{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2023/754 <br>KARAR NO: 2024/568<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/03/2023<br>NUMARASI: 2022/350 Esas, 2023/169 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tespit<br>KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili,  davacı adına kayıtlı  gayrimenkulünün yıkılma tehlikesi dolayısıyla Kentsel Dönüşüm kapsamında yenilemek üzere, davalı  ile 28/05/2018 tarihli  Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi  imzalandığını, müteahhit firmanın da yeniden inşaat işlemlerine başlamadan önce sözleşme ile ödenen bedelin iadesi ve Beyoğlu Belediyesi ve diğer kurumlara ödenmesi gereken emlak vergileri ve sair harçları ödeyeceğinden sözleşme devam etmez ise ödediği bedelleri geri alımının teminatı olarak müvekkilinden senet istediğini, müvekkilinin de güven ilişkisine istinaden 2 adet 10.000 USD'lik ve 1 adet de 70.000,00-TL'lik lehdarı ve ödeme tarihi boş halde teminat senedi düzenlendiğini ve davalıya teslim edildiğini, kat karşılığı sözleşmenin 6. maddesinde de bu ödemelerden 20.000 USD lik ödeme yapıldığının yazılı olduğunu, belediye emlak vergisi, harç masrafları için de davalı şirketçe müvekkili adına 70.000,00-TL emlak vergisi, harç ve sair ödemeler yapıldığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmadan önce rayiç bedel yazısı alınmanın zorunlu olduğundan, emlak vergilerinin peşin olarak davalı şirketçe müvekkili adına ödendiğini, sözleşme yapıldığından haberdar olan ve müvekkilinin abisi olan ancak müvekkili ile nizalı ...'in, davalı ve müvekkili'ne 08/06/2018 tarihli ihtarname gönderdiğini ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinden dönülmesini istediğini, müteahhit firmayı sözleşme gereği inşaatı yapmaktan vazgeçirdiğini, davalı firmanın sözleşmeden vazgeçerek sözleşmeyi karşılıklı sona erdirmek istediğini, müvekkilinin de müteahhit firmayı zorlayamadığından sözleşmenin karşılıklı sona erdirildiğini, sözleşmede belirtilen bedel ve şirketin müvekkili adına yaptığı ödemelerin şirkete iade ediliğini ve ibra sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin sona erdirilmesine rağmen teminat amaçlı müteahhit firmaya verilen ve müvekkili imzasını taşıyan senetlerin davalı şirketin kasa ve anahtarının o gün ofiste olmadığından daha sonra iade edileceğini bildirdiğini, bu nedenle senetlerin iade alınamadığını, bedelsiz hale gelen senetleri hiçbir taraf sıfatları olmadığı halde teslim aldıklarını ikrar ettiklerini, müvekkilinin işbu tespit davasını açmakta güncel hukuki hak ve menfaati olduğunu ileri sürerek  12/06/2018  düzenleme tarihli 10.000 USD lık, 25.6.2018  düzenleme tarihli 10.000-USD lık ve 18.5.2018 düzenleme tarihli 70.000-TL lik senetlerin teminat senedi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafın iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin davacıdan herhangi bir senet almadığını, davacının nizalı olduğu iddia olunan ...'e herhangi bir senet verilmediğini, dava dilekçesi ekinde de belirtildiği üzere müvekkili şirket ve davacının İstanbul ... Noterliği’nde 28.5.2018 tarih ... yevmiye numarasıyla düzenlenen Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’ni 25 Haziran 2018 tarihinde feshettiklerini, fesih protokolünde de taraflar birbirlerinden herhangi bir alacağı kalmadığını belirttiklerini, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, senedin boş olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun aynı derecede yazılı bir delil ile ispat edilebileceği, senedin teminat senedi olduğunun kabul edilebilmesi için senedin üzerinde teminat olduğuna dair bir kaydın bulunması gerektiği, dava konusu senetlerin üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir kaydın bulunmadığı, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin incelenmesinde de teminat senetlerine ilişkin herhangi bir anlaşmanın bulunmadığı,  taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 28/05/2018 tarihinde akdedildiği, 25/06/2018 tarihinde karşılıklı anlaşarak feshedildiği, fesih ile birlikte tarafların birbirlerini ibra ettiğini ve herhangi bir alacaklarının bulunmadığını beyan ettikleri, dava konusu senetlerin incelenmesinde davalı tarafın lehtar veya ciranta konumunda bulunmadığı, davacı tarafından senetlerin lehtarına