{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/175 Esas <br>KARAR NO: 2024/886 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/175 Esas - 2021/121 Karar <br>TARİHİ: 22/02/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil şirketin ... numaralı Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesi ile sigortalanan sigortalı ... San. Ve Tic. A.Ş'ye ait soğutucu cinsi emtiaların satımı hususunda dava dışı alıcı ... Firmasıyla anlaşıldığını, emtiaların Manisa'dan Polonya'ya nakliye işlemini ... Limited Şirketi ve ... Nakliyat Ve Tic. Ltd. Şti'nin sorumluluğunda gerçekleştirileceğini, fatura ve yapılan tespitler gereğince sovtaj durumu da dikkate alınarak 17.182,31 Euro sigortalı zararı, müvekkil şirket tarafından tazmin edilmiş olup TTK ve poliçe  ile ibraname halefiyet kuralları ve sigortalının temlik talebi gereğince temlik esasına göre sigortalısının haklarını devralan müvekkilin TTK ve ilgili konvansiyon hükümleri ile davalılara rücu hakkı doğduğunu, davalılara sorumluluğu gereğince müracaatta bulunulduğunu, davalı ... Ticaret Limited Şirketi cmr ve fatura belgelerini düzenleyen taşıyan-forwarder sıfatıyla tüzel kişiliğinin, davalı ... Nakliyat Ve Tic. Ltd. Şti'ne fiili taşıyan sıfatıyla tüzel kişiliğinin olduğunu, müvekkil sigortalısına emtiaların Manisa'dan Polonya'ya nakliyesi için ... ve ... plakalı araçlara yüklendikten sonra kendisini ... olarak tanıtan şoför tarafından çalındığını, akabinde emtiaların hasara uğradığının tespit edildiği ve ekspertiz çalışmasının yapıldığını, davalı ... Denizcilik Ticaret Limited Şirketi'nin meydana gelen hasar nedeniyle davalı ... Nakliyat Ve Tic. Ltd. Şti'nin fiili taşıma işlemini gerçekleştiren olarak sorumluluğunun bulunduğunu, davalıların basiretli bir taşıyıcı olarak gerekli özen ve dikkati göstermemiş olduğu neticesiyle hasarın meydana geldiğini bildirerek müvekkilinin davalılardan olan 17.490,81 Euro alacağına ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, %20'den az olmayan oranda icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesinin ve tensip zaptının tebliğ edildiği ancak davalılar tarafından herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/02/2021 tarih 2019/175 Esas - 2021/121 Karar sayılı kararında; \"Dava, emtia nakliyat sigorta poliçesi kapsamında davacı tarafından sigortalısına ödenen bedelin taşıyıcı ve fiili taşıyıcı olan davalılara rücu edilmesi istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı taraf ile davadışı ... A.Ş arasında Nakliyat Emtia Abonman Sigorta Poliçesi akdedildiği, poliçe hükümleri gereğince davacının sigortalının zararını karşıladığını, bu kapsamda 23.05.2017 tarihinde sigortalı ... A.Ş'ye 17.182,31 EURO ödendiği, eksper tarafından incelemede sigortalının zararının 15.620,28 EURO olarak tespit edildiği, poliçe hükümleri gereği %10 bedel artışı yapılarak ödeme yapıldığı, sigortalı ... A.Ş ile davalı ... arasında taşımalara ilişkin CMR belgesi düzenlendiği, CMR belgesinde taşıma yapacak araç plakaların ... ve ... olarak belirtildiği, davalı ... ile diğer davalı ... arasında dava konusu taşımalara ilişkin alt taşıma sözleşmesi akdedildiği, taşıma konusu emtiaların davalıların sorumluluğundayken çalındığı, sigortalı ile alıcı arasındaki teslim şeklinin FCA olduğu, FCA olarak teslimi kararlaştırılan taşımalarda malların satıcı tarafından taşıyıcıya teslimi ile birlikte hasarın ve yararın alıcıya geçtiği, dolayısıyla taşıyıcıya teslim edildikten sonra tazminat alacaklısının alıcı olduğu, somut olayda dosyada bulunan delillerden sigortalı tarafından alıcıya ödeme yapılmaması yönünde mail gönderildiği ve alıcıdan herhangi tahsilat yapılmadığı anlaşıldığı, dolayısıyla davacının tazminat talebinde bulunabileceği, CMR belgesinin bulunması ve taşımanın karayolu ile taraf ülkeler olan Türkiye ve Polonya arasında yapılacak olması nedenleriyle uyuşmazlığın çözümünde CMR hükümlerinin uygulanması gerektiği, CMR m.3'de, taşımacının çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden yararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasında hareket ve ihmallerinden sanki bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumlu