{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/896 Esas<br>KARAR NO: 2024/1006 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2017/1463 Esas - 2021/23 Karar<br>TARİHİ: 14/01/2021<br>DAVA: Tespit<br>KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı banka yönetim kurulunun 27.04.1972 / 322 sayılı kararı gereği ... sahip olduğu ... hisse nolu 1.000TL nominal değerli hisse senedi veraset yolu ile müvekkiline intikal ettiğini, banka yönetim kurulunun 28.06.2006 / 19-03 sayılı kararı ile 31.07.2006 tarihinde hisse senetlerinin müvekkiline devredildiğini, müvekkilinin ...'ın tek mirasçısı olduğunu, müvekkilinin ortaklığının devam etmesine rağmen temettü ödemesi yapılmadığını, 03.06.2015 tarihinde davalıdan 2001 yılından itibaren temettü talep edildiğini, ancak 09.06.2015 tarihinde verilen cevabi yazıda, SPK m. 13/4 uyarınca kaydileşme yapılmadığından bahisle hissenin ... Merkezine intikal ettiğini ve ortaklık hakkının sona erdiğinin beyan edildiğini, Davalının beyanına dayanak yaptığı SPK m. 13/4. 5 ve 6. Cümlelerinin Anayasa Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli 2015/29 E. 2015/95 K. Sayılı kararı ile iptal edildiğini, bu iptal kararı ile hisselerin ... tarafından satılabileceğine dair düzenlemenin ortadan kalktığını, Anayasanın 35. Maddesi uyarınca mülkiyet hakkının koruma altında olduğunu iddia etmek suretiyle, müvekkilinin ... no, ... hisse nolu hissenin güncel değeri üzerinden davalı bankaya ortak olduğunun tespitini, bu talebin kabul görmemesi halinde hissenin güncel değerinin tespiti ile şimdilik 30.000TL nin ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, 2308 sayılı Kanunun 1. Maddesi ve TBK m.147/4 uyarınca öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının elindeki hisse senetlerinin kaydileştirilmemesi sebebiyle bankadaki ortaklık hakkının sona erdiğini, davacı adına 1996 yılında ihraç edilmiş 10TL nominal değerli hisse senedi, sermaye artırımları ve 5274 sayılı kanun kapsamında 5615 sayılı Kanunun 27. Maddesi uyarınca YTL'ye dönüşüm işlemleri sonucu nominal değerin belirlendiğini, davasının talep ettiği yeniden değerlemenin söz konusu olmadığını, SPK m.13/4 uyarınca kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen 7. Yılın sonuna kadar teslim edilmeyen hisselerin ...'ye intikal ettiğini, bunların da 3 ay içinde satılacağını, davacının ortaklık hakkının, yasal işlemleri süresi içerisinde yapmamasından dolayı sona erdiğini, Anayasa Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli kararı uyarınca 6362 sayılı SPK m.13/4 kısmen iptal edildiğini, davacının hisseleri karşılığında 2014 yılı öncesi son 5 yılda tahsil edilmeyen temettü tutarının başvuru halinde ... tarafından kendisine ödenebileceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 14/01/2021 tarih ve 2017/1463 Esas - 2021/23 Karar sayılı kararında; \"....Davalı banka tarafından dava konusu pay senetleri kaydileştirilmediğinden 31.12.2014 tarihi itibarıyla ...'ye devredilmiştir. Söz konusu madde hükmü Anayasa Mahkemesinin 22.10.2015 T. Ve E.2015/29, K.2015/95 sayılı kararı ile kısmen iptal edilmiştir. Ancak 07.09.2015 tarih ve 29824 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 6362 sayılı SPK'nun 13/4. maddesi uyarıncaAnayasa Mahkemesi'nin iptal kararı kanun gereği gerçekleşen bu iptali ortadan kaldırmamıştır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında çıkarılan Yönetmelikte; pay sahibinin ...'ye başvurması gerektiği; a)Eğer henüz ...'ye devredilmiş ve henüz satışı yapılmamış paylar söz konusu ise aynen iadenin gerçekleşeceği; (Madde-8) b)Eğer payların satışı ... tarafından gerçekleşmiş ise o zaman da satış tutarları dikkate alınarak bu tutarların nemasıyla birlikte hak sahibine ödeneceği düzenlenmiştir. (Madde-9) Bu bilgiler ışığında dava konusu pay senetlerinin kanun gereği 31.12.2014 tarihi itibarıyla ...'ye devredilmiş olduğunun kabulü gerekmiş olup, davalı bankanın kanun gereğinin