{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/724 <br>KARAR NO: 2024/890<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/01/2021<br>NUMARASI: 2017/597 E. -  2021/78 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davacı taraf ile davalının tekstil iş kolunda faaliyet gösteren iki şirket olduğunu, aralarında ticari ilişki bulunduğunu, davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılında son bulduğunu, ancak müvekkilinin davalı ile olan ticari ilişkisine ilişkin muhasebe kayıtlarını incelediğinde davalı şirketin 2014 ile 2016 yılları arasında yapılan ticaretten dolayı 68,400,02 TL borçlu olduğunun anlaşıldığını, cari hesap ekstreleri ve şirket kayıtları incelendiğinde bu durumun açıkça görüleceğini, müvekkilinin borcun ödenmesini talep etmişse de borçlunun borcu ödemeye yanaşmadığını, bu yüzden borçlu hakkında 10.05.2017 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı icra dosyası ile 68.400,02 TL asıl alacak 15.225,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 83.625,34 TL alacak için icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davalı borçluya 24.05.2017 tarihinde tebliğ edildiğini,  aynı tarihte davalı borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini,  itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin tekstil piyasasında tanınan ve prestij sahibi bir firma olduğunu, davacı ile aralarında 2013 - 2016 yılları arasında ticari ilişki  bulunduğunu, söz konusu bu ilişki neticesinde tarafların defterlerinde görüleceği üzere kayıtlar  bulunduğunu, ancak müvekkilinin takip konusu borcu bulunmadığını, bilirkişi incelemesi sonucunda  tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek görüleceği üzere davacı tarafın iddia ettiği borcun mevcut olmadığının görüleceğini,  müvekkilinin davacıya ürün satarak, ürünlerin bedelini tahsil ettiğini,  taraflar arasındaki ticari ilişkinin bundan ibaret olduğunu, davalı tarafın iddia ettiği gibi bir meblağın ödenmemiş olması ihtimalinin bulunmadığını, takipten önce de davacının müvekkilini takip konusundan haberdar etmediğini,  ödeme talep etmediğini, ticari ilişkinin 2016 yılında sonlandığını, takibin haksız olduğunu savunarak,  davanın reddi ile davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap ekstresine dayalı alacağa ilişkin itirazın iptali davasıdır. Dosyanın yapılan incelemesi ve değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesap ilişkisine dayalı alacak borç ilişkisinin bulunup bulunmadığı, varsa miktarının belirlenmesine yönelik olduğu, davacının dava dilekçesi ile taraflar arasında 2014 ve 2016 yıllarına ilişkin ticari ilişki   nedeniyle alacaklı olduğunu bu nedenle icra takibi yaptıklarını beyan ettikleri, davalının alacak talebini kabul etmediği, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması için bilirkişi raporlarının alındığı, çek bilgilerine ilişkin bankalar ile yazışma yapıldığı, alınan son bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu da dikkate alınarak davacının 2010- 2017 yılına kadar ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde bulunduğu, mahkememizce davalının 2010-2011 yılı dışındaki  2012 yılından 2017 yılına kadar ki ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde bulunduğu, raporda taraflar arasın cari hesap farklılıklarının incelendiği, davacının icra takibine konu asıl alacak olan 68.400,02 TL den 14.000TL'nin  davacı tarafça mükerrer kayıt yapılmasından kaynaklandığı, davacının bakiye kalan 54.400TL ye ilişkin alacak isteminde 900TL'ye alacağa ilişkin dosya kapsamında  belge olmadığı, kalan bakiye alacak istemine ilişkin çeklerin davalı taraf kayıtlarında olmadığı, çek karşılığı mal teslim edildiği hususunun davacı ispat edilmesi gerektiği ( emsalY.19. Hukuk Dairesi ESAS NO: 2014/6700, KARAR NO: 2014/9688), davacının yemin deliline de dava dilekçesinde dayanmadığı, davacının davasını ispat edemediği, kötüniyet tazminat yasal şartlarının oluşmadığı ....