{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi         <br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>....<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>TARİHİ\t\t: 22/12/2021<br>NUMARASI\t\t: ...<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 29/01/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 02/05/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 30/05/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tAsıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalıların müteselsil kefil olduğunu, kredi alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini belirterek davalıların itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tBirleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP<br>\tAsıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmede... A.Ş.'nin kefaleti bulunduğunu, talep edilen tutarın öncelikle anılan şirketten talep edilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği asıl alacağın neye ilişkin olduğunun belirsiz bulunduğunu, faiz miktarının fahiş olduğunu, faiz başlangıç tarihinin sözleşmeye uygun olmadığını, temerrüt bildiriminin geçersiz olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.  \t<br>\tBirleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmede... A.Ş.'nin kefaleti bulunduğunu, talep edilen tutarın öncelikle anılan şirketten talep edilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği asıl alacağın neye ilişkin olduğunun belirsiz bulunduğunu, faiz miktarının fahiş olduğunu, faiz başlangıç tarihinin sözleşmeye uygun olmadığını, temerrüt bildiriminin geçersiz olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı ile davalı asıl borçlu ... ... A.Ş. arasında diğer davalılar ... ve ...'in kefil olduğu genel kredi sözleşmesine istinaden firmaya taksitli ticari krediler tahsis edildiği, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi ve borçların ödenmemesi üzerine başlatılan takibe davalı tarafından yapılan itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığı, yeterli görülen bilirkişi raporuna göre davacının takip talebinde belirtilen taksitli ticari kredilerden ve masraflardan takip tarihi itibariyle  434.738,26 TL asıl alacak, 13.139,96 TL işlemiş faiz ve 657,00 TL BSMV ve 1.314,34 TL masraf olmak üzere toplam 449.849,56 TL nakit alacağa yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı, asıl alacağa ve masrafa takip tarihinden itibaren yıllık %35,10 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalıların 434.738,26 TL ana para, 13.139,96 TL faiz, 657,00 TL BSMV, 1.314,34 TL masraf olmak üzere toplam 449.849,56 TL alacağa yapmış oldukları itirazın iptaline, takip tarihinden tahsil tarihine kadar asıl alacak olan 434.738,26 TL ile 1.314,34 TL masrafa yıllık %35,10 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kısmen kabülü ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davanın kısmen kabulü ile davalının 434.738,26 TL ana para, 13.139,96 TL faiz, 657,00 TL BSMV, 1.314,34 TL masraf olmak üzere toplam 449.849,56 TL alacağa yapmış oldukları itirazın iptaline, takip tarihinden tahsil tarihine kadar asıl alacak olan 434.738,26 TL ile 1.314,34 TL masrafa yıllık %35,10 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl ve birleşen dosyanın dayanağının aynı icra dosyası olması, her bir dava dosyası için ayrı ayrı inkar tazminatına hükmedilmesinin mükerrer ödeme olacağı değerlendirilerek asıl ve birleşen dosyada kabul edilen miktarın toplamı olan 434.738,26 TL'nin %20'si olan 86.947,65 TL inkar tazminatının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla asıl ve birleşen dosyanın davalılarından müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazların dikkate alınmadan hukuki dinlenilme hakları zedelenerek itiraza uğramış bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulduğunu, icra takibindeki diğer/ticari kredi alacağın ve bu alacağa işleyen temerrüt faizi ve buna bağlı gider vergisi alacağın mahkemece eksik hesaplandığını, mahkeme kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olup yerinde olmadığını, mahkemece tarafların temerrüte düştükleri tarihin hatalı tespit edildiğini, bilirkişi kök raporu ve ek raporundaki temerrüt tarihlerinin mahkemece kabul edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca temerrüt faizi talep edilmesi için ihtarnamenin tebliğ şartı bulunmamasına rağmen mahkeme temerrüt tarihini ihtarnamenin davalılara tebliği ve 24 saatlik sürenin dolduğu tarih olarak kabul ettiğini, bu tarihlere kadar akdi faiz uygulanacağını, bu tarihler itibariyle temerrüt faizi uygulanacağını kabul ettiğini, muacceliyet ve temerrüt faizinin uygulanması için ihtarnamenin tebliği şartı bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ilgili kanun hükümleri