{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/599 <br>KARAR NO: 2024/726<br>KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/01/2021<br>NUMARASI: 2019/411 Esas -  2021/26 Karar<br>DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sigorta A.Ş. tarafından aleyhine İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/152 Esas sayılı dosyası ile açılan ve kesinleşen davada taşıma acentesi olan müvekkilinin, dava dışı ... Mob. San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait emtianın taşınması sırasında meydana gelen hasardan sorumlu tutulduğunu, bu karara dayanarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkil şirket aleyhine başlatılan icra takibine istinaden, taraflar arasında düzenlenen 11.09.2019 tarihli Sulh / İbraname ile 09.12.2019 tarihinde düzenlenen Ek Protokol doğrultusunda, müvekkil şirket tarafından hak sahibi ... Sigorta A.Ş.'ye 11.09.2019 tarihinde 15.000,00 TL, 11.10.2019 tarihinde 1.500,00 TL, 11.11.2019 tarihinde 1.500,00 TL ve 09.12.2019 tarihinde 15.707,40 TL olmak üzere toplam 33.707,40 TL ödeme yapıldığını, 2016/152 Esas sayılı dosyasından alınan 1 kök ve 2 ek rapor ile gerekçeli kararında da belirtildiği üzere hasara sebebiyet veren fiili taşıyıcı ... Hiz. A.Ş tespit edildiği, davalı şirket ile arabuluculuk görüşmeleri yapılmışsa da anlaşma sağlanamadığından TTK 1188/3. Maddesi gereği, işbu dava ile davalıya rücu etme zorunluluğu doğduğu, TTK 1188/3 maddesi \"Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabileceği, ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesi tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer.\" hükmünün amir olduğu, 2016/152 E. sayılı dosyasına konu ... Sigorta alacağı, müvekkil şirket tarafından taksitler halinde hak sahibine ödendiğini, 09.12.2019 tarihi itibariyle borcun tamamının kapatıldığını, Müvekkili şirket tarafından hak sahibi ... Sigorta A.Ş. 'ye emtianın taşınması sırasında meydana gelen hasar nedeniyle ödenen toplam 33.707,40 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile fiili taşıyıcı davalı firmadan rücuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Konu olayın 2015 tarihinde müvekkili şirkete karşı açılan bir anlamda deniz taşımacılığı sırasında taşman malzemenin hasar görmesi nedeniyle meydana geldiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 1188 vd. maddesi hükümleri çerçevesinde söz konusu davanın görülmesi gerektiği, söz konusu madde uyarınca \"Eşyanın ziyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkının bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceğini, bu sürenin taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başladığını, davaya konu olayda hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya kapsamı itibariyle, Mahkememizin 04.07.2018 Tarih, 2016/152 Esas, 2019/321 Karar sayılı ilamı uyarınca dava konusu taşıma nedeni ile hasarın davacı akdi taşıyanın sorumluluğu ve zilyetliği altında ve deniz taşıması esnasında meydana geldiğinin tespit edildiği, kararın 23/09/2019 tarihinde kesinleştiği ve davacı akdi taşıyan tarafından, yük sigortacısına zararın tazmin edildiği, işbu davanın, sorumlu tutulan akdi taşıyanın fiili taşıyana rücu davası olduğu, TTK 1191/1.maddesinin \"Taşımanın gerçekleştirilmesi, kısmen veya tamamen bir fiili taşıyan bırakıldığı takdirde, taşıyan navlun sözleşmesine göre böyle bir bırakma hakkına sahip olup olmadığı dikkate alınmaksızın taşımanın tamamından sorumlu kalmaya devam eder. Taşıyan, fiili taşıyanın ve onun taşıma borcunun ifasında kullandığı ve görevi ve yetkisi sının içinde hareket eden adamlarının fiil ve ihmallerinden de bu Kanun hükümlerine göre sorumludur.