{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/579 <br>KARAR NO: 2024/912<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/09/2023<br>NUMARASI: 2022/680 E.  2023/669 K.<br>DAVA: Tazminat  <br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  dava dışı ... ve ... isimli şahısların bebekleri (...) 28.01.2009 tarihinde davacı hastanede doğduğunu, doğum sonrası davacı hastaneye yatışı yapılan bebeğin takip ve tedavi sürecini Çocuk Hastalıkları Uzmanı davalı Dr. ...'un yürüttüğünü, Taburculuktan bir süre sonra  dava dışı ... ve ..., \"tıbbi tedavinin kusurlu yürütülmesi, bu sebeple bebeklerinde kalıcı maluliyet oluşması iddialarıyla\"  davalı Dr. ... ve davacı müvekkili hastane ... A.Ş. aleyhine maddi-manevi tazminat davası açtıklarını, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/ 446 E. Sayılı dosyası ile görülen işbu tazminat davasında mahkeme, davanın kısmen kabulüne, hükmedilen maddi ve manevi tazminat kalemlerinin Dr. ... ve hastane ... A.Ş.den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verdiğini, Dr. ... ve ... Hiz. A.Ş, aleyhine sonuçlanan  İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/ 446 E. İlamına karşı önce istinaf, sonra da temyiz yollarına başvurulmuş, istinaf ve temyiz kararları sonrası da, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/ 446 E. Sayılı kararında belirlenen tazminat hükümlerinde değişme olmamış, davalı doktor ve müvekkil hastanenin davalılara müteselsilen tazminat ödeyeceği hususu kesinleşmiş olduğunu, davacı hastanenin tüm borcu tek başına ödemesiyle, dosya infaz kaydıyla kapatıldığını, Davalı doktor ... 4.784.155,12-TL 'lik borcun müşterek ve müteselsil borçlusu olduğu halde  hiçbir ödeme yapmadığını,  davacı müvekkilin tek başına ödeme yapmak zorunda kalması sebebiyle kendisine yaptığı harici rücu taleplerini de reddettiğini, Huzurdaki dosyada, Dr. ...'un dava konusu vakadaki kusur ve sorumluluk oranlarının tespit edilmesini, davacı hastane tarafından doktorun kusuru sebebiyle ödenmek zorunda kalınan bedelin  tespit edilmesini ve tespit edilen bedelin davalılardan ticari temerrüt faiziyle birlikte rücuen tahsil edilmesini talep ettiklerini belirtmiştir. Davalı Sigorta şirketi. Savunmasında özetle; 27.05.2022 tarih ve 31848 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 12.05.2022 tarihinde kabul edilmiş 7406 numaralı kanun gereği huzurdaki davanın reddi gerektiğini, tazminat talebinin doktor ve sigorta şirketine iletilmesi gerektiğini,  zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, sigortalının Dr. ... olduğu 22/12/2008-2009 vadeli ... poliçe numaralı Sağlık Uzmanları Bireysel Riskler Sigorta Poliçesi düzenlenmiş olması nedeniyle huzurdaki dava taraflarına tebliğ edildiğini,  Tespit edilen ... numaralı  Sağlık Uzmanları Bireysel Riskler Sigorta Poliçesi incelendiğinde mesleki sorumluluk teminat limitinin 100.000,00 TL olduğunu , ayrıca davacı yanın sigortalı doktorun kusurlu olduğuna ilişkin iddialarının kabulü mümkün değildir. Hekimin teşhis ve tedavi işlemlerinde herhangi bir ihmal, kusur yahut hatası bulunmadığını, bu nedenlerle 27.05.2022 tarih ve 31848 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 12.05.2022 tarihinde kabul edilmiş 7406 numaralı kanun gereği davanın reddine, Her halükarda tazminat talebinin davalılara iletilme tarihinin belirlenip ilgili tarihte poliçenin hangi şirkette olduğuna dair Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne yazı yazılmasına, Tetkik, aydınlatma ve operasyon için doktorun gerekli özen yükümlülüğünü ifa etmesi ile kusur ve sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle davanın reddine, talepler kabul görmemesi halinde kusur durumunun ve tazminat miktarının tespiti yönünden uzman bilirkişiler marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmasına, Poliçe teminat limitleri gözetilerek davacı tarafın fahiş tazminat taleplerinin reddine, Mevcut olması halinde ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasına, Açılmış olan haksız ve mesnetsiz davanın, doktorun eylemi tıbbî standarda uygun olduğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili,  savunmasında özetle: müvekkilinin vazifesinin anne ve babaya yazılı imzalı onam formu ile bilgilendirme yapmakla bittiğini, müvekkilinin bunu takip edecek bir polis ve güvenlik teşkilatı bulunmamakta olduğunu, davacının davasının başkaca bir incelemeye gerek kalmaksızın davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, zaman aşımı itirazlarının olduğunu, müvekkilinin davaya konu vakıada kusur, ihmal