{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/278 Esas<br>KARAR NO: 2024/673<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 02/11/2020<br>NUMARASI: 2017/1362 Esas, 2020/620 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30.05.2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 6331 sayılı iş güvenliği Kanununun 17. maddesi gereği yapı inşaat işleri sınıfında bulunduğu için kanunen çok tehlikeli işyeri sınıfında bulunduğunu, bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumuna kayıtlı bulunan tüm çalışanlarının sağlık ve güvenlik riskleri ile ilgili eğitimi alma zorunluluğunun bulunduğunu, müvekkili tarafından verilen hizmet karşılığı ödenmesi gereken bedelin davalı tarafından ödenmediğini, İstanbul Anadolu  .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili şirket arasında 22/09/2016 tarihli iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sağlanmasına yönelik sözleşme ilişkisi bulunduğunu, sözleşmeye göre davacının, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili personel tahsis etmekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirketin ise, kişi başı 40,00 TL + KDV olmak üzere davacının aylık düzenleyeceği faturalara istinaden ödeme yapmakla yükümlü olduğunu, ancak davacının, icra takibine konu yaptığı tüm faturaların, sözleşme hükümlerine aykırı olarak fazla miktar üzerinden düzenlendiğini, ayrıca bu faturalardan 31/05/2017 tarihli faturanın ise, müvekkili şirkete teslim edilmediğini ve müvekkili şirketin ticari defterlerine işlenmediğini, takibin dayanağı faturaların ilişkin olduğu dönemde, müvekkili şirketin ödemekle yükümlü olduğu toplam meblağ 10.880,00 TL + KDV olup bu meblağın da, müvekkili şirketçe ödendiğini, söz konusu faturaların ilişkin olduğu dönemlerde, davacı tarafından müvekkili şirkete tahsis edilen kişi sayısının, SGK tahakkuk fişlerinden açıkça anlaşıldığını, ayrıca bu hususun SGK'dan sorularak da teyit edileceğini, fatura içeriklerine itiraz edilmemiş olmasının, davacının, sözleşmeye aykırı belirlenen fatura bedellerini talep edebileceği sonucunu doğurmayacağını, bu hususun yalnızca ispat yükünü yer değiştirdiğini, bir başka deyişle, faturayı alanın, faturanın sözleşmeye aykırı düzenlendiğini ortaya koyarak fatura bedelini kısmen veya tamamen ödemekten kaçınabileceğini belirterek davanın reddine, davacının takip konusu meblağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacının  ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan icra takip tarihi itibariyle 16.666,06 TL alacağı bulunduğu, davalının usulüne uygun olarak noter açılış ve kapanış tasdiklerini yaptırdığı ticari defter ve kayıtlarına göre, davacıdan her ay almış olduğu hizmete karşılık fatura aldığı ve ödemede bulunduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davacıya icra takip tarihi itibariyle 13.260,58 TL borcu bulunduğu, davalının defter kayıtlarında davacının 13.260,58 TL alacağı bulunmasına karşı, davacının kayıtlarında ise davalıdan 16.660,06 TL alacağı bulunduğu, taraflar arasındaki farkın ise davacının, davalı adına düzenlemiş olduğu 31.05.2017 ve ... seri no.lu 3.405,48 TL tutarındaki faturanın davalının kayıtlarında bulunmamasından kaynaklandığı, işbu faturanın davacı tarafından davalıya 13.06.2017 tarih ve ... tarihli ... Kargonun ambar tesellüm fişi ile teslim edildiği, ancak davalı tarafın kayıtlarında bulunmadığı, bu fatura hariç davalının, icra takip tarihine kadar her faturayı itiraz etmeden aldığı ve ticari defterlerine kayıt ettiği gibi mal ve hizmet alımlarına ilişkin BA formu ile de beyan ettiği, tarafların karşılıklı beyanlarının birbirini teyit ettiği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takip borçlusu davalı tarafından yapılan itirazın 13.260,58 TL yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacak olan 13.260,58 TL'nin %20'sine tekabül eden 2.652,12 TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; icra takibine konu olan tüm faturaların davacı tarafından sözleşme hükümlerine aykırı olacak şekilde fazla miktar üzerinden düzenlendiğini, 28.02.2017 tarihli ve 7.320,72 TL bedelli faturanın ait olduğu dönemde davacı, 84 kişi görevlendirdiğinden müvekkili şirketin bedel ödeme borcu 3.360,00 TL + KDV olup anılan faturada 3.960,72 TL fazla miktar belirtildiğini, 31.03.2017 tarihli ve 6.628,06 TL bedelli faturanın ait olduğu dönemde davacı, 83 kişi görevlendirdiğinden müvekkili şirketin bedel ödeme borcu 3.320,00 TL + KDV olup anılan faturada 3.308,06 TL fazla miktar belirtildiğini, 28.04.2017 tarihli ve 5.983,78 TL bedelli faturanın ait olduğu dönemde davacı, 72 kişi görevlendirdiğinden müvekkili şirketin bedel ödeme borcu 2.880,00 TL + KDV olup anılan faturada 3.103,78 TL fazla miktar belirtildiğini, 31.05.2017 tarihli ve 3.405,48 TL bedelli faturanın ait olduğu dönemde davacı, 33 kişi görevlendirdiğinden müvekkili şirketin bedel ödeme borcu 1.320,00 TL + KDV olup anılan faturada 2.085,48 TL fazla miktar belirtildiğini, icra takibine konu faturalara istinaden toplam 10.880,00 TL olan borcunu davacıya ödeyen müvekkili şirketin halihazırda bir borcunun mevcut olmadığını, ayrıca 31.05.2017 tarihli faturanın, davacının iddiasının aksine müvekkili şirkete teslim edilmediği gibi müvekkili şirketin ticari defterlerine de işlenmediğini, müvekkili şirketin, davacı tarafından gönderilen faturalara itiraz etmemesinin, faturaların içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmediğini, bu hususun yalnızca ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurduğunu, ayrıca