\"  gerekçesiyle davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar  verilmiştir.Bu karara karşı,  davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin müvekkilinin alacak iddiasını ispatlar nitelikte olmasına rağmen davanın kabulü gerekirken reddinin  hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda davalı yanın 2010-2011 yılları yevmiye kapanış tasdiklerinin yapılmadığı ve bu yıllara ait ticari defterler ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği bulunmadığını, 2015 yılları defter bilgilerinin davalı lehine delil niteliği bulunmadığının da mahkemenin takdirine bırakıldığını, bu durumda usulüne uygun olmayan ticari defterlerin sahibi aleyhine yani davalı aleyhine delil olarak kabul edilip müvekkilinin alacaklı olduğuna karar verilmesi gerekirken davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  bilirkişi tarafında  4 adet çeke ilişkin beyanları ve itirazları dikkate alınmadan hüküm tesis edildiğini, raporda ... Bankası'nın ... numaralı, 6.000,00 TL bedelli çekin incelemesinde, müvekkil şirket tarafından davalı şirkete ciro edildiği görüldüğü kaydı yer almışsa da sonuç kısmında çelişkiye neden olunmuş olunduğunu, mezkur çekin davalı şirkete verildiği veya ciro edildiğine dair tespit yapılamadığı kanaatine yer verildiğini,  rapordaki çelişkinin sehven yapıldığını, iş bu çekin ibraz edeni görülen ...'ın, davalı şirketin muhasebe departmanında çalışan personel olduğunu, görüldüğü üzere, çekin davalı tarafça ...'a tahsil cirosu attırılarak tahsil edildiğini, davalı şirketin çekin keşide ve ibraz tarihlerini kapsayan SGK kayıtlarının celbini talep etmelerine rağmen mahkeme tarafından bu taleplerinin  değerlendirme dışında bırakıldığını, 31.06.2014 tarihli ... numaralı ... Caddesi şubesine ait çekin, keşidecisi tarafından iptal edilmek suretiyle bankasına iade edildiği bilgisi yer almakta ise de çekin arka yüzündeki imzanın açıkça görüldüğüne yer veren bilirkişi, iptal edilen kambiyo senedinin cirosunun da karalanmasının ticari hayatta olağan olduğuna dair değerlendirmeye yer vermediğini, bahse konu çekin, müvekkili tarafından davalı yana elden teslim edildiğini, davalı şirketin ise çek bedelini elden teslim alarak kayıtlarına işlemediğini, eksik ve hatalı inceleme sonucu oluşturulmuş bilirkişi raporlarına dayanarak hüküm tesis edildiğini, müvekkilinin dava konusu tüm çekleri davalı şirkete elden teslim ederek ciroladığını, davalının ise, teslim aldığı çekleri kendi cirosunu atmaksızın  ve/veya cirolayıp karalamak suretiyle üçüncü kişilere verdiğini, bilirkişi tarafından da, bu haliyle çeklerin doğrudan müvekkili tarafından bilirkişi raporunda tespit edilen şirketlere verilmiş gibi değerlendirme yapıldığını, çeklerde ciranta ve ibraz eden olarak görünen dava dışı ... tekstil şirketi'nin davalı şirket ile ticari ilişkisinin olup olmadığı ve dava dışı şirketin ticari kayıtlarının incelenmesi için ek rapor alınması talep edilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından değerlendirme yapılmadan  davanın  reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olarak teslim aldığı çekleri kendi cirosunu atmaksızın ya da karalamak suretiyle üçüncü kişilere verdiğini, bilirkişi raporunda da açıkça görüleceği üzere, müvekkilinin  alacaklı olduğu tespit edildiğini,  müvekkilinin ödemelerini bahsi geçen çekler ile gerçekleştirdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap ilişkisinden kaynaklanan bakiye alacağın  tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, tarafların tekstil sektöründe faaliyette bulunduğunu ve aralarında ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişkinin 2016 yılında sonlandığını, müvekkilinin 2014 ile 2016 yılları arasına ilişkin olarak davalıdan cari hesap alacağı bulunduğunu ileri sürerek icar takibi başlatmış; davalı vekili ise, taraflar arasında ticari  ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davacıya mal satıp teslim ettiğini, davacının da karşılığında ödeme yaptığını,  ticari ilişkinin 2016 yılında sona erdiğini, müvekkilinin davacıya borcu  bulunmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 68.400,02 TL asıl alacak, 15.225,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 83.625,34 TL alacak yönünden 10.05.