veya özensizlik bulunmadığını, Davaya konu olayda bir kusur var ise bu sadece davacıda olduğunu,  katarakt teşhisinin müvekkilinin muayenelerinden daha sonra konulmuş olduğunu, 33 haftalık ve 2280 gr olarak doğan melek bebeğin doğum parametrelerinin uluslararası rop tarama kriterlerinin dışında olduğunu, melek bebeği, rop muayenesine götürmeleri için davacılardan yazılı aydınlatılmış onam almış ve davacılara, melek bebeğin rop muayenesine götürülmesi gerektiğini önemle belirtilmiş olduğunu, bebeğe ilk kez katarakt ön tanısı 14.04.2009 tarihinde davalı sağlık kuruluşunda görevli göz doktoru tarafından konulduğunu ve hasta, ileri tetkik, araştırma ve tedavi için üniversite hastanesine yönlendirildiğini, 04.03.2009 veya 18.03.2009 tarihlerinde bebeğe müvekkili tarafından konulmuş bir katarakt tanısı olmadığını, bu nedenlerle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından hukuki yarar yokluğu sebebi ile reddine, davanın zamanaşımı sebebi ile reddine, davanın haksız ikame edilmiş olması sebebi ile usulden reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine\tkarar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... Sigorta AŞ vekili, savunmasında özetle: davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, müvekkili şirket nezdinde dava konusu talebi kapsayan tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi bulunmadığını, işbu poliçenin ... sigorta a.ş. nezdinde akdedildiğini, işbu poliçe, malpraktisin meydana geldiği tarihe göre (olay esaslı) teminat veren bir poliçe olmadığını, bu nedenlerle müvekkili şirketin davada taraf bulunmadığından hakkında hüküm kurulmamasına, açıklanan hususlara göre, müvekkil şirket nezdinde hekimin davaya konu mesleki faaliyeti nedeniyle sorumluluğunu teminat altına alan herhangi bir poliçe bulunmayıp rücu ihtimali söz konusu olmadığından davanın müvekkil şirkete ihbarı yönündeki ara karardan rücu edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Dosyanın incelenmesinde davacı taraf her ne kadar davasını HMK m.107 gereği belirsiz alacak davası olarak nitelendirip açmış ise de talep etmiş olduğu alacağın daha önceden yargılama yapan Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/466 Esas sayılı dosyasında verilen ilama dayalı olarak yapılan ödemenin rücu talebine ilişkin olduğu, davanın konusunu rücuen tazminatın oluşturduğu, davacı tarafın Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ilgili dosyası kapsamında yapmış olduğu ödeme miktarının ve ödediği bedelin belirli olduğu dolayısıyla davacının davasını belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı...\" gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın, tam anlamıyla bir belirsiz alacak davası olduğunu, davacının her iki davalıdan birlikte ve ayrı ayrı talep edebileceği alacak miktarını bilmesi/hesaplaması yargılama olmaksızın mümkün olmadığını, usulden ret kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu, Rücu davasının temelini oluşturan İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/ 446 E. dosyasında dava dışı kişilere ödenecek maddi ve manevi tazminattan davacı müvekkili ve davalı doktor müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu, iş bu dosyada davacı hastanenin ve davalı doktorun kusur oranları araştırılmadığını, bu yönde bir kusur oranı tespiti yapılmadığını, Davacı hastanenin doktordan  talep edebileceği rücuen tazminat miktarının, ancak tarafların kusur oranının belirlenmesinden sonra mümkün olabileceğini, tazminata sebep olan olaydaki doktorun kusuru - hastanenin kusuru net olarak ayrıştırılmadan, kusur oranı tespiti yapılmadan davacı müvekkilinin alacak miktarını belirleyemeyeceğini, kusur ve kusur oranı tespitinin teknik bir bilirkişi incelemesi ve araştırma gerektiğini, ancak yargılama sonucu belirlenebilecek rücuen tazminat bedelinin, davanın başında belirlenmesini beklemenin hak arama özgürlüğünün önünde büyük bir engel olduğunu, kararın hukuka aykırı olduğunu, yine diğer  davalı sigorta şirketi bakımından da huzurdaki dava tam anlamıyla bir belirsiz alacak davası olduğunu, Zira davacı müvekkilinin yasal halefi haline geldiği  \"Dr. ... Bireysel Riskler Sigorta Poliçesi\" şartlarını, bu poliçedeki teminat miktarını dahi dava açıldığı zamanda bilmediğini, ayrıca tazminata konu olay 2009 tarihinde gerçekleşmiş olup;  2009 tarihli \"Sağlık Uzmanları Bireysel Riskler Sigorta Poliçesi\"nin teminat bedelinin günümüze uyarlanması gerektiğini, 2009 tarihli teminat bedelinde yeniden değerleme yapılması teknik bir bilirkişi incelemesi