{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/2129 <br>KARAR NO: 2024/843<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 09/06/2021<br>NUMARASI: 2017/605 Esas - 2021/429 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/10/2016  tarihinde dava dışı ...'in  sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ... idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu iki araçlı ölümlü ve maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, sürücü ...'in aracında bulunan davacıların desteği ...'nun kaza neticesinde hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda sürücü ...'in 2918 sayılı KTK'da yer alan sürücülere ait asli kusurlardan 84/f maddesi, sürücü ...'ın ise aynı kanunun 52/1-b maddesindeki kuralı ihlal ettiğini, meydana gelen kaza nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı 2016/132218 Soruşturma sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunda sürücü ... 'in asli ve tam kusurlu, sürücü ...'ın ise kusursuz olduğunun belirlendiğini, kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu trafik sigortası bulunmadığından davacıların zararını 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14. maddesi ve 2918 sayılı KTK uyarınca  davalı ...nın karşılamak zorunda olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılar ... için 1.000,00TL, ... için 1.000,00TL, ... için 1.000,00TL, ... için 1.000,00TL ve ... için 1.000.00TL olmak üzere toplam 5.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının başvuru tarihi olan  27/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsü ve işleteni konumundaki ...’e ve ...’a ihbarını talep ettiklerini, kamu kurumu niteliğini haiz müvekkili ...nın, ... Yönetmeliği'nin 9 ve 15. maddelerine uygun olarak yapılan müracaatı değerlendirdiğinde Yönetmeliğin 14. maddesi kapsamında tespit edilen tazminat miktarını hak sahiplerine ödeyecekken, dava öncesinde başvuru yapıldığını ve talebin reddedildiğini, müteveffa ...'nun ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla 01/10/2016 günü TEM otoyolu Ümraniye mevkiinde, yol kenarında camı açık bekleme halinde duran ... plakalı araca yanaşarak araç içinde telefon ile konuşan ...’nin telefonunu almaya çalıştığını, şahsın direnmesi üzerine kaçmak için hızlı bir şekilde yola çıktıkları ve bu sırada yoldan gelmekte olan otobüsün şeridine girmeleri sonucu kazanın meydana geldiğini, müteveffa ...’nun hırsızlık suçunu sürücü ... ile birlikte işledikleri ve kendisinin doğrudan suça iştirak ettiğini, müteveffanın sürücü ... ile birlikte kaza yerinden kaçmaya karar verdiklerini ve bilerek tehlikeli araç kullandıklarını, oluşan zararın talep edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, trafik kurallarını dikkate almadan kaçarlarken kazanın olma olasılığının yüksek olduğunu kaçma kararından ...'nun da sorumlu olduğu ve zararı kabul etmiş sayılacağını, müteveffanın kask ve koruyucu elbise giymemesinin zararı artırdığından, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini,  müteveffanın araçta hatır için taşındığından hesaplanacak tazminattan hatır indirimi yapılması, dava tarihinden itibaren yasal temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini  talep etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile destekten yoksun kalma talebini  toplam 310.000,00 TL'ye yükseltmiştir.  Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kabulüne, ...'nun desteğinden yoksun kalmaları nedeniyle, davacı eş ... için 172.691,50TL, davacı çocuk ... için 22.130,29TL, davacı çocuk ... için 17.036,48TL, davacı anne ... için 47.882,31TL ve davacı baba ... için 50.529,42TL destek zararı olmak üzere toplam 310.000,00TL tazminatın temerrüt tarihi olan 10/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine\" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müteveffa ...’nun hırsızlık suçunu sürücü ... ile birlikte işlediklerini ve kendisinin doğrudan suça iştirak ettiğini, Hukuk kurallarının iyi niyetli olan kişiyi korumak amacıyla tesis edildiğinin TMK'da açıkça belirtildiğini, müteveffanın araç sürücüsü ... ile birlikte kaza yerinden kaçmaya karar verdiklerinin ve bilerek tehlikeli araç kullandıklarının açık olduğunu,  tazminat talep edilmesinin hakkaniyete uygun olmayacağını, ayrıca trafik kurallarını dikkate almadan kaçarlarken kazanın olma olasılığının yüksek olduğunu, kaçma kararından ...'nun da sorumlu olup zararı kabul etmiş sayılacağını, TBK'nın 52. maddesinde \"zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasından ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir\" hükmünü içerdiğini, ...nun