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı,  takip dayanağı olarak 2014 ve 2015 yılı cari hesap ekstresi  alacağının gösterildiği, ödeme emrine karşı davalı tarafça sunulan   itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak  alınan 24.12.02020 tarihli bilirkişi raporu uyarınca; asıl alacak olan 68.400,02 TL'nin 14.000,00 TL'sinin  davacı tarafça mükerrer kaydedildiği, bakiye kalan 54.400,00 TL'nin 900,00 TL'lik kısmına ilişkin  dosya kapsamında  belge olmadığı, kalan bakiye alacak istemine ilişkin çeklerin davalı taraf kayıtlarında olmadığı, çek karşılığı mal teslim edilmediğinin davacı  tarafça ispat edilmesi gerektiği, davacının bunu ispatlayamadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Eldeki davada ispat yükü davacı taraftadır. Davacı vekili, davalının ticari defter kayıtlarından 2010-2011-2015 yılına ait defterlerin tasdiklerinin yapılmadığı ve  bu sebeple  usulüne uygun tutulmadığı ve davalı aleyhine delil olduğunu ileri sürmüş ise de,  davalı defter ve kayıtlarına göre davacıya herhangi bir borç kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Davacı ticari defterlerinde, davalıya teslim edildiği iddia edilen  4 adet çekin kayıtlı olduğu görülmektedir. Davacı vekilince bu çeklere ilişkin sunulan 12.10.2018 havale tarihli dilekçede; bu çeklerin davacı müvekkili tarafından davalıdan mal (kumaş )satın alınması sebebiyle verildiği,  ancak davalının malları teslim etmediği, çeklerin davalıya teslim edilmesine rağmen malların teslim edilmemesinden dolayı davalının sebepsiz zenginleştiği, müvekkili davacının bu çek bedelleri sebebiyle davalıdan alacaklı olduğu, çeklerin verilmesine rağmen   mal tesliminin  yapılmadığını, yani bu çeklerin avans olarak verildiğini belirtmiştir.Dosya kapsamında söz konusu çeklerden üçünün davalıya teslim edildiğine dair bir belgenin bulunmadığı, lehtar veya cirantasının davalı olmadığı,  ... numaralı ve  6.000,00 TL bedelli çekte ise  davacının lehtar olarak yer aldığı, bu çekin davalıya ciro edildiği  ve çekin ibraz edildiği görülmektedir. Çek kıymetli evrak olup sebepten mücerret bir ödeme aracıdır. Çek kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi amacıyla verilir. Çekin, taraflar arasındaki  ticari ilişki nedeniyle avans olarak verildiğinin  bunu iddia eden davacı yanca kesin delillerle kanıtlanması gerekir. TBK'nın 207. maddesine göre satım akdi kural olarak peşin olup, alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi asıldır.  TBK'nın 207/2. maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı gün ifa etmekle yükümlüdür. Mahkemece bu maddenin dikkate alınarak ispat yükünün davacıya yükletilmesi yerinde olmuştur. Zira, ödeme aracı olan ve yazılı belge niteliğindeki çeki tahsil etmiş  olan davalının ayrıca emtiayı teslim ettiğini kanıtlamasına gerek bulunmamaktadır. Somut olayda, davacı yanca, öncelikle üç çekin davalıya teslim edildiği ispatlanamadığı gibi davalıya ciro edilerek teslim edilen bir adet çeke ilişkin olarak da  usule uygun yazılı delil ile bu çekin avans olarak verildiği de  kanıtlanamamıştır. Davacı  yemin deliline de dayanmamış olup  ispat yükü davacı olup ilk derece mahkemesinde de işaret edildiği üzere davalıdan alacaklı olduğunu usulüne uygun şekilde kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Açıklanan  bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 69,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.30.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5dce3a76ba055ddd","SID":"7b4aabbd2e51d270"}}