{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/725 <br>KARAR NO: 2024/784<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/09/2020<br>NUMARASI: 2016/34 E. -  2020/323 K. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili (Eski unvanı; ... AŞ) arasında 08/10/2001 tarihli protokol ile başlayan ticari ilişki kapsamında, davalının faaliyet gösterdiği dava dışı şahıslara ait akaryakıt istasyonun bulunduğu İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, ... Mahallesi, ... Pafta, ... Ada, ... ve ... parselde kain taşınmazlar üzerinde müvekkili şirket lehine 02/11/2001'den 02/11/2016'ya kadar 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, taraflar arasında akdedilen protokol doğrultusunda müvekkili şirketçe davalıya 07/11/2001, 06/08/2002 ve 03/09/2002 tarihli faturalar karşılığında 600.000-USD intifa ivazı ödemesi yapıldığını, bu tutarın müvekkili tarafından davalı şirkete, 07/11/2001 tarihinde 519.783,95-TL, 16/08/2002 tarihinde 230.650,82-TL ve 13/09/2002 tarihinde 384.003,15-TL olmak üzere toplam 1.134.437,92-TL olarak  ödendiğini, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 18/09/2010'da sona erdiğini, taşınmaz üzerindeki intifanın da 04/02/2014'de terkin edildiğini, fakat Rekabet Kurulu'nun kararı ile o güne kadar sadece bayilik sözleşmesi süresinin 5 yıl ile sınırlı olduğu karar alındığını, akaryakıt sektöründe bayilik sözleşmeleriyle bağlantılı olarak yapılan intifa, kira, ekipman, kredi ve benzeri etkiye sahip sözleşmelerden 18.09.2005'den önce yapılmış olup da bu tarih itibariyle bakiye süresi 5 yılı aşanların 18.09.2010'a kadar, 18.09.2005'den önce yapılmış olup da bu tarih itibariyle bakiye süresi 5 yıldan kısa olanların ise sürelerinin sonuna kadar, 18.09.2005'den sonra yapılan  sözleşmelerin de, süreleri ne olursa olsun, yapıldıkları tarihten itibaren 5 yıl süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ ile getirilen muafiyetten yararlanabileceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki dikey anlaşma bütünlüğünün, yukarıda belirtilen sürelerin sonunda, tebliğle tanınan grup muafiyeti dışında kalarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4.maddesine aykırı hâle geleceği sonucunun ortaya çıktığını, müvekkili ile davalı arasındaki ilişkinin başlangıç tarihi ve yukarıda belirtilen kurallar birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve bağlantılı olarak yapılan intifa, kira, ekipman, kredi ve benzeri etkiye sahip tüm sözleşmelerin, 18.09.2010 itibariyle muafiyet dışında kaldığını, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 18.09.2010'da sona erdiğini, taşınmaz üzerindeki intifanın da 04.02.2014'de terkin edildiğini,  müvekkilinin ivazını peşinen ödediği 15 yıllık intifanın yaklaşık 3 yıllık kısmını kullanamadığını, bu itibarla, müvekkil şirketin peşinen ve 15 yıllık intifa süresine orantılı olarak ödediği intifa ivazının müvekkilinin yararlanamayacağı süreye karşılık gelen kısmının müvekkiline iadesi gerektiğini, davalının, 207.614,40 TL'yi dava tarihinden itibaren yıllık %10,50 oranından az olmamak üzere değişken oranlı avans faizi  ve faizin %18 KDV'si ile birlikte müvekkiline iade etmesi gerektiğini, Katma Değer Vergisi Yasası'nın “Matraha Dâhil Olan Unsurlar” başlıklı 24.maddesinin “c” bendinde faiz ve vade farkının KDV matrahına dâhil olduğunun açıkça belirtildiğini,  bu sebeple hesaplanacak faiz tutarının KDV'siyle beraber müvekkiline ödenmesine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek,  207.614,40 TL ivaz iade alacağının dava tarihinden itibaren avans faizi ve faiz tutarının  KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 08.10.2011 tarihinde yapılan ‘Protokol’ uyarınca  müvekkili şirket ‘Bayi Adayı’ olarak protokole konu alanda, protokol ekinde müvekkile yüklenilen işleri, taşınmaz maliklerinin vermiş oldukları vekaletnameye istinaden davacı  tarafa 15 yıl süre ile intifa hakkı tanınması, ruhsat ve izinlerin alınması işlerini üstlendiğini, davacı tarafın ise, ‘Protokol’ md. 7 uyarınca sayılan tüm işlerin tamamlanmasını takiben müvekkili şirkete, peşin kira bedeli olarak 600.000-USD'nin geri ödemesiz olarak verileceğini kabul ettiğini, ayrıca taraflarca 