\" hükmüne haiz olduğu, TTK madde 1191 uyarınca sorumlu tutulan davacı akdi taşıyanın, taşımanın gerçekleştirilmesini tamamen bıraktığı fiili taşıyana kusuru oranında rücu hakkına sahip olduğu, dava konusu taşımaya ilişkin dosyada mevcut 14.07.2015 tarihli ... no'lu ve ... Logistics başlıklı yükleme konişmentosu uyarınca taşıyanın davacı ... AŞ, yükletenin ... Ltd. Şt. ve yine ... sayılı ana konişmentonun davalı ... Hizmetleri A.Ş tarafından imzalandığı, 20/07/2015 tarih ve ... nolu navlun faturasının davalı adına düzenlendiği görülmekle davalının taşımaya konu emtianın uğradığı hasardan davacıya karşı sorumlu olduğu kanaatiyle, davacı tarafından dava dışı sigorta şirketine yapılan son ödeme tarihi olan 09/12/2019 tarihi temerrüt tarihi kabul edilerek, davanın kabulün , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü süreye yönelik itirazlarının yanlış değerlendirildiğini, huzurda açılan davada davalı şirkete karşı açılan davada deniz taşımacılığı sırasında taşınan malzemenin hasar görmesi nedeniyle meydana gelmiş olup, TTK'nın 1188(1) maddesinde; eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç  tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer, denildiğini, bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, davaya konu olay 2015 yılı Temmuz ayında gerçekleştiği iddia olunmakla o tarihten itibaren taşıyıcı olarak belirtilen davalı şirkete karşı herhangi bir bildirim veya davanın ihbarı da yapılmadığını, davanın davalı şirkete Hak Düşürücü Süre içerisinde açılmadığını, Davacı tarafından her nedense TTK 1188/3 uyarınca sorumlu tutulan kişinin rücu davasının dava dilekçesini tebliğ ettiği veya ödeme yaptığı tarihten 90 gün olduğu belirtilmişse de davalı şirket taşıyan olduğundan ve daha önce bu konuda rücu davası davacı şirkete açılmış olmakla söz konusu hükmün uygulanmasının mümkün olmadığını, taşıyana karşı açılan davalarda sürenin açık olarak belirtildiğini, ayrıca rücu davası açan tarafından rücuya konu alacak diğer tarafa taksitler halinde ödenmiş olmakla hak düşürücü süre açısından bu durumun önem taşıdığını, zira taraflarca bu durumun kötüye kullanılması mümkün olup huzurdaki davada taraflarca harici yapılan bir sulh protokolü olduğu ve bu yöndeki beyanların Hak Düşürücü sürenin başlangıcı açısından önem taşımadığını, davaya konu dönem yaklaşık 5 yıl önce olmakla bu taşıma işlemine konu işlemler davalı şirket tarafından davacının iddia ettiği şekilde olmasının mümkün olmadığını, zira söz konusu işlemlere ilişkin herhangi bir şekilde hasar tutanağı vb. bir belge olmamakla birlikte deniz taşımacılığı sonrasında eşyanın taşınması sırasında da bu hasarların oluşabileceğini, bu hususta açılmış olan davada kusur incelemesi yapılmaksızın davalı şirket aleyhinde karar verilmiş olmasının da eksik ve hatalı olduğunu, davaya konu olduğu düşünülen durumların 2015 yılında olduğu bilinmekle  davalı şirketin davaya konu olayda kusuru ve ihmali bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: TTK 1188/3 maddesinin davalının bahsettiği şekilde yorumlanmasının mümkün olmadığını, zira emtia sigortacısı tarafından açılan temeldeki davada müvekkilim de akdi/üst taşıyıcı olarak kabul edilmiş yasadaki 90 günlük sürenin tüm taşıyıcılar açısından geçerli olduğu, sürenin sadece fiili taşıyıcı açısından getirilmiş bir süre olmadığını, İstanbul 17. ATM'nin 2016/152 E. sayılı dosyası ile görülen dava sonucunda çıkan kararın ilamlı icraya konu edilmesi akabinde, dava konusu borç meblağının davacı açısından tek seferde ödenemeyecek kadar yüksek olması sebebiyle söz konusu borç ancak taksitlendirilerek ödenebilmiş olup bu taksitlendirme davacının finansal güçsüzlüğü nedeniyle yapıldığını, 09.12.2019 tarihinde davacı şirket tarafından hak sahibine borç ödemesi tamamlanmış olup, işbu dava 17.12.2019 tarihinde TTK 1188/3. maddede öngörülen 90 günlük süre içerisinde açıldığını, Yargıtay içtihatları uyarınca, borç taksitler halinde ödenmiş ise, hak düşürücü süre son taksidin