olacağının düzenlendiği, m.29/2'de taşıyıcının adamlarının ve taşımanın yerine getirilmesinde hizmetinden faydalandığı diğer kişilerin kendilerine verilen görevi ifa ederken kasıtlı veya ağır kusurlu davranmaları halinde taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağının düzenlendiği, somut olayda taşıma konusu emtialar alt taşıyanın sorumluluğundayken çalındığından davalıların CMR m.3 hükmüne göre sorumlu olduğu ve zarar ağır kusurla ve kasten gerçekleştiğinden CMR m.29/2 uyarınca davalıların sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı, davacının halefiyet ilkesi kapsamında ödediği bedeli davalılara rücu edebileceği, ancak davalıların meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olduğu, poliçe hükümleri gereği zarardan fazla ödeme yapan davacının fazladan yaptığı ödemeleri davalılara rücu edemeyeceği, CMR m.27 uyarınca davalılara başvuruda bulunulmadığından davacının işlemiş faiz talebinde bulunamayacağı, ancak takip tarihinden itibaren yıllık %5 oranında temerrüt faizi talep edebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 15.620,28 Euro üzerinden devamına, asıl alacak 15.620,28 Euro'ya takip tarihinden itibaren yıllık %5 oranını aşmamak üzere icra takibindeki talep gibi 3095 Sayılı Yasanın 4A maddesine göre temerrüt faizi uygulanmasına, alacak likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, \"Davanın KISMEN KABULÜNE, itirazın kısmen iptaline, takibin 15.620,28 Euro üzerinden devamına, asıl alacak 15.620,28 Euro'ya takip tarihinden itibaren yıllık %5 oranını aşmamak üzere 3095 Sayılı Yasanın 4-A maddesine göre temerrüt faizi uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine,\" karar verilmiş ve karara karşı davalı ... Ticaret Limited Şirketi vekili  ve davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Ticaret Limited Şirketi  vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı tarafın iddilarının haksız olup iddialarının ispat edebilecek hiçbir delil sunamadığını,  ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamada müvekkilinin kusurlu olarak kabulünün doğru olmadığını,  ilk derece mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu; meydana gelen haksız fiilin oluşmasında müvekkili şirketin dahli yada kusuru bulunmadığını, Dilekçe ekinde sundukları belgelerden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin zararın oluşmasında hiçbir kusurunun bulunmadığını; davacı şirketin, hırsızlık fiilinin şoför tarafından meydana getirildiğini iddia ettiğini; öncelikli olarak dava konusu olayla ilgili bir ceza soruşturmasının yapılıp yapılmadığının mahkemece araştırılmasının gerektiğini,  İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamada eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu; ilk derece mahkemesinin sadece davacı tarafın tek taraflı beyanları ve iddiaları üzerine  yargılamayı gerçekleştirdiğini; ayrıca, dava konusu alacağa konu taşıma işlemi müvekkili şirket tarafından ... İç ve Dış Tic Ltd Şti ne verilmiş olup buna ilişkin sözleşme belgesinin de dosyaya sunulduğunu; ilk derece mahkemesinin dava konusu olayla ilgili her yönüyle detaylı araştırma yapmaksızın istinafa konu hükmü kurduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ispatlanamayan davanın reddi ile yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemece kısmi red gerekçesi olarak gösterilen; poliçedeki %10 bedel artışı miktarının sorumlulara rücu edilemeyeceğine yönelik bir hükmün mevzuatta mevcut olmadığını; TTK'nın 1472. Maddesi, sigortalının dava hakkının tazmin edilen bedel kadar sigortacıya intikal ettiğini öngörmekte olduğunu, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde: “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verildiğini; poliçedeki %10 bedel artışı miktarının sorumlulara rücu edilemeyeceğine yönelik bir hükmün mevzuatlarında mevcut olmadığını; mahkemece de bu karara gerekçe olarak bir hüküm belirtilmediğini, ayrıca bu hususta alacağın temliki hükümlerinin de dikkate alınması gerektiğini; dava dışı sigortalı (Delil No 2)'de yer alan İbraname ve Temlik Belgesi ile 17.182,31 EURO zararını müvekkilden tazmin ettiğini ve bu miktar için