{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/392 <br>KARAR NO: 2024/619<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/01/2021<br>NUMARASI: 2017/1129 Esas -  2021/24 Karar<br>DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün temlik alan davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili bankanın Hasırcılar Şubesinden kullanmış olduğu 12/08/1996 tarihli ve 30/10/1996 tarihli imzalanan genel kredi sözleşmelerinden doğan borcun ödenmemesi üzerine tarafına ihtarname gönderildiğini ve hesabın kat edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyası ilamsız takip ve 12/088/1996 düzenleme tarihli sözleşme borcuna binaen verilen 30/06/1997 vadeli 1.300,00 TL tutarlı çek için ise İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyası ile kambiyo yolu ile takip başlatıldığını, her iki dosyada da ...'e tebligatın yapılamadığını ve adresinin de bulunamadığını, kefil şirketin de hacze kabil malının bulunmamasından dolayı alacağın tahsil edilemediğini, iş bu sebeple İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyası ile dava değeri olan miktar üzerinden takibin başlatıldığını, ancak davalı tarafından dosyaya itiraz edilmesi sonrasında yasal süresinde itirazın iptali davası açılmadığından iş bu davayı ikame etme gereğinin doğduğunu, açıklanan nedenlerle 28/01/2015 tarihi itibariyle alacak tutarı olan 53.061,00 TL 'nin bu tarih sonrasında anapara olan 1.669,00 TL' lik kısmına takip tarihinden sonra işletilecek olan akdi %165 faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının alacak hakkının varlığı sübuta ermediğini, iddia edilen alacak hakkına dayanak teşkil eden belgeler ya eksiktir yada bulunmadığını, davalı müvekkili ile davacı banka arasında uyuşmazlık konusu alacak hakkının varlığı kabul edilse dahi bu hak zamanaşımına uğradığını, bunun yanı sıra hali hazırda Tasfiye halindeki ... Bankası TMSF idaresi altında yer alan bankalar arasında da yer almamakta olduğunu, alacaklının fon olmadığı uyuşmazlıkta alacaklıya fon alacaklısına tanınan haklarında tanımayacağının açık olduğunu, davacı bankanın ihtarname çektiği adresine dayanarak belirlediği açıklamaya muhtaç olduğunu, davacı bankanın dava dilekçesinde bahsi geçen İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasından takibin devamına yönelik iddialarının asılsız olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Somut olayda icra takibinin yapıldığı 1997 yılında özel bir zamanaşımı öngörülmediğinden 4389 sayılı kanun gereği  zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, arada 12.12.2003 tarihli ek 5. madde gereği 20 yıla uzadığı, kanun hükmünün 0l.l1.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı kanunun geçici 13. maddesi ile tekrar kaldırılarak zaman aşımı süresinin 10 yıla düştüğü, davacı alacağının 2007 yılı itibariyle zaman aşımına uğradığı dolayısıyla zamanaşımının başladığı ve sona erdiği tarihlerde yürürlükte bulunan kanun hükümleri gereği 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, davacı tarafından 1997 ve 2007 yılları arasında zaman aşımını kesen herhangi bir neden davacı tarafında iddia ve ispat edilmediği anlaşıldığından eldeki davanın zaman aşımı nedeni ile reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı temlik alan davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Temlik alan davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin gerekçeli kararında davacı alacağının 2007 yılı itibariyle zamanaşımına uğradığını, dolayısıyla zamanaşımının başladığı ve sona erdiği tarihlerde yürürlükte bulunan kanun hükümleri gereği 10 yıl olarak uygulanması gerektiğini, davacı tarafından 1997 ve 2007 yılları arasında zaman aşımını kesen herhangi bir neden davacı tarafında iddia ve ispat edilmediği anlaşıldığından eldeki davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verildiğini, davaya konu icra takip dosyasına dayalı alacak zamanaşına uğramadığını, davaya konu alacak ...  Bankası ile ... A.Ş. arasında imzalanan 08.01.2019 tarihli  tahsili gecikmiş alacakların devir sözleşmesi kapsamında müvekkil şirkete devir ve temlik edildiğini, müvekkil şirket, Bankacılık Kanunu'nun 143. maddesi  hükmü üzere kurulmuş bir... Şirketi olup, şirketin %100 hissesi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na ait olduğunu, bankacılık kanununda, fon'a tanınan yetkilerin, mevduat sahiplerinden devralınan alacakları bir önce tahsil etmek, banka tasfiyelerini sekteye uğratmadan neticelendirmek ve bu suretle kamu yararını gözetmek amacıyla sevk edildiğini, nitekim Kanunun 145. Maddesi'nin gerekçesinde de ''fonun sermaye sağlamak suretiyle hissedar olarak katılabileceği şirkete de bir takım istisna ve muafiyetler tanınarak, alacakların takip ve tahsilinin kolaylaştırılması amaçlandığı'' belirtildiğini, açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin 2017/1129 E., 2021/24 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talep doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; davalının ... Bankası A.