dışında bir davranışta bulunma imkanı olmadığı ve söz konusu taleplerin davalı bankaya değil ...'ye yöneltilmesi gerektmektedir. Dolayısıyla 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13'üncü maddesi ile \"kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ... (...)'ye intikal eder\" maddesine istinaden dava konusu hisse senetleri de dahil olmak üzere SPK m.13/4 uyarınca kaydileştirilmeyen tüm hisse senetlerinin mülkiyeti tüm hakları ile birlikte (kar payı ve bedelsiz artırım) 31.12.2014 tarihinde ... hesaplarına aktarılmış olup, davacının davaya konu edilen taleplerini davalı banka yerine ...'ye yöneltmesi gerekir.\" gerekçesi ile, Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, payların ...'ne kendiliğinden geçtiği gerekçesiyle husumet ehliyeti yönünden bir değerlendirme yapıldığını ve Mahkemece bu kanaat doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi raporunda bahsi geçen kaydileştirme işleminin;  \"Sermaye piyasası araçlarının (fiziki pay ve yatırım fonu katılma belgesi) fiziki olarak senet üzerine basılmasından vazgeçilerek bu sermaye piyasası araçlarına karşılık gelmek üzere aynı nitelik ve hakları taşıyacak şekilde elektronik ortamda kayıtlar oluşturulmasıdır. Diğer bir deyişle fiziki sermaye piyasası araçlarının imha edilmesi ve imha edilen bu senetlere karşılık elektronik ortamda kaydi sermaye piyasası aracı oluşturulması işlemine kaydileştirme denilmektedir.\" şeklinde tanımlanmış olup niteliği itibariyle hakkın esasına tesir edebilecek bir işlem olmadığını, mahkemece davalı bankanın kaydileştirme prosedürü ile ilgili yükümlülükleri hiç incelenmeksizin ve dosyada buna ilişkin bir belge olmamasına rağmen husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi kararının isabetsiz olduğunu, davalı bankanın asıl muhatap olup süreçteki yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlayamadığını; Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre kaydileştirme işlemleri için son tarih olduğu söylenen 31.12.2014 tarihine kadar müvekkilinin teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle payların mülkiyetinin ...'ye geçtiği gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, kaydileştirme işlemlerinin başladığı belirtilen 7.5.2007 tarihine yakın tarihlerde müvekkilinin davacı bankayla paylara ilişkin yazışmalar yaptığını ve kendisine böyle bir eksiklikten söz edilmediğini, dava dilekçesi ekinde sunulu \"TUTANAK\" başlıklı 31.07.2006 tarihli belgede \"Bankamız Yönetim Kurulu'nun 28.06.2006/19-03 sayılı Kararı gereği ...'ın sahip olduğu ... hisse nolu 1.000-TL nominal değerli hisse senedi varisi ... adına devredildikten sonra, 31.07.2006 tarihinde ilgili hisse senedi ...'e teslim edildiğine dair tutanaktır.\" yazmakta olup ve davalı banka Eskişehir Şubesi yetkililerinin ve müvekkilin imzasıyla, veraset sebebiyle hisse senedinin fiziken müvekkile devredildiğinin görüldüğünü; Anılı tarihler itibariyle hisse senedinin fiziki varlığının yeterli olduğunu ve onun da mülkiyetin gerçek sahibi olan müvekkiline teslim edildiğinin anlaşıldığını, kaydileştirme olarak anılan elektronik ortama geçiş işlemlerinin başladığı 7.5.2007 tarihinden sonra ise ekte sunulu 09.10.2008 tarihli, 2156 sayılı \"Hisse Senedi\" konulu belgede davalı banka tarafından müvekkile hitaben yazılan yazıda; \"Bankamız pay sahipleri defterinde adınıza kayıtlı hisse senetlerinin, 09.12.2004 tarih ve 5274 sayılı Kanun kapsamında, YTL'ye dönüşüm işlemleri 28.03.2007 tarih ve 5615 sayılı Kanun'un 27.maddesi uyarınca 100-Eski TL itibari değerli hisse senetleri 1, -YTL itibari değerli 1 adet, 500,-Eski TL değerli hisse senetleri 5, -YTL itibari değerli 5 adet, 1.000, -Eski TL değerli hisse senetleri 10, -YTL itibari değerli 10 adet hisse senetlerine dönüşümü gerçekleştirilmiş ve dönüşüm işlemleri 19.04.2007 tarihli Genel Kurul Toplantısı'nda onaylanarak Bankamız Pay Sahipleri Defteri'ne kayıt edilmiş ve tescil işlemleri tamamlanmıştır.