{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/607  Esas 2024/637  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/607 <br>KARAR NO\t: 2024/637<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/425 Esas 2021/807 Karar<br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>İHBAR OLUNAN\t: <br>DAVA\t: Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 24/06/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 07/06/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 24/07/2006 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde hizmet akdi ile çalışan işçinin 30/04/2004 tarihinde hizmet akdinin haksız olarak tek taraflı feshedildiği iddiasıyla işçi tarafından açılan tazminat davası sonucu verilen kararın icra takibine konulması nedeniyle icra dosyasına ödenen miktar ile yargı harç ve masraflarından davalının sorumlu olduğunu belirterek şimdilik 9.995,12 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.   <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, devre esas bilançoların kesinleştiğini, yapılan ödemeden müvekkilinin sorumlu olmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesi, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin hükümlerinin birlikte yorumlanması gerektiğini, rücuya konu mahkeme kararında bahsi geçen alacağın müvekkiline bırakılan alacaklardan olmadığını, işçinin sözleşmede belirtilen 3. Kişi niteliği bulunmadığını, dayanak davada ihbar olunan yüklenici bulunduğunu, davanın müvekkiline değil asıl sorumlu olduğu düşünülen yükleniciye yöneltilmesi gerektiğini, ödeme tarihinden itibaren avans faizi talep edilmeyeceğini, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının icra dosyasına ilişkin giderleri, vekalet ücretini, karara ilişkin yapılan masrafları ve faizi talep hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. <br> <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, davanın bu süre içerisinde açıldığı, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde \"...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla\", 22. maddesinin (f) bendinde \"Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla...\" hükümlerinin yer aldığı, bu hükümler gözetildiğinde hisse satış sözleşmesi karşısında işletme hakkı devir sözleşmesinin öncelikle uygulanacağının anlaşıldığı, rücuen tazminat talebi başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebileceği, davacının dayanak davada verilen karara istinaden dava dışı işçiye icra takip dosyası sonucu yapmış olduğu ödeme ile iş mahkemesi dosyasındaki yargılama gideri bakımından taraflar arasındaki İHDS hükümlerine göre sorumluluğun davalı tarafta olduğu, davacının söz konusu sözleşmeye istinaden yapmış olduğu ödemeyi ve yargılama giderini davalı taraftan rücuen talep hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.995,12 TL'nin, 9.782,48 TL'sinin ödeme tarihi olan 17/06/2013, 212,64 TL'sinin ödeme tarihi olan 09/08/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacağın zaman aşımına uğradığını, davacının elektrik dağıtım lisansına sahip olan müvekkilinden ayrı bir tüzel kişili bulunduğunu, ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesi ve işletme hakkı devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının müvekkiline yazdığı yazılarında dağıtım şirketinin bilançosundaki tüm unsurların özelleştirme bedeli içerisinde değerlendirilmekte olduğu ifadelerinin yer aldığını, kaydi sermaye ilave edilmek suretiyle ikmal edilen borç alacak düzenlemelerinden sonra bilanço kalemlerinde bir değişikliğe gidilmesinin mümkün olmadığını, devre esas bilanço düzenlemesi ile her türlü borç ve alacak işlemlerinin kesinleştiğini, özelleştirme modeli gereği bilanço çalışmaları yapılarak şirket tarafından devre esas mizan düzenlendiğini, beyan edilen mizanın kayıtları esas alınarak devre esas bilanço düzenlendiğinden bu suretle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden müvekkilinden herhangi bir talepte bulunulmasının ihale şartnamesi ve hisse satış sözleşmesi hükümlerine ters düştüğünü, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 25/05/2006 tarihli yazısı ile 31/03/2006 tarihi baz alınarak elektrik dağıtım şirketleri ile müvekkili arasında kısmi bölünme işlemleri gerçekleştirilerek ... Genel Müdürlüğü bilançoları yeniden yapılandırıldığını, dava konusunun İHDS kapsamında yer almadığını, iş akdiyle çalışan işçinin davalarda 3. kişi zararı olduğundan söz edilemeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin 6. maddesinde de işçi alacaklarından davacı şirketin sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, kök davada ihbar olunan yüklenici bulunduğunu, davanın