Ş.'den Genel kredi sözleşmesine dayanarak  kullanmış olduğu kredi nedeniyle alacak davasıdır. Mahkemece dosyaya toplanan deliller ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; dava konusu alacak yönünden zamanaşımı süresinin geçip geçmediği noktasındadır. 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na 12.12.2003 günlü, 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen Ek 3. maddesine göre, \"Bu Kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ve bu kanuna göre hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır. \"01.11.2005 tarih ve 35983 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141.maddesine göre \"Bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır.\" 168/A maddesine göre, Bu Kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere, 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır.\"Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 tarih ve 2014/85 esas 2014/103 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5411 sayılı Kanun'un 168. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 18.06.1999 tarihli 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun ilk hâlinde ayrıksı bir hüküm öngörülmediğinden anılan Kanun'dan kaynaklanan fon alacaklarında da zamanaşımı süresi on yıl olarak uygulanmıştır. Ancak 12.12.2003 tarih ve 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle 4389 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. maddeyle, söz konusu kanun'dan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, 4389 sayılı Kanun'dan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde on yıl olan zamanaşımı süresi, 4389 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. maddenin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinden itibaren 20 yıl olmuştur.0l.l1.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesinde de mülga 4389 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesine benzer bir hükme yer verilmektedir. Esasen fon alacaklarında zamanaşımı süresinin halen yürürlükte olan 141.madde ile 20 yıl olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının da elde ki davada incelenmesi gerekmemektedir. Uyuşmazlık davacı bankanın 20 yıllık zamanaşımından yararlanıp yararlanmayacağı noktasındadır. Bankacılık Kanunu 132/8 maddesi gereğince TMSF tarafından devralınmayan fon bankalarının alacakları fon alacağı niteliğinde değildir. Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. bu kapsamda TMSF tarafından devralınmadığından fon bankası değildir. ( Emsal Yargıtay 11 hd.2020/2632 E. 2020/4693 K, Yargıtay 19 HD. 2018/1023 E.2019/5445 K.)Davacı banka lehine 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğine yönelik iddianın dayanağı, 5020  sayılı yasa ile  4389 sayılı yasaya eklenen ek 5. maddesidir. Ek 5. madde de, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların tahsiline ilişkin düzenleme yapıldığı, ancak bu hükmün Anayasa Mahkemesi kararıyla 2009 yılında iptal edildiği, iptal edilmeden evvel de  01.11.2005 tarihinde  5411 sayılı 168.maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır. 5411 sayılı kanunun geçici 13.maddesi ile “Sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda (Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. dahil) 26.12.2003 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yeterli teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya.... hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere fon alacaklarının tahsiline ilişkin 123,134,136,137,138,140,142 ve 165’inci madde hükümleri, tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması, dahil bankalarınca uygulanır.” denilmektedir. Söz konusu maddede fon alacaklarında zamanaşımının 20 yıl olduğunu düzenleyen 141.maddeye atıf yapılmamıştır. Buna göre davacı banka fonun maddede yazılan ayrıcalıklardan yararlanacak ise de 141.maddeye açık atıf olmadığından genel dava zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.Bu açıklamalara  göre zamanaşımının hesabın kat edildiği 13/11/1998 tarihinde işlemeye başladığı ve özel bir zamanaşımı öngörülmediğinden 4389 sayılı kanun gereği  zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, arada 12.12.2003 tarihli ek 5.madde gereği 20 yıla uzadığı, kanun hükmünün l.l1.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı kanunun geçici 13.maddesi ile tekrar kaldırılarak 10 yıla düştüğü, zamanaşımının başladığı ve sona erdiği tarihlerde yürürlükte bulunan kanun hükümleri gereği 10 yıl olarak uygulanması gerekmektedir. Bu durumda ilk derece mahkemesinin 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle davanın reddine karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; temlik alan davacı vekillerinin  yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Temlik alan davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Temlik alan davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf7108d4a4cabf98","SID":"e277d47ed17b8669"}}