{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  25. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/416 - 2024/1177<br>T.C.<br>ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 25. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/416 Esas <br>KARAR NO\t: 2024/1177<br>KARAR TARİHİ\t: 15/05/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/413 Esas,  2022/905 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. <br>Dava, basın yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıya dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Davalı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  ...'nın ...Başkanlığı tarafından yönetildiğini, bütçesi halkın verdiği vergilerle oluşturulan ...Başkanlığı'nın kurduğu, yönettiği ve bütçesini doğrudan veya dolaylı surette finanse ettiği bir vakfın, bir özel otel işletmesi ile, üstelik bu özel otel işletmesi ... Başkanı ...’ın akrabası ...’ın vârislerine ait olan bir otel işletmesi ise, kamuoyu nezdinde haber değeri taşıdığını, kamusal görevi olan kurumların, sahipliği bakımından siyasi bağlantıları olan özel işletmelerle yapmış olduğu bu ve benzeri sözleşmeler, dünyanın tüm demokratik ve özgür ülkelerinde, haber değeri taşıdığını ve halkın vergilerinin nerelere harcandığı yönünden kamuoyu oluşturması bakımından haberin yapılmasında üstün kamu yararı bulunduğunu, dava konusu haberin içeriğindeki bilgilerin davacı yanın da kabulünde olan 30.04.2021 tarihli \"Otel Hizmet Sözleşmesi\" başlıklı belgeye dayandığını,  ilk derece mahkemesi tarafından da sözleşmenin gerçek olduğunun kabul edilmesi, söz konusu sözleşmenin haberin içeriğinde aynen paylaşılması, halk tarafından Türkiye ...'nın ...Başkanlığı'nın kurduğu ve yönettiği bir Vakıf olarak bilinmesi, bu yönüyle haber içeriğindeki bilginin gerçeğe uygun olması ve bu bilgilerin haber niteliği taşıması, habere yönelik toplumsal ilginin bulunması, gerçeğe uygun bilgilerin gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekecek nitelikte aktarılmasında hukuka aykırı bir yön olmaması, başlık ve haber içeriğindeki ifadeler çarpıcı olsa da basının, okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanmasının bir gazetecilik tekniği olması, haber içeriğinde davacı şirketin manevi haklarına saldırının bulunmaması, gerçeğe uygun haberlerin verilmesinde nesnel (objektif) ölçütlere uyulması, haberin veriliş biçimi yönünden özle biçim arasında ölçülülük bulunması, hususları birlikte gözetildiğinde, açılan davanın hukuki ve maddi dayanaktan yoksun bulunduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi halde hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu, ayrıca dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken olay tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının sözleşme içeriğini orantısız bir şekilde müvekkili aleyhine yorumladığını, müvekkilinin yandaş olarak itham edilecek bir konumda olmadığını, müvekkilinin kamu kurum ve kuruluşlarından ihale almadığını, siyasetle ilgisi olmadığını sözleşmenin çarpıtılarak haberleştirildiğini, müvekkilini karalamak ve kamuoyunu yanlış yönlendirmek için tüm imkanların seferber edildiğini, bu sebeple hükmedilen tazminatın az olduğunu  ileri sürmüştür.<br>Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Basın özgürlüğü,  Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasası'nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.<br>Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.<br>Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. <br>Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.<br>Öte yandan, bu konuda uluslararası metinlerde ifade özgürlüğünün nasıl yer aldığının incelenmesinde yarar bulunmaktadır. <br>Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü yer almaktadır. Bu durumda mahkemelerin önlerine gelen uyuşmazlıklarda, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar ile iç hukukun birlikte yorumlanması ve uygulanması gerekmektedir. <br>Hal böyle olunca; Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gözetilerek verilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının incelenmesi gerekmektedir.<br>İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun önemli özelliklerinden biri olup, toplumun ilerlemesinin ve her bir bireyin gelişmesinin temel koşullarından birini oluşturur. Bu özgürlük AİHS’nin 10/2.maddesine tabi olmak kaydıyla, sadece olumlu karşılanan ya da kimseye saldırgan gelmeyen ya da insanların kayıtsız kalabildiği “bilgi” ve “fikirler” için değil, Devlet veya halkın herhangi bir kesimi için saldırgan görünen sarsıcı nitelik taşıyan ya da rahatsız edici olan fikirler için de geçerlidir (AİHM nin Handysıde V.Birleşik Krallık, 7 Aralık 1976, Başvuru No: 5493/72, Seri A No. 24, s.23, paragraf 49). Çoğulculuk, hoşgörü ve açık düşünce bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın \"demokratik bir toplum\" olamaz. 10.maddede benimsenen ifade özgürlüğü bu şekilde olmakla birlikte, yine de bu, dar bir yorum gerektiren istisnalar içermektedir ve bu hakkı kısıtlama ihtiyacının ikna edici bir biçimde ortaya konması gerekmektedir (AİHM nin Pakdemirli-Türkiye Davası, Başvuru No:35839/97).