\" şeklinde bilgi verildiğinin görüldüğünü; Metnin tamamını incelendiğinde sıradan bir vatandaş olan müvekkilin kayıt ve tescil işlemlerinin tamamlandığı bilgisi karşısında başkaca bir işlem yapmasını gerektirir bir bilgi olmadığının ortada olduğunu, bu hususun davalı bankanın, pay sahiplerine karşı açık ve şeffaf bir yaklaşım sergilemediğini gösterdiğini, müvekkilin mülkiyete dayalı haklarını ... nezdinde ileri sürmesini haklı kılan bir durum bulunmadığını, dosyadaki bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, Doç.Dr. ...'ın kök raporda da imzası olduğunun ancak kök raporda, ek raporun tamamen aksi yönde kanaat bildirdiğinin ve bu haliyle hüküm kurmaya elverişsiz ve çelişkili iki rapor bulunduğunun ortada olduğunu, bu çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, çelişkinin giderilebilmesi için İstanbul Üniversitesi'nden gelen cevabi yazıda dikkate alınarak yeni bir rapor tanzimi için dosyanın belirtilen niteliklerini haiz bir heyete tevdi talep edilmişse de dikkate alınmadığını; Mahkemece hisselerin ...'de devredildiği kabul edilmişse de akıbetinin sorulmadığını ayrıca bilirkişi raporunda kar payı hesaplamalarının da yapılmadığını, isse senetlerinin kaydileştirilmesi ile ilgili yasal düzenlemede öncelikle başvuruda bulunmayan   kişilerin  hisselerinin satılacağı belirtilmiş olmasına rağmen müvekkilin hisselerinin satılıp satılmadığı hususunda dosyaya herhangi bir bilgi/belge ibraz edilmediğini, hisse satış yetkisi AYM kararı ile iptal edilmişse de iptal kararından önce satış yapılıp yapılmadığının yapıldı ise bedelinin, satış yapılmadı ise hissenin akıbetinin belirlenmediğini, belirtilen eksikliklere karşı süresi içinde beyanda bulunulduğunu ve itiraz edilmişse de dikkate alınmadığını beyanla; Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacıya murisinden intikal eden ... no, ... hisse nolu hissenin güncel değeri üzerinden davalı bankaya ortak olduğunun tespitine, işbu talep kabul edilmediği taktirde hisse senedinin güncel değerinin tespiti ile hisse bedeli ile temettü paylarının fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.000 TL'nin ticari avans faizi ile birlikte  tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,  karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili dava dilekçesi ile, davalı banka yönetim kurulunun 27.04.1972 / 322 sayılı kararı gereği İsmail Dalyan sahip olduğu ... hisse nolu 1.000TL nominal değerli hisse senedinin veraset yolu ile müvekkiline intikal ettiğini, banka yönetim kurulunun 28.06.2006 / 19-03 sayılı kararı ile 31.07.2006 tarihinde hisse senedinin müvekkiline devredildiğini, söz konusu hissenin Pay sahipleri defterinde ... no ile kayıtlı olduğunu,  davacıya murisinden intikal eden ... no, ... hisse nolu hissenin güncel değeri üzerinden davalı bankaya ortak olduğunun tespitine, işbu talep kabul edilmediği taktirde hisse senedinin güncel değerinin tespiti ile hisse bedeli ile temettü paylarının fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.000 TL'nin ticari avans faizi ile birlikte  tahsilini talep etmiştir.Dava konusu pay senedinin davacının elinde bulunduğu, dolayısıyla davacının bahsi geçen pay senedini davalı bankaya teslim etmediği, dava konusu banka hisselerinin kaydileştirme tarihinin 07.05.2007 olduğu anlaşılmıştır. Sermaye Piyasası Kanunu'nun Sermaye Piyasası Araçlarının Kaydileştirilmesi başlıklı 13.maddesinin 1. fıkrasında \"Sermaye piyasası araçlarının senede bağlanmaksızın elektronik ortamda kayden ihracı esastır. Kurul, kayden ihraç edilecek sermaye piyasası araçlarını ve kayden izlenecek hakları belirler;  türleri ve ihraççıları itibariyle kaydileştirilmesine, kayıtların tutulmasına ve üyelik şartlarını kaybeden ihraççıların paylarının kayden izlenmesinin sona erdirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenler \", hükmü mevcuttur. Aynı yasanın 13. maddesinin 4.fıkrasında ise; \"Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hale gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar  Yatırımcı Tazmin Merkezinin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır.\", hükmü düzenlenmiştir.6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/(4).maddesinde yer alan \"ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz\", ibaresi ile \"kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ...'ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar ...'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır.\", cümleleri Anayasa Mahkemesi'nin 22/10/2015 tarihli ve 2015/95 sayılı kararı ile Anayasanın Mülkiyet Hakkını güvenceye alan 35 ve \"Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması\" başlıklı 13.maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti ...'ye intikal etmiş olan sermaye piyasası araçları nedeniyle hak sahiplerine ... tarafından yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasları düzenleyen \"6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine  Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından  Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik\" 07/09/2016 tarihinde 29824 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.Yönetmelik uyarınca, kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti ...'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından satışı yapılmamış olanlar Yönetmeliğin 8. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde, satışı yapılmış olanlar ise 9. maddedeki esaslar çerçevesinde, 10. maddede belirtilen nemaları ile birlikte ödenecektir. Söz konusu ödemeler, ...'ye başvuran hak sahiplerine, Yönetmelik'te Ek-1 olarak yer alan taahhütname ve ibraname alınmak suretiyle yapılacaktır.Hak sahiplerince veya Noter onaylı vekalet ibraz eden vekilleri tarafından, Yönetmeliğinin yürürlülük tarihinden itibaren 10 yıl içinde iadeli taahhütlü posta yolu ile veya özel şirketler aracılığıyla imza karşılığı teslim suretiyle, Yönetmeliğin 5.maddesinde belirtilen belgeler ile birlikte ...'nin merkez adresine başvurulması gerekmektedir.Somut olayda, davalı banka tarafından yukarıdaki mevzuat hükümleri doğrultusunda kaydileştirilmeyen hisse senetleri için tirajı en yüksek gazetelerde 28.02.2014 ve 12.11.2014 tarihlerinde \"Kaydileştirilmeyen Sermaye Piyasası Araçlarına İlişkin Duyuru\" başlığı ile ilan yapıldığı ve bankanın internet sahifesinde de bu duyurunun  yayınlandığı, davalı banka yönünden pay senetleri Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından 07.05.2007 tarihinden itibaren kayden izlenmeye başlandığı, pay senetlerinin kaydileştirilme süresinin 31.12.2014 tarihinde sona erdiği, davacı tarafın bu sürede davalı bankaya bir müracaatı bulunmadığı, davacı tarafın, dava konusu ettiği hissenin belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmemiş olması nedeniyle pay senedi mülkiyet hakkının yasa gereği ...ne aktarıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Davalı bankanın  SPK mevzuatına uygun hareket ettiği, pay senedi mülkiyet hakkının ...nde olduğu, bu durumda ...ne devredilen hisse senetlerinin davalı banka tarafından davacı tarafa verilmesi mümkün değildir. Davacı taraf, ... cevabi yazısında bildirildiği gibi ...ne yönetmeliğin 5. Maddesinde öngörülen belgelerle birlikte baş vurması halinde bedel talep edebilir. Hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmamaktadır. Dolayısıyla  davalıya husumet yöneltilemez. Davalı bankanın işbu davada pasif husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla; ilk derece mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11 HD. nin 2022/1882 Esas - 2023/5910 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir. ) Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, istinaf eden davacı tarafından yatırılan 727,60 -TL harçdan mahsubu ile bakiye 300,00 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9145d0f612846f3e","SID":"09d9ddbb53193c73"}}