zararın oluşmasında etken olduğu ve zarara katlandığının kabulü gerektiğini,  bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, gerçek zararın hesaplanmasında Türkiye’ye özgü ve en güncel verilere göre hazırlanmış olan TRH 2010 yaşam tablosunun ve 1.8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, mahkeme kararının dayandığı hesap raporunun bu yönüyle hatalı olduğunu, meydana gelen arazlar dikkate alındığında, kask ve koruyucu elbise kullanılmamış olmasının zararda etkili olduğunu, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kazaya karışan aracın üçüncü bir şahsa ait olup müteveffanın kaza esnasında araçta yolcu olarak ve ekonomik bir karşılığı olmaksızın bulunduğundan ve taşındığından hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacılara söz konusu zarar nedeniyle SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının yargılama aşamasında araştırılmadığını, var ise ödemeler için de SGK tarafından müvekkili kuruma rücu edileceğini, bu durumda aynı zarar için mükerrer ödemenin söz konusu olacağını, belirlenen ve dava tarihinden önceki bir tarihe denk gelen temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini ancak  müvekkili kurum aleyhine ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı   istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından  01/10/2016 tarihinde sürücü ...sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... idaresindeki ...  plakalı aracın çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan destek ...'nun vefat ettiği ve bu vefat nedeniyle davacıların  kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın ZMMS poliçesi  bulunmadığından davalı ...'ndan destekten yoksun kalma tazminatı talep ettikleri anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince  alınan ATK Trafik İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 30/12/2019 tarihli kusur   raporunda; sürücü ...'in %100 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Müteveffa trafik kazası öncesinde hırsızlık olayına karışmış olsa bile olayın meydana geliş şekline göre ölümün trafik kazası sonucu gerçekleştiği, nitekim ceza mahkemesinin de olayı trafik kazası olarak kabul ederek mahkumiyet kararı verdiği, kararın kesinleştiği, olayın trafik kazası olarak kabulü gerektiği anlaşıldığından, davalı ... sigortasız aracın kusuru ile meydana gelen kaza nedeniyle tazminattan sorumludur.  Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde  TRH 2010  tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekeceğinden aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2022/6135  E. ve 2022/10604 K., 2021/16078  E. ve 2022/10550  K.,  2021/13398 E. ve 2022/10498 K., sayılı kararları)  Dosya kapsamından davaya konu trafik kazasının müteveffa yönünden trafik iş kazası olmadığı anlaşıldığından rücuya tabii ödemenin mahsubu gerektiğine ilişkin, tazminata zaten yasal faiz uygulanmış olduğundan faizin türüne ilişkin, olayın meydana geliş şekline göre hatır taşımasına ilişkin koşullar bulunmadığından hatır taşımasına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinaf itirazının incelenmesinde; ceza dosyasında bulunan otopsi rapora göre  \"Kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı kosta kırıkları ile birlikte iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu\" belirlenmiştir. Ölümün kafa travmasına bağlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, yolcu olan mütevefanın kask takmaması zararın artmasına neden olmadığına göre mahkemece tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından  istinaf itirazı yerinde değildir. Davacı vekili, kaza nedeniyle sakatlanma sonucu oluşan maddi zararın davalı Güvence Hesabından karşılanması amacıyla 27/03/2017 tarihinde yazılı başvuruda bulunarak, ödeme yapılması için tüm evrakları davalı kuruma teslim etmesine rağmen, davalı Güvence Hesabı tazminat talebinin taraflarınca karşılanmasının mümkün olmadığını bildirdiğini beyan etmiştir. Davalı Güvence Hesabına ihtarnamenin 27/03/2017 tarihinde tebliğ edildiği ve kayıt numarası verilerek işleme alındığı ihtarname ve üzerindeki alındı kayıt kaşesinden anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece  27/03/2017 tarihinden  itibaren (8) iş günü sonrası olan 10/04/2017 tarihinin temerrüt tarihi olarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre davalıdan alınması gereken 21.176,10 TL harçtan peşin alınan 5.294,02‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 15.882,08‬ TL harcın davalıdan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"19ee3cc0b5061aef","SID":"38ef51962edbf6fb"}}