesinden doğan zarardan, sorumlu olacaktır. Varşova Sözleşmesinin gereğince taşıyıcının taşıma sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğu kural olarak sınırlı sorumluluk olup bu husus anılan Konvansiyon’un 22. maddesinde tüm sorumluluk hâlleri için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Bu itibarla anılan Konvansiyon’un 22/2-a maddesinde kayıtlı bagaj ve yük taşımasında, paket taşıyıcıya verilirken, gönderici, varış yerinde teslim anındaki menfaatine ilişkin özel bir bildirimde bulunmadıkça ve gerekiyorsa ek bir meblağ ödemedikçe, taşıyıcının sorumluluğu kilogram başına iki yüz elli frankla(17 Özel Çekme Hakkı (SDR) ile) sınırlandırılmıştır. Özel bildirimde bulunulması halinde, taşıyıcı bildirilen meblağın göndericinin varış yerinde teslim anındaki gerçek menfaatinden büyük olduğunu ispat etmedikçe, bildirimi yapılan meblağa kadar ödeme yapmakla sorumludur. Ayrıca Varşova Sözleşmesinin 24/1 maddesinde de,  18. ve 19. maddelerde öngörülen hallerde, dayanağı ne olursa olsun, bir tazminat davasının, ancak bu Sözleşmede öngörülen şartlara ve sınırlamalara bağlı olarak açılabileceği düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra, taşıyıcının sınırlı sorumluluk esasına göre sorumlu olmasına istisna da getirilmiş bulunmaktadır. Varşova Sözleşmesinin 25. Maddesi uyarınca, taşıyıcının veya adamlarının, zarar verme kastıyla veya zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek pervasızca yaptıkları bir hareket veya ihmal sonucunda zararın doğduğu ispat edilirse, 22. maddede belirtilen sorumluluk sınırlamaları uygulanmayacaktır; ancak, taşıyıcının adamlarının böyle bir hareketi veya ihmali halinde, onun kendi görevi çerçevesi içinde hareket ettiğinin de ispatı gerekir.Davaya konu ilk taşımaya konu emtianın alıcısına teslim edilmeden kaybolduğu, ikinci taşımaya konu emtianın ise önce alıcısına teslim edilmeden kaybolduğu, sonra bulunduğu ancak bu kez de alıcının geç teslim nedeniyle emtiayı kabul etmediği ihtilaf konusu değildir. Davalı taraf ayrıca, ikinci taşımaya konu emtianın geri getirilmesine rağmen davacının gümrük işlemlerini yaparak emtiayı teslim almadığını ileri sürmüştür. Ancak, ikinci taşımaya konu emtia alıcısına gecikme ile götürülmüş olup, alıcı tarafından teslim alınmaması taşımadaki gecikmeden kaynaklandığından, bu hususta davacıya bir sorumluluk yüklenmesi ve ürünü geri alabilmek için gümrük masraflarına katlanması beklenemez. Bu nedenle ilk ve ikinci taşımaya konu emtiaların taşıma sırasında zayi olduğunun kabulü gerekli olup, davalı taraf davacının bu nedenle oluşan zararlardan sınırlı sorumluluk esasına göre sorumludur.Davacı tarafça, iki parti mal aynı ay içinde kaybediliyor veya teslimi aşırı geciktiriliyorsa, burada taşıyanın ihmali olmadığından bahsetmenin mümkün olmadığını iler sürmüştür. Ancak taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlandırılmaması için ihmal yeterli olmayıp, taşıyıcının zarar verme kastıyla veya zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek pervasızca yaptıkları bir hareket veya ihmal sonucunda zararın doğduğunun ispatlanması gerekir. Yani taşıyıcının ihmalinin, zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek pervasızca olması gerekir. Eldeki davada ise, taşıyıcının zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek pervasızca ihmal sonucunda zararın doğduğu ispatlanamamıştır. Yine davacı tarafça itibar ve gelir kaybına ilişkin müspet zararın Türk Hukuku uygulanarak karara bağlanması talep edilmiş ise de, Varşova Sözleşmesinin 24/1 maddesine göre, taşımadan kaynaklanan ve taşıyıcının sorumluluğunu gerektiren maddi tazminat davaları Varşova Sözleşmesinde öngörülen şartlara ve sınırlamalara bağlıdır. Dolayısıyla davacının söz konusu itirazı yerinde değildir.Bilirkişi raporuna göre, iki adet taşımaya