{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/1272 <br>KARAR NO\t: 2024/1014<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 31/03/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2018/660 Esas,  2022/241 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/10/2016 günü sürücü ...'in maliki ... yönetimindeki ... plakalı otomobilin müvekkilinin kullanmış olduğu motorsiklete çarpması sonucu maddi hasarlı kaza meydana geldiğini ve müvekkilinin bu olay nedeniyle yaralandığını, bu olay nedeniyle Iğdır Tuzluca Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/... Esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığını ve dosyanın halen derdest olduğunu, olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını,  olay nedeniyle müvekkilinin Iğdır Devlet Hastanesi, Erzurum ...Hastanesinde tedavi gördüğünü, müvekkilinin kaza tarihinde kartonpiyer, boya ve dekorasyon ustası olduğunu, kazadan sonra çalışamaz iş göremez  duruma geldiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle mesleğinin elinden alındığını, ağır işlerde çalışamaz olduğunu, sigorta şirketi tarafından ... plakalı araç ... poliçe numarası ile ZMMS ile güvence altına alındığını, müvekkilinin dava konusu kaza sonucu beden gücü kaybına uğradığını, davalı kuruma müracaat edildiğini, müvekkiline ödeme yapıldığını ancak ödeme tedavi giderlerini dahi karşılamayacak derecede yetersiz olduğunu, kazaya karışan ... plakalı araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, 100,00-TL maddi tazminatın (maluliyet nedeniyle) davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe limitiyle sınırlı olarak) müracaat tarihinden, diğer davalılar yönünden ise olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte tahsilini, 100,00-TL tedavi giderlerinin davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe limitiyle sınırlı olarak) müracaat tarihinden, diğer davalılar yönünden ise olay tarihinde itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte tahsilini, 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek reeskont avans faiziyle birlikte sigorta şirketi dışında kalan davalılardan tahsilini, yargılama harç ve masraflarının davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekilinin 25/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat yönünden dava değerini toplam 25.586,53‬-TL  olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı ...Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalı aracı işletenin kusur oranı ile sınırlı olduğundan, trafik kazası tespit tutanağı da dikkate alınarak dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sürücünün kusurunun açık bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin olup olmadığı, mevcut ise maluliyet oranı, niteliği ve maluliyetin dava konusu trafik kazası ile bağlantısının tespit edilmesi gerektiğini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.<br>Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğu, davacının davaya konu kaza nedeniyle 100 TL maluliyet nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunduğu, 100 TL tedavi tedavi gideri talebinde bulunduğu, 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu,  Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin  2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacının maluliyetinin kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğ'e göre tespiti yaptırılmıştır. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet ve kusur raporları ile aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak davanın kabulü ile; 59.016,05-TL maluliyet nedeniyle maddi tazminat talep edebileceği, davacının talep ettiği tedavi giderine ilişkin dosyaya delil ibraz etmediği anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile davacının maluliyet nedeniyle talep etmiş olduğu 59.016,05 TL tazminatın  sigorta şirketi bakımından başvuru tarihinden itibaren sekiz gün hesaplanarak işleyecek yasal faiziyle birlikte, diğer davalılar bakımından kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının dava dilekçesinde yer alan 100 TL tedavi gideri talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş maddi tazminat talebi yönünden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br> Davacının yaşı, meydana gelen kazadaki kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kaza tarihi, davacının maluliyeti nedeniyle çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak ve davalının kusur durumu nedeniyle hakkaniyet ölçüsünde oranlama yapılarak manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 12.