doğrultusunda temerrüt faizinin uygulanması için ihtarnamenin tebliğ şartı bulunmamasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt faizinin uygulanması için davalılar açısından ihtarnamenin tebliğ tarihi tespit edilmeye çalışıldığını, buna göre hesaplama yapıldığını, diğer/ticari kredi alacağı bakımından vadelerinde ödenmeyen taksitler için gecikme faizinin eksik hesaplanması nedeniyle hesabın kat edildiği tarih itibariyle asıl alacağın eksik hesaplandığını, her iki tarafı tacir olan bir sözleşmede kararlaştırılan faiz oranlarına ilişkin maddenin yok sayılması, müvekkilinin haklarının açık ihlali sonucunu doğurmakla hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde temerrüt faizi oranının müvekkilinin ... Bankasına bildirdiği faiz oranlarına göre belirleneceğini, davalılar ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesinin faiz, muacceliyet ve temerrüt ile ilgili maddelerin açık olduğunu, TL kredileri için uygulanacak azami faiz oranının TCMB gecelik borç verme faiz oranı + 40 olarak düzenlendiğini, muacceliyet tarihi itibariyle TCMB'ye bildirilen azami faiz oranı %36 olup, sözleşmenin 11.b maddesinde bu orana %30 ilave suretiyle temerrüt faizi oranının belirleneceğini, diğer/ticari kredi, doğrudan borçlanma ve diğer alacaklarımızdan kaynaklanan alacaklar açısından uygulanması gereken temerrüt faizi oranının %46,80 olduğunu, takip talebinde talep edilen diğer bir alacak kalemi olan gider vergisi alacağı ise faizin %5'i oranında hesaplanan faize bağlı bir alacak olduğunu, alacaklara uygulanan faiz oranı ve faiz miktarının eksik hesap edildiğinden bu alacak miktarı dolayısıyla eksik hesaplandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tAsıl ve birleşen davada davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... A.Ş.'ye başvurulduktan sonra tahsil edilmeyen tutar yönünden takip işlemlerine girişilebileceğini, talep edilen asıl alacağın neye ilişkin olduğunun belirsiz bulunduğunu, faiz miktarının fahiş olduğunu, faiz başlangıç tarihinin sözleşmeye uygun olmadığını, muacceliyet ve temerrütün söz konusu olmadığını, yapılan temerrüt bildiriminin geçersiz olduğunu, geçerli kefalete ilişkin yasal şartların oluşmadığını, kefalet tarihlerine göre kefil olan davalıların kefalet tarihinden önce akdedilen sözleşmeden ve kullandırılan kredilerden sorumlu tutulamayacağını, kefalet limitinin yazı ile değil, rakamla yazıldığını, rakamın ne olduğunun da belirgin olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının asıl ve birleşen dava yönünden kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tAsıl ve birleşen dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemlerine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tKarara karşı davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin istinaf talebinden feragat etmesi nedeniyle ilk derece mahkemesince davalı tarafın istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine ilişkin 25/02/2022 tarihli ek karar verilmiştir. Anılan ek karara karşı asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin herhangi bir istinaf başvurusu bulunmamaktadır. Dairemizce yapılacak istinaf incelemesi davacı vekilinin istinaf başvurusuna ilişkindir. <br>\tAnkara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/16517 sayılı icra takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 12/07/2021 tarihli kök, 04/11/2021 tarihli ek rapor, ... protokolü, ... A.Ş.'ye yazılan müzekkere cevabı, davacı banka faiz genelgesi, ödeme planı, davalı şirketin banka hesap hareketleri dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tAsıl ve birleşen dava konusu Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/16517 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından asıl ve birleşen davada davalı borçlular aleyhine toplam 458.349,10 TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara 20/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 25/12/2019 tarihinde borca itiraz ettikleri, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde asıl dava 17/01/2020, birleşen dava 29/01/2020 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.<br>\tDavacı banka ile birleşen davada davalı şirket arasında 13/04/2017 tarihli 1.000.000,00 TL limitli, 27/12/2016 tarihli 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, asıl davada davalılar ... ve ...'in anılan sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davalı kefillerin kefaletinin, kefalet tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tDavacı tarafından davalılara gönderilen ve toplam 435.061,96 TL nakdi borcun 24 saat içinde ödenmesi ihtarını içerir 04/11/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesinin davalı asıl borçlu şirkete ve davalı kefillere 08/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. <br>\tYargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde incelemeyi içeren bankacı bilirkişi kök ve ek raporunda, davalıların 10/11/2019 tarihinde temerrüte düştüğü, davacının davalı firmaya uyguladığı en yüksek faiz oranının %27 olduğu, genel kredi sözleşmesi uyarınca fiilen uygulanan bu oranın %30 fazlası olan %35,10 oranının temerrüt faiz oranı olacağı, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan 434.738,26 TL asıl alacak, 13.139,96 TL işlemiş faiz, 657,00 TL BSMV, 1.314,34 TL masraf olmak üzere toplam 449.849,56 TL nakit alacağı bulunduğu tespit edilmiştir.