{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1441 Esas<br>KARAR NO: 2024/1022<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/06/2021<br>NUMARASI: 2019/156 E. - 2021/274 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)|Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavazün Meni İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kendisine ait özgün tasarımları olan dekoratif metal dekorasyon ürünlerinin tasarımcısı, üreticisi ve satıcısı olduğunu, kendi tasarımı olan ve ... referans numaralı WİPO tasarım tescillerinin sahibi olduğunu ve yine kendisine ait tescilli ... markasıyla kendisine ait ... ve ... internet siteleri, şirkete ait yurtiçi ve yurtdışı satış noktaları ve yurtdışı bayileri aracılığıyla tüm dünyada satışa sunduğununu, davalının, davacının hiçbir şekilde izni olmaksızın davacıya ait tasarımları üretip ..., ... ve ... isimli sanal mağazalar üzerinden satışa sunduğunu, tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek; öncelikle dava konusu dekorasyon ürünlerinin üretim ve satışı devam ettiğinden söz konusu ürünlerin üretim ve satışının tedbiren durdurulmasını, dekorasyon ürünlerinin bulunduğu davalıya ait stokta bulunan taklit ürünlerin imhasını, dava tarihinden itibaren uygulanacak ticari faiziyle birlikte; davalıya ait ticari defterlerin incelenip, davalı tarafından tasarımı müvekkiline ait ürünlerden kaç adet satıldıysa bilirkişi raporuyla hesaplanması suretiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının ... Tic. A.Ş. online alışveriş sitesi olan .... tr web sitesinin sahibi olduğunu, bu nedenle doğrudan satış yapmadığını, davalı şirketin sadece satışlara aracılık ettiğini, davayı ihbar haklarını saklı tuttuklarını, \"...\" firması ile çalışmadıklarını, firmanın ürünlerinin satışa kapalı olduğunu, ... ve ... firmalarıyla durumun alakalı olmadığının tespit edildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davalı eyleminin davacının tescilsiz tasarım hakkına haksız rekabet yoluyla oluşan tecavüzün tespitine, men ve ref’ine, BK hükümlerine göre takdiren 1000- TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı yanca dava konusu tasarımın her türlü mecrada üretim ,satış ve tanıtımının yapılmasının HMK 389 vd. maddeleri kapsamında önlenmesine, davalıya ait site uzantılarından davacıya ait dava konusu görselliren çıkarılmasına,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  tazmiatın hesaplanmasında 6769 sayılı SMK'nin 151/2/a ve dolayısıyla 151/4 seçimlik yolunu seçtiklerini, yargılama neticesinde müvekkilin zarara uğradığının tespit edildiğini, mahkeme kararının haklı olan müvekkilinin haksız rekabet ile uğratıldığı zararın yanında yargılama gideri ve vekalet ücreti külfetiyle de zarara uğratılması sonucunu doğurduğunu, SMK 151/2/a yolunu seçmeleri ile tazminat hesaplaması, davalı şirketin müvekkiline ait tasarımlardan yalnızca 4 adet toplamda 351,25 TL bedelle satmış olması ve müvekkilinin %0,10 karlılık oranı ile 31,13 TL kar elde edecek olması üzerinden yapılmışsa da SMK 151/4 emredici hükmünün eksik takdir edildiğini, davalı şirketin sahibi olduğu ve ticaretini yönettiği mecranın www...com internet sitesi olduğunu, bu sitenin ev dekorasyonu konusunda Türkiye'nin en bilinen internet sitelerinden olduğundan herhangi bir dükkanda taklit ürünün satılması ile girişilecek haksız rekabetten daha ciddi ve kuvvetli olduğunu, SMK 151/4' hükmü uyarınca ilave ettiği payın hakkaniyete uygun hesaplanmadığını, tazminat miktarı için talep ettikleri faiz miktarının belirtilmiş olmadığını, karar aleyhinde tazminat miktarı yönünden kararının kaldırılarak itirazları yönünden yeniden karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin doğrudan satış yapmadığını, benzer e-ticaret siteleri gibi satışlara aracılık ettiğini,  şirket zararı sebebiyle çok önce faaliyetine son verdiğini, 6563 sayılı kanun gereğince yer sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların tazminat sorumluluğu açısından yayınlanan içeriği kontrol etmek ve hukuka aykırı bir faaliyeti söz konusu olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmadığını,  cevap dilekçelerinde firma ürünlerinin satışa kapalı olduğu beyan edilmiş olmasına rağmen mahkemece ürünler dava tarihinde yayındaymış gibi karar verildiğini, bilirkişilerin defter incelemesinde toplam 3 satış yapıldığı ve müvekkilin davaya konu satışı yapılan ürünlerden 35 TL kâr ettiğinin tespit edildiğini, burada önemli olan hususun müvekkilin ürünleri