gerektirdiğini, Yargılama sonucu belirlenebilecek sigortadan rücuen tazminat bedelinin, davanın başında belirtilmesini beklemenin hukuka açıkça aykırı olduğunu, huzurdaki davaya tam anlamıyla emsal teşkil eden T.C. İzmir Bölge Adliyesi 10. Hukuk Dairesinin 2017/1446 E. 2017/1106 K. Sayılı ilamını da işbu dilekçe ekinde sunduklarını, dilekçede bahsedilen ve ayrıca ekte sunulan emsallerde rücu davalarının belirsiz alacak davası olduğuna açıkça işaret edildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı yanca dava dışı üçüncü  kişilere  ödenen tazminatın, hekim sorumluluk sigortacısından ve tedaviyi yapan hekimden rucuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı dava dışı ... ve ... isimli şahısların bebeklerinin davacı hastanede doğduğunu, doğum sonrası davacı hastaneye yatışı yapılan bebeğin takip ve tedavi sürecini  davalı  Dr. ...'un yürüttüğünü, diğer davalının doktorun zorunlu hekim sigortasını yapan sigortacı olduğunu, dava dışı ... ve ...ın  tıbbi tedavinin kusurlu yürütülmesi, bu sebeple bebeklerinde kalıcı maluliyet oluşması iddialarıyla  davalı Dr. ... ve davacı müvekkili hastane ... Hiz. A.Ş. aleyhine maddi-manevi tazminat davası açtıklarını, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/ 446 E. Sayılı dosyası ile görülen davada verilen karar ile hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat tutarından davalı Dr. İle müteselsilen sorumluluklarına karar verildiğini, yargı sürecinin tamamlanması soncu tüm tazminatın müvekkilince ödendiğini,  Davalı doktor ... 4.784.155,12-TL 'lik borcun müşterek ve müteselsil borçlusu olduğu halde  hiçbir ödeme yapmadığını, diğer mesleki sorumluluk sigortacısının da ödeme yapmadığını, Dr. ...'un dava konusu vakadaki kusur ve sorumluluk oranlarının tespit edilmesini, davacı hastane tarafından doktorun kusuru sebebiyle ödenmek zorunda kalınan bedelin  tespit edilmesini ve tespit edilen bedelin davalı Dr. ...'tan ve sorumluluk sigorta poliçesi ile sigorta yapan davalıdan ticari temerrüt faiziyle birlikte rücuen tahsil edilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı gerekçesiyle, davada hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davalı hekimin ve davacı hastane işletmesinin, meydana gelen olaydaki kusur durumlarının belirlenmesi, buna göre davacının davalı  doktora rucu edebileceği alacak ve tutarı bulunmadığının ortaya çıkması gerekir. Bunun dışında diğer davalının davalı doktorun mesleki sorumluluk sigortacısı olduğu gözetildiğinde, eldeki rucu davası kapsamında davacıya karşı poliçe hükümleri, sigortalısı doktorun kusur durumu ve poliçe limitleri kapsamında sorumlu olup olmayacağı, sorumlu ise miktarı belirlenebilecektir. Tüm bu hususların belirlenmesi  ve rucuen tazminat miktarı ancak tarafların kusur oranına ilişkin alınacak bilirkişi raporları ile mümkün olabilecektir. HMK'nın 107. maddesinde belirsiz alacak davası tanımlanmıştır. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır. Madde gerekçesinde de alacağın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi için bazı kıstaslar  açıklanmıştır. Bu yasal düzenleme ve ilkeler kapsamında somut davada, davacının davalılardan rucuen talep edebileceği tazminat miktarını önceden bilmesi kendisinden beklenemeyeceğinden, davanın  belirsiz alacak davası olarak açılmış olmasında bir isabetsizlik bulunmayıp, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya aykırı olmuştur.Kaldı ki kabule göre de; yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre  de mahkemece davanın belirsiz alacak davası  koşullarını taşımadığının kabulü halinde dahi davaya bir ara karar ile kısmi dava olarak devam edilmesi mümkün iken davanın usulden reddine karar verilmesi de hukuka aykırı olmuştur. Kaldı ki yukarıda açıklandığı üzere, eldeki davada belirsiz alacak davasının koşulları mevcut olup işin esası incelenmelidir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında ilk derce mahkemesinin istinafa konu kararın HMK 353/1.a.4 maddesi uyarınca kaldırılarak, esasa ilişkin deliller toplanıp karar verilmek üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca, işin esası incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu  kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin,  ilk derece mahkemesince, esas  hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Gerekçeli kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.05.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 353/1.a. maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5aa00ce4a8a1b7e4","SID":"971d23fb78ac6e44"}}