<br>Basın özgürlüğü ise, ifade özgürlüğünün en önemli unsurlarından birisidir. AİHM basın ile ilgili kararlarında, ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun esaslı temellerinden birisini oluşturduğuna değindikten sonra, basına tanınması gereken güvencelerin özel bir öneme sahip bulunduğunu belirtmektedir. Basın ve diğer medya organlarının ifade özgürlüğü, kamuoyuna yöneticilerin görüş ve davranışlarını tanıtmak ve yargılamak için en iyi araçlardan birisini sunmaktadır. Basına siyasal arenada ve kamunun ilgilendiği diğer alanlarda tartışma konusu olan bilgi ve görüşleri iletme görevi düşer. Basının bu görevi kamuoyunun da bilgi ve görüşleri alma hakkı ile tanımlanır (Handysıde V.Birleşik Krallık, 7 Aralık 1976, Başvuru No: 5493/72, 49, Centro Europa 7 S.R.L. And Dı Stefano V. İtalya, Başvuru No: 38433/09, 131). \t<br>O halde, basın özgürlüğü; bir yönüyle halkı ilgilendiren haber ve görüşleri iletme özgürlüğüdür; diğer yönüyle de, halkın bu bilgi ve görüşleri alma hakkıdır. Mahkeme’ye göre basın ancak bu şekilde, kamuoyunun bilgi edinme hakkı bakımından yaşamsal önemi bulunan “halkın gözcülüğü” ya da “bekçisi” görevi yapabilir. Basın özgürlüğü söz konusu olduğunda, ulusal makamlara tanınan takdir yetkisi demokratik bir toplumun yararı dikkate alınarak sınırlandırılır (Édıtıons Plon V. Fransa, Başvuru No:58148/00, 44; Bladet Tromsø And Stensaas V. Norveç, Başvuru No:21980/93, 59).<br>Burada hemen şunun ifade edilmesi de gerekir ki, Sözleşme’nin 10. maddesi sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini değil, fakat aynı zamanda bunların nakledilme biçimlerini de korur. (...). AİHM’nin yerleşik içtihadına göre; gazetecilik özgürlüğü ve mesleği, belirli ölçüde abartma, hatta kışkırtma unsurunu da içerir. (...)  <br>Basın özgürlüğünün tartışılmasında dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise “değer yargısı” ile “olaya dayalı bilgilendirme” arasında ayırım yapmaktır. Bir olayın olup olmadığı kanıtlanabilir bir husus iken, bir değer yargısının kanıtlanmasının istenmesi gerçekleştirilemez ve kanaat özgürlüğüne müdahale oluşturur. AİHM’ne göre ulusal hukukun bu ayrımı öngörmemesi kendi başına ifade özgürlüğüne aykırılık oluşturabilir.<br>İfade özgürlüğü geniş bir şekilde yorumlanmakta ise de, sınırsız olmadığı da Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. fıkrasında ifade edilmiştir. Hukuken öngörülmüş olma ve meşru amaçlar kapsamında ifade özgürlüğünün sınırlandırılması mümkündür. <br>Hukuken öngörülebilen bir ifade özgürlüğü sınırlandırılması için meşru bir amacın bulunup bulunmadığının tartışılması gereklidir. AİHS’nin 10.maddesinin 2.fıkrasına göre “bu özgürlüğün kullanılması, …demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin otorite ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.” Burada çözülmesi gereken temel sorun ifade özgürlüğü ile kişilik haklarına yönelik saldırı arasındaki sınırın hangi ölçütlere göre saptanacağı sorunudur (Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2014 gün ve E:2013/4-768, K:2014/402 sayılı ilamı)<br>Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, dava dışı ... ile davacı şirket arasında indirim sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin açıkça oteli tercih eden personele indirim yapılmasından ibaret olmasına rağmen davalının basın yayın organlarında çarpıtılarak haberleştirildiği, yapılan işlemin kamu ihaleleri ile ilgisi olmamasına rağmen sözleşmenin ihalesiz yapıldığı, davacı firmanın ...Başkanlığı üzerinden ihalesiz aldığı sözleşme ile fahiş para para kazandığı  algısının oluşturulduğu, bir çok kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşlarının belli firmalarla yaptığı  indirim sözleşmesi niteliğinde ki sözleşmenin davacı firmanın ticari itibarını zedeleyecek şekilde  haberleştirildiği, haberin veriliş şekline göre özle biçim arasında ki dengenin bozulduğu, haberle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği anlaşılmakla davacı yararına bir miktar manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.<br>Manevi tazminat miktarı yönünden yapılan incelemede; kişilik hakları saldırıya uğrayan kimse Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmü uyarınca manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı Kanunun 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar gerekçesinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.  <br>\t<br>Somut olayda, yayın tarihi, haberin içeriği, ulaştığı kitle, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalıların eylem ve kusurlarının ağırlığı ile manevi tazminatın bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği,  yönündeki ilkeler gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarının somut olayın özelliklerine uygun ve davacıda manevi huzuru gerçekleştirecek mahiyette olduğu, fazla veya az  olmadığı kanaatine varılmıştır. <br>Her iki tarafında tacir olması ve haksız fiil nedeniyle hükmedilen tazminata işletilen faiz türü ve faiz başlangıç tarihi de doğrudur. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurusunun  ayrı ayrı esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince;tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince;<br>a)Davalıdan alınması gerekli 3.415,50TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 853,88TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>b)Davacıdan  alınması gerekli 427,60TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan  80,70TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3)İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,     <br>4)Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere 15/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2024<br><br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f4511b246e3d042","SID":"233b7ddad47b33cb"}}