<br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, asıl ve birleşen davada davalıların icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiş, asıl ve birleşen davada davalı yan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.\t<br>\tTaraflar arasında davacı ile birleşen davada davalı şirketin imzaladığı genel kredi sözleşmelerinde asıl davada davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının asıl ve birleşen davada davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, asıl ve birleşen davada davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, dava konusu icra takibinde %46,80 temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise uygulanması gereken temerrüt faiz oranının %35,10 olduğu tespit edilmiştir. <br>\tİstinaf itirazı kapsamında dava konusu icra takibinde tahsili talep edilen ticari kredi için uygulanması gereken temerrüt faiz oranının burada tartışılması gerekmektedir.<br>\tTaraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin temerrüt başlıklı 11. Maddesinin b bendinde kredilerin cins ve niteliğine bakılmaksızın kullanılan tüm kredilere bankanın mevzuat gereğince TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına bu oranın %30 ilavesiyle bulanacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceğini, temerrüt faiz oranının tespitinde TL borç için bankanın mevzuat gereğince TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihi itibarıyla geçerli olan faiz oranının %30 fazlasının dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Dosya kapsamından davacı bankanın dava konusu kredi alacağı için fiilen uyguladığı akdi faiz oranı yıllık %27,00'dir. İspat yükü kendisinde olan davacı tarafından davalıların temerrüt tarihinde aynı tür krediler için fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge de sunulmadığı gibi, halen bankanın tespit ettiği faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bu durumda davacının davalıların temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranının %27 olduğu, bu oranın %30 ilavesi suretiyle uygulanması gereken temerrüt faiz oranının ise %35,10 olduğu anlaşılmıştır.  <br>\tHal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda yer alan ve Yargıtay uygulamasına uygun nitelik taşıyan %35,10 temerrüt faiz oranı esas alınmak suretiyle davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan alacaklı olduğu tespit edilen miktar üzerinden hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.  <br>\tÖte yandan, davacı yan kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabını kat ederek kredi borcunun ödenmesi için düzenlediği hesap kat ihtarnamesini davalılara göndererek ihtarnamede yer alan kredi borcunun ödenmesi için davalılara 24 saat atıfet süresi tanımıştır. Anılan ihtarname asıl ve birleşen davada davalılara 08/11/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Verilen atıfet süresinin sona ermesi ile davalıların 10/11/2019 tarihinde temerrüte düştüklerinin kabulü gerekecektir. <br>\tBu durumda mahkemece, davalıların hesap kat ihtarnamesinde verilen atıfet süresinin sona ermesi ile birlikte temerrüte düştükleri, temerrüt tarihine kadar davacı alacağına akdi faiz, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar ise temerrüt faizi işletileceği, alınan bilirkişi raporunun açıklanan bu hususa uygun hesaplama içerdiği, raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, kat tarihindeki anapara miktarının denetime elverişli şekilde hesaplandığı gözetilerek hüküm kurulması isabetlidir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin asıl ve birleşen davada verilen kararlara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin asıl ve birleşen davada verilen kararlara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>\t2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 7.828,00 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 7.400,4‬0 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/05/2024<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...          ...       ...        ... <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c5173a996dd7e487","SID":"f4440ff52ad9c631"}}