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışında kalan sürücü ve işletenden alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Maddi tazminat talebi yönünden; Davanın kısmen kabulü ile, 59.016,05-TL tazminatın müştereken ve müteselsilen (Sigorta Şirketi bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, davalı Sigorta Şirketi bakımından 30/05/2018 tarihinden, diğer davalılar bakımından 02/10/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, Davacının 100,00-TL tedavi gideri tazminat talebinin reddine, Manevi tazminat talebi yönünden; Davanın kısmen kabulü ile, 12.000,00-TL manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve ...'den 02/10/2016  tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalılardan alınarak  davacıya verilmesine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece eksik inceleme sonucu davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin maluliyeti nedeniyle hesaplanan maddi zararın müvekkilinin zararını karşılar nitelikte olmadığını, oluşan maluliyet ve bundan kaynaklı maddi zararın mahkemece kabul edilenin üzerinde olduğunu, müvekkilinin dava konusu kaza nedeniyle bir çok hastanede tedavi olduğunu ve buna bağlı olarak tedavi masraflarının olduğunu, mahkemece bilirkişi marifetiyle müvekkilinin tedavi masraflarının tespit edilerek bu yönde kabul kararı verilmesi gerekirken hatalı şekilde taleplerinin reddedildiğini, dilekçelerinde belirtmiş oldukları HGK kararlarına göre müvekkili lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının da oldukça düşük olduğunu, müvekkilinin manevi tazminat yönünden davasında haklı olduğunu, bu nedenle tazminat miktarının belirlenmesinin tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kusur oranı ve olayın oluş şekline göre hakimin takdirinde olduğunu, HMK'nın 326. maddesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla manevi tazminatın kısmen reddi durumunda karşı taraf yararına hükmedilen vekalet ücreti miktarının davacı lehine belirlenen vekalet ücreti miktarını geçemeyeceğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine  açılan işbu davada dava dilekçesi  incelendiğinde müvekkilinin sorumlu olmasını gerektiren bir durum söz konusu olmadığını, dava konusu kazanın meydana gelmesi ile müvekkil arasında bir illiyet bağı kurulup bu yönde bir iddia da ileri sürülemeyeceğinden açılan davanın reddine ve veklet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılması gerektiğini, yargılama aşamasında dava dosyası kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarının aleyhe hususlarını kabul etmediklerini belirttiklerini, Dosya içerinde bulunan bilirkişi raporunda özellikle kusura ilişkin tespit yapılan Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 05/09/2019 tarihli kusur raporunda özetle; davalı sürücü ...'in %100 oranında  kusurlu olduğu, davacı sürücü...'in  atfı kabil kusurunun bulunmadığına ilişkin  rapor düzenlendiğini, söz konusu raporda da müvekkilin kusurunun olmadığının açık olduğunu, mahkemece gerekçeli kararda müvekkilinin sorumluluğuna ilişkin yeterince ve ayrıntılı bir değerlendirme yapılmadığını, yargı kararlarının gerekçeli olması ilkesi dikkate alındığında kusuru olmadığı halde müvekkilinin hangi şekilde sorumlu olduğu veya sorumluluktan neden kurtulmadığına ilişkin denetime elverişli bir gerekçe ortaya konulmadığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak müvekkili açısından reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava trafik kazasından kaynaklanan iş göremezlik tazminatı, manevi tazminat ve tedavi gideri istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Somut uyuşmazlıkta; 02/10/2016 tarihinde sürücü ... idaresinde ... plakalı araç ile sürücü... idaresindeki tescilsiz motosikletin çarpışması şeklinde meydana gelen trafik kazasında motosiklet sürücüsü davacı...'in yaralandığı, bu sebeple davacının maddi ve manevi tazminat ve tedavi giderlerinin davalılardan tahsilini talep ettiği, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, davalı ...'ın ... plakalı aracın maliki olarak meydana gelen olayda işleten sıfatıyla sorumlu olmasına, aktüerya hesap bilirkişisi tarafından belirlenen hesaplamaların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması ve davacının yargılama sırasında alınan aktüerya hesap bilirkişi raporlarına itiraz etmemesine, bu sebeple hesaplanan maddi tazminat miktarı yönünden davalı lehine ortaya çıkan usulü kazanılmış hak ilkesi gereğince davacının yargılama sırasında itiraz etmediği bir hususu istinaf aşamasında ileri sürmesinin yerinde olmamasına, red edilen manevi tazminat miktarı üzerinden davalı ...'e vekalet ücreti takdirinde herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına göre; davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Davacı vekilinin manevi tazminat miktarı yönünden ileri sürdüğü istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde;<br>Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumu da gözönünde tutularak, 6098 sayılı B.K.’nın 56.maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br> Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre  manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, tarafların olaydaki kusur durumu, davacıda meydana gelen maluliyet derecesi ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının olmay sebebiyle duyduğu elem ve ızdırabın derecesi gibi hususlar dikkate alındığında davacı için takdir olunan manevi tazminatın az olduğu anlaşılmakla davacı yararına hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Müterafik kusur yönünden re'sen yapılan değerlendirmede;<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.<br>Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır.  Yargıtay 4. HD 2022/7305 E. 2023/7108 K.  