tüm haklarını temlik ettiğini beyan ettiğini, sigorta hukukundan doğan kanuni halefiyet hakkı ile birlikte müvekkilinin TBK m. 183 vd. hükümlerinde düzenlenen alacağın devri hakkının da bulunduğunu, yapılan ödemenin sigorta kapsamında olup, gerek TTK madde 1472 gereği, gerek ise  TBK madde 183 hükümleri gereği, müvekkili sigortacının ödemiş olduğu tazminat miktarınca zarar sorumlusuna rücu imkanı bulunduğunu,  müvekkili sigorta şirketi ile sigortalısı arasındaki ilişkide TBK'nın temlik hükümlerinden de yararlanabileceği ve ödediği tazminat miktarınca talep hakkı bulunduğuna ilişkin Yargıtay kararları ve Hukuk Genel Kurulu kararlarının da bulunduğunu; emsal teşkil etmesi açısından birkaç yakın tarihli karar ve HGK kararının mahkemeye sunulduğunu(T.C. Yargıtay 11. HD E. 2015/15447 K. 2016/4944 T. 2.5.2016, T.C. Yargıtay 11. HD E. 2014/1024 K. 2014/8041 T. 29.4.2014, T.C. Yargıtay HGK E. 2012/11-1602 K 2013/712 T. 15.5.2013), Müvekkilinin sigorta hukukundan doğan kanuni halefiyet hakkı ile birlikte TBK m. 183 vd. hükümlerinde düzenlenen alacağın devri hakkının da bulunduğunu; mahkeme tarafından bu hususun değerlendirilmeksizin eksik inceleme yapılarak akdi ve kanuni  rücu hakkı hususunda hakkaniyetli bir sonuca ulaşılamadığını, yerel mahkemece davalıların ağır kusurla ve kasten zarara sebebiyet vermeleri nedeniyle  CMR madde 2/2 uyarınca sınırlı sorumluluktan yararlanamayacaklarına hükmedilmekle birlikte, poliçedeki %10 bedel artışından sorumlu olmayacakları tespitinin birbiri ile çelişki yaratmakta olduklarını; Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere; zarara bilerek isteyerek kötü hareketle sebebiyet verilmesi halinde taşıyıcı, lehine düzenlenen sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacak ve tam tazminatla sorumlu olacağını; poliçedeki bedel artırımı düzenlemelerinin,  kar mahrumiyeti gibi zarar kalemleri için getirilmekte olduğunu; taşıyıcının tam tazminatla sorumlu tutuluyor ise, bu gibi kalemleri de tazmin etmekle yükümlü olacağını, Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR)' nin \"Taşımacının Sorumluluğu” başlıklı dördüncü bölümünde yer alan \"Sorumluluk-SorumluIuğun Kalkması” ile ilgili taşıyıcının sorumluluğuna dair 17. ve devamındaki hükümler dikkate alındığında; taşıma işini yapan davalıların emtianın zayi olması nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olduklarının açıkça ortada olduğunu; bu hususun 17. maddede \"Taşımacı, yükü teslim aldığı andan teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasarlardan (ve taşıma süresinin aşılmasından) sorumludur” şeklinde yasa hükmü içerisinde de yer aldığını, nitekim dava konusu olayda, emtiaların Manisa Türkiye’den Polonya’ya nakliyesi esnasında emtiaların  kendisini ... olarak tanıtan şoför tarafından Emniyeti Suistimal yoluyla çalındığını ve sigortalının zarara uğradığını,  mahkemece, hırsızlık fiilinin şoför tarafından gerçekleştirilmesinin taşıyıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, CMR madde 29/2'ye göre taşıyıcının adamlarının ve taşımanın yerine getirilmesinde hizmetinden faydalandığı diğer kişilerin kendilerine verilen görevi ifa ederken kasıtlı ve/veya ağır kusurlu davranmaları halinde sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybedeceğini belirterek, somut olayda şoförün araçla birlikte taşınan emtiayı tam zayi etmesi nedeniyle emtia zararının tamamından her iki davalının müteselsilen sorumlu olduğuna hükmettiklerini, davalıların ağır kusurlu olması nedeniyle sınırlı sorumluluğa ilişkin hükümlerden yararlanamayacağının da ayrıca gerekçeli kararda belirtildiğini; bu değerlendirmenin kendi iddialarını destekler nitelikte olduğunu; taşıyıcının sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanma hakkını kaybettiği anda tam tazminatla sorumlu tutulması gerektiğini; somut olayda da, kar mahrumiyeti gibi kalemler için getirilen bedel artırımı tutarından davalıların sorumlu tutulması gerektiğini,  Yargıtay'ın da bu konuda verdiği bir kararında, CMR madde 29 gereği sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanma hakkını kaybeden taşıyıcının, poliçedeki %10 bedel artırımdan sorumlu olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerektiğine hükmettiğini (Yargıtay 11. HD., E. 2011/74 K. 2011/4452 T. 15.04.2011), taşıyıcının ağır kusurlu olması halinde tam tazminatla sorumlu tutulması gerektiğine ilişkin diğer emsal Yargıtay kararlarını sunduklarını; Yargıtay 11. H.D., 25.05.2007 T., 2007/4154 E., 2007/8051, Yargıtay 11. H.D., 28.10.1986 T.,1986/4817 E., 1986/5597 K., Yargıtay - 11. H.D., 12.06.2000 T., 2000/4546 E., 2000/5446 ), Yerel mahkemece faizin hesaplanma tarihi olarak icra takip tarihinin esas alınması gerektiğine hükmedildiğini; oysaki; müvekkili sigortacı sigorta tazminatını ödediği tarih 23/05/2017 itibariyle faiz talep hakkını elde etmekte olduğunu; bu hususta Yargıtay içtihadının aşağıda mahkemenize sunulduğunu, müvekkilinin dava delilerinden ödeme dekontunda da açıkça görüleceği üzere dava dışı sigortalısına ödemeyi 23/05/2017 tarihinde yaptığını; müvekkili sigortacının, ödemiş olduğu tazminat ile dava dışı sigortalının haklarına halef olduğundan, ödeme tarihinden itibaren işleyecek faize de hak kazandığını; Yargıtay uygulamalarının yerel mahkeme kararının aksi yönünde olduğunu; faizin dava dışı sigortalıya ödeme tarihi olan 23/05/2017 tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini (T.C. Yargıtay 11. HD. E. 2008/10498 K. 2010/1096T. 1.2.2010, T.C. Yargıtay 11. HD E. 2014/14207, K. 2015/768, T. 21.1.2015) Hırsızlık olayının da 1 no.lu davalı tarafından bildirildiğini; temerrüt için ayrıca bir ihbara gerek bulunmadığını; bilirkişi raporunda bu hususun \"taşıma işleri organizatörü 1.davalı ... tarafından bildirilmekle öğrenilen zayi olayı 18.03.2017 tarihinde soruşturma için şikayetçi olunmakla da teyit edilmektedir\" denilerek tespit edildiğini, bilirkişilerce, hasar tutarının gerçekçi ve kadri marufunda olduğunun tespit edildiğini; dolayısı ile icra inkar tazminatı taleplerinde haklılıklarının ispatlandığını; dava konusunun likit alacak olduğunu; ödeme dekontu ile de bu hususun sabit olduğunu, İleri sürerek, yukarıda anlatılan sebeplerle; öncelikle tehiri icra taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının duruşmalı olarak incelenerek bozulmasına, akabinde davanın kabulüne, müvekkilinin davalılardan olan toplam 17.490,81 EUR alacağına ilişkin icra takibine yapılan itirazların iptali ile, takibin devamına, dava dışı sigortalıya ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kamu banka EUR faizi ile birlikte birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline,  % 20 den az olmayan oranda icra inkar tazminatı, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin kendilerine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, uluslararası kara yolu ile taşınan emtianın çalınarak tam zayii olduğu iddiası ile  sigortalıya ödenen sigorta tazminatının taşıyıcı davalılardan rücuen tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı ... Ticaret Limited Şirketi  vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; dava dışı sigortalısı ... firmasına ait soğutucu emtiasının Manisa/Türkiye'den Polonya'daki alıcısına karayolu ile taşınması işinin davalıların sorumluluğunda gerçekleştiğini, ancak emtianın içinde bulunduğu tırın 17/03/2017 tarihinde Manisa'daki fabrikadan yükleme yaptıktan sonra gümrüklü sahaya girmediğini, ardından telefonunu kapattığını, emtianın tır ile birlikte şoför tarafından çalındığını, bu nedenle sigortalıya 17.182,31-Euro ödeme yapıldığını ve alacağın temlik alındığını, davalı taşıyıcıların sorumluluğunda olan zarar tutarının tahsili için başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, poliçe, hasar dosyası, CMR senedi, mal faturası ve yeminli tercümeleri dosya arasına alınmış, dosya taşıma ve lojistik uzmanı ile sigorta uzmanı bilirkişilerden oluşan heyete tevdii edilerek rapor tanzim ettirilmiş, rapor ve dosyadaki deliller doğrultusunda tahkikat bitirilerek; dava konusu emtianın FCA teslim şeklinde satış olduğu, bu nedenle emtianın taşıyana teslimi akabinde kural olarak hasar ve yararın alıcıya geçtiği, ne varki dava dışı alıcı tarafından dava dışı sigortalıya gönderilen zayii yazısı ile her iki firma arasındaki e-mail yazışmaları kapsamından