üretmediği sadece internet satış platformu olarak yer sağladığı  olduğu, raporda dava konusu 3 adet ürünün satış tarihlerinin yazmadığını, dava konusu öğrenildiğinde aracı olunduğu için ürünlerin satışa kapatıldığını, 35 TL gibi oldukça düşük bir meblağ için dava açılan bir şirketin bu ürünleri satıştan kaldırmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava tarihinde yayında olduklarına dair hiçbir somut delil olmadığını, bilirkişi incelemesinde linkin geçmişte hiç arşivlenmediğinin tespit edilmiş olmasına rağmen, dava tarihinde yayında olduğunu yazmanın çelişkili olduğunu, zira rapor yazıldığı tarihte site kapalı olduğundan ürünlerin de yayında olmadığını, kararın \"devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden\" geçerli olarak verildiğini, ancak raporda da yer aldığı üzere ürünlerin yayında olmadığını, internet sitesinin kapalı olduğunu, dava tarihinde ilgili yayın olmadığını, tecavüz devam etmediğinden ve mümkün olamayacağından bu şekilde karar verilerek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tazminatın fazla belirlendiğini, 35 TL kâr için 28 katı olan 1.000,00 TL belirlenmesinin oldukça yüksek olduğunu, sadece 1 ürün tescil edildiği halde diğer ürünler bakımından davanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni ve ref’i ile tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin  dekoratif metal dekorasyon ürünlerinin tasarımcısı, üreticisi ve satıcısı olduğunu, kendi tasarımı olan ve ... referans numaralı WİPO tasarım tescillerinin sahibi olduğunu ve yine kendisine ait tescilli ... markasıyla satışa sunduğununu, davalının,  izinsiz olarak  davacıya ait tasarımları üretip ..., ... ve ... isimli sanal mağazalar üzerinden satışa sunduğunu, bu eylemin  tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür.Davalı vekili,  davalının ... Tic. A.Ş. online alışveriş sitesi olan ...  web sitesinin sahibi olduğunu, bu nedenle doğrudan satış yapmadığını, davalı şirketin sadece satışlara aracılık ettiğini,  \"...\" firması ile çalışmadıklarını beyan etmiştir. ... nolu tasarımın 09.02.2017 tarihinde davacı adına tescil edildiği,  Geyik deseni olarak metal poster ve duvar süsleri kapsamında olduğu , davacının diğer tasarımlarının ise  ülkemizde tescilli olmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyet raporunda; davalıya ait olduğu belirtilen “www...com” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda olduğunu, ancak sitenin Anasayfa’sında bir uyarı görselin konulduğu ve sitenin diğer tüm içeriklerinin  yayından güncel olarak kaldırıldığı/durdurulduğu, bu nedenle dosyaya sunulan linklerin güncel olarak faaliyette olmadığı,  arşiv kayıtlarına göre ilgili internet sitesinin dava tarihi döneminde aktif olarak yayında olduğu ve dosyaya sunulan benzeri ürünlerin tanıtım ve satışlarının yapıldığının tespit edildiği, davacı tarafa ait ... numaralı WIPO Tasarım tescili ile dava dilekçesinde davalı tarafa ait web sitesinde yer alan “...” ve “...” isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, ... numaralı Tasarım tescili ile  “...” isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, ... numaralı  Tasarım tescili ile  “...” “...” isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, ... numaralı  Tasarım tescili ile  “...” ve “...” isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, ... numaralı WIPO Tasarım tescili ile “...” isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, Davacı tarafa ait ... numaralı Tasarım tescili ile “...” ve “...” isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, davacı tarafa ait https://... web sitesinde yer alan “...” isimli ürün ile  davalı tarafa ait web sitesinde yer alan “...” isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı,  “...” isimli ürün ile “...” isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, “...” isimli ürün ile   “...” isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, “...” isimli ürün ile  “...” isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, “...” isimli ürün ile ...” isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, bu sebeple benzer olarak algılandıklarını, davacının hak sahibi olduğunu, davaya konu olup davalı şirket tarafından satılan ürünler davacı şirket tarafından, davalı şirket ile aynı dönemde ve aynı fiyatla satılmış olsaydı, davacı şirketin işbu ürünlerden ortalama olarak 35,13-TL Kâr elde edebileceğinin hesap edildiği belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre, davacı