{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/741 <br>KARAR NO: 2024/648<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/01/2021<br>NUMARASI: 2017/409 E. - 2021/22 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirketin deniz, hava ve kara taşıma işleri ile uğraştığını, davalı şirket taşıma işlerini müvekkil şirkete verdiğini, müvekkili şirketin davalı şirketin müşterilerine gönderdiği mallarını, ...’den İran Bandar Abbas  limanına ... ve ... nolu konşimentolar ile taşıdığını, İran Bandar Abbas Limanından da karayolu ile Asgabat Turkmenistan’da taşıdığını, davalıya ait mallar havayolu ile Pu Dong havalimanından İstanbul’a ... nolu konşimento ile taşındığını, davalı şirketin ödemesi için 14.12.2015 tarihli ... nolu 86.900,00 USD bedelli ve 30.05.2016 tarihli ... nolu 927,00 USD bedelli faturalar düzenlendiğini davalı şirkete gönderildiğini, bu faturalardan bakiye 11.303,77 USD davalı şirket tarafından ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu ...icra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibi davalı şirket aleyhine başlatıldığını, davalı şirketin müvekkil şirkete borcu olmadığını, takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının İstanbul Anadolu ... icra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına ilişkin itirazının iptaline, takibin devamına, davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Takibe konu edilen faturaların müvekkil tarafından ödendiğini, icra takibinde talep edilenden başka bir şeyin itirazın iptali davasında istenmesinin mümkün olmadığını, müvekkil şirketin davacı yana tüm ticari ilişkinden kaynaklı herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, davacı yanın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyete tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/298 Esas, 2017/988 Karar ve  03.10.2017 tarihli karar ile; İstanbul Deniz Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Karar istinaf edilmeksizin  kesinleşmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \".. Davalı, davacı tarafından 2015 ve 2016 yıllarında tanzim edilen USD cinsinden düzenlenen faturalara TL cinsinden ödemeler yaptığı ve ödeme ve vergi dönemleri itibarıyla borç/alacak kalemlerini herhangi bir kur değerlemesine tabi tutmadığı ve bu sebeple taraflar arasında cari hesap farkının yer aldığı tespit edilmiştir. Vergi Usul Kanunun 215. Maddesi uyarınca; yasal defter ve kayıtlar Türkçe tutulmak ve Türk para birimini kullanmak zorundadır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Yabancı paralı senetli ve senetsiz borç ve alacaklar T.C.Merkez Bankası döviz alış kuruyla değerlenir (VUK 280, VUK 281, VUK 285). Kur farkları ise 646 Kambiyo Karları / 656 Kambiyo Zararları hesabında muhasebeleştirilir. Söz konusu değerlemenin amacı ise gelir vergisi matrahının reel hesaplanmasını sağlamaktadır.Davalının yasal defterlerinde davacı tarafından tanzim edilen yabancı para cinsinden borçlarına VUK uyarınca herhangi bir değerleme yapmamış olduğu, diğer yandan davacının yasal mevzuata uygun olarak kur farklarını beyannameler dönemi itibarıyla yaptığı bilirkişilerce saptanmıştır.Davalı, davacı tarafından icra takibine konu edilen ; 86.900,00 USD bedelli faturanın 05/03/2016 keşide tarihli 45.000,00 USD bedelli ve 30/04/2016 keşide tarihli 41.900,00 USD bedelli çek ile ödendiğini, takip dayanağı yapılan 927,00 USD bedelli faturanın 26/09/2016 keşide tarihli 8.714,90 USD bedelli çek ile ödendiğini beyan etmekte ise de, davalının çekleri tanzim ettiği tarihler itibarıyla taraflar arasındaki cari hesap bakiye borçlarının