600.000-USD'nin peşin ödenmesi ile, müvekkili şirketin yükümlendiği işlerin finansmanının da sağlanmasının amaçlandığını, protokolün imzasını takiben müvekkili şirket tarafından çalışmalara başlandığını, sözleşme ekinde yüklenilen işlerin tamamlandığını ve davacı lehine 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, ancak faaliyete başlanması için gerekli ruhsat ve izinler alınamadığını, 600.000-USD nin, sözleşme şartları gereğince ödenmemesi üzerine taraflar biraraya gelerek 08.10.2001 tarihli ‘Protokol’ e ek olarak yalnızca ödeme planına ilişkin ‘Ek Protokol’ ü akdettiğini, geçen süreçte bir taraftan da, dava dışı ... Tic. Ve San. AŞ adına mevcut olan işletme ruhsatının, müvekkil şirkete devri yahut müvekkil şirket adına yeni bir işletme ruhsatı çıkarılması için çalışmalara rağmen ruhsat alımının mümkün olmadığını,  yalnızca dava dışı ... Tic. Ve San. AŞ'nin, ruhsata sahip olması sebebi ile ve bu husus müktesap hak teşkil ettiği için işletmesi mümkün olduğunu, 29.04.2009 tarihinden itibaren müvekkil şirketin dava konusu istasyon ile bir ilgisi kalmadığını,  sözleşmenin 05.03.2009 tarihli Rekabet Kurulu kararı sebebi ile 18.09.2010 da sona erdiğini,  taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin, istasyonun faaliyetine başlayabilmesi için gerekli olan ruhsat ve izinlerin alınamaması sebebi ile ön sözleşmenin ötesine geçemediğini, kurulan ilişkinin hukuki imkansızlık sebebi ile ortadan kalktığını,  davacı yanın dava dışı ... Tic. Ve San. A.Ş.ile akdettiği 29.04.2004 tarihli sözleşme sonucunda, müvekkil şirket ile davacı taraf arasında bayilik ilişkisi kalmadığını, 1 yıllık zamanaşımının geçtiğini,  müvekkiline dava yönünden husumet yöneltilemeyeceğini, talebin intifa hakkının terkinine dayansa da  08.10.2001 tarihli Protokol’ün 7. maddesinde açıkça, müvekkiline ödenen paranın  ''peşin kira bedeli'' olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin yalnızca intifa hakkının sağlanacağına dair taahhütte bulunduğunu,  taahhüdünü de yerine getirdiğini, müvekkilinin  vekaleten intifa hakkının tescilini sağlamasından sonra intifaya yönelik ilişkinin malikler ile davacı şirket arasında devam edip  son bulduğunu,  bu nedenle, müvekkiline ödenen paranın intifa hakkı ile bir ilgisi bulunmadığı gibi, intifa hakkının terkinine ilişkin taleplerin de müvekkiline yöneltilmesinin mümkün  olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"Dava, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi ve protokoller uyarınca davalı şirkete ödenen 15 yıllık intifa ivaz bedelinin sözleşmenin erken sonlanması nedeniyle davalı şirketçe hak edilmemiş kısmının iadesi ve bu suretle sebepsiz zenginleşme temeline dayanan talebe ilişikindir.Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalıların beyanları, taraflar arasında akdedilen sözleşme, porotokol, taahhütnameler, intifanın tesis ve terkin  edildiğine ilişkin tapu kayıtları, ihtarnameler, bilirkişi  raporları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; davacı ile davalı şirket arasında  yukarıda bahsi geçen sözleşme ve protokoller uyarınca bayilik sözleşmesinin akdedildiği, bu sözleşme uyarınca davacı lehine davalıya ait taşınmazda  15 yıl süre ile intifa tesis edildiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 18/09/2010 da sona erdiği ve taşınmaz üzerindeki intifa da 04/02/2014 tarihi itibari ile terkin edildiği anlaşılmıştır.Uyuşmazlık konusu yapılan intifa ivazının davalı şirkete ödendiği tartışmasızdır. İntifa ivazından dolayı davalının sorumluluğunu ortadan kaldıracak ayrı bir yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki protokolün 12.maddesi gereğince de davalının kalan süreye ilişkin intiva ifazını geri ödeme yükümlülüğü mevcuttur. Tarafların delilleri toplandıktan sonra dosya kapsamı ve davacı şirket kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi ile inceleme yaptırılarak 25/05/2017-  20/02/2018- 27/02/2019 ve 19.09.2020 tarihli bilirkişi raporu alınmış olup, temelde raporlar birbirini teyid etmektedir. Alınan bilirkişi raporları ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;  taraflar arasındaki sözleşme gereğince hukuki ilişkinin kurulduğu, davalıya ait taşınmaz üzerinde