Yargıtay 4. HD 2022/2535E. 2023/798 K. Yargıtay 4. HD  2021/5622 E. 2021/7246 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7818 E. 2019/393 K. T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/9251 E. 2018/3894 K. Yargıtay 17.H.D. 2019/2168 E. 2020/4627 K.)<br>Somut olayda dosya içerisinde bulunan maluliyet raporuna göre, davacının  kaza nedeni ile sol omuzda ve sol boyunda ağrı, sol ayakbileğinde şişlik, parietal bölgede 3x1 cm şişlik, grafi ve BT de, sol skapulada kırık olduğu,  klavikula kırığı, kapalı. Metarsal kemik kırığı, kapalı olduğu, op klavikula plak failure tanısıyla opere edildiği, Toraks BT’de sol skapula korpusunda lineer fraktür hattı, sol klavikulada nondeplase kırık, 06/06/2017 tarihli sol omuz grafisinde klavikulada kırık sekeli. 09/06/2017 tarihli sol omuz BT’de klavikula kırığında pseudoartroz izlendiği, 07/02/2018 traihli grafide, kırığın plakvida ile tespit edildiği, plağın kırılmış olduğu. 05/03/2020 tarihli grafide ikinci kez konulmuş olan plağın da kırılmış olduğu tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece davalı tarafça defi olarak ileri sürülmese dahi kaldı ki davalı sigorta şirketinin cevap dilekçesinde müterafik kusur açısından değerlendirme yapılmasının açıkça talep edildiği, Yargıtay'ın emsal içtihatlarında belirtildiği üzere davacının gerekli koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığı müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve zararın artmasında müterafik kusurunun etkisi olup olmadığı hususunda re'sen değerlendirme yapması gerekirken aksine hareketle gerekçede müterafik kusur konusunda olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla olayın oluş şeklide de nazara alınarak müterafik kusur indiriminin uygulanıp uygulanmayacağının mahkemece re'sen  değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.<br>Davacının tedavi giderleri yönünden yapılan değerlendirmede;<br>Davacı taraf dava dilekçesinde tedavi giderleri talebinde bulunmuş, mahkemece davacının tedavi giderine ilişkin dosyaya delil ibraz etmediği gerekçesiyle davacının tedavi giderleri talebinin reddine karar verilmiş ise de; mahkemenin 11.04.2019 tarihli duruşmanın.... nolu ara kararında \"Taraflara HMK 140/5 md gereği dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları, veya başka yerden getirtilecek belgeleri sunmak için gereken açıklamaları yapmaları için iki haftalık süre verilmesine, bu hususların iki haftalık kesin süre içerisinde yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına;  (ihtarat davacı tarafın yüzüne karşı yapıldı, davalıya ihtarın tebligat şerhi ile yapılmasına) şeklindeki ara kararı yetersizdir.<br>6100 Sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca, kesin süre verilmesi halinde, kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin  açıkça bildirilmesi  suretiyle  ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. <br>Kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için usulünce ve eksiksiz olması gerekir (Hukuk Genel Kurulu'nun 12/12/2012 tarih ve 2012/9-1202-1218 Esas- Karar sayılı ilamı). Bu durumda, davacıya usulüne uygun olarak düzenlenen ihtar bulunmadığından, usulsüz bir ihtar herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağından davacının tedavi giderleri yönünden dosyaya delil ibraz etmediği gerekçesiyle istemin reddi isabetsizdir.<br>Ayrıca davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesinde \"trafik kazaları  nedeniyle  üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları  sağlık  hizmet  bedellerinin  kazazedenin  sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı\" düzenlemesine; Kanun'un geçici 1. maddesinde de \"Bu Kanun'un yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet  bedelleri  için  bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ...'nın yükümlülüklerinin sona ereceği\" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenlemeler ile, trafik kazasından  kaynaklanan ve KTK'nun 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderleri bakımından, trafik sigortacısı ile sorumluluğunu üstlendiği araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu son bulmuştur.<br>Öncelikle belirtmek gerekir ki, Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi kapsamında, tüm tedavi giderlerinden değil, açıklanan madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri, 6111 sayılı Kanun kapsamında değildir. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden SGK sorumlu olmayıp, sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir. (Yargıtay 17. HD 2016/11224 E. 2019/5751 K.)