devrettiği ve davacının bu çek bedellerinin tahsili ile cari hesap borcuna mahsup edilmek suretiyle alacak kaydettiği tespit edilmiştir. Zira davalının yapmış olduğu ödemeleri takibe konu faturalara özgülendiğine dair dosya kapsamında somut bir delil sunulamamıştır. Bu nedenle yapılan ödemeleri TBK 101 ve 102 maddesi kapsamında davacının cari hesaptan mahsup etmiş olması hukuken mümkün bulunmuştur.Davalı vekili  28/04/2017 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, davacının kur farkları için herhangi bir fatura düzenlemediğini ve ticari defterlerine işlemesi gerektiğini beyan etmiş ve takibin kur farkından kaynaklanmadığı faturaya dayalı başlatıldığı, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle davacı tarafından alacağın kaynağının değiştirilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunmuştur. Ancak alacak takibe konu faturalardan kaynaklanmakla birlikte, davalı vekilinin ödeme iddiasının incelenmesi bakamından taraflar arasındaki ilişkinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira yukarıda bir kaç kez bahsedildiği üzere davalı ödemeleri takibe konu faturalara mahsus yaptığını dosya kapsamında ispat edememiştir. Bu nedenle davalının savunması mahkemece yerinde görülmemiştir.Danıştay 4. Dairesi'nin 18.5.2017 gün ve E:2014/4834, K:2017/4605 sayılı kararın bozma ilamı ile; .... \"Bu durumda, Katma Değer Vergisi Kanununun 26'ncı maddesi de dikkate alındığında, mal veya hizmetin karşılığını teşkil eden bedelin döviz ile hesaplanması halinde döviz, malın teslimi veya hizmetin yapılması ile gerçekleşen vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarihteki cari kur üzerinden Türk parasına çevrilerek, bu yolla bulunan tutar katma değer vergisinin matrahını oluşturacak olup bedelin farklı zamanlarda ödenmesi nedeniyle zaman içinde oluşabilecek kur farklarının matraha ilave edilmesinin mümkün olmadığı bilirkişi tarafından belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı tarafın ödeme savunmasına karşılık taraflar arasındaki takibe konu fatura borcunun kapatılmadığı mahkemece kabul olunmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ancak her ne kadar alacak faturaya dayanmakla likit kabul edilebilse de davalı ödemeleri ve taraf defterleri incelenmek suretiyle bakiye alacak tespit olunduğundan İİK 67 maddesi gereğince alacak belirlenebilir kabul edilmemiş ve şartları oluşmadığından davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine dair... \" gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik, davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 11.303,77USD üzerinden asıl alacak bakımından devamına, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şartları oluşmadığından davacı yanın icra inkar tazminatı isteminin reddine  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Takip talebinde olmayan bir  talebin itirazın iptali davasında ileri sürülemeyeceğinden aşamalarda ifade edildiği üzere davacı alacaklının icra takibindeki talebini son taşıma hizmetine ilişkin 2 adet navlun faturasına dair olduğunu, takip talebindeki açıklamada yalnızca 2 navlun faturasının bilgilerinin bulunduğunu, dava dilekçesinde de son taşımaya ilişkin navlun faturaları konşimentolar CMR'ler ve e-mail yazışmalarına delil olarak dayanıldığını, talebin son taşıma hizmeti ile sınırlandırıldığını, davacının talebine yanlar arasındaki ilişkiye atfen genişlettiğini, cevaba cevap dilekçesinde ise bu defa alacağın kur farkından kaynaklandığını dile getirdiğini, 2 adet navlun faturasının tahsilini talep etmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından taraflar arasındaki tüm cari ilişkinin incelendiğini ve kur farkından kaynaklandığı ileri sürülen alacağın tahsiline karar verildiğini, davacının kur farkı faturasını kesmediğini, bu karardan sonra 18.