intifa hakkının tesis edildiği, intifa ivaz bedelinin davalıya 3 adet fatura karşılığınca mahsuben ödendiği ve bu hususta taraf defterlerinin birbirini doğruladığı ve kayıtların her iki taraf defterinde olduğu anlaşılmıştır ve fakat Rekabet Kurulunun kararı gereğince, diğer bir deyişle tarafların iradesi dışındaki bir sebeple hukuki ilişki sonlanmıştır. İntifa ivazı 15 yıllık süre öngörülerek ödenmiş olup, taraflar arasındaki hukuki ilişki intifa hakkının tapudan terkin tarihi olan 04.02.2014 tarihinde sonlandığına göre, sebepsiz zenginleşme bu tarihinden itibaren başlamış olup, talep dava tarihinden itibaren faiz olmakla, davacının sebepsiz zenginleşme tarihinden itibaren işletilecek(talep gereği dava tarihinden itibaren) avans faizi dışındaki KDV talebinin hukuki dayanağı mevcut değildir. Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulü ile, davacının peşin ödediği intifa bedelinden, fesih sonrası kısma denk düşen ve sebepsiz zenginleşme teşkil eden, davalının davacıdan tahsil ettiği Kdv'yi (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, Esas Sayısı : 2017/4518, Karar Sayısı: 2019/1705) devlete ödemesi sebebiyle kendisine kalan ve bunun intifa bedelinin kullanılmayan kısmına tekabül eden kısmı olan 175.818,74 TL 'nin, davalıdan tahsili ile davacıya iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Kısa kararda maddi yazım hatası (rakam )yapıldığı farkedilmekle tashih şerhi düzenlenmiştir.\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 175.118,74-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile (yıllık %10,50 aşmamak üzere ) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı  vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin alacağın kabul edilen kısmına dair kararının isabetli olmakla birlikte reddedilen kısım yönünden kararın hatalı olduğunu mahkemenin “avans faizi dışındaki KDV talebinin hukuki dayanağı olmadığı” tespitinin doğru olmadığını,  Katma Değer Vergisi Yasası'nın “Matraha Dâhil Olan Unsurlar” başlıklı 24.maddesinin “c” bendinde faiz ve vade farkının KDV matrahına dâhil olduğunun açıkça belirtildiğini,  bu itibarla, hesaplanacak faiz tutarının %18 oranında KDV'siyle beraber müvekkiline ödenmesine hükmedilmesi gerektiğini, benzer nitelikteki bir uyuşmazlık üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin, 05.04.2012 tarih, 2011/13795 E., 2012/5721 K. sayılı kararıyla; “işlemiş faize katma değer vergisi uygulanacağının kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığına” hükmettiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin, 21.01.2015 tarih, 2014/12864 E., 2015/660 K. sayılı kararıyla; “f...) işlemiş faize KDV uygulanması zorunludur” gerekçesiyle yerel  mahkeme kararını düzelterek onandığını, 31.10.2017 tarih, 2016/12581 E., 2017/7444 K. sayılı kararında  “3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 24/c maddesi uyarınca faiz alacağı da KDV matrahları arasında gösterildiğinden faize de KDV istenebileceğinden bu isteğin de kabulüne karar verilmemesi doğru olmamış” denmek suretiyle mahkeme kararının bozulduğunu,  17.03.2015 tarih, 2014/17999 E. ve 2015/3698 K. ile 2015/13336 E. ve 2015/16007 K. sayılı ilamlarında da aynı gerekçelerle mahkeme kararının  bozulduğunu, bu itibarla faizin KDV'si taleplerinin kabul edilmemesinin usul, yasa ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, diğer yandan davalının müvekkili şirketten tahsil ettiği KDV'yi devlete ödemesi sebebiyle talep edilen tutardan KDV tutarının düşülmesinin ise son derece yanlış olduğunu, bahse konu KDV tutarının davalı şirketçe devlete ödenip ödenmediğinin dahi belli  olmadığını,  bu sebeplerle,  207.614,40 TL ivaz iade alacağının tümünün dava tarihinden itibaren avans faizi ve faiz tutarının  KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin Rekabet Kurulu kararıyla süresinden önce sona ermesi  nedeniyle, intifa bedelinin sözleşmenin karşılıksız kalan kısmına isabet eden bölümünün tahsili istemine ilişkin  alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı tarafça karara karşı istinaf isteminde bulunulmamış olduğundan davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.Dosya kapsamının  incelenmesinde; taraflar