karşı İstanbul Anadolu 5 ATM’nin 2021/456 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığı ve davanın derdest olduğu, yine davacı tarafından dava konusu senetlere ilişkin yapmış olduğu şikâyet sonucu yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacının iddialarını ispatlayadığı gerekçesiyle davanın reddine  karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, yemin deliline başvurduklarını ancak mahkemece yemin imkanı verilmeden davanın reddine karar verildigini, mahkemenin e-duruşma taleplerine rağmen ve mazeretlerine rağmen tahkikatın bitirilip sözlü yargılamaya geçilip sözlü savunma alınmadan usul hükümlerine aykırı olarak karar verdiğini, davalı ile yapılan sözleşmenin teminatı olarak verilen senetlerin davacının abisine verilmesinden kaynaklı, lehtar kısmı ve tarihleri değiştirilerek dava dışı ... tarafından işlem yapıldığını, davalı şirket ile davalı dışı senedi alıp işleme koyan kişinin vekilinin İstanbul Anadolu 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'ndeki ikrarının en önemli delil olduğunu, yemin altında şirket yetkilisine sorulacak sorulara cevap vermesinin davanın esasına etkileyecek nitelikte olduğunu, eksik inceleme bulunduğunu, davanın ticari defterleri incelenseydi davacı adına 28.05.2018'de davalı şirket vekili tarafından yatırılan 9197,80 TL nin belgesinin ortaya çıkacağını, aynı şekilde belediyeye yazı yazılması gerektiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin ancak mahkeme kararı ile olabileceğinden senedin üzerinde teminat senedi yazılması halinde mahkemeden karar alıp kesinleşinceye kadar geçen zamanda senedin zaman aşımına uğrayacağını, o nedenle teminat senedi yazılmadığını, mahkeme önünde ikrar olduğunu ve bunun kesin delil olduğunu, kısıtlılık davasının da reddedilerek kesinleştiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, davacının duruşmada mazeretinin kabul edilmesine rağmen, sözlü yargılamaya geçilmeden karar verildiğine ilişkin istinaf itirazında bulunmuştur. Davacı tarafın bu husustaki istinaf itirazlarının incelenmesinde; Sözlü yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 186. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, \"Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir.\" hükmünü amirdir. Bu maddede, taraflara davetiye çıkarılacağı belirtilmiş ise de, HMK'nın 184. maddesine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, sözlü yargılama hakkında da  görüşlerini sorması gerekir. Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davalı vekilinin hazır olduğu 13/03/2023 tarihli duruşmada, davacı vekilinin e-duruşma talebinde bulunduğu, duruşma gün ve saatinde sistem üzerinden yapılan çağrıya cevap vermediği, talebinde mazeretli olduğunu belirttiğinin görüldüğünü bildirerek, ara karar ile davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilerek tefhimle açık yargılamaya devam olunmuştur. Mahkemece davacı vekilinin mazereti kabul edilmiş olmasına rağmen, yargılamaya yokluğunda devam edilmiş, taraflara HMK’nın 184. maddesi gereğince tahkikatın bittiği bildirilmemiş ve sözlü yargılama için HMK’nın 186. maddesinde belirtildiği şekilde yeni bir duruşma günü belirlenmeden ve sözlü yargılamaya geçilmeden karar verilmiş olduğundan, HMK’nın 184. ve 186. maddelerinde belirtilen sırasıyla tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya ilişkin usul kurallarına uyulmaksızın verilen hüküm AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına dolayısıyla HMK’nın 27/2-b maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının unsuru olan silahların eşitliği ilkesi ile usul kurallarının özüne uygun düşmemektedir. O halde, mahkemece yukarıda yazılı hususlar dikkate alınarak usul kuralları gereği yerine getirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasına, sair istinaf sebepleri incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf talebinin usul yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, sair istinaf sebepleri incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf talebinin esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden KABULÜNE, 2-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2023 tarih, 2022/350 Esas, 2023/169 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d47c26a16dc0f92","SID":"9b191c52500fb2a2"}}