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7161 sayılı kanunun 18.maddesi ile katma değer vergisi kanunun matraha dahil olan unsurlar başlıklı 24.maddesinin c bendine kur farkı ifadesi eklenerek kur farkı alacaklarının KDV matrahına dahil edildiğini, yasanın emredici hükmü karşısında eski tarihli VDDK kararının huzurdaki davada uygulanabilirliğinin bulunamadığı, davacı tarafın kur değerlemesine ilişkin çizelgeyi müvekkiline tebliğ ettirmediğini, takip konusu faturalar nedeniyle kur farkının oluşmadığını, kur farkı alacaklarının huzurdaki davada tartışılmasının mümkün olmadığını, alacağın navlun alacağı olmadığı, kur farkından kaynaklandığının tespit edildiğini, takibe konu fatura bedellerinin alacaklı tarafa ödendiğini, 2 adet navlun faturasının davacıya 3 adet USD çeki ile ödendiğini, 86.900,00 USD bedelli faturaya karşılık verilen 2 adet çekin bedelininde 86.900,00 USD olmasının çeklere faturaya karşılık verildiğini açıkça gösterdiğini, takibe ve davaya konu fatura bedellerinin müvekkili tarafından ödendiği müvekkilinin karşı tarafa borcunun kalmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddi ile kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, navlun ücretlerinden kaynaklanan faturalı alacaklarının tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, davacı şirketin taşıyıcı şirket olduğu, davalı şirketin ürünlerinin taşındığı, buna karşılık faturalar düzenlendiği konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takip konusu yapmış olduğu alacağının niteliği takip haricinde alacak talebinin değiştirilip değiştirilmediği, davacı tarafın kur farkı alacak talebinin sübuta erip ermediği, davalı şirketin takip konusu faturalardan dolayı borçlu olup olmadığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 27.05.2016 tarihli hava navlun ücreti olarak USD bedelli ayrıca 14.12.2015 tarihli 86.900,00 USD bedeli deniz yolu navlun bedeli ile kara yolu navlun bedeli olarak fatura düzenlendiği, söz konusu faturada deniz yolu navlun bedelinin 22.000,00 USD, kara yolu navlun bedelinin 64.900,00 USD olarak gösterildiği, taşımaya ilişkin olarak CMR belgelerinin düzenlenmiş olduğu, ayrıca mail yazışmalarının mevcut olduğu, davacı şirket tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 11.303,77 USD asıl alacağın tahsili amacıyla 14.12.2016 tarihinde ilamsız takip başlattığı, takibe konu olarak 30.05.2016 tarihli 927 USD bedelli ve 14.12.2015 tarihli 86.900,00 USD bedelli 2 adet fatura alacağı olarak gösterildiği, söz konusu alacağın bakiye fatura alacağına ilişkin olduğunun belirtildiği, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde, takibe dayanak yapılan 86.900,00 USD bedelli faturanın 05.03.2016 keşide tarihli 45.000,00 USD bedelli ve 30.04.2016 keşide tarihli 41.900,00 USD bedelli çek ile alacaklı şirkete ödendiği, takip dayanağı yapılan 927,00 USD bedelli faturanın ise 26.09.2016 keşide tarihli 8.714,90 USD bedelli çek ile şirkete ödendiği belirtilerek herhangi bir borcun bulunmadığının ifade edildiği, davacı vekili tarafından icra takip talebine itiraz üzerine İİK 67 maddesi gereğince itirazın iptali davasının açılmış olduğu, dava dilekçesinde davalı şirketin yaptığı ödemelerin daha önceki borçları kapsadığı hususuna yer verildiği, davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde ise yapılan söz konusu ödemelerin daha önceki tarihlerde ticari ilişki içerisinde yapılan diğer ödemelerin fiili ödeme günündeki kur üzerinden değil faturaların düzenlenme tarihindeki kur dikkate alınarak yapıldığı belirtilmek suretiyle eksik ödemelere bağlı olarak kur farkından kaynaklı bakiyelerin kaldığı ve bu bakiyelerin davalı şirket tarafından ödenmediğinin belirtilmiş olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, taraf delilleri dosyaya ibraz ve celp edildikten sonra bilirkişi raporu ve ek rapor alınmıştır. 