<br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili davacının kazadaki yaralanması nedeniyle yaptığı belgeli olmayan tedavi giderlerinin davalı sigorta şirketi, araç maliki ve araç sürücüsünden tahsilini talep etmiş; Mahkemece yukarıda belirtilen gerekçe ile tedavi gideri talebinin reddine karar verilmiştir. Olay sebebiyle yapılan tedavilere, tedavi için hastaneye gidiş-geliş, barınma, yemek gibi masrafların tamamının faturalandırılması veya belgelendirilmesi mümkün değildir. Bu gibi tedavi giderlerinin tespiti için konusunda uzman doktor bilirkişiden rapor alınması gerekmektedir. Mahkemece usulüne uygun olmayan ara karar ile davacı tarafa verdiği süre sonunda davacının tedavi giderlerine ilişkin delil ibraz etmediği için eksik inceleme ile yazılı şekilde karar vermesi yerinde değildir. Kaldı ki mahkeme tarafından ilgili kurum ve kuruluşlarından davacının tedavi evrakları dosyaya kazandırılmış ve dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının maluliyetine ilişkin rapor alınmıştır. <br>Dairemizce kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; <br>Trafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak tazminat isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli \"PMF\" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla \"TRH 2010\" adı verilen \"Ulusal Mortalite Tablosu\" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. <br>Eldeki davada; davacının açıkça talebi olmamasına rağmen ve PMF yaşam tablosuna göre hesaplama yapan 15.03.2021 tarihli bilirkişi raporuna herhangi bir şekilde itiraz etmemesi ve hatta bu rapora göre de davasını 25.03.2021 tarihinde tespit edilen miktar üzerinden ıslah etmesi ve ıslah dilekçesinde de fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı halde mahkemece 20.02.2021 tarihli ara karar ile re'sen dikkate alınması gereken 6100 sayılı HMK'nın taleple bağlılık ilkesini ihlal ederek TRH 2010 Yaşam tablosu ve Progresif rant yöntemi kullanılarak  aktüerya hesabı yönünde karar verilmesi ve bu doğrultuda alınan bilirkişi raporuna göre de davacının bedel artırım dilekçesi sunması ve mahkemece de TRH 2010 Yaşam tablosu ve Progresif rant yöntemi kullanılarak yapılan aktüerya bilirkişi raporuna istinaden hüküm tesis edilmiştir.<br>Mahkemece hükme esas alınan tazminat hesaplamasında, yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve ekindeki cetvellere göre hesaplama yapılmış yani TRH 2010 Yaşam tablosu ve Progresif rant yöntemi kullanılarak  hesaplama yapılan bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de, yukarıda belirtildiği üzere davacı PMF 1931 yaşam tablosu ve progresiv rant ile hesaplamaya itiraz etmemiştir. Islah dilekçesinde de fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamıştır. <br>Taleple bağlılık ilkesi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 26.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Taleple bağlılık ilkesi tahkim yargılamasında da geçerli olup mahkeme hakimince talep dikkate alınmalıdır.<br>Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; her ne kadar kaza tarihi itibariyle TRH 2010 Tablosu'na göre hesaplama yapılması gerekirse de davacının açıkça itirazları olmaması sebebiyle PMF 1931 progresiv rant usulüne göre daha önce düzenlenen ve davacının belirtilen rapora göre ıslah ettiği bilirkişi raporuna göre karar verilmesi gerekirken, (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/4443 E. 2021/6445 K.) hatalı değerlendirme ile 29.01.2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınması yerinde görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nın 355 ve 353/(1)-a-6. Maddeleri uyarınca kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br>Kabule göre de; <br>a-Davacı dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminattan sadece davalılar ... ve ...'in sorumlu tutulması istenilmiş ise de mahkeme hükmünün ... nolu bendinde davalı sigorta şirketinden talep edilmeyen manevi tazminat miktarı yönünden davalı sigorta şirketi lehine vekalet ücreti takdiri yerinde görülmemiştir. <br>b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. Maddesine göre; Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.<br>Somut olayda mahkeme hükmünün ....-nolu bendinde red edilen maddi tazminat yönünden davalı sigorta şirketi lehine, ...nolu bendinde de red edilen maddi tazminat yönünden davalı ... lehine  vekalet ücreti takdir etmiştir. Oysa ki karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. Maddesine göre değerlendirildiğinde davacının tedavi gideri talebinin ret sebebi ortak olup tedavi gideri talebi yönünden bu davalılar lehine tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri yerinde görülmemiştir. <br>c-Mahkeme hükmünün .... nolu bendinde maddi tazminat yönünden bakiye harç hesaplaması yapılırken davacı tarafça 04.02.2022 tarihinde mahkeme veznesine yatırılan 115,00 TL tamamlama harcı mahsup edilmeden bakiye harç hesaplaması yapılması da yerinde görülmemiştir. <br> HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE<br>2-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının REDDİNE.<br>3-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf aşamasında alınması gereken 4.851,11-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 1.212,78‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.638,33-TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye irat kaydına,<br>5-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davalı ... tarafından bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında davacıdan alınan peşin harçların davacıya iadesine, <br>7-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>8-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere .... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"238cf32e78276a21","SID":"251d1468db59297c"}}