alıcı tarafından satış bedelinin sigortalı satıcıya ödenmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle davacının sigorta tazminatını sigortalısına ödeyebileceği ve ödeme yaptığı sigortalısının haklarına halef olduğu, davalılardan ... Lojistik Şirketi'nin akdi, davalı ... Şirketi'nin fiili taşıyıcı olduğu, tarafların aktif ve pasif husumetlerinin bulunduğu, hasar tutarının 15.620,28 Euro olduğu, CMR Konvasiyonu'nun  29/2 maddesi uyarınca, davalı taşıyıcıların ifa yardımcısı olan şoförün kasten emtiayı çalması nedeniyle, taşıyıcıların sınırlı sorumluluktan faydalanmayacakları, davacının poliçeye göre sigortalısına yaptığı %10  bedel artışı tutarını davalılardan talep edemeyeceği, takipten önce temerrüde düşürülmeyen davalılardan işlemiş faiz talep edilemeyeceği gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne, alacak likit olmadığından inkar tazminatı isteminin reddine karar vermiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, poliçe gereği sigortalıya ödenen %10 bedel artışı tutarının da davalıların sorumluluğunda olduğu, alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği,  inkar tazminatı koşullarının oluştuğu yönünde; davalı ... vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava konusu taşıma işinin davalı tarafından dava dışı ... Ticaret Limited Şirketi'ne verildiği, bu nedenle davalının kusurunun bulunmadığı, mahkemece iddia olunan hırsızlık olayına ilişkin ceza soruşturması olup olmadığının araştırılmadığı, eksik inceleme ile hüküm kurulduğu yönündedir. Dava konusu nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında davacının sigortalısına yaptığı hasar ödemesi, çalınan emtianın fatura değeri olan  15.620,28 Euro'ya  poliçedeki %10 bedel artışının ilavesi suretiyle 17.182,31-Euro olup, davacının gerek TTK'nun 1472 maddesi, gerekse TBK'nun 183 maddesi uyarınca davalılardan talep edebileceği tutar, sigortalısının aralarındaki taşıma ilişkisine göre davalılardan olan alacağı kadardır. Dolayısıyla poliçeye taraf olmayan davalılardan poliçe gereği sigortalısına yaptığı %10 bedel artış tutarını isteyemez. Yine davacının sigortalısı ile davalılar arasındaki ilişki sözleşmeye dayalı olduğundan sigortacı; ancak sigortalısının davalılara karşı ileri sürebileceği talepleri ileri sürebilir. CMR Konvansiyonu'nun 27/1 fıkrası uyarınca; hak sahibinin taşıyıcıdan isteyeceği tazminat istemlerinde faiz,  ödeme isteğinin yazılı olarak, taşımacıya gönderildiği tarihten başlar. Böyle bir istekte bulunulmamış ise, tahakkuk dava açıldığı tarihten itibaren yapılır. Buna göre takip öncesi davalıların, ne sigortalının kendisi ne de davacı tarafından temerrüde düşürülmemesi nedeniyle, davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talep etmesi mümkün değildir. Öte yandan davacının rücuen tazminat alacağı likit nitelikte olmayıp yargılama ile tespit edildiğinden inkar tazminatı koşulları da oluşmamıştır. Mahkemece bu gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve inkar tazminatına hükmedilmemiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı ... vekili tarafından, dava konusu taşımada tır şoförü tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan hırsızlık hadisesinden ötürü davalının kusurlu bulunmasının yerinde olmadığı, zira taşıma işinin müvekkili tarafından ... İç ve Dış Tic Ltd Şti ne verildiği ileri sürülerek, istinaf dilekçesi ekine bir sözleşme örneği sunulmuş ise de; 6100 Sayılı HMK'nun 357/1 fıkrası uyarınca, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen savunma ve delillerin istinaf aşamasında ileri sürülemeyecekleri, kaldı ki davalının kendisine tevdii edilen taşıma işini taşere ettiği alt taşıyıcının fiillerinden de sorumlu olduğu anlaşılmış olup, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul veya yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0- TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.922,80-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.231,07-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.691,73‬- TL'nin davalı ... Tic. Ltd. Ştd.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ba7065c898072a9c","SID":"44266282e08473f6"}}