davalının  “...” isimli e-ticaret internet sitesinde değişik sanal mağazalar üzerinde gerçekleştirilen satışlara dayalı olarak ihlal iddiasında bulunmuştur. Söz konusu  sitenin davalıya ait olduğu, 13.11.2013 tarihinde oluşturulduğu,  sitesinin dava tarihinde mevcut olduğu , ancak anasayfa’sında bir uyarı görseli konulduğu ve sitenin diğer tüm içeriklerinin  yayından güncel olarak kaldırıldığı, dolayısıyla   ürünlerin tanıtım ve satışlarının yapıldığı ihlal oluşturan içeriklerin kaldırıldığı ve yayında olmadığı,  davalının  anılan  e - ticaret sitesinin sahibi olarak  internet yer ve hizmet sağlayıcısı konumunda olduğu, dava konusu marka hakkını ihlal oluşturan kullanımların bu sitedeki içerik sağlayıcı sanal mağaza sahiplerine ait olduğu,5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un  5/1-2 maddesindeki  \"Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlüdür.\" şeklindeki yasal düzenleme uyarınca içerikleri kontrol yükümlülüğünün bulunmadığı  ancak önceden haberdar edilmesi ve buna rağmen haklı veya yasal bir neden olmaksızın ihlal oluşturan içeriğin davalı tarafından makul sürede  web sitesinden çıkartılması yükümlülüğü bulunduğu, bunun için de önceden uyarılarak  içeriğin kaldırılmasını talep eden hak sahipleri tarafından,  kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarını yaklaşık ispata yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerekir.  Somut olayda ise  davalıya ihlalleri kaldırması istemi ile belirtilen şekilde  bir uyarı yapılmadığı, 19.4.2019 tarihli toplantının yer ve saatini bildirmekten ibaret  arabulucuk davet mektubunun bu uyarının yerine geçtiğinin kabulüne olanak bulunmadığı ve davalının arabuluculuk davetine icabet etmemesinin ihlallerden haberdar olduğu şeklinde aleyhine yorumlanmasının hukuki  dayanağının bulunmadığı, bu bakımdan   en erken   dava açılması ile ihlallerden haberdar olan  davalının ihlal teşkil eden içeriklerin kaldırıldığı bu nedenle makul sürede söz konusu yükümlülüğün yerine getirildiği , davalının ihlal teşkil eden kullanımları daha  önce bildiğine ilişkin delil bulunmadığı ve  aynı yöndeki 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9.maddesi ile yer sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların, tazminat sorumluluğu açısından, yayınlanan içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırma yükümlülüğünün  bulunmadığı, bu nedenle ihlalleri bilecek durumda da  olmadığı ,  marka hakkına tecavüz eylemi esasen bir haksız fiil olduğundan, davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için   kusur şartının gerçekleşmesi ve dolayısıyla da davalının içerik sağlayıcısının fiiline  iştirak halinde sorumluluğuna gidilebilmesi için önceden haberdar edilmesi ve buna rağmen haklı veya yasal bir neden olmaksızın ihlal oluşturan içeriğin davalı tarafından web sitesinden çıkartılmaması gerekli olup davalının bu yönde kusurunun varlığı ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi  gerektiği anlaşılmıştır.  (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  2013/11-1138 - 2014/16,11. Hukuk Dairesi  2021/1372 - 2022/3514). Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince davanın reddi  yerine yasal ve yerli gerekçeye dayalı olmayan davanın kabulü yönündeki kararın isabetli olmadığı, davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olduğı  sonucuna varılmıştır. Davacı vekilinin  İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine , Davalı   vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/06/2021 tarih, 2019/156 E., 2021/274 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken tecavüzün tespiti talebi yönünden 427,60 TL, maddi tazminat yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam 855,2‬0 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu  ile 810,8‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,4/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre tecavüzün tespiti talebi yönünden 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(4). maddesine göre maddi tazminat talebi yönünden 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken tecavüzün tespiti talebi yönünden 427,60 TL, maddi tazminat yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam 855,2‬0 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu  ile 795,9‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/ç-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"359711272222404e","SID":"0d90778fb5a41bcb"}}