ödendiği tarihten başlayacağını, hasarın 2015 yılında meydana gelmiş olmasının, dosyadaki yazılı delilleri geçersiz hale getirmeyeceğini, dosyada ekspertiz raporu, hasar tutanağı, davalı navlun faturası mübrez olup davalı malı Türkiye'de göndericiden hasarsız teslim almış ancak Panama Limanı'nda 25.07.2015 tarihinde konteyner açıldıktan sonra malın hasarlı olduğu davalı fiili taşıyan ... tarafından tespit edilmiş ve 27.07.2015 tarihinde tutanak altına alındığını, temeldeki davada alınan 1 kök ve 2 ek bilirkişi raporun dayanan gerekçeli karar ve işbu davada alınan bilirkişi raporuna dayanan gerekçeli karar ile meydana gelen hasarda davalı kusurlu ve hasardan sorumlu bulunduğunu, davalının \"kusurlu değilim\" beyanında bulunmakta ancak hiçbir gerekçe ve delil ortaya koymamakta olup. istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, deniz taşıması sırasında hasara uğrayan emtia nedeniyle ödenen zarar tutarının fiili taşıyıcıya rücu davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı ve davalının zarardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Davacı, aleyhine açılan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/152 Esas sayılı dosyasında verilen karar uyarınca hükmedilen tazminatı ödemiştir. Davacı tarafça, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/152 Esas sayılı dosyasına konu zararın davalının sorumluluğunda doğduğundan bahisle ödediği tazminatın davalıdan rücuen tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı taraf ise, diğer savunmalarının yanı sıra hak düşürücü süre itirazında bulunmuştur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1188/1. Maddesine göre, eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. TTK'nın 1188/3. Maddesine göre ise, sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer.İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/152 Esas sayılı dosyasında verilen karar 23/09/2019 tarihinde kesinleşmiş ve bu karar Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu edildikten sonra alacaklı ile yapılan sulh/ibra protokolü kapsamında borç taksitler halinde ödenmiş ve 09/12/2019 tarihli son taksidin ödenmesi ile borç sona ermiştir. Eldeki rücu davası ise 17/12/2019 tarihinde açılmıştır. Buna göre son taksitin ödendiği tarih itibariyle henüz TTK'nın 1188/3. maddesindeki hak düşürücü süre geçmeden dava açılmıştır.Davalı tarafça, kendisinin taşıyan olduğunu ve TTK'nın 1188/3. Maddesinin kendisi yönünden uygulanamayacağını ile sürmüş ise de, davalı fiili taşıyan olup, taşıyanın fiili taşıyana rücu davalarında TTK'nın 1188/3. Maddesinin uygulanmasına bir engel bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra rücu davası açan tarafından rücuya konu alacağın taksitler halinde ödenmesi bu durumun hakkın kötüye kullanılmasına neden olacağı ve harici yapılan sulh protokolünün hak düşürücü sürenin başlangıcına bir etkisi bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, davalıya İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/152 Esas sayılı dosyasında davanın ihbar edildiği de nazara alındığında, ödemenin taksitler halinde yapılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunun kabulü mümkün değildir.İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/152 Esas sayılı dosyasında, davalı ... Logistics tarafından düzenlenen teslim belgesine hasar notu düşülmüş olup, buna göre hasarın davalının sorumluluğunda deniz taşıması sırasında meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu halde, davalı, davacının ödediği hasar tutarından davacıya karşı sorumludur. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 575,64 TL harcın, alınması gerekli olan 2.302,55 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.726,91‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"61936e29598fe6fd","SID":"c597132f0800e7b5"}}