{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  25. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 25. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/421 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/1178<br>KARAR TARİHİ\t: 15/05/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/750 Esas, 2022/764 Karar<br><br>DAVACI\t: ... ...<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: ......<br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br><br>Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. <br>Dava, haksız haciz nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir <br>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Davalı vekili, haksız haciz sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için eylemin hukuka aykırı olması ve zarar doğması gerektiği gibi alacaklının ağır kusurlu ve kötü niyetli olması gerektiğini, resmi kayıtlara göre iş yeri başkaları adına olsa bile borçlu ile şirket arasında organik bağ olduğunu, gayri resmi ortaklık olduğunu, bu iş yerinin tespiti ile hacze gidilmesi sonrası borcun hemen ödenmesinin bu durumu ispatladığını, alacağın tahsili için borçlu ile irtibatlı görünen adreslere gidilerek haciz yapılmasının olağan olduğunu, müvekkiline yüklenecek bir kusur olmadığı gibi, kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığını, emsal Yüksek yargı kararlarında bu şekilde haciz yapılmasının manevi tazminatı gerektirmeyeceğinin belirtildiğini, zaten davacının hiç bir malının muhafaza altına alınmadığını, dolayısı ile bir zararın oluşmadığını, davacının bir şirket olduğunu ve manevi zararın unsurlarının oluşmadığını, mahkemece salt davacının varsayıma dayalı beyanları ile hüküm kurulduğunu, iş yerinin borçlu ile alakası olduğunu haciz sırasında çevreden soran kişilerin tanık olarak dinlenmesi gerekirken dinlenmediğini  ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Dosya kapsamından, davalı şirketin dava dışı ... hakkında icra takibi yaptığı, takip dosyası üzerinden davacı şirkete maaş haczi müzekkeresi gönderildiği, davacı şirketin bu kişinin çalışan olduğu, maaş haciz yazısının işlendiği, ancak maaşında başka haciz bulunduğundan sıraya konulduğunu belirtir şekilde cevap verdiği, davalı tarafça bu cevaba rağmen iş yerinin dava dışı kişinin olduğu iddiası ile haciz talep ettiği, haciz sırasında ticaret sicil kayıtlarının sunulduğu, iş yerinin 2003 yılında kurulduğu ve ortaklık yapısının değişmediğinin görüldüğü, dava dışı işçinin ise 2012 yılında davacı şirkette çalışmaya başladığı, şirket ile ortaklığına dair hiç bir delil sunulmadığı, komşu iş yerlerinden sorulduğu iddiasının her iki tarafında tacir olması karşısında dinlenebilir olmadığı, bu sebeple etraftan soran kişiler olarak gösterilen ve haciz mahallinde bulunan kişilerin tanık olarak dinlenmesinin sonuca etkili olmayacağı, haciz sonrası borcun ödenmesinin organik bağın ispatına yeter olmadığı, haczin haksız olması için muhafaza işlemi yapılmasına gerek bulunmadığı  anlaşılmaktadır. <br>Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötüniyetinin ve ağır kusurunun varlığı gereklidir.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri gözetildiğinde; dosya kapsamında dava dışı işçinin davacı şirket ile ortaklığının bulunduğuna dair hiç bir delil olmamasına, davacı iş yerinde işçi olarak çalıştığının her türlü delil ile ispatlanmasına rağmen davacı iş yerinde haciz yapılmasında davalı şirketin ağır kusurunun bulunduğu, haksız haciz nedeniyle davacı şirketin ticari itibarının zarar gördüğü ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davacı şirket yararına tazminata karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.<br>Manevi tazminatın miktarına gelince; kişilik hakları saldırıya uğrayan kimse Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmü uyarınca manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hâkim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı Kanunun 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar gerekçesinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.  <br>Davaya konu haksız eyleminin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması, somut olayın özellikleri, kusurun ağırlığı, yaşanan mağduriyetin düzeyi, tarafların sıfatı, ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminat adı altında hükmedilecek paranın, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olması, fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmemesi de gözetildiğinde, mahkemece takdir edilen manevi tazminat tutarının davacıda manevi huzuru gerçekleştirecek mahiyette olduğu, fazla olmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davalı tarafın istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, <br>2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gerekli 427,60TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3)İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4)Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2024<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>e-imza  <br>...<br>Üye<br>...<br> e-imza <br>...<br>Üye<br>...<br>e-imza  <br>...<br>Katip<br>...<br> e-imza <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26ab6dabac5bbecb","SID":"453fc3bb26364771"}}