{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/220 <br>KARAR NO: 2024/638<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/10/2020<br>NUMARASI: 2018/1042 Esas -  2020/508 Karar<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili Kurum ile davalı ... - ... firması arasında imzalanan taahhütname/sözleşme gereğince, davalı firmanın Şubat -Mart - Nisan - Mayıs/2018 tarihleri arasında ...ve ... kanallarında reklamlar ve sponsorluklar yayınlattığını, söz konusu reklam ve sponsorluk bedellerine istinaden kurum tarafından 22 adet fatura düzenlendiğini, sözleşme gereğince her bir faturanın tanzim tarihinden itibaren 90 gün sonra ödeme vadesi olduğunu, vadelerinin geçtiği halde herhangi bir ödemenin yapılmadığını, davalı firma tarafından düzenlenen fatura bedellerine de itiraz edilmediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2 maddesi gereği, 8 gün içinde fatura içeriğine İtirazda bulunmadığında bu içeriği kabul etmiş sayıldığını iddia ile 256.505,43 TL.'nin asıl alacak kısmına her bir faturanın vade tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmaya gelmediği gibi herhangi bir cevap dilekçeside vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava hukuki niteliği itibariyle hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsiline ilişkin olup, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak üzere dosya Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmek suretiyle alınan ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan rapor da dikkate alınarak,  Davacının incelenen 2018 yılına ait defterlerinin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygıın tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, defterlerin lehine delil niteliği taşıdığı, Davacının ihtilafa konu 2018 yılında düzenlemiş olduğu 22 adet faturadan oluşan 265.995,60 TL alacağından, 9.490,17 TL mahsup edilen tutarın düşülmek suretiyle defter kayıtlarına aldığı, defter kayıtlarında davalıdan 256.505,43 TL. alacak bakiyesinin mevcut olduğu, Davacı TRT Genel Müdürlüğü' nün Gelir idaresi Başkanlığı Seğmenler Vergi Dairesi Müdürlüğü sistemine bildirimde bulunduğu ... kayıtlarında dava konusunu içeren itilafa konu faturaların; 2018 /BS : 22 Adet Belge Sayısı/ 225.420,00 TL. Mal ve Hizmetin Toplam Bedeli olarak faturaların davacı tarafından Form BS beyanında beyan edildiği, Davacının iddiası ile ilgili olarak; T.C. Gelir idaresi Başkanlığı İstanbul / Pendik/ Küçükyalı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen Davalı ... 'ın 2018/BA formlarından dava konusunu içeren ihtilafa konu faturaların; 2018 /BA : 22 Adet Belge Sayısı/ 225.420,00 TL. Mal ve Hizmetin Toplam Bedeli olarak faturaların davalı tarafından Form BA beyanında beyan edildiği, Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2 maddesi gereği, 8 gün içinde fatura içeriğine itirazda bulunmadığı, davacının  defter kayıtlarında davalıdan 256.505,43 TL alacak bakiyesinin mevcut olduğu, davacının düzenlemiş olduğu 22 adet faturadan oluşan (KDV dahil 265.995,60 TL) alacağın usul olarak matrah üzerinden (KDV hariç 225.420,00) beyan edilen tutarın taraflarca form BA-BS beyanında beyan edildiği, beyan edilen tutarların birbirini doğruladığı, davalı tarafından aksi durumun ispatının yapılmadığı,  faiz talebi yönünden öncesinde temerrüde yönelik usulüne uygun ihtar sunulmadığından, ayrıca Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesine yönelik  açık bir talep bulunmadığı gibi uygulama şartlarının oluştuğu da davacı tarafça kanıtlanamadığından ve ayrıca Ticaret Kanunu 1530. Maddesinin ikinci fıkrasında da belirtildiği üzere ''Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşürüleceği'' belirtildiğinden ve iş bu davada ticari işletmeler arasın mal ve hizmet tedariki olmadığından, şartları da oluşmadığından faiz başlangıcı dava tarihinden başlatılmasına kanaat getirilerek davanın kabulü ile 256.505,43 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ve davanın kabulüne\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Küçükyalı Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün ... vergi numaralı mükellefi davalı ... – ... firmasıya kurumları arasında imzalanan taahhütname/sözleşme gereğince, davalı firmanın Şubat-Mart-Nisan-Mayıs/2018 tarihleri arasında ... ve ... kanallarında reklamlar ve sponsorluklar yayınlattığını, söz konusu reklam ve sponsorluk bedellerine istinaden kurumları tarafından 22 adet muhtelif tarihli ve bedelli, bir örnekleri dava dosyasında mevcut  faturaların düzenlendiğini, davalı firma ile kurumları arasında imzalanan taahhütname/sözleşme gereğince her bir faturanın vadesi, tanzim tarihinden itibaren 90 gün olduğunu, bugüne kadar söz konusu faturalara istinaden vadesi geçtiği halde firma tarafından yapılan müteadditin görüşmelere rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, fatura bedellerine itiraz da edilmediğini, bu itibarla reklam yayınlatma bedeli olup davalıca ödenmeyen 256.505,43 TL (asıl alacak) tutarındaki bedelin, (sözleşmeden kaynaklanan alacağın) asıl alacak kısmına her bir faturanın vade tarihinden itibaren ayrı ayrı hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tahsili amacıyla huzurdaki davanın açıldığını, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak davanın kabulüne dair hüküm kurulmuşsa da,faiz başlangıcı olarak dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verildiğini, dava konusu fatura bedellerinin vade tarihinin belirli olduğunu, davalı tarafın bu süre içinde ödeme yapmayı taahhütname ile yükümlenmiş olduğundan dava konusu asıl alacağa  her bir faturanın vade tarihinden itibaren ayrı ayrı hesaplanacak yasal faize hükmedilmesi gerekirken tüm alacağa dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu itibarla istinaf istemlerine konu kararın bu cihetten davacı müvekkil kurum lehine istinafen incelenerek davalarının kabulüne, 256.505,43 TL (asıl alacak) sözleşmeden kaynaklanan alacağın, asıl alacak kısmına her bir faturanın vade tarihinden itibaren ayrı ayrı hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde 256.505,43 TL (asıl alacak) sözleşmeden kaynaklanan alacağın, asıl alacak kısmına her bir faturanın vade tarihinden itibaren ayrı ayrı hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.  <br>GEREKÇE: Dava; taraflar arasındaki reklam ve sponsorluk sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller kapsamında davanın kabulüne karar verilmiş olup karara karşı davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 6102 sayılı TTK'nın 1530. maddesi kapsamında tedarik sözleşmesi niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının her bir fatura yönünden vade tarihinden itibaren TTK'nın 1530 maddeye göre faiz işletilmesi talebinin yerinde olup olmadığı  noktasındadır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). Bu durumda taraflar arasındaki ticari alışverişin tedarik sözleşmesi niteliğinde olduğunu davacı taraf ispatla mükelleftir.  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1530/2. maddesi, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer, şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere TTK'nın 1530/2. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında tedarik sözleşmesi olduğunu ve kendisinin de tedarikçi olduğunu ispatlayamamıştır. Dolayısıyla TTK'nın 1530/2. maddesinin eldeki davaya uygulanmasına olanak yoktur. Temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup dava tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Bu durumda, davacının davalıyı davadan önce temerrüde düşürdüğünü ispat edemediğinden davacı temerrüt faizi talebinde bulunamayacağından mahkemece dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte alacağın tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.02/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bcf83732ab6a0b30","SID":"b1100f2bd8a14635"}}