arasındaki 08.10.2001 tarihli Protokolde ''Bayi Adayı'' olarak yer alan davalının  15 yıllık akaryakıt bayilik sözleşmesi akdetmeyi ve davacı lehine  İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, ... Mahallesi, ... Pafta, ... Ada, ... ve ... parselde kain taşınmazlar üzerinde   15 yıl süre ile intifa hakkı tesis etmeyi üstlendiği, taşınmazlar üzerinde 02.11.2001 tarihinde davacı lehine intifa hakkı tesis edildiği, davalının davacı adına düzenlediği ''intifa ivaz bedeli'' açıklamalı üç adet fatura uyarınca davacının davalıya üç ayrı seferde  519.783,95 TL, 230.650,82 TL ve 384.003,15 TL  intifa bedeli ödemesi yaptığı, davacının talebi ile 04.02.2014 tarihinde intifanın tapuda terkin edildiği anlaşılmaktadır. Davacı lehine taşınmazda tesis edilmiş olan intifa hakkının intifa sözleşmesinde belirlenen süreden önce ve yine dava tarihinden önce fek edilmiş olduğu dosya içeriği ile sabittir. Yargıtay 19. HD'nin 223.05.2019 tarihli ve 2017/2886 Esas, 2019/3446 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere davalının intifanın kullanılmayan bölümünden doğan iade sorumluluğu sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmaktadır. TBK'nın 79.maddesi uyarınca davalı sadece kendisinin sebepsiz zenginleştiği miktar kadar sorumludur. Bu nedenle mahkemece,  davacı tarafından ödenen ve ancak davalının elinde kalmayan KDV ödemesinin dikkate alınmayarak hüküm kurulması doğru olmuş ve aksi yöndeki davacı istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde intifanın kullanılmayan bölümüne denk gelen miktarın iadesini isterken dava tarihinden itibaren avans faizi ile ve faizin %18'i tutarında KDV talep etmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 22.04.2022 tarih ve 2021/3829 Esas, 2022/3446 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 17.03.2015 tarih ve 2014/17999 Esas, 2015/3698 Karar,  10.09.2019 tarih ve 2018/1777 Esas, 2019/4271 Karar, 21.01.2015 tarih ve 2014/12864 Esas, 2015/660 Karar sayılı kararlarında da  belirtildiği üzere,  3065 sayılı Katma Değeri Vergisi Kanunu'nun 24/c maddesinde matraha dahil unsurlar arasında ''Vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler.'' gösterilmiştir. Anılan Kanunu'nun 24/c maddesi  uyarınca  faiz alacağı da KDV matrahları arasında gösterildiğinden faize de KDV istenebilecektir. Bu nedenle mahkemece davacının hüküm altına alınan alacağının faizine KDV eklenmemesi doğru olmamıştır. Bu durumda,  davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülerek, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmek üzere kaldırılarak, davanın kısmen kabulüne, 175.118,74-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi  (yıllık %10,50 aşmamak üzere) ile ve ayrıca  faizin KDV'si ile birlikte tahsiline dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın  353/1.b.2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce  yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:  Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce  yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile 175.818,74 TL alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre ve yıllık %10,50 aşmamak üzere hesaplanacak temerrüt faiziyle ve faizin KDV'si ile birlikte, davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 11.962,36 TL harçtan peşin alınan 3.545,54 TL harcın mahsubu ile bakiye  8.416,82 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği takdir ve tayin olunan 28.131,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği takdir ve tayin olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan  3.950,00-TL bilirkişi ücreti, 256,00-TL posta ile tebligat ücreti olmak üzere toplam 4.206,00-TL'den kabul ve red durumuna göre davalı hissesine düşen 3.547,67-TL ile peşin olarak ödenen harç 3.545,54-TL olmak üzere toplam  7.093,21-TL'nin  davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısımların, yatıran taraflara iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 45,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 207,10 TL kanun yolu giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.16.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b2a9ad541f90afa","SID":"18fa594533b759a0"}}