konu emtianın ağırlığına göre taşıyıcının sorumluluk sınırı 153 SDR karşılığı 217,72 USD olarak belirlenmiş olup, davacının zararı bu miktardan fazla olduğundan, sınırlı sorumluluk esasları gereğince davalı 217,72 USD'yi tazmin ile yükümlüdür. Zarar yabancı para cinsinden doğduğundan talebinde yabancı para cinsinden yapılmasına ve buna göre karar verilmesine bir engel bulunmamaktadır.Davalı tarafça,  3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca yabancı para ile hüküm kurulması halinde, Devlet Bankalarının o yabancı paraya bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek banka mevduat faizi oranında faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken ilk derece Mahkemesince kavram kargaşası yaratacak şekilde ticari avans faiz oranını aşmamak kaydı ile 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereği faiz yürütülmesine karar verildiğini ileri sürmüş ise de, kararda açıkça 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereği faiz yürütülmesine karar verilmiş olup, \"ticari avans faiz oranını aşmamak\" şeklindeki sınırlandırmanın sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Faizin işlemeye başlayacağı tarih ise temerrüt tarihi olup, faiz uygulanmaya başlanacak tarihin, hüküm tarihi olduğu şeklindeki davalı itirazı yerinde değildir. Davacı tarafça dava dilekçesinde hem zarar talep edilmiş hem de kaybedilip yeniden bulunan malların bedelsiz olarak iadesi talep edilmiştir. Ancak davacının talep ettiği zarar kalemi arasında zayi olan mal bedeli de bulunmakta olup, bu iki talebin aynı anda yapılması mümkün değildir. Kaldı ki yukarıda izah edildiği üzere taşımaya konu malların zayi olduğu kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra malların iadesiyle ilgili istem bakımından herhangi bir harç yatırılmamıştır. Bu halde ilk derece Mahkemesince tazminatın yanı sıra dava konusu ürünlerin eş zamanlı davacıya iadesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine, ilk derece mahkemesince dava konusu ürünlerin eş zamanlı davacıya iadesine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KISMEN KABULÜNE; 153 SDR'nin hüküm tarihindeki T.C.Merkez Bankası kuru üzerinden (1 SDR=1.422,99 USD) hesap karşılığı 217,72 USD'nin temerrüt tarihi olan 15/08/2017 tarihinden itibaren ve ticari avans faiz oranını aşmamak üzere 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince yürütülecek faizi ile belirlenecek tutarın tahsil tarihindeki TCMB verilerine göre TL karşılığının davalıdan tahsiline,2-307,90-TL maddi tazminatın 15/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,3-Fazlaya ilişkin tüm taleplerin REDDİNE, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 52,63-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 683,41-TL harçtan mahsubuna, artan 630,78-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından peşin yatırılan 31,40-TL başvurma harcı ile 683,41-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi uyarınca tayin ve takdir olunan 770,53-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,7-Davanın ret miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 4.667,22-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,8-Davacı tarafından yapılan 128,00-TL tebligat, 4,00-TL posta, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti ve 307,90-TL maddi tazminat olmak üzere toplam 1.939,90-TL yargılama giderinden  davanın kabul miktarı dikkate alınarak 37,35-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,9-Gider avansından artan olur ise karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,c-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,d-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 43,00 TL olmak üzere toplam 205,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03b622dbb1e82039","SID":"0c09c2f1c5dc8f08"}}