ihbar edildiği yüklenici yerine dosya borcunun müvekkilinden avans faizi ile talep etmesinin kabul edilebilir olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davanın müvekkiline değil asıl sorumlu olduğu düşünülen dava dışı işçinin bünyesinde çalıştığı yükleniciye ihbar edildiğinden açıkça davanın haksızlığını ortaya koyduğunu, müvekkilinin yalnızca rücuya dayanak mahkeme kararında belirtilen tutardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, davacı vekilinin dilekçesi ekinde 212,64 TL'lik ödemeye ilişkin belgenin taraflarına tebliğ edilen dava dilekçesi ekinde mevcut olmadığını, bu tutara ilişkin talebin de reddine karar verilmesi gerekmekte iken kabulü yönünde hüküm kurulmasının hatalı bulunulduğunu, davacının sözleşme gereğince gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmasına rağmen mahkeme kararında hüküm altına alınan alacak kalemlerini icra takibine mahal vermeden ve gecikmeksizin ödemediğinin görüldüğünü, bu durumda müvekkilinin ancak mahkeme rücu davasına dayanak teşkil eden davada hükmedilen bedelden sorumlu olacağını, ilam sonrası faiz, icra takibi ve buna ilişkin giderler kısmına ilişkin ilamın takibe konu edilmesinde davacının kusuru bulunduğu için bu kısımların müvekkiline rücu edilmesinin mümkün olmadığını, davacının rücuya dayanak dava/icra dosyasına yapılan ödeme avans faiz ile birlikte ödenmemişken huzurdaki dava yönünden avans faiz talep edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu gibi davacı yönünden sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, davacı her ne kadar ödeme tarihinden itibaren faiz istemişse de kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 9. İş Mahkemesi'nin 17/07/2012 tarih ve 2011/294 Esas 2012/537 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalısı ... olup, 30/04/2004 tarihinde işçinin iş akdinin haksız ve tek taraflı feshi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatının tahsili talebiyle açılan davada davanın kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçerek kesinleştiği görülmüştür.<br>\tAnkara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/9141 sayılı takip dosyası ile alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine Ankara 9. İş Mahkemesi'nin 17/07/2012 tarih ve 2011/294 Esas 2012/537 Karar sayılı sayılı ilamına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ... tarafından icra dosyasına 17/06/2013 tarihinde 9.782,48 TL ödendiği anlaşılmıştır.<br>\tDavacı tarafından dava tarihinden önce davalıya gönderilen 08/04/2021 tarihli talep yazısı ile işçiye mahkeme kararı nedeniyle ödenen 9.782,48 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş, davalı tarafından davacıya gönderilen 12/04/2021 tarihli cevabi yazıda işçilerin tüm hak ve borçlarıyla birlikte şirkete devredildiği, sorumluluğun şirkette olduğu, genel müdürlükçe yapılacak bir işlem bulunmadığı bildirilmiştir. <br>\tDavacı tarafından dava dilekçesinde yer alan 212,64 TL yargılama giderine ilişkin herhangi bir belge dosyaya ibraz edilmemiş, davacı vekili yargılama aşamasında 26/10/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında 212,64 TL yargılama harç ve giderinin 09/08/2012 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ettiğini, tüm delillerini mahkemeye sunduğunu beyan etmiştir. <br>\tSözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; dava dışı ... tarafından iş akdinin haksız ve tek taraflı feshi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına yönelik davacı ... aleyhine açılan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, dava dışı ...'ın mahkeme ilamını ... aleyhine icra takibine koyması sonucu davacının 17/06/2013 tarihinde 9.782,48 TL'yi icra dosyasına ödediği dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ... ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin .... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Ankara 9. İş Mahkemesi'ndeki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyasına ödediği tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı). <br>\tDavalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.<br>\tÖte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde \"...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla\", 22. maddesinin f bendinde \"Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla...\" hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin hüküm altına alınan alacağın faiz başlangıç tarihi ve türüne yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; kural olarak rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). <br>\tYargılama aşamasında bilirkişi raporu alınmamış ise de, dayanak davaya ilişkin ilam, ilamda hüküm altına alınan yargılama giderleri ve faiz, icra takip talebi, ödeme tarihi gözetildiğinde davacı tarafından icra dosyasına ödenen bedelin ilama uygun olduğu anlaşıldığından bilirkişi raporu alınmamış olması usuli bir eksiklik olarak değerlendirilmemiştir. <br>\tDavalı vekilinin asıl alacak miktarı içerisinde hüküm altına alınan 212,64 TL yargılama giderine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde davalının ihds hükümleri uyarınca icra dosyasınan ödenen bedelle dayanak davaya ilişkin yargı harç ve masrafından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek icra dosyasına ödenen 9.782,48 TL ile yargı harç ve masraflarına ilişkin 212,64 TL olmak üzere toplam 9.995,12 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece anılan talep üzerine yapılan yargılama sonunda davacının davalının yaptığı tüm ödemeden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilerek icra dosyasına ödenen 9.782,48 TL'nin yanı sıra 212,64 TL yargı harç ve masraflarının da davalıdan tahsiline karar verilmiştir. <br>\tDayanak davada mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü kararı ile birlikte alınması gereken 212,64 TL harçtan peşin alınan 57,10 TL harcın mahsubuyla bakiye 155,54 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, davacının sarf ettiği 57,10 TL harç ile 292,82 TL masraf olmak üzere 349,92 TL yargılama masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine hükmedilmiştir. <br>\tDavacı tarafından yargılama harcının ödendiğine ilişkin herhangi bir makbuz dosyaya ibraz edilmediği gibi, dayanak davada harç tahsil müzekkeresinin hazırlandığına ilişkin de dosyaya bir bilgi ve belge ibraz edilmemiştir. <br>\tBu durumda mahkemece, davacının dayanak davaya ilişkin olarak 212,64 TL harç ve yargılama gideri yaptığına ilişkin bir ödeme makbuzu ibraz etmediği, anılan bedeli ödediğine yönelik iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek bu bedel yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun alacak miktarı içerisinde yer alan 212,64 TL harç ve yargılama gideri yönünden kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının alacak miktarı içerisinde yer alan 212,64 TL harç ve yargılama gideri yönünden kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun alacak miktarı içerisinde yer alan 212,64 TL harç ve yargılama gideri yönünden KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2021 tarih 2021/425 Esas 2021/807 Karar sayılı kararının alacak miktarı içerisinde yer alan 212,64 TL harç ve yargılama gideri yönünden KALDIRILMASINA, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, <br>\tB)1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 9.782,48 TL'nin ödeme tarihi olan 17/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>\t2-Davalıdan alınarak hazineye irat kaydına karar verilmesi gereken 668,23 TL harçtan peşin alınan 170,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 497,53 TL harç istinaf aşamasında davalı tarafından yatırıldığından bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t3-Davalı tarafından fazla yatırılan 14,54 TL karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, <br>\t4-Davacı tarafından peşin yatırılan 170,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 212,64 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t7-Davacı tarafından posta ve tebligat masrafı olarak yapılan 37,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı gözetilerek hesaplanan 36,21 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t9-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek hesaplanan 28,08 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t10-Davalıdan tahsili gereken 1.291,92 TL arabuluculuk ücreti  istinaf aşamasında davalı tarafından yatırıldığından bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t11-Davalı tarafından istinaf aşamasında fazla yatırılan 28,08 TL arabuluculuk ücretinin talebi halinde davalıya iadesine,<br>\t12-Gider avansının kullanılmayan kısmın talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>\tC)1-Davalı tarafında yatırılan 170,70 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, <br>2-Davalı tarafında yatırılan 220,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>3-Davalı tarafında istinaf aşamasında posta gideri olarak yapılan 40,00 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek 0,85 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 08/05/2024<br><br>Başkan -               Üye -                       Üye -               Zabıt Katibi - <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d074faba3d5c97ed","SID":"862f2ab03e6241ee"}}