davacının icra inkar tazminatı talebine yönelik verilen kararın da hatalı olduğunu, yine kısmen kabul kararı verilip davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi yönünden de verilen kararın hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, bakiye hizmet bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 16.666,06 TL asıl alacak ve 699,16 TL faiz olmak üzere toplam 17.365,22 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK'nun 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 11/10/2019 tarihli raporda; davacının, davalının ... Avm Şantiyesinde iş sağılığı ve güvenliği hizmeti verdiği, bu hizmete ilişkin taraflar arasında 22/09/2016 tarihli OSGB Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede hizmet bedelinin 40,00 TL + KDV olarak belirlendiği, davacının, davalıya vermiş olduğu hizmet için 18/12/2014 tarih ve 29209 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan İş Sağlığı Ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliğinin 5. maddesine diğer masraflar için (kırtasiye, telsiz vb. Masrafalar) her ay fatura düzenlediği, her ay fatura ve detaylarını davalı tarafa e-mail ile ve fatura aslını da kargo firması ile gönderdiği, davalı şirketin çalışanı/saha sorumlusu ... tarafından 31/10/2016 tarihli (davalı şirketin ortağı ...'ın kardeşi) \"Kırtasiye ve telsiz masraflarını onaylıyorum bilginiz olsun\" şeklinde cevabi e-mail gönderilmiş olduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan icra takip tarihi itibariyle 16.666,06 TL alacağı bulunduğu, davalının usulüne uygun olarak noter açılış ve kapanış tasdiklerini yaptırdığı ticari defter ve kayıtlarına göre, davacıdan her ay almış olduğu hizmete karşılık fatura aldığı ve ödemede bulunduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davacıya icra takip tarihi itibariyle 13.260,58 TL borcu bulunduğu, davalının defter kayıtlarında davacının 13.260,58 TL alacağı bulunmasına karşı, davacının kayıtlarında ise davalıdan 16.660,06 TL alacağı bulunduğu, taraflar arasındaki farkın ise davacının, davalı adına düzenlemiş olduğu 31.05.2017 ve ... seri nolu 3.405,48 TL, tutarındaki faturanın davalının kayıtlarında bulunmamasından kaynaklandığı, işbu faturanın davacı tarafından davalıya 13.06.2017 tarih ve 839494 tarihli ... Kargonun ambar tesellüm fişi ile teslim edildiği, ancak davalı tarafın kayıtlarında bulunmadığı, davalının, icra takip tarihine kadar davalıdan aldığı bu fatura hariç her faturayı itiraz etmeden aldığı ve ticari defterlerine kayıt ettiği ve mal ve hizmet alımlarına ilişkin BA formu ile beyan ettiği, tarafların karşılıklı beyanlarının birbirini teyit ettiği bildirilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan 21/02/2020 tarihli ek raporda, davalının itirazları çerçevesinden yapılan incelemede kök rapordaki kanaat ve sonucu değiştirecek herhangi bir husus tespit edilmediğinden kök raporda ki kanaat ve sonucun aynen korunduğu bildirilmiştir. \"...Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın  mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir...\"  (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1445 Esas 2018/1438 Karar sayılı ilamı). Taraflar arasında akdedilen 22/09/2016 tarihli OSGB Hizmetleri sözleşmesine göre, davacının, ilgili kanun ve yönetmeliklerde belirtilen İSG hizmetlerini işyerinin tehlike sınıfı ve çalışan sayısına göre belirlenen sürelerden az olmamak kaydı ile uygun sayıda iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli ile yürüteceği; davalının ise, kişi başı 40,00 TL + KDV olmak üzere düzenlenen fatura karşılığını aylık toplam hizmet bedeli olarak ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Somut olayda, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmayıp tarafların ticari defterlerindeki kayıtlara göre ticari ilişkinin açık hesap şeklinde devam ettiği, takip tarihi itibariyle davacının, kendi ticari defterlerine göre davalıdan 16.660,06 TL alacaklı olduğu, buna karşın davalının ise, kendi ticari defterlerine göre davacıya 13.260,58 TL borçlu olduğu, 31/05/2017 tarihli ve 3.405,48 TL bedelli faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, diğer faturaların ise her iki tarafın defterinde kayıtlı olduğu gibi BA-BS formları ile ilgili Vergi Dairesine de beyan edildiği, Mahkemece ise, 13.260,58 TL üzerinden hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, Mahkemenin kabulünde olan miktara ilişkin faturaları, süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine  kaydeden davalı, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan bu faturalar nedeniyle hizmet almadığını, dolayısıyla borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir ise de, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre davalının, bu anlamda ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez. Bu durumda davacının, takibe konu alacağının varlığını ispatladığının kabulü gerektiği, ayrıca davalının, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu ve kötüniyet tazminatına ilişkin şartların da mevcut olmadığı anlaşılmakla Mahkemece verilen karar isabetli olduğundan davalı tarafın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1362 Esas 2020/620 Karar ve 02/11/2020 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 226,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 201,15 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.30.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fd423e061f31b88","SID":"43164d90dde730f3"}}