21.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin fiziki ortamda tutulan ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal sürelerde yaptırılmış olduğu, 2016-2017 dönemine ait yevmiye ve kebir defterleri beratları da yasal sürelerde alındığı,  davalı şirketin de 2015-2016 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve yevmiye defteri kapanış onaylarının yasal sürelerde yaptırıldığı, özetle; her iki tarafa ait defterlerin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığı kanaatine varıldığı, davacı şirket kayıtlarında yer alan tüm faturalar ile tahsilâtların davalı kayıtlarında da yer aldığı, davalı şirketçe dönem sonlarında kur değerlemesinin yapılmadığı, davacı şirketin 25.07.2016 tarihi itibariyle 674,68 TL borçlu olduğu, bakiyenin 31.12.2016 tarih, 450 sayılı yevmiye kaydı ile 159- verilen sipariş avansları altında izlenen davacı cari hesabına aktarıldığı, anıları bakiyenin 472 sayılı yevmiye kapanış maddesinde davacı cari hesabı karşısında aynen yer aldığının görüldüğü, 31.12.2016 Tarihi itibariyle bakiyeler arasında (39.922,65 * 674,68) 40.597,33 TL fark bulunduğu, davacı şirketçe düzenlenmiş olan tüm faturalar davalı kayıtlarına da alınmış olduğu,  faturaların TL tutarlarında ihtilaf bulunmadığı, davacı şirketçe yapılan kur değerlemeleri ile davalı cari hesabına 56.975,27 TL borç, 17.524,72 TL alacak kaydedildiğinden, kur değerlemeleri nedeniyle (56.975,27-17.524,72) 39.450,55 TL fark ortaya çıktığı, davalı şirketçe yapılan tüm ödemeler davacı kayıtlarına da alındığı,  ancak, bazı davalı ödemelerinin TL tutarları arasında 1.017,87 TL, 2014 yılından devreden bakiyeler arasında 128,91 TL olmak üzere davalı aleyhine toplam 1.146,78 TL fark bulunduğu, özetle; taraf bakiyeleri arasında (39.450,554-1.146,78) 40.597,33 TL olan farkın kur değerleme işlemleri ile bazı işlemlere farklı kurların uygulanmasından kaynaklandığı, davacı faturaları ile davalı ödemelerinin döviz tutarlarında ihtilaf bulunmadığının anlaşıldığı, davacı defter kayıtlarına göre; davalı şirketin takip tarihi itibariyle 11.303,77 USD borçlu olduğu, davalı defter kayıtlarına göre; davacı şirketin takip tarihi itibariyle 674,68 TL borçlu olduğu, davalı şirketçe dönem sonlarında kur değerlemesinin yapılmadığı, taraf bakiyeleri arasında 31.12.2016 tarihi itibariyle 40.597,33 TL olan farkın; kur değerlemes işlemleri ile tarafların bazı işlemlere farklı kur uygulamasından kaynaklandığı, davacı faturaları ile davalı ödemelerinin döviz tutarlarında ihtilafın bulunmadığı, asıl ihtilafın, davalı ödemeleri ile takip ve dava konusu faturaların kapatılıp kapatılmadığı hususundan kaynaklandığı, dosya içeriğinde; çeklerin takip ve dava konusu fatura bedellerine karşılık verildiğini gösterir belgenin bulunmadığını, davalı vekilinin, icra takibi ile 2 adet fatura alacağının talep edildiğini, bu faturaların öncesini veya sonrasını ya da taraflar arasındaki ticaretten kaynaklı cari hesap alacağının talep konusu edilmediğini, icra takibinde talep edilenden başka bir şeyin itirazın iptali davasında istenmesinin mümkün olmadığını iddia ettiği, davacı vekilinin ise, davaya konu edilen taşımadan önce de davalı şirket için taşıma işteri yapıldığını, davaya konu edilmeyen bu taşıma işleri için davalıdan başka alacaklarının bulunduğunu, taraflar arasında muaccel olan birden fazla alacak olduğundan TBK'nun 101 ve 102.maddelerinin uygulanması gerektiğini, davalı şirket ödemelerinin daha önceki taşımaya ilişkin ve muaccel olan borçlarına mahsup edildiğini, mahsup sonrası 11.303,77 USD alacaklarının kaldığını iddia ettiği belirtilmiştir. 22.08.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda; başlatılan takipte; ... no.lu, 30.05.2016 tarihli, 927,- USD ve ... no lu, 14.12.2015 tarihli, 86.900,- USO bedelli iki adet fatura bakiyesi nedeniyle 11.303,77 USD tutarındaki alacağın talep edildiği, davacı defter kayıtlarına göre; davalı şirketin takip tarihi itibariyle 11.303,77 USD borçlu olduğu, borcun takibe konu edilen alacağa dayanak gösterilen fatura bedelleri bakiyesinden kaynaklandığı, davacı faturaları ile davalı ödemelerinin döviz tutarlarında ihtilafın bulunmadığı, davacı tarafça uygulanan kurların ve değerleme işlemlerinin takip ve dava konusu alacak miktarına etkisinin bulunmadığı, asıl ihtilafın, davalı ödemeleri ile takip ve dava konusu faturaların kapatılıp kapatılmadığı hususundan kaynaklandığı, dosya içeriğinde, çeklerin takip ve dava konusu fatura bedellerine karşıtlık verildiğini gösterir belgenin bulunmadığı, bu hususla ilgili taraf beyanlarının hukuki değerlendirmeyi gerektirdiği belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında, döviz cinsinden düzenlenen faturalarla ilgili olarak taşımada kaynaklı süre gelen ticari ilişkinin mevcut olduğu, USD bazında düzenlenen fatura bedellerinin taraf vekillerince de kabul edildiği üzere USD birimi ile düzenlenen çeklerle ödendiği tartışmasızdır. Davalı vekili tarafından her ne kadar davacı tarafın takip talebindeki konu ettiği faturalar haricinde itirazın iptali davasının niteliği gereğince alacak kalemlerinin değiştirmeyeceği ileri sürülmüş ise de davacının takibe konu etmiş ettiği alacak istemi 2 adet faturadan kaynaklı bakiye alacaktır. Fatura tutarlarının tümünü çekle ödenmiş olması ödeme tarihi ile fatura tarihi arasındaki USD para biriminin Türk Lirası karşılığındaki farklardan kaynaklanmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple davalı vekilinin İİK 67 maddesi gereğince; davacı tarafın takibe konu etmiş olduğu alacaktan farklı bir talepte bulunamayacağı savunmasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Taraflar arasındaki devam eden ticari ilişkiler göz önünde bulundurulduğunda çekle yapılan bir kısım ödemelerin TBK 101. ve 102. maddesi kapsamında daha önceki alacakla ilgili olarak yapılmış olduğunun kabulü uygun düşecektir. Davalı tarafça söz konusu ödemelerin takibe konu edilen bakiye fatura alacağına ilişkin olduğuna dair iddiasını geçerli bir delille ispat edememiştir. Diğer taraftan bakiye bedeli talep edilen takip konusu faturalar her iki tarafın  ticari defter ve kayıtlarında yer almaktadır. Ve ticari defter ve kayıtları usulüne uygun şekilde düzenlenmiş olduğu tespit edilmiştir. Ödeme savunmasında bulunan davalı tarafın ilgili kanun kapsamında savunmasını usulüne uygun şekilde delillerle ispat etmesi gerekeceğinden yukarıda açıklanan gerekçelere istinaden bu ispatın yerine getirilemediği ve mahkemenin davacının davasının kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.241,53 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 25.04.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f94372969d51e373","SID":"4f0bd8b28f799865"}}